Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

TARIM Konulu Şiirler - tarim Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "tarim" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "tarim" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. tarim Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

209  

FIKRALAR

KİMSE ANLAMASIN DİYE (fıkralar G.Witt'e aittir)

Temel ne zaman kalabalık bir yerde sevgilisi olan Fadime ile
Telefonlaşmiş ise, başlarmış çin'ce veya japon'ca gibi huat, şoht, cau, yong,
dong, cin, çon diye bir şeyler konuşmaya.
Bir gün Dursun
- Uy Temel haçan sen neden ne zaman kalapaluk pir yerde Fatima ile telefonla konişurçen, paşka bir til konişmaya çalışaysun? - deyince
Temel- Çörmeymusun, her seferunta herçes çimunla ne koniştiğumi anlamak uçun nasul pakaylar-.
........... devamı >>
 
Gül Witt
    
    
    

210  

022 - BEN SANA GELDİM MEVLANA

Ben Sana geldim, Mevlana...
Sevdiğimi, umudumu kaybettim,
Aşkımı, sevgimi kaybettim,
Acılar içinde geldim…

Ben sana geldim, Mevlana...
Allah’ım sen büyüksün,
Diyerek fatihalar okuyarak
Yemyeşil nur ışığına geldim…

Ben sana geldim, Mevlana...
Alabildiğince uzanan şu sevdamla,
Gönül yollarından akan gözyaşlarımla
Can’ımla her şeyimle geldim.

Ben sana geldim, Mevlana...
Kalpten temizlendim, huzura geldim
Delicesini O'nu seven yüreğimle
Ömrümün sonbaharında geldim.
........... devamı >>
 
Mr Can Akın
    
    

211  

DALDAN DALA...

Yaz gelse de ne fark eder
Sokaklar boş..İnsanlar dersen bir garip
Beyinlerinde her daim kırk tilki sanırsın turda
Yok, eski güleç. Neşeli yüzler…
Misafir kısmetiyle gelir derlerdi ya büyükler
O dündeymiş..Şimdilerde;
Çocuklar çıkıyor artık telefona
Bir işaretle diyor ki;
Teyze annem yok evde…
Birkaç komşuda taşınınca mahalleden
Kalmadı artık mahallenin eski tadı, neşesi.
Hele birde bitir ipte inşaatını,
........... devamı >>
 
Mehmet Tunçer
    
    
    

212  

ARAZÖZ İLE VİDANJÖR

Türkçemize 70'li yıllarda, daha çok belediye hizmetleri alanında girmiş iki sözcük arazöz ile vidanjör. İşlevsel açıdan birbirinin karşıtı olan Fransızca kökenli sözcüklerden arazöz suyu püskürtürken, vidanjör su vakumluyor. Yani arazöz bir çeşit itfaiye işlerinde, vidanjör ise kanalizasyon işlerinde kullanılan tanker araçlarıdır. Fakat öykümüzün yaşandığı yıllarda Marmara’nın küçük bir dağ ilçesinde görev yapan Belediye Başkanı Çoban Mehmet ve şoförü Çamur Mustafa’nın bu iki sözcükten haberleri yoktur.
Ormancının ormancı olduğu yıllarda bu küçük dağ ilçesine Sarı Osman diye ünlenen bir Orman Müdürü atanır. Gel zaman git zaman kendini topluma sevdiren Sarı Osman’ın bir süre sonra siyasi nedenlerden tayini çıkarılır. Fakat herkese iktidar yanlısı siyasi görüşü olduğuna inandırdığı için bu tayin toplumda şaşkınlık ve kırgınlık yaratır. Hatta siyasi çevrede kızgınlığa bile dönüşmüştür.
Geçimini büyük ölçüde ormancılıkla sağlayan ilçe halkından gelen tepkiler her geçen gün büyüyerek infial haline dönüşmüştür. Belediye Başkanı Çoban Mehmet de bu tepkileri duymazlıktan gelemez. Yetkili makamlara sitemde bulunmak ve tayini durdurmak amacıyla neler yapılabileceği konusunda acil bir toplantı yapmaya karar verir. Toplantıya ilçenin ileri gelenleri ve siyasiler çağırılır. Toplantı sonunda partinin tabelasının indirilmesi kararlaştırmıştır. Bunun anlamı yapılacak ilk seçimde iktidar partisine rey verilmeyecektir. Dahası muhalefet partisi desteklenecektir. Telefonla randevular alınır.
Başkan ve şoförü halktan aldığı bu koz ile Ankara’nın yolunu tutarlar. Durumdan haberdar olan partinin il başkanı üstlerini bilgilendirdiği için başkentte inanılmaz bir ilgiyle karşılaşmışlar ve şaşırmışlardır. Kendi seçim bölgesi milletvekilleriyle görüşmeler yaparak başlarlar işe…Sırasıyla Adalet, Tarım, Milli Eğitim, Sağlık ve İçişleri bakanlarıyla ilçenin kaderini değiştirecek kazanımlar getiren görüşmeler yapılmış ama hepsi de Orman Müdürünün tayini konusunda yardımcı olamayacaklarını söylemişlerdir. Adalet bakanından adliye sarayı, bir hakim ile bir savcı, Tarım Bakanından kooperatif binası ile bir müdür, Milli Eğitim Bakanından her köye bir öğretmen ve ilçeye bir lise, Sağlık Bakanından Devlet Hastanesi ve bir hekim, İç işleri Bakanından da maiyet memurunun yerine bir kaymakam sözü alarak ayrılırlar. Başkan ve şoförü çok mutlu olmuşlardır olmasına da asıl Ankara’ya geliş amaçları olan Sarı Osman’ın tayininin durdurulması konusunda hiçbir gelişme yoktur.
Randevu alamadıkları için Orman Bakanı ile görüşemezler ama bir yolunu bulup Başbakan’ın makamına ulaşırlar. Önlerinde Başbakan ile görüşmek için bekleyen Kırıkkale, Tarsus, Osmaniye, Yalova, İnegöl gibi bir çok büyük ilçe olmasına rağmen hiç bekletilmeden huzura kabul edilirler. Başbakan’ın yanında Sanayi Bakanı da bulunmaktadır. Kısa bir hal hatır söyleşisinden sonra Başkan ilçesi için verilen sözleri anlatır. Başbakan bu yatırım sözlerini onaylar bir ifadeyle başını sallamaktadır. Tam Orman Müdürünün tayininden söz edecektir ki, durumu kavrayan Başbakan sanayi bakanından ne istediklerini sorar. Bu duruma çok şaşıran ve bir sanayi bakanından küçük bir ilçeye ne isteyeceğini bilemeyen Çoban Mehmet bir an kapıda el pençe bekleyen şoförüyle göz göze gelir. Başkanının zor durumda olduğunu kavrayan şoför Çamur Mustafa hemen bir adım öne gelir ve özür dileyerek, “Efendim ilçemizin bir arazöz ve bir de vidanjöre acilen ihtiyacı var diyerek sözünü tamamlar. Sanayi Bakanı Başbakan’ın da uygun görmesi halinde bunun mümkün olduğunu, ancak bu iki işi birden yapan iki araç yerine bir tane araç verebileceklerini belirtir. Arazöz ve vidanjör sözcüklerini ilk kez duyan Başkan Çoban Mehmet, Sanayi Bakanından ne istediğini sorarım dercesine şoförüne kızgın baş sallayarak bakar bir süre…Sonra tekrar Orman Müdürü konusunu açmaya yeltendiği anda Başbakan ayağa kalkar ve sırada çok ilçe olduğunu söyleyerek Çoban Mehmet ile Şoförünü uğurlar. Ne olduğunu anlayamadan kendini makam odasının dışında bulan Başkan ilçe için verilen sözlere sevinememiş, hırsını şoföründen almaya yönelmiştir. Zira ilçeye nasıl dönecektir? Demezler mi adama koskoca belediye başkanı başkente gitmiş de bir müdürün tayini durduramamış. Son bir umutla konuyu uygun bir zamanda Başbakan’a iletmesi için sekreterine anlatır ve not yazdırır.
Fakat destursuz söze karışıp ne anlama geldiğini bilmediği şeyleri Sanayi Bakanından istediği için şoförüne kızmaktadır. “Söyle bakalım ukala başı: Arazöz nedir? sorusuna, efendim tanker gibi bir şey herhalde yanıtını verince…Allah belanı versin şuna bakın herhalde diyor utanmadan. Peki vidanjör neymiş bakalım? Bu soruya yanıt veremeyince, iyice küplere binen Başkan, ağzına geleni söylemektedir. Başbakanlıkta görevli personel Başkan Çoban Mehmet’i güçlükle yatıştırarak binanın dışına çıkartırlar. Başkan hakaretlerine devam etmektedir. Ülen Allah’ın geri zekalısı, baş belası, seni acıyıp işe aldığıma mı yanayım, yoksa şu başıma gelen işlere mi? Bundan tezi yok yapılacak ilk bordroda sen yoksun. Git kendine yeni bir iş bul. Arazözmüş…Vidanjörmüş…Eğer bu ne menem şeyler gelince ahali bana gülerse seni vururum. Bu yaştan sonra beni elaleme güldüremezsin. Bütün hakaretleri susarak dinleyen Şoför Çamur Mustafa bir an önce bu işkencenin bitmesi için makam cipine doğru hızla yürümekte, Başkan ise arkasından onu takip ederek ağzına geleni söylemeye devam etmektedir. Neden sonra araca binerek yola çıkarlar. Fakat Başkanın hakaretleri azalacağına artmaktadır. Sivrihisar yakınlarında mola verdiklerinde daha fazla dayanamayacağını anlayan şoför, istifa ettiğini söyleyince olanlar olmuştur. İyice zıvanadan çıkarak şoförünü dövmeye başlayan Başkanı, mola verdikleri yerdeki benzin istasyonu görevlileri güçlükle sakinleştirirler. Tekrar yola çıkan ikilinin ağzını bıçak açmamaktadır. Hiç konuşmadan Bursa’ya ulaşırlar.
Tam itfaiyenin önünden geçerlerken şoför cipi yolun kenarına park eder. Neden durduğunu soran Başkan’a sert bir ses tonuyla: “arazözün, vidanjörün ne olduğunu soracağım.”der. Bunun üzerine araçtan inen Başkan, “Ben de geleyim. Sen kıt aklınla işleri yine karıştırmayasın. Hem müdür beni iyi tanır. Bir çayını içeyim.”yanıtını verir. Somurtarak girdikleri binadan gülümseyerek çıkarlar.
Tekrar araca binen ikili ilçenin yolunu tutar. Yolda bir çeşme başında durarak şehirden aldıkları üzüm ile ekmeği yerken şoför sorar. “Başkanım şu bizim müdürün işini sorduklarında ne cevap vereceksin millete? Bu soruyu duymazlıktan gelen ve uzun uzun dağların doruklarına baktıktan sonra tuvalet ihtiyacını gidermek için bir miktar uzaklaşan Başkana: “Hey Başkanım! .. çevreyi fazla kirletmeyiniz. Çünkü arazöz ile vidanjörümüz henüz gelmemiştir.” diye seslenince kahkaha ile gülüşürler. Aralarındaki buzlar iyice çözülmüştür. Başkan şoförüne yahu sen demin bir soru sormuştun ya…” deyince, şoför “evet başkanım ne cevap vereceksin millete? ..Başkan Çoban Mehmet hınzır bir gülümsemeyle: “vidanjörle tıkanan kanalizasyondaki bokunuzu vakumlayıp, arazözle de pisliğinizi yıkayacağız. Daha ne istersiniz bir Belediye Başkanından? ” diyeceğim…
........... devamı >>
 
Ahmet Zekai Yıldız
    
    

213  

DALDAN DALA

Yaz gelse de ne fark eder
Sokaklar boş..İnsanlar dersen bir garip
Beyinlerinde her daim kırk tilki sanırsın turda
Yok, eski güleç. Neşeli yüzler…
Misafir kısmetiyle gelir derlerdi ya büyükler
O dündeymiş..Şimdilerde;
Çocuklar çıkıyor artık telefona
Bir işaretle diyor ki;
Teyze annem yok evde…
Birkaç komşuda taşınınca mahalleden
Kalmadı artık mahallenin eski tadı, neşesi.
Hele birde bitir ipte inşaatını,
........... devamı >>
 
Mehmet Tunçer
    
    
    

214  

-------ATATÜRK'ÜN YENİDEN GENÇLİĞE SESLENİŞİ- DENEME

Ey Türk Gençliği!
Nice zorluklar içerisinde, yokluklara meydan okuyarak; önce askeri, sonra siyasi ve ekonomik zaferleri ulusça göğüsledik. Başardık. Geleceğe miras bıraktık. O yokluk arasında yabancıların elindekileri tek tek satın aldık. Kendi ayakları üzerinde duramayan ulus, esarete ve yok olmaya mahkûmdur diyerek, bağımsızlığımızı her yönüyle pekiştirmeye çalıştık.
Cumhuriyetimizin ilk on yılına gelindiğinde, az zamanda çok büyük işler başardık. Çok büyük aşamalar kaydettik. Bugün görüyorum ki; limanlar, iletişim, bankalar, verimli tarım arazileri tek tek yabancıların eline geçmiş. Yabancı hayranlığı yurdun dört bir yanını sarmış. Yabancı ekonomik güçlerle birlikte olmak itibardan sayılmış. Birçok konuda acz ve kararsızlık ruhu sarmış. Geleceğe olan umutları karamsarlıkla dolmuş. Bu hal ve durum karşısında ulusum perişan, ekonomik yönden zayıflatılmış, geçim derdiyle kendi haline bırakılmış, ülke bütünlüğü ve değerleri sorgulanır olmuş. Bu hal ve durum, onurlu Türk ulusuna yakışmaz. Bağımlı yaşamak ulusun karakterinde yoktur. Özgürlük ve bağımsızlık Türk ulusunun karakteridir. Tarihler boyunca özgür ve onurlu yaşamış Türk ulusunun, bu tür oyun ve tuzaklardan kendini kurtaracak gücü yüreğinde daima vardır.
........... devamı >>
 
Cengiz Çetik
    
    

215  

İCRAATLAR

Ak parti dört seneyi doldurdu milletin hizmetinde
Diyecekler elbette ne yaptılar bu zaman içinde
En düşük memurun maaşında yüzde seksen iyileşme
Kamu işçisinde ise bu iyileşme yüzde elli beşler de

Petrol un varili yüzde yüz beş yükseldi zamanımızda
Bu artışın sadece yüzde elli beşi yansıdı pompa fiyatına
Yüz yirmi kere pompa fiyatları ayarlandı bu süre içinde
Bu ayarlamaların kırk yedisi yapıldı fiyat indirimiyle
........... devamı >>
 
Mesut Çetinkaya
    
    

216  

ÇERKEZ MAHMUT KALFANIN HAZİN SONU

Çerkez mahmut kalfanın hazin sonu.
Çerkez mahmut kalfa çekirdekten yetişme bir inşaat ustasıdır,ona arsayı ver
projeyidever gerisie karışma,çatıya bayrağı asar teslim eder,içinin badanasınıda filit pompasına koyduğu renkli badanalarla püskürterek çiçek
motifleriyle şimdiki duvar kağıdı gibi badana yapardı,yıllarca devlet su işlerinde çalıştı,taaki kızı münevverin okul hayatı başlayana dek münevver ilk okul biri elazığda ikiyi malatyada okurken,istanbuldaki kızkardeşi nebiyenin
kocası eski pehlivanlardan vahit üsküdar da kereste tüccarıdır mahmut sen
inşaatten anlıyorsun gel ortak mütehatlik yapalım teklifine çok sevinir,
........... devamı >>
 
Münevver Şenol
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


02.12.2008 21:39:41

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim