Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

TAKAS Konulu Şiirler - takas Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "takas" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "takas" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. takas Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

153  

İSİMSİZ

analarınızın memelerine süt bile yürümemişti daha
bir kez olsun gizli gizli traş olmamıştınız babanızın jiletiyle
yani şimdiki sizin yaşınızda ben
yani deve tellal pire berber iken
diyalektik ve tarihsel materyalizm diye birşeyler vardı
sol komünizm bir çocukluk hastalığı dokuz ışık
şarkılarda türkülerde meydanlarda çırpınırdı karadeniz
faşizm sosyal - faşizm oportünizm revizyonizm
kükürt di oksit civa flüminat molotof kokteyller
........... devamı >>
 
Uğur Özakıncı
    
    
    

154  

NAMUS MESELESİ

20 Ağustos 2008 tarihli Sabah Gazetesi’nin ilk sayfasında okuduğum bir haber beni gerçekten dehşete düşürdü. Haberi okuyunca insanlığın medeniyeti kendi içinde yaratıp geliştirme yerine bir geriye dönüşe kucak açarak koşması, bir insan olarak beni utandırdı… Habere şöyle bir göz attığım da Atatürk’ün kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nde böyle olayların münferit birer olay olmadığına bir kez daha okuyarak tanık olmanın acı gerçeğini yaşadım. Tekniksel buluşları günlük hayatlarında kullanan bu insanların, bu tekniksel buluşları yaşamlarını değiştirmenin bir faktörü değil de, sanki geriye dönüşün bir sembolüymüş gibi algılamaları dehşte verici sosyal bir gerçekliktir. Haberi hiç değiştirmeden size olduğu gibi aktarırken içinde bulunduğumuz çağın aslında bir medeniyet çağı olmadığını biraz mantıklı düşünen herkesin çıplak bir gözle baktığında göreceğini sanıyorum bunu. Bunun için ülkemizin bir „doğu gerçeği“ olduğunu bir kez daha üzüntüyle algıladım. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaygın olan bu evlilik türüne „berdel“ evliliği veya da takas evliliği diyorlar. Konu üzerine öyle uzun boyutlu sosyolojik bir araştırma yok denecek kadar azdır. Sadece kaynak olarak son yıllarda aktuell olan araştırmacı – yazar Müslüm Yücel’in bir kitabi yayınlanmıştır. O halde „berdel“ bizim „doğu kültürlerimiz“de despotluğun ve barbarlığında bir parçasıdır aslında. Doğu ve Güneydoğu´da, intihar ve töre cinayetleri haberleriyle sürekli olarak gündeme gelen ve evliliklerdeki „kız takası“ anlamını taşıyan „berdel“, kitap konusu bile oldu. Araştırmacı-yazar Müslüm Yücel, yüzyıllardır Doğu ve Güneydoğu´da uygulanan ve şu ana kadar binlerce genç kızın mutsuz ve zoraki evliliklerle birlikte ölüm ve ihtiharına neden olan bu uygulamayı, „Töre, namus ve intihar sarmalında“ üst başlığıyla „Berdel“ adlı kitapta ele alarak ayrıntılarıylada incelemiştir. Berdel´in tarihi kökeni, türleri ve töre içindeki yerine ilişkin bütün detayları biraraya toplayan Yücel, elli iki ayrı berdel örneğini, bu uygulamanın kurbanlarıyla yaptığı görüşmelerle mercek altına alarak ve dünyanın en acımasız uygulamalarından biri olarak kabul edilen berdel ile ilgili net bir fotoğraf ortaya koymuştur. Kendi kız kardeşi de berdel yoluyla mutsuz bir evlilik yaptığı için özel olarak bu konuya eğilen Yücel, bu alanda yazılmış tek araştırma/inceleme kitabı olan „Berdel“de, bin yıllardır dinmeyen bir çığlığı taşıyor geçmişten günümüze...
........... devamı >>
 
Hasan Hüseyin Arslan
    
    

155  

SUS KAPILARI! ... (ÖYKÜ)

Elimde bir tomar adresle sokak aralarında dolaşıyorum. 'Serseri mayın' gibi diyorlar ya, işte aynen öyle. Üstelik soruyorum kendime: 'Mayının serserisi de mi oluyormuş? ' Bulabildiğim dergi ofislerine birer birer girip çıkıyorum. Kiminde çömezler var. Hayattan bıkmış, umursamaz bir tavırla bakıyorlar yüzüme. Soru sorduğum için sanki beni suçluyorlar. Bunlar ekmek kavgası derdinde. Benimle ne işleri olacak ki! Kimi adreslerde egosu besili editörler buluyorum. Dosyama göz gezdirme zahmetine bile girişmeden hemen vaaza başlıyorlar. Çok gençmişim; yerli-yabancı tüm şairleri, yazarları okumam gerekiyormuş. Ve tabii ki bolca felsefe kitabı... Bıyık altından gülüyorum. 'Beynimin haritasını mı çıkardınız Sayın Editör? ' demek istiyorum.
........... devamı >>
 
Naime Erlaçin
    
    
    

156  

-SİYAHIN EN GÜZEL HALİ

Siyahın en güzel hali

Gıpta ile seyrederken beyzayı
Gözüm hep takılır
Siyahın bendeki sevinişine
Gözlerin karın düştüğünü hiç gördümü Bilal?
Öyle düşerde dilinden Ahad
Sözcükler kıskanırdı
Dile bu kadar yakışan kelamı
Siyahın en güzelini
Seyrederdi semavat
Neydi Bilal
Sokak çocuklarına seni bir dinara
Taşa tutturan
Gövden kan içinde sabit kılan neydi
Kimi gördünde kara
Üstünde bu kadar beyaz durdu.
Kimdi Bilal kim köleyi efendisinden
Üstün kıldı
Kızgın güneş gölge ederde
Gögsündeki taş senden çok inler
Bir çağrı düşer dilinden
Asırlar tekrar eder
Şimdi anlıyorum
........... devamı >>
 
Mustafa Doğan 2
    
    

157  

SPAWN

spawn heyyy adamım!
zamanın zarfında saklı kılınan mazruf
asırlardır suretinde katlı zenci silüet
göçebe bir banliyo yerleşiktir yüzünde
ne bazuka ne mitralyöz ne de kalaşnikof
ne darlaşmış namluların kıyıcı keskinliği
ne külhani kalibreden slow motion fırlayan
namlulardan iltica o mülteci mermiler
çırılçıplak efkarına destursuz yerleşemez
zulme mihmandardın önce vaktin epey darlaştı
intikamın perdahlanan mürebbiye endamı
kınında soluklanan keskin bir kılıç gibi
kundakladığın, uçurduğun, uçurumda boşaldı
ey nefse hicretin son serseri muhaciri!
akrepin yaktığı ağıt ablukadan taşarken
........... devamı >>
 
Kaan Kılıç
    
    
    

158  

SENSİZLİĞE..AŞKA...HİÇLİĞE DAİRDİR

SUNU;

'Sizin şarkı sözleri yazdığınız o duvarlara ben
Öfkeler yazmıştım ellerim yüreğimde yüreğim silahımdayken
Kod adımı bir dağ çiçeğinin adından çalmıştım
Soyadımı bir kundağa sarıp cami avlusuna bırakmıştım
Babamı rüyamda gördüğüm en son akşamdı
Rüzgar bir yalnızlık gibi dağıtıyordu saçlarımı
İlk gördüğüm silah tüccarına anasını satayım
Takas ettim bütün yarınlarımı '


Yüreğimden dökülenler sanki sana söylenmiş öfkelerdi çoğunlukla.. Ama en çok aşk oluyordun bir yeni yetme..Günlük şeylerden söz ederken bile içine seni kattığımdan sözlerim bir Aşk-ı Memnu oluyordu nihavent makamında...Akşamsa benim akşamımdın sen Haşim'in değil..Dönmek yeniden yeniden sana kilometrelerce uzaklığın..Bir bardak rakı sonrası aşka paydos ederim..Yüreğim en karanlıkta çılgın isyanlar başladı içimde..Hangi düşün içinden geldiğimi şimdi bende bilmiyorum..Sırtladım ayrılığını..dönekliğini..sensiz uçurumları..Almışımda başımı rastgele bir bilinmeze gidiyorum..Hangi hayatımdın sen onulmaz yaramdın en güzel türküsüydün sol anahtarını taşıyan gönlümün…
........... devamı >>
 
Elif Eylül Aybaşoğlu
    
    

159  

AÇA-75 - ISOLİA & ORPETAN

I.
MAB VE ABLASI

a.
Biri ateşten, sudan diğeri:
Excalibur yine de su’dan çıktı
Arthur’a … Neden acaba,
baskın çıkamadı ateş?
ki engel de olmamıştı,
Suyun Hanımı ona

*

Sessiz bekleyen biliyor muydu;
kardeşini annesi doğurdu?
Peki annesi su muydu?
su’ydu, umarım!

Ama günler geçti ve
Mab unutuldu,
ölümü de bundan oldu
gotik kraliçenin.

Annesi fakat huzur
buldu -Gölün Hanımı
sudan yapılmıştı, ne de olsa
- çünkü yine barış geldi.
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    

160  

TORUNUMA MEKTUPLAR 1

Eski deyişle müruru zamana uğradı.
Eski, çok eski dediklerimiz
Çoğunun defterden silindi kayıtları
Aslında onlar,özümüz gençliğimiz sevdiklerimiz.

Küçüğüm sana uzun zamandır yazamadım,çok da özledim bilesin.Aslında insanın içinde hep var olan ama sabırla bekletilen duygular,bir bakarsın kalpteki görünmeyen sığınaklarından taşar gözlerde sel olur.Varsın taşsın.Özlemek bile güzel duygudur.Yaşadığını anlatır insana.Dolu,dolu sevmesen,sevenlerin olmasa neyi,kimi özleyeceksin ki.
Aslında ayrılık zordur,acıtır.Ama hayat istediklerimizi,beklentilerimizi bize sunmaz çoğunlukla.O kendi yolunu çizmiştir çoktan.Ama sevgi yer mesafe zaman tanımaz.Gerçekse inatçıdır.vazgeçmez ve sevilen mutluysa,sende mutlu olursun hasrete inat.
........... devamı >>
 
Cansın Erol
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


02.12.2008 20:29:05

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim