Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

TABU Konulu Şiirler - tabu Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "tabu" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "tabu" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. tabu Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

177  

AKIL FELCİ-EMPERYALİZMİN DİL , KÜLTÜR VE SANAT SALDIRILARININ REDDİ

AKIL FELCİ
EMPERYALİZMİN DİL , KÜLTÜR VE SANAT SALDIRILARININ REDDİ
ADNAN DURMAZ




“Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça etti; belki ona başvururlar diye. 'Bizim ilahlarımıza bunu kim yaptı? Şüphesiz o, zalimlerden biridir' dediler. 'Kendisine İbrahim denilen bir gencin bunları diline doladığını işittik' dediler. Dediler ki: 'Öyleyse, onu insanların gözü önüne getirin ki ona (nasıl bir ceza vereceğimize) şahid olsunlar.' Dediler ki: 'Ey İbrahim, bunu ilahlarımıza sen mi yaptın? ' 'Hayır' dedi. 'Bu yapmıştır, bu onların büyükleridir; eğer konuşabiliyorsa, siz onlara soruverin. “ (Enbiya Suresi, 58-67)
........... devamı >>
 
Adnan Durmaz
    
    
    

178  

İKİ UCU KİRLİ…

''İki ucu kirli değnek' diye bir laf var ya Türkçemiz de..
Bu konu işte o tarife oldukça uygun; ama bir ucu biraz daha pis gibi geliyor bana.

Milletini,milliyetini seven bir insana, bu hiçbir zaman gözü kapalı,faşist bir milliyetçilik yapma hakkı vermez vede vermemeli bence. Milletini, milliyetini severken aynı duyguya sahip olan diğer milliyetteki insanların da bu duygularına saygı duyulmalı.
........... devamı >>
 
Aliseydi Taşdemir
    
    

179  

XDERİN SULAR -46- (BİLİMİN ‘TÜRK'ÇE OLANI)

Genç adam çalışma odasından fırlayıp koridorlar boyunca gittikçe artan bir ses tonuyla “Mudluuuuubbbb” diye bağırarak koştu bölüm başkanının odasına.

“Mudluuuuubbbb”... “Mudluuuuubbbb”... “Mudluuuuubbbb”...

“Evreka” özellikle dememişti. Çünkü bunu adamın birinin vaktiyle söylediği rivayet olunurdu. Oysa bu büyük buluşun târihte her yönüyle müstesnâ bir yeri olmalıydı.

“Bulduuum” diye bağırmayı da düşünmemiş değildi. Ama bağırmamıştı çünkü o taktirde “Önce git Amerika veyâ Avrupa'yı iknâ et, biz sana o zaman inanırız” demeleri kuvvetle muhtemeldi. Ama o taktirde cidden büyük bir sıkıntı başgösterirdi: Zâten Amerika'daydı.
........... devamı >>
 
Selçuk Bekar
    
    
    

180  

DİN..

DİNİN MİTLEŞTİRİLMESİ 2

Dinin mitleştirilmesi anlamında en büyük sorun ilmin kaynağı noktasın da ortaya çıkmaktadır.Felsefi Tasavvufla İslam literatürüne girmiş olan ve Kuranda ki bir kısım kıssaları kendine mesnet alan bu düşünceye göre (Hızır Musa kıssası Davut Belkıs kıssası gibi) ilim Vahiy ve kesb (çalışarak kazanma) dışında ilham keşif ledün burhan rüya nazar v.s yollarla da öğrenilir ve bu yollar belli nefis mertebelerine ulaşmış zevata has olup bu bilgi kaynakları tamamen ilahidir.Ve bu yolla elde edilen bilgiler (Musa Hızır kıssasında olduğu üzere) Zahirle çelişebilir ve şeraitin görünen zahiri hükümleriyle tezat teşkil edebilir işte bu düşünce bir takım zevat ve zümreye exra yorum ve tahrif hakkı tanımakta bu zevat elde ettiği bu yetki ile beraber ben hakkım (tanrı) diyebilecek kadar kendini yetkin hissetmekte ortaya koyduğu bu cürüm ise kendisi ve bağlıları tarafından ‘Biz kabuk ilmi olan şeraitle mukayyet değiliz biz ilim ehlinin anlayamayacağı bir mevki ve bilgiye sahibiz bize ilham ediliyor diyebilmekte bazen aldıklarını söyledikleri ilhamla şeraitin haram kıldığı bir çok fiili işleyebilmektedirler.Esasen son peygamber Hz. Muhammet ile kayda bağlanan vahiy bu anlayışla bu anlayışla birlikte Vehbi bilgi olarak devam ettiği argümanı mitleştirilen bu zevat tarafından istismar edilmeye devam edilmektedir.Bu hurafe ile tarih boyunca bir sürü Mehdi Mesih Evliya v.s türemiş ve türemeye de devam edecek gibi görünmektedir.Bu zevatı ve eserlerini tenkit etmek mümkün değildir çünkü bu zevatın ilimleri ve eserleri Vehbi olarak yazdırıldığından bunları tenkit etmek o ilmi gönderen zata karşı çıkmakla eş anlama gelmektedir. Bu şekilde bir mitolojik şahsiyet ve onun etrafında dokunulmazlık sağlanmaktadır. Bu şahsiyet müritlerini her türlü murakabe ve gözetim altında tutabilmekte baş parmak tırnağına bakarak sayıları ne olursa olsun ve ne halde olurlarsa olsunlar onları görebilmekte hatta gece kaç defa sağına ve soluna döndüklerini bile bilebilmektedirler.
........... devamı >>
 
Yusuf Aygun
    
    

181  

EMPERYALİZMİN İNSANIN ANLAMA YETİSİNE VE DUYGULARINA SALDIRILARININ REDDİ-1

EMPERYALİZMİN İNSANIN ANLAMA YETİSİNE VE DUYGULARINA SALDIRILARININ REDDİ

ADNAN DURMAZ

Kitle için yazdıklarını sanan yazarlarımız en gülünç olanlardır. Kitle ile beraber acı çekmeyen, halkın sevinci ile yüzü gülüp onun isyanı ile şaha kalkmayan, nabzı kitlenin nabzıyla aynı tempoda atmayan adamın kitleye “sen” diye hitapetmesi gülünçten de ileri bir şeydir. Hala köylüyü Amerikalı bir gezgin gibi seyredip onda ya mistik, karanlık bir ruh ve ya ilkel bir hayvan gören büyük romancılarımız var. Halktan bahsediyorum diyen yabancı ve ucuz esprili hikayelerle halkı maskaraya çeviren ünlü yazarlarımız var. Cinsel baskı ve yasaklardan histeriye uğramış yarım eğitimle genç kızlar için yazdığı sulu romanının cildlerine dayanarak kendisine “en çok okunan halk yazarı” sıfatını takan şımarık şarlatanlar var..Sabahattin Ali (Varlık, 65. sayı, Mart 1936)
........... devamı >>
 
Adnan Durmaz
    
    
    

182  

DİLBİRLİĞİ (MONOGENİST) TEORİ

DİL BİRLİĞİ (MONOGENİST) TEORİLERİ

Societe de Lingiustique de Paris (Paris Dil Bilimi Cemiyeti) tarafından 1866’da savunulması yasaklanmış Dilbirliği teorisinden bahsedeceğiz bugün…Bilim neden yasaklanır, neden kısıtlanır bilemem..Bir yazımda “Ancak Oğuz Düzgün``ün ortaya attığı fikirler, pek çok bilimsel görüşten etkilenerek geliştirdiği yeni teoriler birilerini oldukça rahatsız ediyor..” diyorum.Yani ben açıkça pek çok bilimsel görüşten terimsel manasıyla, teoriden etkilendiğimi ifade etmişim..Zaten dilbilimle uğraşan bir insanın hem de pek çok kitabı okumak zorunda olan bir araştırmacının kendisinden önceki görüşlerden etkilenmemesi, onların tesirinde kalmaması düşünülemez..Fakat görüldüğü gibi tarihte de bizim savunduğumuz savların benzerlerini savunanlar hep dışlanmışlar, Dilbilimi tekellerine alan kurumlar tarafından…İşte Societe de Lingiustique de Paris…Monogenist teorileri savunan bilim adamları “bizim fikirlerimizi yasaklayamazsınız” diyemeden onları bilim arenasından alaşağı etmiş bu bilimciler…Ancak yeni yeni daha 1980’lerde başlanmış bu konular tartışılmaya ve de daha detaylı bir şekilde araştırılmaya..Atatürk’ün savunduğu “Güneş Dil” teorisi de bu tarz Monogenist teorilerden biri..Ancak bu teori köken dilini “Türkçe” olarak belirlemesi ile diğer görüşlerden ayrılıyor..Yani bu haliyle bu teori nevi şahsına münhasır bir teoridir…Başlı başına bilimsel bir kuramdır..Tabii ki biz dünyada konuşulan ilk dil Türkçe idi demiyoruz.Zaten Atatürk de bu iddianın ispatlanmasının zorluğunu anlamış ve de bu teoriyi savunmayı bırakmıştı.Ancak bizim de kendimize göre, Monogenist teorinin literatürlerine girecek özgün savlarımız mevcut..Yani kökende bütün Monogenist teoriler birbirlerine benzer ancak hepsinin de birbirinden oldukça farklı yönleri vardır..
........... devamı >>
 
Oğuz Düzgün
    
    

183  

İNANÇ LAİKLİK HOŞGÖRÜ 8

Peygamber öldüğünde, halefinin nasıl göreve geleceği dahi belli değildi. Ebubekir halife olduğunda, maaş mı alacağı, yoksa geçimini satıcılıkla mı karşılayacağı bile tartışmayla belli oldu. Ömer halife olduğunda henüz devlet maliyesi bile ayrışmamıştı. Ömer'e ''Nafakanı karşılayacak kadarını Beyt-ül Mal'dan alırsın'' denmişti. Bunlar, devletin kuruluşunun henüz tamam olmayıp bu adımın telaşı ve ne yapılabileceği karmaşasını gösteriyor.
........... devamı >>
 
Bayram Kaya
    
    

184  

-I-

kış ayazı..
kasım ortası
soğukmuş ankara..
seninle ısınırdı, üşüyen benliğim.
sesinle, akışkanlığını korurdu satırlarım..

ilk doğumlara dönelim..
tanışırken yeryüzü ile,
çirkinliği karşılarken habersiz..
ağlarken..
koklarken hayatı.
sonra çocukluğumuza uğrayalım..
okşa tenimi.
'yakar top' oynarken, camını kıralım, komşu teyzenin.
mahallenin yaşlı bakkal amcasıyla alay edelim.
gazoz kapaklarını ıska geçelim, kayan taşlarla.
misket yarışında kavga edelim.
küfür et bana,
üstüme kus.
telli arabamı da çal..(abimin, bir pazar günü sıkıntısından doğan ve beni her gün, uzak ve süslü hayallere taşıyan telli araba)
........... devamı >>
 
Özgür Karazeybek
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


02.12.2008 19:52:50

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim