Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

TABAK Konulu Şiirler - tabak Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "tabak" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "tabak" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. tabak Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

393  

07 HAYDİMASALA:MASALI HAPSEDEN PASLI KİLİT

1/:
Biri var, biri yokmuş...
Milyar insan içinde,
Kimi aç, kimi tokmuş,
Herkes ayrı biçimde.
2/:
Bütün devler uzakta,

Kimi kara, kimi ak,
Keloğlansa tuzakta,
İnsan eti bir tabak.
3/:
........... devamı >>
 
Ahmet Yozgat
    
    
    

394  

KAZA (RENK CÜMBÜŞÜ)

Dalgındım. Sevilmediğimi düşünüyordum kimsece. Direksiyon, vites kolu, cam silecekleri... Neden ben de öylesine bir eşya değildim sanki? Yaşamak zor, çok zor geliyordu artık. Eh, yaşım da müsâitti yummaya gözlerimi. Sevilmiyordum, sevilemiyordum bir türlü. Ama biliyordum ki, ters giden her şey benim yüzümdendi. “Kopardığım çiçekler ellerimin, küstürdüğüm insanlar dillerimin eseriydi.” Yollar kavisli, yollar bozuk... Araba kullanmaktan nefret ediyordum. Hem de bu hâlde... Sevilmeden ve sevmeden, nereye, hangi sınırın hangi kapısına kadar gidebilirdim ki? Böylesine dalgın, böylesine üzgün ilerlerken, onu gördüm. O... Önce masmavi bir çift göz, sonra da altın gibi, iki belik, örülü saçlar... Eller minicik, eller tabak tutuyor... Ve o küçücük, kıpkırmızı dudakları açılıp kapanırken, içinde gene onlar kadar küçük ve kırmızı dilini görebiliyordum. “Üzüm var, incir var, hurma var.” Diyordu. Aman Allah’ım! O ne güzel bir renk silsilesi... Masmavi, sapsarı ve kıpkırmızı... Dört veya beş yaşlarında, Rabb’in o güzel eseri, minicik bir köylü kız çocuğuydu o... Aklımda, sevilmediğim hâlâ titreşip dururken, sevmediğim hissi kopuverdi birden. Bu küçük kız çocuğunu seviyor olmalıydım. Ona hayranlıkla öylece bakarken, kulakları sağır eden bir korna sesi ile irkildim. Yanımda birden bire beni sollamaya çalışan koca bir tır belirivermişti. Tırdan kurtulmak için kırılasıca ellerim direksiyonu aniden sağa kırdığında, kör olasıca gözlerim, küçük bir kızın havada iki tur dönüp yolun yanındaki ağaca vurduğunu gördü. Ve fren yaptım. Uzun bir bekleyiş, yuvalarından uğramış gözlerle gördüğüm şeyin rüyâ olması için yakarış ve idrâkten yoksun beynimin çınlamasını dinleyiş... Offf... Yıllar geçti sanki. Evet... Çarpmıştım. Yerde yatan küçük beden, az önce gördüğüm Rabb’imin güzel eseri, minik renk cümbüşüydü. Minicik ellerinde tuttuğu tabak fırlayıp kaybolmuş, tabaktan fırlayan meyveler ise tırın koca tekerlekleri arasında ezilivermişti. Ne yâni, şimdi o küçük kız bundan sonra “Üzüm, incir, hurma” diye bağıramayacak mıydı? Bakamayacak mıydı o masmavi gözleriyle, yakamayacak mıydı büyüdüğü zaman bir yiğidin yüreğini o bakışlarla? O kıpkırmızı minicik dudaklar açılmayacak mıydı yeniden? Offf... Yâ Rabbî... Ne güzel ve ne kötü bir yarım dakika yaşamıştım.
........... devamı >>
 
Ayhan Yavuz Açıkgöz
    
    

395  

ALİ'YE MEKTUP-3

Vatandan haberler sormuşsun bana,
Particilik halkı böldü be Ali.
O çekti bu yana,şu öte yana,
Birlik dediğin şey öldü be Ali.

İşleri iyice bozduk bok ettik,
Nice güzel değerleri yok ettik,
Ormanları yaka yaka tükettik,
Dost ağladı düşman güldü be Ali.

Adam kayırmayı erdem belledik,
Hinoğlu hinlikte cin’i solladık,
Hak hakikat ateşini külledik,
Adalet kahrından öldü be Ali.

Vatandaşlık baştan sona bir çile,
Torpilsiz girilmez helaya bile,
Daireler eş dost akraba ile,
Lebalep lebalep doldu be Ali.
........... devamı >>
 
İbrahim Sağır
    
    
    

396  

PAK ÇEŞME

Bir gece Efendi Baba
Muazzeb(azab içinde) sabahladı.
Ertesi gün hanımına sordu;
'-Dün gece biz ne yedik, ne içtik? '

'-Kasaptan et almıştım onu pişirdim.' dedi
Hanife valide.

Bunun üzerine Efendi Baba araştırmaya başladı.
O zamanın Eminönü müftüsünü çağırdı.
Ali Yekta Efendi Emin Saraç'ın kayınpederi.
Diğeri müsevvidi(katibi) Ömer Nasuhi Bilmen Efendi
Beraber kapının önüne fayton geldi.
........... devamı >>
 
Mehmet Akif Tiryaki
    
    

397  

ALİ'YE İLK MEKTUBUM

Vatandan haberler sormuşsun bana,
Particilik halkı böldü be Ali.
O çekti bu yana,şu öte yana,
Birlik dediğin şey öldü be Ali.

İşleri iyice bozduk bok ettik,
Nice güzel değerleri yok ettik,
Ormanları yaka yaka tükettik,
Dost ağladı düşman güldü be Ali.

Adam kayırmayı erdem belledik,
Hinoğlu hinlikte cin’i solladık,
Hak hakikat ateşini külledik,
Adalet kahrından öldü be Ali.

Vatandaşlık baştan sona bir çile,
Torpilsiz girilmez helaya bile,
Daireler eş dost akraba ile,
Lebalep lebalep doldu be Ali.
........... devamı >>
 
İbrahim Sağır
    
    
    

398  

BİRKAÇ SIRDAN DAMLALAR

Dayandım ben bir kapalı kapıya,
Akıl almaz, beyin bilmez iş olur.
Hayran oldum bir direksiz yapıya,
Bir anlatsam iki gözün yaş olur.

Baktım ki ben geceler var, sabah yok,
Masalarda yemekler var, tabak yok.
Bu sofrada bir kıral var, uşak yok,
Aklım, fikrim yerden kalkmaz taş olur.

Gözle gördüm; koca güneş aydınlık,
Akla sordum; zindan gibi karanlık,
Yanar ama aydınlanmaz bir anlık,
Bir büyük sır tam önümde faş olur.
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    
    

399  

BENDE MEŞHUR OLACAMMM! ..

Bilgisizlik diz boyu güneşte üşüyorum
kar yanığı ve esmer ölmeden yaşıyorum
ekmek onur ve namus nerde nasıl kaybolmuş
neden, niye ve niçin hesabı sormuyorum

Milenyuma gelmişiz anayasamız seksen
bodrum'da sivil ressam netekim Kenan Evren
onca insan çırpınır alınteri göznuru
Dinç Bilgin'e satılır darbenin ruhu kerhen

Zeyneb'in jaguarı Efe'nin ağacı yok
rahmetli olmuş Özal arkadan atılmaz b..k
seneler geçti gitti Semra dimdik ayakta
kendime bakıyorum hala bende delik çok
........... devamı >>
 
Halil Pazarlı
    
    

400  

YÜRÜ BABA YÜRÜ CANDAN SARIL HAK RAMAZANA

Ramazanın ilk günü cümle cana fedadır
İkinci günü halu ile sefadır
Üçüncü günü cümle derde devadır
Yürü baba yürü candan sarıl hak Ramazana

Dördüncü günü cümle cana şefkattir
Beşinci günü tutanlara devlettir
Altıncı günü cümle cana hümmettir
Nankör olma candan sarıl hak Ramazana

Yedincisi o hakikat babıdır
Sekizincisi o marifet tacıdır
Dokuzuncusu o nefsin ilacıdır
Nankör olma candan sarıl hak Ramazana
........... devamı >>
 
Kul Hudavendi (Cevat Sevil)
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


02.12.2008 18:52:24

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim