FUTBOL TAKIMLARINI KONUŞUYORUZ! Tuttuğunuz takım için yazılanları okumak için logosuna tıklayın.

Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

SOKE Konulu Şiirler - soke Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "soke" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "soke" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. soke Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

305  

M.AKDENİZ İÇİN BENDE BİRKAÇ SATIR YAZEDIM...(MAKALE-TANITIM)

“AKDENİZ İÇİN,BEN DE BİRKAÇ SATIR YAZDIM..”
21 Ağustos 2007 18:54
Metin AKDENİZ’in ilk kitabı “ÇARDAK ANILARIM VE ŞİİRLER“ adlı eseri yayınlanmadan önce o kitabının hazırlanması için bana gelmişti. Yoğun bir uğraştan sonra o kitabını hazırladık. Bilgisayar dizgisini yaptık. Ciltleyip, kitap haline getirdik. Daha sonra da basıldı. Böylece; Akdeniz’in ilk çocuğu doğdu. Kucağına verildi. Ve ardından bu ve bundan sonraki eserlerine adım atılmış oldu. Kutlar, tebrik eder, başarılarının devamını dilerim. Azmin yenemeyeceği hiçbir güç ve zorluk yoktur. Metin Akdeniz devamındaki eserlerinde bunun canlı örneğidir. Delilidir.. xml:namespace prefix = o ns = 'urn:schemas-microsoft-com:office:office' />
Bir tarihte, bir sohbet anımızda kendisine bir soru yöneltmiştim.” Kendini anlatabilir misin? ” dediğimde, kendinden emin bir tavırla, “Ondan kolay ne var. Elbette anlatırım” demişti. Ben hafif tebessüm ederek; “Sözle değil ama, yazıyla anlatabilir misin? ” diye sorumu yineledim. O yine aynı emin tavırla “Anlatırım..” demişti. O gün kendisinden, anılarını yazmasını, kendisini anlatmasını istemiştim. Aradan birkaç gün geçti. Akde-niz’den bir ses, seda çıkmıyordu. Daha sonra çıkıp gelişinde, yüzüne şöyle bir baktım. “Ne haber! “ der, gibi. O anladı ne demek istediğimi. Boynunu büktü. Ardından ağır ağır bir ses temposuyla konuştu.“Yahu, ne zormuş insanın kendini anlatması… Beni tam üç gün uykusuz bıraktın. Her seferinde yazmaya oturdum, yarıda bıraktım. Aklıma bir şey gelmiyordu. Yazamıyordum. Ama sonunda başardım” dedi.
Evet; Akdeniz başarmıştı. O başarının sırrı da azminde yatıyordu. Belleğindeki birikimlerini kaleme alış üslubunda yatıyordu. Bunu gösterebilmesi biraz zaman aldı, biraz da zor oldu ama sonunda, içindeki cevheri ortaya koymayı başarmıştı.
Büyük diye saygı gösterip, fikirlerine önem verdiğimiz bazı kişiler Akdeniz’i yıkıcı eleştirileriyle, olumsuz etkilemeseydi, bu yetenek çok daha önceden ortaya çıkacaktı. Ama öylesi kişiler Akdeniz gibi nice Akdeniz-leri kırıcı eleştirilerle engelleyip her zaman başarılarına engel oluyorlar. Bu kötü alışkanlıklarından ah bir vazgeçebilseler.. Ya da bu yolla verdikleri zararların bir farkına varabilseler.. Akdeniz, yıllar önce böylesi saygın kişilerden birinin hışmına uğramış, elindeki kalemi kırıp atarak, yazmaktan vazgeçmişti. Bana durumu anlatınca çok üzüldüm. Bence de saygın bir kişi olan o büyüğümüz, belki de yaşamının en büyük hatasını yaptığının farkında değildi. Fakat, gerçek buydu. Ardından tam iki yıl aradan sonra Akdeniz, yine kalemi eline aldı. Yazmaya devam etti. Aylarca dil döküp, kimsenin etkisi altında kalmamasını söylemiş, yazmaya devam etmesini önermiş, rica etmiştim. Beni dinledi. İkna oldu. Tekrar yazmaya başladı. Ve bugün üç dört tane kitap olacak şekilde hazırlıkları var. Bir tanesi de bu elinizde tuttuğunuz kitap. Geliniz Akdeniz’in bize aralamış olduğu kapıdan içeriye birlikte bakıp, o gönül okyanusunda birlikte bir gezintiye çıkalım. Bakarsınız o dünyada bizlere de kucak açılmış bir köşe, bir gölge, bir sevgi kırıntısı bulabiliriz. Ne dersiniz? Haydi gönül okyanusuna dalmaya… Sevgilerimle.

Suat TUTAK
Gazeteci Yazar -Şair
Söke Şair ve Yazarlar Derneği
Başkanı
........... devamı >>
 
Suat Tutak
    
    
    

306  

BİR YÜCE ÖĞRETMEN, HASAN ÇETİNTÜRK... (SÖYLEŞİ...2)

SÖYLEŞİ Suat TUTAK
13. 05. 1990

ANILARDA KALAN BİR SÖYLEŞİ...(2)

BİR YÜCE ÖĞRETMEN, HASAN ÇETİNTÜRK...

Söke ilçemizin güzide bir mahallesi vardır.. Konak mahallesi. Bu mahallemizin Aydın Caddesi kenarında bir güzel ilkokulu olan KOCAGÖZ İLKOKULU’ muz, (Şimdiki adı Koca-gözoğlu İlköğretim Okulu’dur) Hemen bitişiğinden başlayan Kocagöz Sokağından Kuzey’ e doğru bir miktar çıkarsanız, sağ tarafta dar bir sokak görünümünde başlayıp (bugün orası açılıp koca bir cadde girişi yapıldı.) yana ileriye, Doğu’ ya doğru genişleyen, NAMIK KEMAL Caddemiz karşınıza, önünüze gelecektir. İşte bu caddeye girip doğuya doğru uzunca bir süre yaya olarak gidince, Aydın Caddesi’ nden başlayıp Kuzeye doğru yükselen bir OKUL Sokak’ ı bulunmaktadır. Sözünü ettiğimiz bu Namık Kemal Caddesi ile Okul Sokağının kesiştiği noktada, üst köşede, tam Sıdıka Okulu (bugünkü adı Sıdıka İlköğretim Okulu’dur.) karşısında İki kat ve bir çekme katlı, bahçeli bir ev görürsünüz.. Ağaçlar, çiçekler, yeşillikler içinde bir evdir burası. Namık Kemal Caddesi’ nden 8, Okul Sokaktan 5 numarayı almaktadır bu ev.. Birinci katına çıkıp, ziline dokunduğunuz zaman (merhum) Hasan Hocamızı karşınız-da görürsünüz.
........... devamı >>
 
Suat Tutak
    
    

307  

SEN BENİM UNUTULMAZLARIMDANSIN (HİKAYE)

Kızgın güneşin altında, temmuz-ağustos aylarının sıcağında, ben ve kardeşim çalışmışız, pamuk tarlasının, sulamasında. Hele kışın ilk aylarında çiy düşerken toprağa, iliklerimize dek üşürdük. Her gün sabah ezanında düşmüşşüz yollara, çalışmışşız pamuk tarlalarında, hem de o küçücük yaşımızla, bir ben, bir de küçük kardeşim. Bitince pamuk toplaması, sene 1976 aralık ortası. Aldık birer defter kalem. Bir başımıza gittik köyümüzün ilkokuluna. Böylece başlamış olduk okula.
........... devamı >>
 
Mahmut Semen
    
    
    

308  

BİZİM KÖYÜN OTOBİYOGRAFİSİ

350 haneydi şehirlere göç başlamadan önce
Köyün kuruluş tarihçesini kimse bilmez
Üç derslik bir okulu vardır
Bir öğretmen bazen bulunur
Muhtarımız tam kara cahil
Nüfus cüzdanı suretlerini kızı doldurur
Ceketinin iç cebinde mendilde sarılıdır
Mühür ve ıstampa
Çıkartır cebinden dört ibiğini açar mendilin
Önce mührünü alır, bir süre siler, tabi ki tükürükle
Sonra başlar ıstampayı üfürmeye
Bu ıstampaya en son 945 yılın da bir tükenmez kalem boşaltılmış
O gün bu gündür kullanırlar
Haaa bu arada muhtar üst üste iki gömlek giyer
Yanında bir değnek taşır sırtını kaşımak için
Köyün yapıları kerpiçten, üstünde killi toprak
........... devamı >>
 
Murat Demirci
    
    

309  

P AMUK (ÖYKÜ)

Bir zamanlar (PAMUK) adında, süt beyazı renginde, dişi bir köpeğimiz vardı.. Sanırım, 6-7 yaşlarındaydım o zamanlar. Pamuk benim en iyi dostumdu. Yaşı, benden çok çok büyüktü… Mübalağasız belki on, belki on beş yaşlarındaydı Pamuk. Büyüklerin anlattığı gibi o günlere kadar sayısız yavruları olmuştu. Yeni doğup süt emdiği yavruluk (eniklik) döneminden beri bizim ailede olduğunu, ailemizin içinde olan bir ferdi gibi büyüdüğünü söylerdi, büyüklerim. Tabii ben, o kadar eskiyi hatırlamıyorum. Çünkü, dünyada yoktum o zamanlar… Ailemizde Pamuk’un sayısız anıları vardı. Anlata anlata bitiremezlerdi. Onu tanımaya başladığım andan itibaren, bizim de birlikte çok ortak anılarımız oldu. Öyle ki, onu yitirmeden önceki son ortak anımızı hala hatırlar, gözlerim bir sabit noktaya dalar, sanki bu dünyadan ayrılır, onunla olduğumuz yıllara uçar giderim.
........... devamı >>
 
Suat Tutak
    
    
    

310  

BUGÜN SİZE, AHMET SAMİ'DEN SÖZ EDECEĞİM… ŞİİRSEL TAHLİL.

:E S İ N T İ
Şiirsel Tahlil l7 Temmuz 2006
Suat TUTAK
SÖKE


BUGÜN SİZE, AHMET SAMİ’DEN SÖZ EDECEĞİM…

Bugün ki şiirsel tahlilime şairin iki şiiriyle başlamak istiyorum. “GELECEK-SİN DEĞİL Mİ? “ adlı şiir kitabından aldığım bu iki şiirini birlikte okuyalım:
........... devamı >>
 
Suat Tutak
    
    

311  

KESKİN GÖZ SELAMİ.......ÖYKÜ

KESKİN GÖZ SELAMİ..............ÖYKÜ


...............................................................................Bana arkadaşını söyle,
...............................................................................Sana kim olduğunu söyleyim...


Sıtkı ile Selami, yanlış arkadaş olmuş iki çocuktu. Belki,”arkadaşın da yanlışı mı olurmuş denilebilir lakin,insan hayatında arkadaş seçmenin önemi öylesine büyük ki... Çocuklukta bu önem pek anlaşılmıyor tabiatıyla ama, hayat insanlara çok şey öğretiyor.
Sıtkı ile Selami’nin, çocukluklarını aynı sokakta yaşamalarından başka ortak bir yanları yok gibiydi. Sıtkı ne kadar uysal ise Selami o denli haşarı, Selami ne kadar hareketli ise Sıtkı da o denli durgun iki arkadaştı. Yaşları aynıydı ama, yapıları çok farklıydı. Selami haylice zayıf, uzun boylu ve esmer...Sıtkı hayli kilolu, kısa boylu ve sarı. Yine de arkadaştılar bunca farklılıklara rağmen. Hem de canciğer iki mahalle arkadaşı...
........... devamı >>
 
Halil Şakir Taşçıoğlu
    
    

312  

CUMHURİYETİMİZİN 80 YILLIK TARİHİNDE DEMİRYOL POLİTİKALARI

Cumhuriyet Dönemindeki özellikle demiryolunun altın çağı olarak nitelenen Cumhuriyetimizin ilk yıllarındaki demiryolu politikasını daha iyi anlamak açısından Cumhuriyet dönemi öncesinin değerlendirilmesinde yarar vardır. Çünkü geçmiş bilinmeden, bugün anlaşılamaz.

Bu nedenle, ülkemiz demiryolu tarihi; Cumhuriyet öncesi, Cumhuriyet dönemi (1923-1950 Dönemi) ve 1950 sonrası dönem olarak üç başlık altında incelenmelidir. Bu dönemlerin belirgin özelliği; birincisinde demiryolu hatlarının büyük bölümünün yabancılara verilen imtiyazla yaptırılması, ikincisinde demiryolu ulaştırmasının altın çağı olması, üçüncüsünde ise demiryolu ulaştırmasının yok sayılması, ihmal edilmesidir.
........... devamı >>
 
Yusuf Ter
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


23.11.2008 18:43:14

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim