Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

SOKE Konulu Şiirler - soke Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "soke" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "soke" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. soke Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

49  

BİR MARTIYI AĞLATIN SEN 2

sonra sabaha karşı bir ceren de ölür

benzin istasyonlarına çektiğin
otomobilden akan yeşil yaşlar
neyin nesi bir sabit aşkın tasviri,
suyun uykusu yok! su rüya işitmez artık!
indirin beni senin yüzünden

ucuz peynirler, ah kötü şaraplarla
ucuz hüzünler, ah kötü hatıralarla
geçtigeçtigeçti geç'ti ömrümüz
o zaman keserim ben de kötü kollarımı
ucuz jiletlerle
o zaman inlerim ben de kötü çocuklar
ucuz sevişmelerle
hep bir boka batmış hokkabaz fırlar
yaralaran
yaralardan lav gelir meni gelir
lav meniye bulanır ihanete dökülür
eskimiş sevgililer bulup geceleri
dövüşürüm sokak sokak
........... devamı >>
 
Küçük İskender
    
    
    

50  

KADER

Her şey kaderden oluyor,
Safsatası sürdükçe.
Bu milletin hakkını
Bir avuç insan tüketecek.
Şu nasırlı ellerin,
Hakkı sorulmadıkça.
Şunu herkes iyi bilsin
Alın yazı kader diye
Ne şans ne kader gülecek.
........... devamı >>
 
Ziya Bekar
    
    

51  

SİYASİ PARTİLER ÜSTÜ HALK KURULTAYI… (KENDİ MAKALELERİM)

Hep hayal ettiğimiz ancak, bugüne kadar bir türlü oluşturamadığımız, başaramadığımız bir olgudur bu…Karşıdan çok zor, karmaşık, kontrol edilemez, başarılamaz sandığımız, birlik beraberlik isteyen halk gücü, potansiyeli korkulan kaynak oluşumudur. Bu; birliktelikle, eşit çabalar, eşit sorumluluklar, eğitim gücü, branşların bir arada harmanlanmasıyla ve tek bir amaca yönelmekle sağlanmış olacaktır. Bunun iki işlevi olacaktır. Biri; Söke yerelinin öncelikli ve sonraki ihtiyaçlarını, gelişimini belirlenecek bir sistemle tespit edip sıralamak, yine aciliyet sırasına göre hazırlanacak raporlarla mevcut yerel yönetime ve ilçenin üst düzeydeki ilgili bürokrat makamlarına sunmak, bunların öncelik sırasına göre ele alınıp, çözümüne yardımcı olarak, takibe almak, gerçekleşmesinde azami özeni gösterip, ciddiyetle üstüne gidilmesini istemek olacaktır. İkincil görevi ise; yine Söke’nin yerelde çözülemeyecek olan, Ankara’da çözülecek sorunlarına da ayni sistemle bir aciliyet sıralaması getirip yine aciliyet raporlarıyla ilgili bürokrat ve yerel yönetime bildirmek, ilçenin daha hızlı kalkınabilmesi için yönetimin yanında yer alıp, destekçisi, kitle gücü olarak yardımcı olmaktır. Dikkat edilirse bu örgütlenme; büyük kitleleri bir araya getirip, birlikte harekete geçiren, geniş tabanlı bir DEMOKRASİ adımıdır. Yasal olarak halk gücünü, hizmete sürüklemek, yerel yönetimin tıkandığı noktada kitle organizesiyle, en kısa yoldan sorunların çözümüne ulaşabilmektir.
Tek cümleyle anlatacak olursak; iyi organize edilmiş, yerelde ve dışarıda varlığını hissettirebilecek bir “ SÖKE LOBİSİ” Nİ oluşturmaktan ibarettir. Dikkat edilecek tek husus; bu örgütün Siyasi arenaya, politikaya, şahsi çıkarlara dönüştürülmeden, makam ve mevki savaşına sokulmadan, partiler üstü, siyaset dışı olacak niteliğine ve işlevine dikkat edilmesidir. Bu organize Kurultayın kurulabilmesi, var olabilmesi, yaşayabilmesinin tek vazgeçilmez şartıdır.Güvencesi, bunun mutlak olarak sağlanmasına bağlıdır. Buradan hareketle; Söke için, Söke’de yaşayanlar için, en önemlisi Söke’yi sevenler için bu gücün, en kısa zamanda yaşama geçirilmesi, sahip çıkılması kaçınılmazdır.
İşte burada bizlere büyük işler düşmektedir. Yerel basın, yazarlar, çizerler,” Ben aydınım” diyen kişiler, “Söke’yi seviyorum” diyen kişiler, “Söke bizden sorulur” diyenler, bundan sorumludurlar. Ben içinizden biri ve Söke’yi seven, sevdiğine inanan bir kişi olarak, bu zorlu görevi sizlere hatırlatıyor, hepimizi birlik beraberlik içinde bu “Tarihi ama kaçınılmaz göreve çağırıyor” davet ediyorum. Ne görev olarak, ne de yetki olarak sizlerden bir farkım yok. Yalnızca; sorumluluğunu bilen, bir Sökeli vatandaş olarak, bunu yapmamın gerektiğine inandığım için, bu satırları yazıyor, sizleri göreve davet etme hakkını kendimde buluyorum. Sesimi duymak, çağrımı dikkate alıp katılmak, ya da katılmamak tamamiyle size ait. Kimseyi zorlayamam…Tek başıma da yapamam. Söke’nin geleceğini düşünen, çocuklarına yaşanabilir bir Söke bırakmak isteyen herkes, şapkasını önüne koyup, ya da başını ellerinin arasına alarak, sağ duyusu ile bunu düşünmelidir.
Yarın; çocuklarınız, ya da torunlarınız sizi karşılarına alıp da, “ Bize, böyle mi bir Söke bırakacaktın? Biz, burada nasıl yaşarız! ? ” sorusuyla, karşınıza dinelirse, bunun muhatabı, bizden önce siz olacaksınız. Yıllar yılı Söke’de kazanıp başka yerlere yatırım yapıp, Söke’yi yalnızca bir işyeri, kazanç kapısı görenler, çocuk ve torunlarını alıp yatırım yaptıkları yere götürebilirler. Onlar için bu sorun olmayabilir belki! ...Ama; bu şekilde olan kaç kişiyi sayabilirsiniz? Ya diğerleri, “Söke’den başka Söke yok” diyenler, ne yapacaklar?
Söke Lobisi, Halk ve Aydınlar Kurultayının yaşama geçirilmesinde ilgilerinizi bekliyorum. Tüm siyasi partiler, Sivil toplum kuruluşları, bürokratlar, burada yaşayan tüm vatandaşlar, yerel basın ve yazar, çizer olanlar bekliyorum. İlgi sizlerden, çalışmak hepimizden. Yaşanabilir, uygar ve güzel bir Söke için haydi, görev başına geliniz. Ben, dünden hazırım…
........... devamı >>
 
Suat Tutak
    
    
    

52  

HAYAT

Hayat sızısını iliklerine kadar hissettiğim bir acıymış
Hayat yalanmış
Hayat sonunu göremediğim yolda gözü kapalı gitmekmiş
Hayat çok nankörmüş
Hayat bir şeyleri istemekmiş
Hayat en umutsuz olaylarda dahi umut ile yaşayabilmekmiş, Umudun bittiği yerde yıkılmış bir kalple yaşamakmış
Yaşayabilmek sözcüğünde saklıymış hayat
Hayat yaşamayı becerebilmekmiş
Hayat kimi yerde güldürse bileağlamakmış
Hayat gözyaşı nehrinde bir gemiymiş... Geminin rotasını iyi belirleyebilmekmiş hayat...

Hayat demir atılamayan denizde sonsuzluğa yol almakmış
........... devamı >>
 
Nuriye Güler
    
    

53  

CİDDİ BİR OYUN -YAŞAM

-Kardeşim Ali Rıza’ya
yaşamak aşmaktır-


Satranç oynuyoruz -senle ben
Beklemediğim bir kompozisyon
izliyorsun bir anda
Durumu kurtarmalı:
Hatırlar mısın?
Çekişmelerinde çocukluğumuzun;
Kurallar içinde,
kuralsız oyunlarını
Her biri birer teşkili_istisna
Yenilgiye hiç gelemez
kıyametleri koparır
/Haz töreni, ardından
öç alma teklifi yok mu? /
Bu da ayrı bahis.
Ki farketmemiştim:
Belki bir satranç seansı,
Her geçen gün
Yıllarsa yengiler toplamı; yenilgilerde
Bense başarısızı oynadım,
Hep, sen öyle istedin diye
........... devamı >>
 
Nurten Aktaş
    
    
    

54  

HAYAT SENDEN ALACAĞIM VAR

Kaybolan yıllarımı bana geri verebilir misin?
Giden gençliğimi, ölen sevdiklerimi,
O güzel öğrencilik yıllarımı
ve arkadaşlarımı,
Kahpe kurşunla vurulan yavuklumu,
Bana geri getirebilir misin hayat?
Fakir ama mutlu çocukluğumu,
Hormonsuz meyve ağaçlarımı,
o mis kokulu Ihlamur ağacımı
bana verebilir misin?
Tozlu yollarında koştuğum dar sokaklarımı,
Top oynadığım toprak sahamı,
bana geri verebilir misin hayat?
Veremezsin biliyorum,
veremezsin.
Sen versen versen
Ezelden beri verdiğin dertlerimi verirsin,
Kanayan yaramı kanatırsın.
Hayatta yaşanacak ne kadar kötülük var,
and içmişsin hayat bana hala yaşatırsın,
........... devamı >>
 
Kazım Doğan
    
    

55  

SANDIĞA ADIM ADIM…(3) (ULUÇINAR-KENDİ MAKALELERİM)

Bir önceki yazımda beş madde olarak belirttiğim “Nasıl bir Söke”nin (a) maddesinde demiştik ki, “ Söke, nasıl mutlu yapılabilir? “ Şimdi birlikte, bu sorunun cevabını arayalım.
“SÖKE, NASIL MUTLU YAPILABİLİR? ”
Yıllardan buyana; Söke sokaklarında dolaşırken, insanların yüzüne hiç baktınız mı? Bu yüzlerde, bir gülen yüze rastladınız mı? Gülen yüzleri bırakın, gülümseyen yüzleri bile görebilmeniz neredeyse, imkansız…Bunun sebebini hiç düşündünüz mü? Ya da; bugüne dek bizi yönetenler acaba hiç düşündü mü, araştırdı mı? Bu tespit ve sorular aslında, tüm Türkiye için geçerli…Ama bizler; şuan Söke’yi konuşuyoruz O nedenle tartışmamız, Söke için.
Bir ülkenin, bir yörenin insanlarının yüzü gülmüyorsa, orada büyük sorunlar var demektir. Hele hele o yüzlerde gülümseme bile yoksa, sorunlar çok daha büyük boyutlarda demektir. O yüzü gülmeyen insanların en aşılması zor sorunu, birinci derecedeki problemi, mutlaka ekonomik sorundur. Para sorunudur. Geçim sıkıntısıdır. Bu da; o ülkedeki gelir dağılımının adaletli dağılmamasından kaynaklanmaktadır. Bireylerin gelirlerine göre fiyat dengelerinin kurulmamış olmasından ileri gelmektedir. Aile bütçesine giren paranın, mutfak giderlerini karşılayamaz olmasından doğmaktadır.
Öte yandan; gelip geçen hükümetler, geçinemeyen, ülke nüfusunun % 70-80’ni oluşturan aç ve açlık sınırı altındaki insanların cebinden elini çıkarmadıkça, her bütçe ayarlaması gerektiğinde o yoksul insanların sırtına zam kamburlarını yüklemeye devam ettikçe, yanlış ücret politikalarıyla acılarına biraz daha acı katıp, yaşamlarını daha da zehir etmeye, yaşanmaz hale getirmeye çalıştıkça, elbette yüzlerde gülücük değil, gülümseme bile göremezsiniz…
Gelelim Söke’ye: insanlar aldıkları düşük ücret ve yevmiye gelirleriyle, çoluk-çocuğu ile birlikte açlık yaşamına itilmiş, bundan da kimse rahatsız olmuyorsa… Esnaf; ömrünü dört duvar arasında müşteri beklemekle geçiriyor, tezgahına koyduğu mallarını satamıyor, paraya dönüştüremiyorsa, her gün siftah yapmadan kepengini kapatıp, dükkan giderlerini, vergisini, eve götürmek zorunda olduğu ekmeğini dahi alacak para kazanamıyorsa, (bir arkadaşımın icra dairesinden yaptığı araştırmaya göre) bugün Söke İcra dairesinde birikmiş 30-40 bin dosya icra işlemi, haciz muamelesi için bekliyorsa… Memur, işçi, sözleşmeli, emeklisi maaşı aldığı gün dağıttığı zaman, alınan ücreti borçlarına yetmiyor, bir ay boyunca nasıl geçinirim, korkusunu yaşıyorsa, bu korkular bunalıma dönüp yuvalar dağıtıyor, cinayetler işletiyor, intihar ettiriyorsa… Çiftçi; bir ekim sezonu boyunca kaldıracağı ürün için yaptığı masrafı, kaldırdığı ürün geliri ile karşılayamıyorsa, yöneticiler bu sorunların hiçbirine çözüm bulamıyor, sadece günü geçirmek için boş vaatlerde bulunuyorsa…Tüm insanlar, bu sıkıntılar nedeniyle yarınından endişe ediyorlarsa “ YÜZLERİ NASIL GÜLSÜN! ? ”
Bir başka yara; bu kentin çalışabilir durumda olan, her ferdi, özellikle gençleri, okumuşu, okumamışı, emeklisi, öğretmeni bir ömür kadar değerli olan, boş zamanını, işsizlik nedeniyle kahve köşelerinde, okey masaları başında boşu boşuna öldürmektedir. İşgücü boşa harcanmakta, tembelliğe neden olmaktadır. İşte tüm bu sorunlar; Söke’de çözüm beklemektedir. Bunların tek çözümü ise; yatırıma yönelmek, bu kentte istihdamı artırarak, işsizliğe son vermekle, hakkaniyete dayalı ücret ve gelir dağılımı, tüm gider kalemleriyle birlikte, mutfak gelirini, bütçe dengesini sağlamakla mümkün olacaktır. İşte burada; biz seçmenlerin yapacağı iş, siyasi parti ekiplerini çok iyi dinlemek, bu kaleme aldığımız sorunları en iyi şekilde çözeceğine inandıran, emin olacağımız siyasilere yönelmemiz şart olmuştur. Bu sorunları çözdüğümüz gün SÖKE’NİN de kurtuluşuna imza atmış, Söke halkını kurtarmış olacağız. İşte o zaman; gülmeyen yüzlere gülücükler gelecek, bu gülücükler kahkahaya dönüşecek, MUTLU BİR SÖKE yeniden kurulmuş olacaktır. Oylarınız onun için değerli…Yanlış kararın vebali de onun için ağır ve büyük olacaktır. İyi düşünün. Yarınlar, hepimizin.
........... devamı >>
 
Suat Tutak
    
    

56  

KÂBUS İKLİMLER (SENSİZLİK 2)

yalnızlık ne acı şey
katran karası
ne katlanılmaz
dayanılmaz

buzlu bir yatak bekler her gece
her gece aynı iklimleri dolanır durursun
aynı kâbusla uyur
aynı kâbusla uyanırsın
soğuk geceler bitmek nedir bilmez

hızla dolayıverirsin zamanı eline
çekersin kavuşacağın o anı
o bir düş
o bir hayal
beklediğin en tatlı anlar
gözlerdeki bakış gülümseyen şaşkın
sarıverirsin boynunu öper koklarsın
o çok bilindik tat
doluverir her hücrene
alışkanlıkların başlar
en başından
yeniden seversin ilk gün gibi
........... devamı >>
 
Dilek Uluocak
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.12.2008 14:05:41

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim