FUTBOL TAKIMLARINI KONUŞUYORUZ! Tuttuğunuz takım için yazılanları okumak için logosuna tıklayın.

Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

SOKE Konulu Şiirler - soke Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "soke" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "soke" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. soke Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

57  

HAYAT SENDEN ALACAĞIM VAR

Kaybolan yıllarımı bana geri verebilir misin?
Giden gençliğimi, ölen sevdiklerimi,
O güzel öğrencilik yıllarımı
ve arkadaşlarımı,
Kahpe kurşunla vurulan yavuklumu,
Bana geri getirebilir misin hayat?
Fakir ama mutlu çocukluğumu,
Hormonsuz meyve ağaçlarımı,
o mis kokulu Ihlamur ağacımı
bana verebilir misin?
Tozlu yollarında koştuğum dar sokaklarımı,
Top oynadığım toprak sahamı,
bana geri verebilir misin hayat?
Veremezsin biliyorum,
veremezsin.
Sen versen versen
Ezelden beri verdiğin dertlerimi verirsin,
Kanayan yaramı kanatırsın.
Hayatta yaşanacak ne kadar kötülük var,
and içmişsin hayat bana hala yaşatırsın,
........... devamı >>
 
Kazım Doğan
    
    
    

58  

KÂBUS İKLİMLER (SENSİZLİK 2)

yalnızlık ne acı şey
katran karası
ne katlanılmaz
dayanılmaz

buzlu bir yatak bekler her gece
her gece aynı iklimleri dolanır durursun
aynı kâbusla uyur
aynı kâbusla uyanırsın
soğuk geceler bitmek nedir bilmez

hızla dolayıverirsin zamanı eline
çekersin kavuşacağın o anı
o bir düş
o bir hayal
beklediğin en tatlı anlar
gözlerdeki bakış gülümseyen şaşkın
sarıverirsin boynunu öper koklarsın
o çok bilindik tat
doluverir her hücrene
alışkanlıkların başlar
en başından
yeniden seversin ilk gün gibi
........... devamı >>
 
Dilek Uluocak
    
    

59  

OLAYA EL ATMA ZAMANI GELDİ… (KENDİ MAKALELERİM)

