FUTBOL TAKIMLARINI KONUŞUYORUZ! Tuttuğunuz takım için yazılanları okumak için logosuna tıklayın.

Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

SIVIL Konulu Şiirler - sivil Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "sivil" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "sivil" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. sivil Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

153  

ZELZELE FACİASI


Kendi günahımız isyanda bizim,
El açıp duaya hiç yoktur yüzüm,
Zelzele afatı kan ağlar gözüm,
Bir daha gösterme bize İlahi.

Asker, sivil, birlik; yardıma koştu,
Evleri kaldırıp topraklar açtı,
Görünmez bir afat, görenler şaştı,
Bir daha gösterme bize İlahi.

Yardım ekipleri toprak eliyor,
Kuzusuz anneler yanıp meliyor,
Görenler saçını yolup inliyor,
Bir daha gösterme bize İlahi.
........... devamı >>
 
Abdullah Odabaş/meftuni
    
    
    

154  

SAKARYA’M

Ağustos depremi salladı vurdu
Marmara bölgesi yerle bir oldu
Açmadan güller goncada soldu
Türk milletini yaslara boğdu
O güzelim Sakarya’m virane olmuş..

O felaket anı nasıl anlatsam
Binaları yer yutmuş görünmez olmuş
Öyle felaketti ki demir ray bükülmüş kalmış
Cami minareleri yerlere serilmiş yatmış
O güzelim Sakarya’m virane olmuş

Topraklar yarılmış boylu boyunca
Caddeler sokaklar kaybolmuş gitmiş
Canlılar yok olmuş,ölüler dolmuş
Ocaklar sönmüş, dumansız kalmış
O güzelim Sakarya’m virane olmuş
........... devamı >>
 
Halil Çolak
    
    

155  

BEYRUT GECESİNDE

şarabın gırtlağı acıttığını duymak güzel
acının olgunlaştırdığı çağlardan geldik
bir yoksul savaş çığlığı patlarken dudaklarda
zamanın kanı akıttığı alev savrul...


başkaldıran tekil düzensizlik
uysal ol ya da sondur bu artık
caddelerde, koşuştuğun sokaklarda
dündü selamlaştığın yerde yatan
başını öne yaslayan o çocuk
şarapnel hızında bir tomruk ölümlüdür
oyuncakları gökyüzünde kanla uçuşan
çiçektir daha çok o korku besleyen
başını öne yaslayan çocuk...
........... devamı >>
 
Hakkı Tunçkol
    
    
    

156  

ASKERLİK VE ANAM

Ben ANAMIN kıymetini Asker olunca anladım.
Daha ilk gecenin sabahı, Onu hasretle aradım.

Koğuş kalk komutu verildiğinde,
Yatak,yorgan, çarşaf seildiğinde,
Helada sıraya girildiğinde,
Soguk suyla tıraş olunduğunda,
Ben hep ANAMI aradım.
........... devamı >>
 
Turan Koc
    
    

157  

İDO REİZAN ÇİNLİ ŞAİR (NESİR YAZISI)

İdo Reizan (D: 1859- Ö: 1935) Çinli şair

İdo Reizan (D: 1859- Ö: 1935) Meiji döneminde sivil haklar eylemciliğe (jiyû minken undô) meyilli olan yazar, şair, ve gazeteciydi.

Evlenmeden evvelki soyadı Wada olan İdo Reizan, Sôma Nakamura Hanlığı'nda samuray ailesine Tsuneşige ismiyle doğdu.

Reizan ise yazar ismidir.

Wada Tsuneşige Edo'luk samuray ailesinin kızı olan İdo Sumi ile evlenerek İdo ailesine mensup oldu.
........... devamı >>
 
Serdar Sayıl
    
    
    

158  

İTAAT KÜLTÜRÜ..

İTAAT KÜLTÜRÜ VE SİVİL İSYAN (İTEATSİZLİK)

Toplumlar düzenlerini devam ettirmek ve adaleti sağlamak üzere yazılı veya şifa-i bir takım kurallar oluştururlar bazen da bu kurallar orijinini ilahi yasalardan alır. bu kurallar uyulduğu zaman bir düzen oluşturur. kurallara uyma biçimi ve alışkanlığı itaat kültürü olarak tanımlanabilir bu kuralların muhafazası da aynı tanım çerçevesinde değerlendirilmelidir.Bu kurallara uymak ile karşı çıkmak ya belli kural ve biçimlere bağlanmış(demokratik tepki,müşavere) yada bu konuda yönetenlerle yönetilenlerin arasındaki güç dengesine bırakılmıştır her tür toplumda kurallara usulsüz uymamak anarşi kapsamında değerlendirilir,ancak kurallara uymama işi totaliter toplumlarda mutlak itaat bağlamında her halükarda anarşi olarak nitelendirilirken demokratik ve özgürlükçü toplumlarda bu meşruiyetine göre ve biçimine göre nitelik kazanır. bu meşruiyet ise değerlendirildiğinde kuralların uygulayıcılar tarafından yanlış uygulanması yahut uygulama biçiminin toplumun elde etmek istediği temel değerleri ve menfaatleri gerçekleştirmekten yoksun olması yahut yetersiz kalması ile ölçülür.neticesinde toplumun verdiği meşru tepkinin tanımı sivil isyan yahut sivil itaatsizlik olarak nitelendirilir bu toplumun kendi bütünsel menfaatini sağlama noktasındaki duyarlılık ve tepkisinin niteliğini ve toplumsal iradesini de tanımlayan bir kavramdır. Kapalı ve totaliter toplumlarda bu irade toplum ile yönetenler arasındaki iktidar ve kuvvet mücadelesi şeklinde devam edip durur bu toplumlarda değişim çoğu zaman kanlı ve zorba yöntemlerle gerçekleşir ve toplum bu değişim ve direniş kültürünü ya mutlak itaat yada anarşi üzerine bina etmiştir. bazen bu zorbalığı ortadan kaldıranların temel mantaliteleri ve kültür kodları el vermediğinden gelen gideni aratır,toplum bir nevi mazoşist bir karaktere bürünmüştür toplumun söz sahipleri ve onlara iktidar gücü sağlayanlar halkı değil statükoyu ayakta tutma çabası içerisindedirler halk ise zulümlerden zülüm beğenir fakat asla baş kaldırmayı düşünmez.Potansiyel olarak bunu düşünme eğiliminde olanlar ise beşinci kol faaliyetleri ve derin devlet organizasyonlarıyla bertaraf edilir güya güvenlik amaçlı örgütler ve çeteler oluşturulur ve bu çeteler çoğu zaman kuranların haberi dahi olmayan ek faaliyetlere girişir türlü cürümler ve faili meçhul cinayetler işlenir bu tip rejimlerde en geçer faaliyet vatan kurtarma adı altında işlenen cürümlerdir. Bu tip rejimlerde devlet suni hizipler ve bir birine düşman örgütler üreterek toplumsal çatışmalar var eder sonra kavga eden tarafları güya cezalandırarak kurtarıcı rolüne bürünür ve bu kavgalardan kendi meşruiyetini ve itibarını temin eder bu rejimleri toplumu tek tip yapmaya çalışan topum mühendisleri şekillendirir.Asker,bürokrasi,sermaye, basın yayın ve diğer resmi gayri resmi kurumlar hep bu fasit yapıyı korumaya çalışır güç hep bu taife arasında paylaşılır halka ise hep şüpheyle yaklaşılır.Halkın kaderi bu çabalar içerisinde kullanılmak ve ezilmektir. Ezilenler bir şekilde statü değiştirdiği zaman aynı zulmü kendileri de tatbik eder artık bu toplumda adalet değil zulüm geçer akçe olmuştur.Bu tip toplumlarda önemli ve baki olan rejim ve statükodur onun uğruna her türlü kurban meşrudur ve bu statüko kendine karşı itaatsizlik yapacaklara karşı anarşi uygular yasalar rejimi ve güvenliği sağlama üzerine bina edilmiştir.Her tür nimet rejim yanlıları içindir.Şahsa ve ırka dayalı bazen bir soy ve aşirete dayalı ilkel yönetim biçimleri bu tip rejimlerin yönetim biçimidir ve rejimin kendi özel muhafızları ve kendini koruyan özel yasaları vardır halk ise bu rejimleri korumak ve kollamak için vardır. açık ve özgür rejimlerde ise esas olan toplumun mutluluk ve huzuru olduğundan değişim toplum- yöneten uyumu ve ahengi çerçevesinde ve verilen tepki de sivil itaatsizlik şeklinde cereyan eder yani toplum tepkisini verir yönetenler bu tepkiye uygun düzeltmeleri yapar genelde çağdaş batı toplumlarında rastladığımız bu model uzun ve kanlı mücadeleler sonucunda varılmış toplumsal bir alışkanlık ve itaat isyan kültürüyle ilgili oluşmuş bir bilinç biçimidir.Demokrasi ve insan hakları batıda bedeli milyonlarca insanı kanı ve etiyle beslenmiş ve karşılığı fazlasıyla ödenmiş kavramlardır ve henüz tam anlamda kendi içerisinde mutlak olgunluğa ulaşabilmiş değildir,daha düne kadar hakir görülen zenci ırkı ve diğer ayrımcı unsurlar bunun somut kanıtlarıdır batı diğer toplumlara ise kendi hizmetinde olan köleler olarak bakmaya devam etmektedir yani batının sağladığı hürriyet ve eşitlik kendi içinde çifte standartlıdır.Buna rağmen batı kendi içerisinde uzun ve kanlı sınıfsal mücadelesini vermiş ve İnsan merkezli toplum anlayışını ve nısfi özgürlüğünü sağlamıştır.bu toplumlarda birey devlet ilişkisi karşılıklı denetim ve ortak yönetim kültürü ve sivil itaat üzerine bina edilmiştir toplum sivil kurumları yoluyla devletten her tür hakkını alabilmekte tepkisini de aynı kurumlar vasıtasıyla sivil isyan şeklinde verebilmektedir bu şekilde sivil kurumlar vasıtasıyla birey yönetime bizzat ortak olabilmektedir.Bu batının Yüzyıllardır etkisinden olduğu totaliter Aristokrasi,kilise ve diğer sınıfsal hegomanyaya karşı verdiği toplu ve kanlı mücadelenin bir sonucudur batının aydınlanma ve Renösansla elde ettiği ve Fransız devrimiyle perçinlediği bu değerler haçlı seferleri sırasında İslam coğrafyasından elde ettiği değerleri ve bilgiyi yorumlaması neticesinde kendi aydınlanmasını ve toplumsal bilgilenmesini bunun neticesinde toplumsal ve yönetsel dönüşümün gerçekleştirmesiyle mümkün olmuştur.İslam dünyası ise kendinde var olan bu dinamikleri henüz hayata ve topluma tatbik edebilmiş değildir bu İslam dünyasının temel değerlerini algılayamayıp bölgesel olumsuz geleneklerini koyu bir muhafazakarlık içerisinde skolastik bir vazgeçilmezlik ve inanç haline getirmesi ve halen aşiret ve soy sop mantığının toplum, insan mantığının üstündeki hegomanyasının devam etmesi ve toplumsal aydınlanma ve inancında var olan değerlere ulaşamayışından kaynaklanmaktadır.Hz. peygamberle gelen nurun sınıf ve kula kulluğu ortadan kaldıran, bir köleyle efendiyi bir kralla dilenciyi eşit ve kardeş yapan değerleri cahiliyye zulmeti içerisindeki Arapları çok kısa sürede dünyanın en medeni ve en özgür toplumu yaparken bir kölenin oğlunu da bu toplumda önder,komutan konumuna taşıyabilmiştir.Toplumun işlerini müşavere(istişare ve danışma) ve ehliyet liyakat ölçüleri üzerine oturtturan ve bütün bireyleri iyiliği emretme ve kötülüğe karşı çıkma(sivil itaatsizlik) konusunda eşit düzeyde vazifeli kılan bu inanç ve toplum düzeninin sağladığı itaat ve isyan kültürü kendinden sonraki bütün toplumlara model teşkil etmişken maalesef İslam dünyasına Emevilerle birlikte hakim olan saltanat alışkanlığı toplumda olmasa da yönetim düzeyinde bu dengeyi bozmuştur İmamlar ve evladı-ı Resülle sürdürülmeye çalışılan sivil itaatsizliğin Kerbela da kanlı bir biçimde bastırılması ve değişik hile ve katliamlarla toplumun inancından kaynaklanan kötülüğü ve adaletsizliği def etme ve eşitliği sağlama kültürü yok edilmeye çalışılmıştır daha sonraki kitap ve eserlere(siyaset nameler ve kelam kitapları) ve de ilim adamlarına hakim olan maslahatçı ve devleti her ne pahasına olursa olsun ayakta tutma(ehveni şer) mantığı ve zalimde olsa imama itaat ve bu itaatin ortadan kalkmasının fitne ve anarşi olarak telakki edilmesi ve maalesef bunun itikad-i bir mezhep haline getirilişi bu anlayış ve felsefenin resmi medrese kuruluşları ve mezhepsel görüş olarak halkada kabul ettirilmesi neticesinde sivil isyan kültürü İslam dünyasında yok edilmiştir.Artık din zalim sultanın elinde bir kılıç ve onun meşruiyetine alet ettiği bir emniyet sıbabıdır.İslam’ın kaldırmaya çalıştığı kölelik ve ırkçılık ve erkekle eşitlemeye çalıştığı kadının cariyeliği artık din adına yeniden geri getirilmiştir İslam’ın bütün bireyleriyle yönetime dahil ve müdahil ettiği halka ise her halükarda düşen ise devletin bekasını sağlamak ve bu uğurda ölmektir.artık sembolize edilen zülüm formülüyle Allah adına devleti yönetenlere itaatsizlik Allah’a itaatsizlik sayılacaktır Raşit halifeye ‘sen hata yaparsan seni kılıcımla düzeltirim’ ‘Nil de bir kurt kapsa koyunu Adli İlahi Ömer den sorar onu’ mantığı ortadan kalkmıştır. Artık iyi Müslüman kayıtsız itaat eden ve yöneticisin zulmüne sabredip devletin bekası için dua edendir.İtaatsizliği ve sivil isyanı önerenlerin adı artık ya Harici ya Şii yada Mutezili olacaktır haktan ve adaletten yana olmak artık İslam’ın emri olmaktan çıkacak fitne olarak isimlendirilecektir.Müslümanların Kuranla gelen kendi yöneticilerini seçebilme(Beyat) ve kendi lehindeki koşullara dair fikir serdetme (Meşveret ve İstişare) haklarının ellerinden zorba saltanat rejimleri tarafından alınmasıyla başlayan ve kanla dolu bu tarihi süreç İslam dünyasında bünyesine uymayan ve yine yönetici elit tarafından ona dayatılan ithal seküler rejimler ve batılı ülkelere uydu ve manda olma zilleti içerisindeki kutsal rejim serüveni ve kurtarıcı rejim önderleri ve bekçileri kültürü çerçevesinde devam etmektedir.Artı kralların unvanları değişmiş fakat zihniyet değişmemiştir ulus kavramına dayalı diktatörya rejimler kendi bekaları uğruna kurban almaya devam etmektedir aslında mesele rejim meselesinden çok itaat ve isyan kültürüyle alakalıdır çünkü her millet laik olduğu ve bedelini ödeyebildiği hayatı yaşayabilmektedir özgürlük ve hürriyet ise uğruna feda edecek değerleri olanlar içindir. Bu değerleri gerçekleştirecek olanlar maalesef Kerbelada yenilmiş ve ümmet hedeflerini ve özgürlüğünü gerçekleştirememiştir.Oysa İslam bu değerleri ve özgürlüğü bünyesinde en mükemmel ilkeleriyle barındıran ve bütün dünyayı hem batının sadece kendi insanına özgürlük ve refah sağlayan çifte standartçı anlayışından uzak hem de zulmü kendi halkına reva gören doğu toplumlarının totaliter ve baskıcı rejimlerinde kurtaracak evrensek değerlere sahiptir,İslam canın,malın,aklın,neslin ve fikrin(inancın ve ideolojinin) kutsal sayılıp güvence ve teminat altına alındığı bir inanç ve hayat nizamı olarak asrı saadette sağladığı ve dünyanın karanlıkta olduğu orta çağda kendisine tabi olan toplumları taşıdığı medeni ve adil atmosfere bütün insanlığı taşımak için beklemektedir.İnsanı ve onun huzurunun her şeyin önüne ve merkezine koyan bu din bu saadeti sağlayacak dinamiklere dün sahip olduğu kadar bu gün de sahiptir mesele onu temsil edenlerin sivil itaatsizlik ve isyan çerçevesinde bu alternatifi yeniden insanlığa sunabilmeleriyle alakalı ve orantılıdır.bu bir terör hareketi değil bütün kurumlarıyla küfre ve zulme karşı hakkı ve adaleti arama çabasıdır bu çaba tamamen sivil ve merhamet hareketidir,bir medeniyet ve özgürlük mücadelesidir,kaynağında barış,sevgi,merhamet,ilim ve hikmet vardır ve başarıya ulaşması uğruna fedakarlık yapacak özgürlük ve hürriyet aşıklarının çalışmalarına bağlıdır.
........... devamı >>
 
Yusuf Aygun
    
    

159  

VİCDANİ RET

Vicdani ret; bireyin savaş karşısında geliştirmiş olduğu kişisel bir tavırdır ve bu anlamda genelde toplumsal zorunlulukların en temeli olarak görülen, kişinin kendi ülkesini savunması ile de çakışır. Bu karşıtlık, savaşların ortaya çıktığı tarihin ilk evrelerinden beri görülmektedir.

“Dünyanın ilk bilinen vicdani retçisi Maximilian‘dır. Kuzey Afrika da Numidiya ülkesinden 21 yaşında bir genç, M.S. Roma ordusuna çağırıldığına inatla askeri servise katılmayı reddetti ve Romalılar tarafından idam edildi.”(1) Tarihin bilinen bu ilk örneğinde de olduğu gibi karşı çıkışların ilk gerekçesi, genel olarak, dinlerdeki “insan yaşamını sona erdirmenin kötü olduğu” inancına dayanmıştır. Kitap hakkında daha geniş bilgi için resmin üstüne tıklayın) Askerlik yemininde “imparator devletin başıdır” şeklindeki ifadeden dolayı Yahudiler Roma ordularında asker olmayı reddettiler. Bu nedenle de Roma, onları askerlikten muaf tutmuştur.
........... devamı >>
 
Berzan
    
    

160  

O ŞAİR

Bir şair varmış,
İstanbulda..
Çok eskilerde..
Hep dinlermiş
Kapatıp gözlerini
İstanbulu..
Sevgilisiyle
Buluşurmuş
Köşe başındaki
Muhallebicide,
Her akşam
Uğrarmış,
........... devamı >>
 
Özdener Güleryüz
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


23.11.2008 16:15:24

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim