Antoloji.com

Suç Şiiri - Hasan Hüseyin Arslan

Şiir
Antoloji.com ŞiirKitapcEtkinlikler cŞarkılar cResimcForumcNedir?cÜyelercGruplarc Mesajlarım
Hasan Hüseyin Arslan   (Şairin üye profili) Şair bu nedir >>Popülerlik=4/5
Şiirleri  Resimli Şiirler  Forum  İstatistikler  Zevkler 
 << Önceki ŞiirHasan Hüseyin Arslan ŞiirleriSonraki Şiir >> 
Suç

Suç, hukuksal bir terimdir ve her zaman toplumsal boyutta vuku bulan bir vakadır. Bunun kişisel boyutta ve ya grup halinde olması, yapılması önemli deǧ ildir ve sabit bir cürüm şeklidir. Mevcut düzenin normlarına (ahlak kurallarına, geleneklerine) yasaların dışında ve aykırı davranma biçimidir. Diǧ er adıyla bir cürümdür. Yasalara akykırı davranarak fiili bir harekette bulunmak, bir eyleme geçmek gibi terimlerle de ifade edilmektedir.

Böyle bir cürümü işleyen birisi ise ceza almak için belli bir suçun unsurlarıyla mevcut olan bir aykırılıkta bulunarak gerekir ki, vakayı işleyen cezalandırılsın. Ama her şey de temel unsurlar olduǧ u gibi, suçu oluşturan unsurlarda vardır. Bunlar, yasal unsur, maddi unsur, hukuka aykırılık unsuru ve manevi unsurlar olmak üzere dört ana başlık altında toplanan unsurlardır.

Yasal unsur, “işlenen bir cürümün fiili ceza yasasında ki, suçun tanımlanmasına birebir bir uygunluk içermesini gerektirir. Hukukçular buna tipiklik ismiylede yansıtmaktadırlar. Bunu güzel bir örnekle açıklamak istersek, klasik bir hırsızlık olayıyla izahda edebiliriz. Örneǧ in, bir hırsızlık suçunun fiilen işlenmesi için, “A’nın ziynet esyalarının rızası olmadan, B’nin gaspetmesini gösterebiliriz. Burada ki cürüm A’nın ziynet eşyalarının, B tarafından kendi çıkarı veya başkaları için, takıları bulunduǧ u yerden uzaklaştırarak yoketmesi” gerekir. Eǧ er yasalarda tanımlanan etmenlerden biri yoksa, örneǧ in bu kendi rızasıyla bir sunum olarak karşı tarafa verilmiş ise, bu yasalar çerçevesinde bir suç unsuru olamaz. Yani suçun yasalar çerçevesinde teşkil edebilmesi için failin bir eylemde bulunması zorunludur. Bu yoksa “suç”da yasal bir prosedüre girip, dava açılamaz. Yine bunu bir misalle de açıklamak istersek, refleks hareketleri (tik, sara/epilepsi) , bilinç kaybıyla meydane gelen davranışlar hukukta fiil unsuru taşıyamazlar. Çünkü, bunlar istem dışı hareketlerdir ve kişinin otokontrolü dışında ceryan eden bir davranış biçimi olarak dışa yansırlar.

Bu hukukun genel bir normudur, işlenen cürüm hukuka aykırılık teşkil ediyorsa suç unsuru var demektir, yoksa bunlar ceza hukukunda istisnai bir durumla izah edilebilirler ve doǧ rudan suç unsuru olarak kabul edilmezler.

Bu bir sctaki kusur prensibiyle baǧ lantılıdır. Buna da suçta ve cezada kanunilik ilkesi (nulla poenia sine lege) denir. Burada suçun tanımı yazılı yasaların çerçevesinde hakim kararıyla son aşamaya getirilerek, suçu işleyene cezasını çekmesi için çeşitli müeyideler uygulanır. Bütün bunlara raǧ men, bir cürümün işlenişden kesinlikle emin olunsa bile yeterli kanıt, bilgi, belge ve ipucu yoksa, cürümü işlediǧ inden yüzdeyüz emin olduǧ umuz birisi bile yasal bir cezyla cezalandırılmaz. Burada suçda bir muǧ laklık sözkonusu olduǧ u için yasalar (nulla poena sine lege certa) yetersiz kalır.

Genel bir ifadeyle, suç unsuru kişisel/otonom bir eylem türü olduǧ u için, cezai sorumlulukta suçu işleyen şahsa ait bir sorumluluktur. Hukukun genel kuralı olarak hiç bir insan başkasının yaptıǧ ı bir eylemden dolayı sorumlu tutularak cezalandırılamaz.

Ama son zamanlarda ülkemizde ve dünya da adeta bir hukuksuzluk hüküm sürerek başıboş dolaşan deli atlar gibi, almış başını gitmektedir. Günlerden beri kamuoyunu meşgul eden, Türkiye’nin zengin ve sömürücü ailelerinden birisi olan Garipoǧ ulları’nın gariplikleri acı bir şekilde izlenilmektedir. Bu soyguncu aile zenginliǧ in vermiş olduǧ u prestij ve nüfuzunu kullanarak bir katili korumuştur. Hatte devletin valisi, emniyet müdürü bile ölen maktülün alesini suçlayarak “kızlarına sahip olsalardı” gibi utanmazca bir beyanatta dahi bulunmuştur. Oysa ortada işlenen bir suç, katliam vardır. Hatta bu görevliler onlarca devrimci ve ilericinin de katliamından birinci derecede sorumludurlar. Olay sadece Münevver Karabulut’la da ilgili deǧ ildir sadece.

Gariplik sistemin kendisindedir. Ve bu yüzden yasaları uygulamakla yükümlü şahıslar kişililiksiz karekterler sahip oldukları için tarihi bir sorumluluklada karşı karşıya gelmektedirler. Suç, toplumsal bir eylem olduǧ una göre hiç bir sistem bunu tamamen insanlıǧ ın haritasında silemeyeceǧ ine göre de, azamiye indirmek toplumda yaşayan her bir bireyin de sorumluluk alanına girdiǧ i kadar, en başta devletin bu kurumlarındaki sorumlu şahıslardır. Bu şahıslar görevlerini ne kadar temiz yaparlarsa, kurumlara güvenililirkte o kadar artar. O halde bir toplumun duyarlı olması, yine o toplumu yönetenlerin, eǧ itiminden sorumlu oldukları için, duyarlılıkda buna baǧ lı ve orantılı bir gelişme gösterir. Ülkemiz gibi, bir ülkede daha kadın ve kızların okuma yazma oranın çok düşük seviyelerde seyrettiǧ i bir yerde duyarlılıktan bahsedilebilinir mi? Ya da böyle eǧ itimsiz ve sadece okuma yazmayı zar zor kavramış bir toplumda elbetteki, Münevver Karabulut vakaları günden güne artacaktır. Nitekim, hem yaşadıǧ ım ve çalıştıǧ ım ülke olan Almanya’da aşaǧ ı yukarı her hafta bir çocuk öldürülmekte, kaçırılmakta ve rehin alınmaktadır.

Türkiye de ise durum daha başka boyutlarda günden güne ikiye katlanmaktadır. Daha bir kaç gün önce Kahramanmaraş vilayetinde yaşları 12 ila 23 arasında dört kardeşin toplu bir şekilde yok edilişi (Aksu Çayı üzerindeki 16 yaşındaki ikizler Ayşe ve Asiye Karaağaç’ın, daha sonra 23 yaşındaki Hamide Karaağaç ve 12 yaşındaki Emine Karaağaç’ın cesetlerini buldu) bilinen/bilinmeyen bir sebeple bir cinayete kurban gitmeleri, “İzmir’in Çiğli ilçesinde, lise öğrencisi 14 yaşındaki Buse Han, evinde kimliği belirsiz kişi veya kişilerce 21 yerinden bıçaklanarak öldürülüşü” toplumdaki suç oranın seri bir şekilde arttıǧ ının bir göstergesidir. Bunlar sadece basına yansıyan ve hunharca işlenen cinayetlerin bir kaçıdır. Burada dört kardeşin Diyarbakır’lı bir aileden olmaları ise konuyu töresel boyuttan incelemek için ayrı bir yazı konusundan daha büyük bir muhtevaya sahiptir. Ama bu cereyan eden olaylar ihmal sonucu olsa bile cinayettirler ve bu eylemleri yapanlar yasalar ve insanlık önünde suçlu konumundadırlar.

Böyle olayları işleyen asıl suçlular ise parlementoda uyuyarak oturan yasama gücünü kişisel sorumluluklarıyla ihlal eden katillerde aramak gerek. Asıl suçlu gelmiş geçmiş bütün hükümetler olduǧ u gibi onların atadıǧ ı; amirler,valiler, emniyet amirleri, rüşvetçi bürokratlar, generaller ve onlara yalakalık eden basındır. Asıl içeride olması gerekenler bugün devletin tepesinde şeriatı yerleştirmek için “saman altından su yürüterek (akıtarak) ” işlerini götürmektedirler. Diǧ er bir ifadeyle asıl katiller bugün devletin bütün kurumlarını işletmek için kuruldukları koltuklardan kalkmak istemeyenlerdir. Uyu, cahil halkım uyu, sen uyurken, hakların gaspedilecek, gelir seviyen düşecek, her beş yılda bir bir kaç kilo makarna ve un, bir iki ton kömürle oyunu satarak onursuzlaşacaksın. Ey halkım helal olsun sana diyor hasan hüseyin böyle uzun uykulara daldırıldıǧ ımız, daldıǧ ımız için ve bunu Nazım Hikmet’in 1947’de yazdığı bir şiirini arayıp buluyorum kitaplıǧ ımdan. İnsanın, hele günümüz Türkiye insanını en güzel anlatan bir şir 62 yıl önce yazılmasına raǧ men yalakacıları o kadar güzel tarif ediyor ki, anlatamam.

Dünyanın En Tuhaf Mahluku

“Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardaǧ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil, beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
demeğe de dilim varmıyor ama
kabahatin çoğu senin, canım kardeşim! ”.

Benim sizlerden tek ricam sizi kim bu hale getirdiyse gidin ve hesabınızı onlardan sorun demekten başka bir siteme dayanmaz.
Psikolojik terörün olmadıǧ ı bir evren dileǧ iyle, tabii kenan evrensiz bir dünya özlemiyle....


Saygılar..... saat 16:30’da Almanya, Darmstadt
 

Hasan Hüseyin Arslan

 
SİZCE BU ŞİİR NE HAKKINDA Şiiri Etiketleyin Nedir?


(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. Suç adlı şiirde hata varsa lütfen buraya tıklayarak bize bildiriniz..
 
 
 
 
Bu şiiri Antolojim'e ekleyeceğim
Bu şiiri bir arkadaşıma göndereceğim
E-kart olarak gondereceğim
Şiire puan vereceğim

puan
5.5 10
(20 kişi)

 

yaz | oku

 

Facebook'ta
Bu Şiiri Paylaş
 
 << Önceki ŞiirHasan Hüseyin Arslan ŞiirleriSonraki Şiir >> 
Suç Şiiri Hakkında;
 
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
 Bu Şairlerimizi Okudunuz mu? (bu da ne?)
Recai Mert
İbrahim Cuma
Erdal Karadağ
Rıdvan Mehmet Tuğs...
Abdulkadir Özdem
Mehmet Sefa Kılıço...
Batuhan Mirasçıoğl...
Serap Irkörücü
 Bu Şiirimizi Okudunuz mu?
Beni sorarsan eğer.. (Selma İzcimen)
 TOP 100 Şiirler
1  Beklenen  (Necip Fazıl Kısakürek)
2  Ben Sana Mecburum  (Attila İlhan)
3  Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?  (Victor Hugo)
4  Bence Şimdi Sen de Herkes Gibisin  (Nazım Hikmet Ran)
5  Anlatamıyorum  (Orhan Veli Kanık)
6  Hasretinden Prangalar Eskittim  (Ahmed Arif)
7  Ayrılık Sevdaya Dahil  (Attila İlhan)
8  Kaldırımlar 1  (Necip Fazıl Kısakürek)
9  Ben Senden Önce Ölmek İsterim...  (Nazım Hikmet Ran)
10  Sakarya Türküsü  (Necip Fazıl Kısakürek)
» Tüm Top 100 Şiirler
 Konularına Göre Şiirler
Aile
Barış
Kadın
Allah
Bebek
Mutluluk
Ankara
Doğum Günü
Ölüm
Anne
Dostluk
Özlem
Asker
Gurbet
Savaş
Aşk
Hasret
Sevgi
Atatürk
Hayat
Sitem
Ayrılık
İhanet
Vatan
Baba
İstanbul
Zaman
 Günün Şiiri
Baca Temizleyicisi (William Blake)
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: Suç Şiiri - Hasan Hüseyin Arslan

Antoloji.com
21.09.2014 05:02:43  #.234#
[1268621]
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]

#1268621 ##64621