14 Mayıs 2008 tarih Çarşamba günü Söke Ekspres gazetemizin sürmanşetten verilen, usta ama genç habercilerden sevgili dostum Levent TUNCER ’in “SÖKE BİR FIRSATI DAHA MI KAÇIRIYOR? ” başlıklı haberi çok önemli mesajlar veriyordu. Bu güzel haberi için kendisini kutlarım.
Matbaada o günün gazetesi tükenmiş bulamadım. Söke Şair ve Yazarlar Derneğine gönderilen gazeteyi emaneten isteyip aldım. Haberi oradan okudum. Haber beni hem üzdü, hem de sevindirdi. Üzüntümün nedeni, Egeli Sanayiciler otomotiv devleri için arsa avına, arayışına çıkmışlar, bu devleri Ege Bölgesinde alıkoyalım, fabrikalar Ege Bölgesinde yapılsın, oraya mal edilsin diye vızıl vızıl otomotiv fabrikaları kurmak için fabrika arsası arıyorlar. Ne güzel fabrikatörler, hem de dünyanın önde gelen dev fabrikatörleri bölgemize gelecek, ne güzel değil mi? Amma, Söke’deki bu konuyla ilgili OSB yöneticilerinin olaydan haberi yok… Nasıl olur? Demeyin. Oluyor işte… Olmaması gerekir ama olduruyorlar sağ olsunlar. Yerin adı Söke olunca böyle olaylar normaldir zaten… Bu bizim tarihsel yazgımız. Tamam önce ekmek gelir ama, eğer işlerin bu görevi yapmana engel oluyorsa, o görevi kabullenme arkadaşım. Ya da kabul ettiysen bir formül bul, her iki işini de aksatmadan yürüt.
Tıkandığın noktada da bunu yapmaya zamanı olan kişilere hemen devret.. Söke’nin vebalini üstlenme. Yine söylüyorum; evet önce ekmek amma, yerine göre de Söke’nin geleceği, kaderi söz konusuysa senin, kişisel sorunlarından önceliklidir. Önemlidir, önde gelir… Kişiler bir kurumun başında görev adlımı artık kişiliğinden önce temsil ettikleri kurumu, kişileri, bölgeyi düşünmek zorundadırlar. O zaman da bu konu senin her sorunundan önceliklidir. Çünkü sen bir kişisin, Söke 80 -100 bin kişi... O kadar hayat OBS ’nin gözünün içine bakıyor.Bir an evvel hizmete geçsin diye. En kısa zamanda hizmete geçsin diye, can atıp Allah Allah diye bekliyor… Elimizde malımız var pazarlamasını bilmiyoruz. Yarabbi ne acı sonuç…? Elimizde malımız var pazarlamasını bilemiyoruz. Öncelikle sorunları çözebilmek için sıkıntıya girmiyor, varlık gösteremiyoruz. Yazık… Her şey ayağınıza gelmiş. Adamlar arayış içinde bizim binlerce döndüm, milyonlarca metre kare OSB yerimiz var. Ama ortaya koyamıyoruz… Müşteri bulamıyoruz. Sorunlarını çözmek için her şeyi zamana bırakıyoruz. İşin kötüsü; adamlar fabrikalar kurmak için yer arıyorlar ilgililerin ve de biz Söke halkının haberi olmuyor, davullar çalıp keşkekler yenildikten sonra haber alıyoruz amma, geç kalmış oluyoruz. Ata binen Üsküdar ’ı geçmiş oluyor. Ondan sonra yine bekliyoruz yeni bir atlı gelsin, hatırımızı sorsun diye… Bu kadar vurdumduymazlık, ilgisizlik olur mu? Ne acı, ne acı değil mi? Siz bu kaplumbağa hızıyla hareket ederseniz, ya da birileri gelip elindeki sihirli değneğiyle tüm sorunları çözüversin diye beklerseniz, daha çoook beklersiniz… Hem öyle bir beklersiniz ki, sittin sene o OSB hizmete giremez.
Başka bölgelerdeki Âdemoğulları araya veya devreye girer, işi bitirir, malı götürür. Bizler de ya arkasından; nasıl gidiyor diye bakar kalırız ya da, ha bugün, ha yarın, ha bu sene, ha gelecek yıl diye, sayıklar dururken aradan kepi kapanlar sıraya girip öncelik kazanır, OSB’ lerini tamamlayıp hizmete geçirirler.
Bırakalım artık süslü sözlerle Söke’yi avutmayı ve de uyutmayı, yıllar yılı bunlara karnımız doydu, yalanlardan gına geldi artık… Hareket gösterelim. Ne gerekiyorsa onu, gece demeden, gündüz demeden, var demeden, yok demeden gerekeni yapalım. Bu halkın artık kaybedecek zamanı kalmadı. Söke halkı için saniyelerin, saliselerin bile önemi büyük bundan sonra…
Biliyorum; bu satırları okurken içinizden bana kızıyorsunuz kiminiz… Kızın. Dilediğiniz kadar kızın.. Fakat biraz da, Söke’yi böyle yolunmuş kaz gibi ortada bırakanlara kızın…Çünkü bu günkü hale Söke+yi yalnızca ben getirmedim.Hatta benim hiç günahım yok bu konuda.. Çünkü yıllar yıl ben hep sizleri ve yöneticileri aydınlatıp, uyararak bugüne geldim. Bizleri dinleyen olmadı. Onun için bizim bu geri kalmışlıkta payımız yok diyebiliyorum. Şu da unutulmamalıdır ki bugüne dek ben şahsım için özel bir şey istemedim. İstemem de mümkün değildir. Tüm telaşım, sıkıntım, isteklerim Söke için, Söke Halkı için, Söke’nin işsizler ordusu gençleri için, gençlerimizin geleceği için istiyorum. Geçim indeksinin en alt sınırlarındaki, açlık sınırında, açlık sınırının da altında olan, işsizlikten, gelirsizlikten, yarına bir ekmek alacak parası olmayan kentimin insanları, çöp bidonlarından ekmek, yemek, yiyecek toplayıp yaşayan Sökeli kardeşlerim için çırpınıp, dövünüyor, olaylardaki haksızlıklara isyan ediyorum.
Kavgam bu… Derdim bu. Yaptığım, yapmak istediğim onların bir bakıma daha fazla ekmek yiyebilmesi, çöp bidonlarından kurtulabilmesi, çocuklarının yanında başları eğik olmaması içindir tüm bu savaşım. Siz tuzu kuru olanlar… Yediği önünde, yemediği arkasında olup, karnı tok, sırtı pek olan ve dünya görüntüsünün tablosunu tek renk olarak bir camdan izleyen bir avuç insanlar… Başlarınızı kumun içinden çıkarıp bu insanlara bir bakınız. Gerçekleri görünüz. Vicdanınızın titremesini duyunuz… Şu OSB için önümüze çıkan fırsatı iyi değerlendiriniz.
Sevgili Sökeli hemşerililerim sizler de çevrenizdeki tüm insanları harekete geçiriniz. Kim olursa olsun, genç ihtiyar, çantalısı mekteplisi, okumuşu cahili, partilisi partisizine bakmadan, her türlü ayrımı bir kenara bırakarak, iki elin parmaklarının birbirini içinde kıvrılıp kenetlenişi gibi olup, tek bir güç olarak, ortak sorunumuz ve çıkarımız durumundaki Söke Organize sanayi Bölgesinin bir an önce faaliyete geçmesinde, faydası olacağına inandığınız, kişileri bulup, arayıp sıkıştırın… Oldukları yerde rahat bırakmayın. Gidip gelerek, kapısını aşındırın. Rastladığınız yerde devamlı OSB için yardım isteyin. Usandırın. Ama yılmayın…
İlçemiz Kaymakamlığına dilekçeler verin. Telefonlar edin… Ama bütün kurum ve kuruluşları aynı şekilde sıkıştırın. Belediye olsun, Ziraat Odası olsun, Ticaret Odası olsun, Tüm Oda ve ilgili kuruluş yöneticilerine aynı şekilde müracaatlarla, bir kampanya başlatın. Ya da böyle bir kampanyanın başlatılmasını ısrarla isteyip yardımcı ve aracı olun. Bir gün önce nasıl ve ne şekilde bu Söke OSB’ nin hizmete geçirilmesinin hızlandırılmasını isteyin. Sağlayın…
Göreceksiniz; Atatürk’ün dediği gibi, “ Birlik Kuvvettir.” Bu güç birliği ile Söke OSB’ nin kısa sürede hizmete girmesi sağlanmış olacaktır.
Ben, buna inanıyorum. Sevgili Metin ALTINÖZ ağabeyi(sağlığı müsaitse) devreye sokun. Fırat’ları Muzaffer Bey’i devreye sokun, Ekrem Karakaş Amcamızı devreye sokun, o telefonla oturduğu yerden bile bu işi organize eder. Halil Özşarlak’ ı devreye sokun. O da derinden ve sessiz hamleleriyle bu işi başarır. Haluk Özbaşlı’yı, Süleyman Toyran’ı, ne bileyim daha niceleri var şuan aklıma gelmeyen… Onları devreye sokun. Hepsini tek tek devreye sokun. Harekete geçirin. Metin Çelikez’i, yaşayan gelip geçmiş eski Belediye başkanlarını, yaşayan Milletvekili Emeklilerimizi devreye sokup sıkıştırın. Bu Söke OSB olayı çözülsün. İşte o zaman sorunlar nasıl çözülürmüş hep birlikte göreceğiz. O zaman Söke hak ettiği gelişmeyi görün nasıl gösterecek, huzuru nasıl bulacak. Ve de, aydınlık günlere ulaşacak. Gayrisi sizin bileceğiniz iş…Benden bu kadar.
........... devamı >>
 
Suat Tutak
    
    
    

60  

SABUN ÇÖZÜM DEĞİLDİR ALINLARDAKİ KİRE

Karaya Ak desen de artık kimse yutmuyor
Çünkü söylediklerin birbirini tutmuyor
Hayret sizlere rağmen ülke nasıl batmıyor

İnsanlık hususunda fire verdiniz fire
Sabun çözüm değildir alnınızdaki kire

Ne çabuk unuttunuz ahalinin A’sını
Nasıl da becerdiniz hırsızlığın hasını
Çektiğimi bilirim bırakın başkasını

Sizi havale ettim Yaradan’ımız Bir’e
Sabun çözüm değildir alnınızdaki kire
........... devamı >>
 
Fikret Oğuztürk
    
    

61  

AH BE GÖNÜL

Ne çektimse gönül ben senden çektim
Bir güzel uğruna abayı yaktım
En sonunda ben de canımdan bıktım
Şu kahır’ı çeke çeke usandım

Ben de bir güzele gönül bağladım
Gecemi gündüze kattım ağladım
Sılamı terk ettim ciğer dağladım
Yollarına baka baka usandım

Yağ bitince sönen bütün kandiller
Ümit kesip şimdi susan bu diller
Göz göze bakıpta tutuşan eller
Ellerini sıka sıka usandım
........... devamı >>
 
Muzaffer Parlak
    
    
    

62  

BENİ VURDULAR ANNE! ...

BENİ VURDULAR ANNE! ..

Anne ben daha küçüğüm
Ağzımda mavi emziğim
Henüz daha 10 günlüğüm
Anne acımasız katiller vurdular beni
Al kanlara buladılar minik bedenimi
Acımasız bombaları tepemize saldılar anne
Beni niye vurdular anne
Minik bedenimi cansız kıldılar anne

Ben dünyaya henüz yeni gelmişim
Hayata gözlerimi 10 gündür açmışım
Emzik ağzımda kime ne yapmışım
Acımasız katiller beni vurdular anne
Kurşunları bedenime saldılar anne
Acımadan canıma kıydılar anne
........... devamı >>
 
Halide Selcan Karagül
    
    

63  

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI

Komutan Mustafa Kemal Atatürk
Ve beraberinde milyonlarca Türk
Toprak istersen şayet milletimden
Bu toprağa toprak olur etinden
Haykırdı gür sesi ile dünyaya
Arzını bıraktı sade hülyaya
Yürekten çıkan Allah Allah sesi
Sardı arşı o Ağustos gecesi
Destan oldu Ağustos’un otuzu
Kurdun pençesine kesildi, kuzu
Cevabı sert oldu Türk miletinin
Sonu oldu bu Haçlı illetinin
Püskürttü,var gücü ile, itimi
Yurtdan attı sömürgeci itini
........... devamı >>
 
Hakan Kılıç
    
    

64  

VURUN ŞU KUŞLARI

Hürriyetimi tarif ediyorlar bana,
Kanat kanat özgürlük,
Çekemiyorsanız dar kafalılar,
Vurun şu kuşları.

Sen gülünce Dünya gülüyorgibi gelir,
Gülelim öyleyse,
Gülmemi çekemiyorsan somurtkan sende,
Yıkın şu kaşları.

Ben diklenirim elbet,
Söke söke hakkamı almasını da bilirim,
Baş kaldırdım işte cellatlar,
Kesin şu başları.

Patavatsız sende,
Hiç böyle söylenirmi? yüzüme karşı,
Artık seni sevmiyorum,diye.,
Silin şu yaşları.
........... devamı >>
 
Ömer Çetinkaya
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


23.11.2008 17:17:50

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim