Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

TAHMIN Konulu Şiirler - tahmin Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "tahmin" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "tahmin" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. tahmin Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

529  

İYİKİ VARSIN!

Sıradanlaşmaya başlamıştı artık yastıkla güneş arasında hayatım,
Eski ben yoktum artık, olmak için bir sebep bulamıyordum.
Şarap kadehi kadar narindim, kırılmamak için birde kulp eklemiştim kendime.
Bu kadeh o kadar özlemişti ki güzel bir şarapla bezenmeyi,
Parmak izi kalmasın diye dikkatlice seçiyordum koyacağım şarapları.
O sabah senin sesinle uyandığımda hiç düşünmemiştim,
Hayatıma böyle tatlı bir şımarığın aniden gireceğini.
Bir histi belki ufuktaki güzellikleri hissetmem!
Ve şarabın tadının bu kadehe yakışacağını tahmin etmem!
Uzun zamandan beri uyandığımda bir sebebim yoktu,
........... devamı >>
 
Çağdaş Güleç
    
    
    

530  

OTUZBİRSIFIRSEKİZİKİBİNDÖRT BİRİNCİ PERDE...

Garip bir keşmekeşin içinden sıyrılıp,gün ışığına kavuşmanın verdiği rahatlıkla bişiler karalamaya çalışıyorum,inceden esen rüzgara karşı…günlerin getirdiği yorgunluğu tüm bedenimde hissederken ansızın çalan bir telefonla uyanıyordum aslında hiç görmek istemediğim kabustan… terli bir bedeni geceden kalma bir sevişmeye kurban vermiştim aslında,içerden gelen ses annemin narin sesi ve kahvaltı olgusunu yeni öğretmeye çalışıyor gibiydi…ve o zaman anladım ki tüm yitirdiklerim ve gözyaşlarımla ıslanan yastığım aslında dün yaptığım tabloya kurban verdiğim objelerdi ve gözlerimi açtığımda tek görebildiğim mosmor olmuş gözlerimle…
........... devamı >>
 
Erdem Aksoy
    
    

531  

YAŞAMIN İKRAMLARI

Hani insan yaşam yolunda yürürken minik dinlenme molaları verir de şöyle bir arkasına bakar.Acaba ne zamana kadar ve ne kadar yol aldım diye....
İşte ben de bu molaların birindeyim.Benim molam her zamankinden farklıydı bu defa...bu gece kendi özümle muhasebe yapmak istedim.
Kosova göçmeni bir ailenin tek ve şımarık kızı olarak izmirde yaşama merhaba dedim herkes gibi elbet. Yaşam okulunda beni nelerin beklediğini hiç bilmiyordum.Ne tahmin, ne tahammül edemeyeceğim olaylar karşısında insan özündeki kriterlerle ne kadarda mükemmel mücadele ettiğini nerden bilebilirdim...
2006 yılının kasım ayında helalinden verdiğimiz ekmek kavgamızın tam cıvcıv zamanında yaşadıklarım bir ömre bedel mücadelenin ta kendisiydi.Minik kadınsal sağlık şikâyetlerim her geçen gün artmaya başlamış ve artık ağrı kesici almadan duramaz olmuştum.Nihayetinde doktora gittim ve bir takım yapılan tetkikler sonucunda tanı konulmuştu.Evet doktorum gayet mütevazı tavrı ve alıştırırcasına sorularıyla o ana kadar hala başıma gelecek kâbus dolu dakikalarımı kestiremiyordum.Ne zaman hastalığımla açıklamalarına başlayıp sıra tanıya geldiğinde herşey bambaşka olmuştu.Konuşmanın akışına göre en fazla kist olayını düşünür olmuş,bir ameliyatlık işlemden sonra herşeyin yoluna gireceğini tahmin ediyordum.Lakin gerçek hiç de o kadar basit olmadığı gibi gittikçe kendini iyiden iyiye hissettirir oldu.Doktorum rahim ve karın zarı kanseri olduğumu söylediği andan itibaren artık etrafımdaki herşey dönmeye başladı,doktorumu anlamakta zorlanıyordum ve vücudum tir tir titriyordu.Buz gibi soğuk terimi bedenimde hisseder olmuştum.Belki yaşadığım bir kaç saniye ya da bir kaç dakika bende artık asır boyutundaydı.Zaten bedenim çok geçmeden bu şoka dayanamamış ve olduğum yere yığılıp kalmıştım.Kendime geldiğimde muayene masasındaydım ve bedenime hâkimiyetimde inanılmaz ve tarif edilmez bir şekilde zorlanıyordum.Doktorum tedavimdeki alternatifleri anlatarak beni rahatlatma çabasındaydı.Ama daha kısa bir süre önce hem eşimin teyzesini hemde kendi teyzemi kanserden kaybetmiştim.Bu yüzden iyi niyetle çabalayan doktorum gözümde tüm inandırıcılığını kaybetmişti.Çünkü her iki teyzemin tüm hastalık evrelerini yakınen yaşamış olduğumdan sonumu çok net tahmin edebiliyordum.Tüm gücümü toplayıp son bir hamleyle doğruldum ve kurtulma olasılıklarımı öğrenmek istedim.Doktorumun açıklamalarından sonra işyerime geçtiğimde artık hiç bir şeyin önemi kalmamıştı.işte o ana kadar hep gözardı ettiğimiz asıl servetin sağlık olduğunu geç olsa da anladım. Kafamda tek bir hüzün yüreğimi kanatıyordu.Ne büyük afacan oğlumun delikanlı olduğunu ne de minik kuzum küçük oğlumun ilkokul mezuniyetini göremeyecektim.İçim acıdıkça boğazım düğüm düğüm oldu.En az 20 dakika kendimi bırakmamam için direndim.Ya sonrasında yaşadığım ikilem beni kontrolden çıkarmıştı ve elime geçen herşeyi odada fırlatır olmuştum.O kadar itinayla kullandığım odamı savaş sonrası yıkımlara çevirmiştim.Yüreğim kabul etmiyor, mantığım başka çaren mi var dercesine beni çıldırtıyordu.En sonunda gözümün önüne iki afacanım geldi ve kaçamadığım gerçekle inatlaşmaktan başka çözüm olmadığını kabullenir oldum.Velhasıl artık tek hedefim sonucunu bilmediğim mücadelemde ulaşabileceğim en güzel sonucu yakalayabilmekti.Elbet çevremdeki insanlarda aynı benim yaşadığım şoku yaşayacaklardı.Zaman, düşünceler ve ikilemlerle bocalamamdan su gibi akmıştı ve afacanlarım nerde kaldın anne telefonuyla mücadelemde ne kadar kararlı olam gerektiğini benliğime bir kez daha yaşattı. Evet bana ihtiyaçları vardı ve pes etmemem gerekiyordu.Eve gittiğimde tıpkı tavuğun etrafında dolanan civcivler gibiydiler.O gece eşime söylediğimde aynı şoku yaşadı ve donup kalmıştı.Kabul etmekte direnir olmuş,hatta doktoru bile suçlamaya başlamıştı.Daha sonra başka doktor,diğeri derken altı yada yedi doktorda gittiğimizde ise,hepsi inatla aynı sonucu harfiyen söylüyordu.Nihayetinde tedaviye karar kıldım ve kemoterapilerim başladı.Yaşadıklarımı ne ifade edebilirim ne de anlatabilirim.Şu an otuzyedinci kürümü yani kemoterapimi aldım.Rahim ve karın zarı kanserini yendim fakat böbrek ve göğsüme de sıçramış.Şimdi kanser denen o memenetsiz hastalıkla mücadelem hala devam ediyor.Çünkü benim iki afacan oğlum,eşim,ve çevremdeki tüm sevenlerim yaşam enerjim.Hatta kanserle mücadele eden bir vakıf diğer hastalara örnek teşkil eden mücadelemi kaleme almamı istediler.Bu aralar çok heyecanlıyım.En azından bir hastaya emsal teşkil edebilsem ve pes eden yada kabullenmeyen,direnmeyen hastayı atağa geçirebilsem dünyanın en büyük ödülü benim olacak.Ben yılmadım hala… Kosova damarımı sonuna kadar kansere karşı kalkan yaptım ve bana yenik düştü şu ana kadar.Daha tedavim bitmedi ama en azından rahim ve karın zarında ben galibiyeti yaşadım.Tüm kemoterapilerim boyunca yaşadığım her anımı kitap olarak çok yakın zamanda herkesle paylaşıp,o illetle tekrar yüzleşicem.İnsan beyninin ne kadar mükemmel bir işleyişi olduğunu inanın bu mücadelemde çok iyi anladım.Bu hastalıkta yaşadığım onca yaşam tecrübelerin yanısıra en ağır bedeli ise babamı kaybetmem olmuştu.Canım çok acıdı,yüreğim çok kanadı,kendimi babamın ölümünden çok sorumlu tuttum.Lakin mukadderat gerçeğini çevrem kabul ettirmeye çalıştıkça artık kendimi tanıyamaz olmuştum..
Sakın ama sakın ümidinizi kaybettiğiniz en hat safhada dahi mücadelenizi kaybetmeyin.Daima size sunacağı mükafatlar olacaktır....Dünya telaşında asla ne kendinizin ne de ailenizin en büyük serveti sağlık olduğunu unutmayın.Şu anda bedenimde şah damarımda,göğsümde,iki elimin üzerinde,nabız saydığımız bilek yerinde,karnımda tam dört yerde açılmış bir çok ilaç yükleme yerleri var.Ama ben bu halimde dahi ne umudumu,ne mücadelemi kansere yenik düşürmedim.Hala duygularımın yumağını sizlere mısralarımla sundum.Ben mücadele ettikçe kansere karşı devleştiğimi biliyorum.Eminim ki bu illet benim bir zayıf anımı yakalamak istiyor ve hamlesini sergilemek için sabırsızlanıyor.Ama inşallah ben yeneceğim.Herkes gibi yaşamak için sebeblerim var.Her nerde ve her ne şekilde sorun yaşarsanız yaşayın asla pes etmeyin,direnin,mücadele edin... Ve, günlerin güzelliği mücadelenin azmi daima sizinle olsun temennim sizlere, benim gibi yaşam sloganınız olsun….
........... devamı >>
 
Kosovalı
    
    
    

532  

UYANIN BAYIM

Boşlukta sörf yapmaktı tek yaptığı
İçi yer küreye otursada
Ayakları yere değmiyordu
Anlamsızlıklar denizine bırakmış kendini
Oltasını atmış rastgele
Görünüşte sade bi balıkçı
Avın takılmasını bekleyen,sabırlı bi balıkçı

Derya gözünde bir büyüyüp,bir küçülüyor
Bir sağa bir sola sallanıyor
Kırık-dökük sandalında
Oysa deniz öylesine sessiz,öylesine durgun ki
Hiç bir hayat belirtisi yok
Ufak bir esinti,minik bi kıpırdama
Hiç bir şey yok
Tepesinde,neredeyse denizi yok edecek kadar
Etrafı ıstan bi güneş
Onu batmakla tehdit eden eski bi sandal
Kıyıya ulaşamayacak kadar bitkin kendi
Ve onunla dalga geçen bi kaç balıktan başka
........... devamı >>
 
Fırat Ülker
    
    

533  

SUİZAN

Ham hayalle bir ömür sahibine bakmadan,
Takılmış görünüşe gırtlağında sûizan.
İffet hayâ namus ar şahsiyet bırakmadan,
Düşünmez ki hesabı, ne hesap var ne mizan.

Hem çileli oyunda bütün kapılar açık,
Ne gerek sûizana yüz yüzeyiz apaçık,
Öteye bak Micingirt akıllı ol azıcık,
Kazanmanın mantığı hüsnüzandır hüsnüzan.

02.03.07 Bursa

........... devamı >>
 
Ömer Ekinci Micingirt
    
    
    

534  

SEN OLSAYDIN OSMANLI OSMANLI OLSAYDIN SEN

Sen olsaydın Osmanlı kıyımlar olmayacaktı
Ah keşke yaşasaydın laleler solmayacaktı

Şaşırdı pusulalar gemi karaya vurdu
Senin dünkü zimmetin sarayına kuruldu

Hicap ve ar kalmadı soyundu ahlaksızlar
Bırak sen frenkleri evladın dansa kalktı

Sen gidince cihanı dünya savaşı sardı
Gavurcukların azdı oluk oluk kan aktı

Ümmet yetim ve güçsüz her yerde ezilirken
Senin yine dirilmen; tek umut buna kaldı
........... devamı >>
 
Salim Kanat
    
    

535  

ANADOLU

Burası Avrupa değil.
Su isterseniz,”İşte dere..”
Karnınız açsa,”Allah vere..”
Yatmak dilerseniz,”Güle güle..”denilmez.
Burası medeniyetler beşiği,
Dünya cenneti Anadolu.

Gel gel eder insanlığa..
Açar köyünü, dağını, bağını.
Üleşir aşını, ekmeğini, evini.
Akıtır deresini, pınarını, suyunu.
Güzel insanlar diyarı;
Alicenaptır, Anadolu

Sevgi kokan çiçeklerini,
Derlemiş toprağının bağrında;
Sunar insana her çeşidinden.
Zenci, Arap, Kızılderili
Sarı, Beyaz, demeden,
Her gelene verir, Anadolu.
........... devamı >>
 
Ahmet Zekai Yıldız
    
    

536  

AĞLIYORUM...(DENEME)

Ağlamak,hem de doyasıya ağlamak... Kötü mü dediniz? Emin misiniz? Bence tam tersi... Şu an ağlıyorum... Çünkü hissediyorum... Sevgiye, umuda dair ne varsa hissedip çoğaltabiliyorum gözyaşlarımla... Ve de hayata dair ne kadar olumsuzluk varsa gözyaşlarımla akıtıp arınıyorum... Akıp gidiyorlar yüreğimden birer birer, ferahlıyorum... Huzur dedikleri bu olsa gerek... Ağlamak... Hani anka kuşu misali küllerinden yeniden doğmak... Ve yeniden ben olmak... Herşeye, herkese rağmen... Hatta kendime rağmen...
........... devamı >>
 
Funda Gülseven
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


02.12.2008 19:56:54

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim