Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

TALAK Konulu Şiirler - talak Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "talak" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "talak" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. talak Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

9  

YUSUFÇUK - YUSUF

Anamın ak sütünden çok
Anason kokuşluydu ağzım
Ve nikotinin ağır aksak üstüme sinmişliği.
Bende senin gibiydim Yusuf.
Sen yaşlarda bende yaşamıştım sindirilmişliği.
Bilirim
Aşinasıydım kalleş duvar dibi ölümlerinin
Viranelerin karanlık kuytularında yaşamıştım.
Hiçbir zaman evlenemediğim saadeti
Daha o yaşlarda üç talak birden boşamıştım..
Gece yarıları üstüme devrilirdi
Polisler sürüklerdi kolumdan
Karakoldan yakalama emrim verilirdi.
Ben ağlardım.
Ben ağlardım sokaklar boydan boya susardı
Bir kedi ağaç dalında miyavlar
Kent sabaha kadar irin kusardı
........... devamı >>
 
Mustafa Şekerci
    
    
    

10  

YALAN DÜNYA

Halini arz edem gel yalan dünya
Bir nefeste biten yıl yalan dünya
İki kapılı bir hansın nitekim
Yolcudur üstünde kul yalan dünya

Yürü yalan dünya senden geçemem
Günahım çok büyük onu biçemem
Zehir uzat bana şerbet içemem
Olsanda fark etmez bal yalan dünya

Beni at virane sen bak devrine
Çıkıyor adular işte seyrine
Vurgun yemiş gibi dalıp derine
Sen de dalgıç olup dal yalan dünya

Dökülsün etekten bütün taşlarım
Doğrulmasın dursun çatık kaşlarım
Sele dönmüş gözden akan yaşlarım
Vefa göster bir gün sil yalan dünya
........... devamı >>
 
Haki Demirtaş
    
    

11  

KAYGI VE ZAN!

Sevgili babamı ve garip olan gelinini, ben evde bulunmadığım zaman, oldukça rahat bir şekilde gagalardı, babam annemden çekindiği için, onun olmadığı zaman bana içini dökerdi, hatun zaten hiç şikâyette bulunmazdı!
Annem benden çok çekinirdi, babamdan değil de benden korkardı, yıllarca tespit ettiğim yanlış ve hissi, nefsi tavırları çekilecek gibi değildi.
Bir keresinde, eğer babama bir daha bağırdığını görürsem ve hizmetinde kusur edersen, seni bir daha anam diye saymam, bunu bilesin diye kızmıştım!
Benim böyle bir hakkım olmadığını biliyordum, ama babam için yaptıklarımın, şahsımla alakası olmadığından, bu nedenle zulüm sayılmayacağına inanıyordum!
........... devamı >>
 
Mustafa Cilasun
    
    
    

12  

KADIN İNSANDIR..

Yaradılışından günümüze bedensel gücünün azlığı nedeniyle olsa gerektir ki hep ezilen, horlanan, istismar edilen, hakkında karar verilen, hatta tanrılara kurban olarak sunulan bir varlık olmuştur kadın. Bu durum değişik zamanlarda özellikle vahiy merkezli dinlerin gelmesiyle değişmişse de bu dinlerde daha sonra erkekler tarafından ya tahrif edilmiş ya da erkek merkezli bir şekilde yorumlanarak kadın eski kötü durumuna mahkûm edilmiştir.
Burada kadının yaradılışından bu yana tarihi seyir içindeki bu durumunu irdelemek gerekirse; eski medeniyetlere kısa bir göz atmak yeterli olacaktır.
Eski Yunan’da: Köleyle birdi. Alınıp satılırdı. Miras hakkı yoktu. Aristo’ya göre kadın özgür ve serbest olmamalıdır. Ispartalıların çöküş sebebi kadını özgür bırakmaları ve ona bir takım haklar vermeleridir. Ona göre kadın yaradılışta yarı kalmış bir erkektir. Eflatun’a göre kadın elden ele orta malı olarak gezmelidir.
........... devamı >>
 
Yusuf Aygun
    
    

13  

TALAK

Tenine dokunan göz, dokunan dudak
geceyi susturan göğsündeki ölüm
isveç malı bir tebessümle katledilecek gül
ıslak, sisli ve çığlık yüklü
gözümü eğdiren zarifsizliğiyle
bir eylül bakışında vuslat.
........... devamı >>
 
Fatih Aksüt
    
    
    

14  

RAMAZANA NE KALDI Kİ?

Ne Kaldı ki Ramazan’a?

Fahri kainat efendimizin s.a.v. “Ey Rabbimiz, bize Receb ve Şaban ayını mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır” dualarıyla yeni Ramazan ayına inşallah giriyoruz.

“Evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluştur” müjdesiyle bütün mü’minlerin yüzlerini ağırtan mübarek ay yaklaştı.

Allah Kur’anını indirirken indirdiği ayı kutsallaştırıyor, mübarek kılıyor. Orucu emrediyor, ayın sonunuda mağfiret kılıyor. Kitabının şerefi için bunları yapıyor.
Ramazan ayı Kur’an ayıdır. Sahabeyi kiram Allah’ın kitabına çokça itina gösterirlerdi.
Cebrail (a.s) ramazan ayında Peygamber (s.a.v) ile Kur’an-ı Kerimi Karşılıklı okurlardı. Müslüman bir kimsenin bu ayda çok Kur’an okuması gerekir. Sahabelerden kimisi, Kur’an-ı üç gecede kimisi yedi günde, kimisi de on gün de hatmederlerdi.
........... devamı >>
 
Ali Kılıç Kakiz
    
    

15  

BEYAZID-I BESTAMİ

Ariflerden bir erdi,Beyazıd-ı Bestami,
Onun adını verdim, okuduğun destanı,
Günlerce yol yürüdü, kırkbeşinci hac için,
Sordu ona bir kişi, gelirsin her yıl niçin?
Mekkenin kapısında, kesti onun yolunu,
Kılıcını gösterdi, kaldırarak kolunu,
Başladı etrafında, dönüp tavaf etmeye,
O anda sardı korku, Beyazıd Bestamiye,
Korkma haydi yürü git, Arafatta bir düşün,
Yokmudur, acep senin, bundan başka bir işin?
Düşünmeye başladı, bu ne hikmettir diye,
Arafat tepesinde, kapandı hem secdeye,
Kırkbeş yıllık haccını, sattı somun ekmeğe,
Aldığı o ekmeği, yedirdi bir köpeğe.
Ayrılarak oradan, bir beldeye ulaştı,
........... devamı >>
 
Ali Gözütok
    
    

16  

-'18 ŞEHİDEMİZE...(BALCILAR ÖĞRENCİ YURDU)

18 Şehidemize ….

Şehidelerimize Cenab-ı Hak’tan rahmet dileriz …

Onlar aramızdaydı, hala aramızdalar ancak aramızdaki tek engel bizim göremeyen gözlerimiz;

Minik minik ellerdi Taşkent ilçesinde
Kelam-ı ilahi’nin mukaddes rahlesi
Dalmışlarken uykuya cennet bahçesinde
Titretti ruhlarını ecelin sillesi

Yükseldi on sekiz ruh,göklerin fevkine
Hicâp etti melekler, insanın nurundan
Ulaştılar nihayet vuslatın zevkine
Mükerrer davetin, eşsiz zuhurundan.
........... devamı >>
 
Mehmet Vehbi Dervişoğlu
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


07.09.2008 17:25:19

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim