FUTBOL TAKIMLARINI KONUŞUYORUZ! Tuttuğunuz takım için yazılanları okumak için logosuna tıklayın.

Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

TURSU Konulu Şiirler - tursu Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "tursu" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "tursu" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. tursu Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

201  

YAŞARDIK

YAŞADIK
Çok yıllar önce biz de çocuktuk
Deveme çevirir, çember sürerdik
Yolma yolar, şahra çekerdik
Harmanda cercere binerdik
Ağaç dallarından at yapar
Rahvan koşar, oynardık

Ağaçlara tırmanır
Daldan dala geçerdik.
Şahra ipiyle salıncak kurar,
Salınır tekerlemeler söylerdik.
Eski bezlerden top yapardık
Yedi bardak oynardık

Direk uçlarından teker keser
Sopa, tahta parçalarını iple bağlar
Tahtadan araba yapardık.
Çamurdan ev
Patlambaç patlatır
Yaptıklarımızla oynardık
........... devamı >>
 
Hasan Geneyikli
    
    
    

202  

DOSTLUK İLE SEVGİLİ; SEVGİLER, DİLEKLER...

Fark etmez! ....
Bir şey olsun ya emzik ya tünelde şimendifer.
Fark etmez…
Bir şey! ..
O bir şey olsun yeter.
Ama o bir şey değil.
Yani o, bir şey değil.
Yani, tek şey değil.
Herkese mal edilir ya, pof.
-

Bazen taşıyor içim dışıma, ben bile anlayamıyorum.
Sokakta kolay enselemesi kötücül gider durumları
ve bir bazen; kuşanılması çoğunca, sürü maske …
Ama samimi olduğunla, bazen sanıyorsun açılacağım;
başını almış gitmiş, bizzat kendin gitmişsin.
Ve hatta bir sefer olmuştum böyle, bir dostluktan
ve hatta bundan, o dediğinde şaşırmıştım, kendinde:
“Vermeyene değer, sen de değer verme” gibi bir kesme
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    

203  

HANIMELİ ÇİÇEKLERİ DONATMAMIZ…

‘Türkiye’de hak ve hukuk anlayışı biraz abartılı sevgiyle şımarık bir halk oluşmaya yüz bulmuşluk oluyor kolayca, yüz bulduğu gibi tutumlanmaya da koyuverince cezalanıyor, ayıplanıyor, kınanıyor. Hoş, bu dert orada, ülkenizde kalsa iyi, gelip sızlanınca şaşırıyoruz elbette, Türkleri çalışırken tanıdık, komşulukta tanıştık, acaba maske miydi endişesiyle bir ikisini kabullenmeye zaman ayırınca, başımıza sarmış oluyoruz, gözümüzü açamadan yığılmışlıkla karşı karşıya kalıyoruz. Halk elbette sevilir, şımarmak demek mi olmalı? Yok efendim ne soyundandım, sol yanımdaki halim Anayasa kuralı olsun, sağ ayağımla eşikten girilecek okul olsun, o okul bana yabancı demiyor üstelik, beni yabancılıyor demeye yüz bulmuşluğu severek oynuyor. Bir devlet kişisel keyfiyet haline, başı, ayağı, eteği, lehçesiyle mi yönetilecek, her gün üstelik keyfi kaçtıkça değişme gösterme patırtı gürültüsüyle… ‘’
........... devamı >>
 
Sevinç Kavuk
    
    
    

204  

-MAKBULE

Kirpiğin ucundan ateş saçardı,
İçime kaç yangın ekti Makbule.
Perdeyi aralar, camı açardı,
Her sabah bir kurşun sıktı makbule.

Düşürdü koynuna kızıl ateşin,
Çalmıştı mayayı nefsime peşin,
Bekle ki sabahı, doğsun güneşin,
Kapıya nöbetçi dikti Makbule.

Al yanak altında gamze belirdi,
İhtiras kudurdu, izan delirdi,
Kendine çekmeyi fena bilirdi,
Gönlüme kancayı taktı makbule.
........... devamı >>
 
Fesih Aktaş
    
    

205  

:::: ÖZLEM 4-İLK AŞK - KARA DAYI VE KIZI

söz vahtında açılı derler
işde böyle bi bayram günü
Hesne Gelin,
beni gayfadan ça(ğı) rdı
“-mücüdemi isderin emme ha”
Özlemden bi habar,
el gadar kıyat parçası da olsa
mekdup mu varıdı acaba

içimde bi kürpüldeme
soluğum daşdı valla
yonusa Özlemi
bana isdeyvicekler mi,
hadi hayırlısıyna
........

uzatmadı sağolsun
“-Özlem sizin evde” dedi,
bu hepisinden daha
mühimidi valla
hayal edebileceğimden
çok çok fazla bişiy
........... devamı >>
 
İbrahim Çelikli
    
    
    

206  

ŞİMENDİFER

Her bahar yeniden gelirim dünyaya.
Yerle yeksan olurum
martılara düşen kar tanesiyle.
Dehre düşer utanç yüklü filika.
Belki an bizi kavrar.
Tarih düşer İstanbul sularına.
Sevişir gibi bir nehrin akıntısıyla.
Elimi bir âmânın yüz suyuyla yıkarım.
Bakarım, akar zaman, su akar.
Akışın yürek yakar.

Heybelide bir İsa var.
Musa ile dev asa var.
İnce hastalık diyorlar
nebileri koyar naçar.
Eyüp sabrı ister bu dert.
İster yanında el ensar.
İncelir erir buz, vücudumuz
bir varmış, bir yokmuşuz.
........... devamı >>
 
Erdal Topaç
    
    

207  

ÖĞRENCİ MATİNESİ(ÖYKÜ)

Kısmen de olsa, özgürlüğümüzü soluduğumuz sinemamız Cumartesi günleri, kasabamızın tek eğlence yeri sayılırdı ve öğrencilere o gün, sadece bir film oynatılırdı. Ancak kasabamızın tek ortaokulunun, öğretmenlerinin gözetimi, başımızdan hiç eksik olmazdı. Sinemaya, sarı kurdeleli, sarı metal belirtkeli (amblemli) şapkalarımız ve ensiz, desensiz kravatlarımız olmadan da giremezdik. İlla ki, bu nesneler olacaktı; olmazsa, olmazdı... Ama onca disipline karşın yine de, yapılacak ne varsa yapardık. Kenarlara ve köşelere yerleştirilen gözcülerden cesaret alan kimi öğrenciler yine, sinemanın kuytu köşelerinde püfür püfür sigaralarını içerlerdi. Kimileri de, belden aşağı anlatılan fıkralara bağırtılı kahkahalar koparırlardı. Bu anlarda yine, tadına doyulmaz kısıtlı özgürlüğün başka bir yanıydı.
........... devamı >>
 
Ergin Bingöl
    
    

208  

FORUM ALANINA KAYDEDEMEDİĞİM...

Adı Rıza Polat Akkoyunlu idi. Bir edebiyat öğretmeniydi –yanılmıyorsam-.
“Güneyden Geliyorum Güneyden” isimli şiir kitabındaki şiirleri yeni yeni şarap içmeye başladığımız 17-18 yaşlarımız dönemine damgasını vurmuş şairlerdendi. Şiirleri mezelerimiz arasında ön sıralardaydı…
Yani bundan kırkbeş-kırkaltı yıl öncesinden bahsediyorum…
Şiirlerindeki sevgilisinin adını anmazdı. O ‘na “Nokta Noktam” derdi…
Şimdikilerin bir kız ya da kadınla bir gecelik maceralarından sonra donunun rengini ve tabii adını falan arkadaşlarına anlatan nesilden değildi…
“Seni ömrünün en nazik yıllarını yaşadığın bir çağda
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


22.11.2008 08:24:22

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim