Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

TUTSAKLIK Konulu Şiirler - tutsaklik Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "tutsaklik" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "tutsaklik" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. tutsaklik Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

313  

DAYAN

dayan.. acimasiz yorgunlugunun telasiyla..
dayan.. dislerini kirarcasina..
ellerini sikarken nefsinin..
kafani duvarlara vururcasina..
gözlerini yumarken bir yaprak dalindaki acemiligi gör..
yere düsmemeye inat..
rüzgarla savrulmamaya..
hizla akan bir derenin yavasliginda..
kurumamaya..
zeytinin siyaha kan kusturmasi..
sögüt dallarinin gölgesizligi..
dayan..
........... devamı >>
 
Metmetin
    
    
    

314  

TUTKULAR HERGÜN TAZEDİR

TUTKULAR HER GÜN TAZEDİR

Ben gökmavi tutkunuyum.

Gökmavi özümü, geçmişimi, geleceğimi anımsatır bana...Onun yönlendirici, kutlu erkiyle varlığımı duyar, algılarım.
Gökmavi erkin verdiği umuda, muştuya, mutluluğa yürümeyi, yaşamımı bezekleyen (SÜSLEYEN) bir utku (ZAFER) , bir zorunluluk, bir sorumluluk olarak duyarım. Tıpkı A.Hamdi TANPINAR'ın deyişi gibi

'' KÖKÜ BENDE BİR SARMAŞIK/ OLMUŞ DÜNYA SEZMEKTEYİM/ MAVİ, MASMAVİ BİR IŞIK/ ORTASINDA YÜZMEKTEYİM..''
........... devamı >>
 
Haydar Okur
    
    

315  

YASAK SOKAKLARINDAYIM AŞKIN

Üşüyen gönlümün aşka yürüyüşleri tamamlandığında
Sevginin döşeğine sereceğim biriktirdiğim şiirlerimi
Hiç duyulmamış bir şarkıyla dolacağım ben yüreğine
Gülüşünün odalarında sonsuza dek aşkla uyuyacağım

Bu sabah dünü unutarak yarına at adımlarını. Şansın her zaman doğru rotaya taşımaz gönül gemini. Limanında mutlu olduğun bir yaşamda yarın hep umuttur, unutma. Hızla akan bu hayat ırmağında daha neler takılacak oltana. İnsanlara güven, fakat asla saf kalma. Yüreğin özgürse bil ki, dertler vız gelir sana. Lokmanda nasır, yatağın hasır olsa da, yaşantında kahır olmasın. Dökül bu hayat ırmağına bu sabah yeniden, ruhunda tutsaklık barınmasın ve hayata ole demek için çok fazla bekleme.
........... devamı >>
 
Selahattin Yetgin
    
    
    

316  

GÖZLERİNE BAKTIM, BENDEN GÖZLERİNİ ÇALDI

Geçen onca senenin ardından baktığımda geriye, çok zaman geçmiş gibi geliyor insana… Oysa her şey dün gibi aklımda… İlk sevgilinin kapısında beklediğim saatler… Ya ilk görüşüm o yüzü… İlk kelimeleri öğrenmek adına başladığım kara tahtalı, eski Rum evinden bozma okulun sınıfına ilk girişi… İlk kalp çarpışım, ilk heyecanlanışım… Nasıl unutulur…

Sonraları ve sonrasından sonrakiler, bir kuş çırpınışı yaşamıydı. Damağa çalınan bir parça balın tutsaklığı, geç kalınmış bir koşuşturmaca gibiydi. Oysa sonlara yaklaşıldığında, tutsaklık tutkunluğa vardığında, kuş çırpınışları dingilliğe erdiğinde aşkın tadı, aşkın kokusu, aşkın o bilinmez kimyası kaplardı bedenleri… Ancak her saatin kıvamı aynı tutmazdı ve geceleri bir başka kişiliğe, gündüzleri bir başka kişiliğe bürünürdü insanlık. Yalnızlığın adı iyice anılır olurdu. Ruhların, gecenin matemli saatlerinde yıkanışı, bereketli topraklara ekilen ümitlerin yeşerişi ve gökyüzüne yıldızlarla yazılan yaldızlı isimler… Hepsi mutluluğa yapılan maratonun başlangıç noktasıydı. Sona varılabileceği düşünülmeden atılırdı büyük büyük adımlar… Kimileri yorulurdu düşerdi hayat yolunun kenarlarına, kimileri kısraklar gibi çatlamayı göze alırcasına bir çırpıda, kimileri ise aynı tempoda devam ederdi el ele... Nasıl unutulur…
........... devamı >>
 
Alperen Karadağ
    
    

317  

YAŞAMIMIN BELKİ DE HİÇ HAKETMEDİĞİ AŞK'INI YAŞIYORDUM...(DENEME) BELKİ DE EN ÖNEMLİ HATALARDAN BİRİ ÖNEMSEMEK…

Yaşamımın belki de hiç hak etmediği aşk’ını yaşıyordum. Hem de kahredici kaybetme korkuları arasında…
Belki de çok geç kalmış sevme duygularının açığa çıktığı, bedenimi sarsan arayışlar içindeki bir zamanda karşıma çıkmış, hayalimdeki bir kadına tutsaklık duygularıma hâkim olamayacağım bir zaman dilimiydi karşılaşmamız…

Yorgun bir yaşam biçimimin başladığı, çoğu zaman kendimi boşlukta hissettiğim günlerde, arayış içindeki yüreğimin sesine uyup, sevme şelâlesine kapıldığım zaman… Pembe ile siyah ayrımında bile olmayan gözlerim, onun gözlerine kilitlendiği zaman, savrulmaya başladığım girdapta, sonunun ne olacağını bilmeyi düşünme yeteneğini kaybetmiş bir beynin, sonuçta doğacak acıların ihtimalini bile düşünmeden, ilk el sıkışmamızdı aşk’la…
........... devamı >>
 
Mustafa Yılmazizmir
    
    
    

318  

01(ŞEREFSİZ DİYARIN KIZI) TAKHZAMEN’E

1/:
Ben...
Bencileyin sen...
Ve sencileyin o…
Sayın ki üç yüz kişiydik
Asabi ateş şahablarının eşiydik...
Şerefsiz teberlere karşı durduyduk.
1/a:
Ben
Bencileyin sendik zamanın kıstağında,
Ve sencileyin o muyduk? Bilmem…
Say ki üç yüz kişiydik ya ikimiz Takhzamen,
........... devamı >>
 
Ahmet Yozgat
    
    

319  

ANA KARNINA DÖNÜŞ - 1.1

Birinci Bölüm

1.1
Santrifüj Kuvvet

Yıldızlararası Uzay Gemisi Foton 1, önce çelik bir duvara çarpmış gibi sarsıldı, sonra titredi, daha sonra korkunç bir anafora kapılmışcasına yörünge merkezinden çevreye doğru savruldu. Gemiyi yönlendirmekte kullanılan jiroskopik kompasların görevden çekildiğini belirten kırmızı bir ışık iç şebeke kontrol radarı ekranını boydan boya taradı. Pozitronik enerji merkezinden enerji taşıyan hatlardaki akkorlaşma sonucu aydınlatma şebekesi felce uğradı. Nötron ve mezon difüzyonu sağlayan osilofon ışıması durdu. Ana ekran kararmasını çevresel ekranların kararması izledi. İmdat ekranları otomatik kumandaya yanıt vermez oldu. Oksijen ve azot karışımından oluşmuş iç atmosferi düzenleyen jeneratörlerin frekans altı band titreşimleri kumaNda kabinini dolduran cılız vınıltılara dönüştü. Foton motorları durduğu için sıfıra düşmesi gereken kabin içi ağırlık olağanüstü bir nedenle arttı. Kabindeki bağımsız cisimler, nereden doğduğu bilinmeyen santrifüj bir kuvvetin etkisiyle merkezdeki denge noktasından kabinin iç çeperlerine doğru savruldular. Her şey iç çeperlere yapışık olarak dönmeye başladı. Bunun doğal sonucu olarak kabinde kulakları sağır eden bir gürültü fırtınası koptu.
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    
    

320  

“ANIRIŞANLARIN ARASINDA OLMAK…”

1

Bir gün rüzgârda kangala döndüm şiirden ve yanan akşam bulutları bana günün şiiri ödülünde mansiyon verince yaptığım konuşmadan

Yaşadığım yerlerde bana önem ve değer veren az sayıda insan vardır.Yaşamımın her döneminde de herkesin sevdiği bir insan olamadım.Ha bunu umursuyor muyum? “Umurumda değil dersem” ne kadar doğru söylemiş olurum,”umurumda” dersem o da doğru değil.Soruların net ve kesin cevapları yoktur çoğu zaman.Biz ortama göre bir yanıt vererek durumu idare ederiz.Verdiğimiz yanıt doğru değildir; ama bütünüyle yanlış da değildir.Biri bize “nasılsın? ” diye sorduğunda verdiğimiz her yanıt aslında tam anlatamaz durumumuzu.Coşku içinde “ben iyiyim” diyenle üzüntüden mahvolmuş,”kötüyüm” diyen,doğruya en yakın yanıtları vermişlerdir.Mutlak iyi ve kötü durum yoktur,demek istiyorum.En azından en berbat durumda bile bir başkası bu berbat durumdan bir çıkış bulabilir.Saçmaladığımın farkına mı vardınız.Yani,”ölecek olan bir hasta,idam olacak biri için nasıl olur da bir başkası umutlu bir manzara çizebilir “, itirazınızdan bahsediyorum.Çoğunluk ölür işte,korksa da ürkse de ölür ve gider.Ama imanı kavi bir mümin için ölüm tozlu yoldur; veya inançları için asılan biri celladının suratına tükürerek dimdik gider.Konuyu dağıtmayayım.Yıllardır bozkırlarda yaşayan birisi olarak bozkırların dilini iyi bilirim.Yakup Kadri’nin yaban’ındaki okumuş Ahmet Celal, sık sık aklıma geliyor yaşadığım ıssızlarda.Yaban 2008 diyeceğim geliyor ama diyemiyorum.Diyemem,çünkü Ahmet Cemil’in geldiği yerden gelmedim buralara.Hamurumun karıldığı topraklardayım.Vardır öyle insanlar değil mi; herkes sever onları.Onlar gelirken ayağa kalkılır,saygı gösterilir,çevresinde pervane olunur.Vardır evet,ama genel olarak bakılınca statülerine de bir bakmakta fayda vardır.Şimdi şöyle oluyor:adam köye öğretmen olarak gidiyor,merakla çevresine toplanıp hoş beş edenler,biraz sonra o civarda görevli ormancıyı görünce,onu okulun duvarının dibinde ,akşam karanlığında tek başına bırakıp ormancının çevresine toplanıyor.Rağbetin kalıcılığı ve geçiciliği belli nedenlere bağlı.
........... devamı >>
 
Adnan Durmaz
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


03.12.2008 23:54:28

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim