Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

SIMGE Konulu Şiirler - simge Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "simge" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "simge" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. simge Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

201  

İLKLER - 5 (HİKMET ÇOCUK 'UN İLKLERİ - 5)

İlk İstiklâl Marşı

Bahar Hikmet Çocuk ‘u büyülemişti.
İlçede biri “İstiklâl”, obiri “İnkılâb” adında iki ilkokul vardı ve o, “İnkılâb” İlkokulu ‘nun birinci sınıfında okumaktaydı.
Başında, çevresi tek sırmalı siyah bir kep taşıyordu. Parlak siyah renkli pantolonunun paçaları çıplak dizlerinin üstündeydi. Sırtında parlak siyah bir önlük ve boynunda bembeyaz bir yakalık mevcuttu. Ayaklarına yeni alınmış olan beyaz yazlıklarını giymişti.
Ruhu, süt rengi çiçekler arasında cıvıldayarak kanat çırpan kuşlar gibiydi. İnmek, ayaklarını toprağa basmak bilmiyor, sürekli olarak uçuyor, uçuyor, uçuyordu. Evden okula gitmek için çıktığı halde, okula gitmesi gerektiğini bile unutmuştu. İki yandan yapılarla çevrilmiş olan toprak yolda, karşılaştığı her şeye bakıyor, baktığını-gördüğünü yercesine, içercesine, solurcasına içine sindirmeye çalışıyordu.
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    
    
    

202  

FARKINDALIK(SIZ) BİLİNÇ(SİZLİK) KATMANLARI (1) (DÜZ YAZI)

Allah’ın selamı, sevgisi ve merhameti üzerinize olsun.

Farkındalıklı ve farkındalıksız bilinç ve bilinçsizlik katmanlarına geçmeden önce, şuur ve şuurun Türkçe ana karşılıklarından biri olan bilincin, mana ve tariflerinden birkaç örnek vererek yazımıza başlamak daha yerinde olacaktır inşallah.

“Hayat, vücudun nurudur; şuur (bilinç) , hayatın ışığıdır.” (1)

“Hayat bu evrenden süzülmüş bir özdür. Şuur (bilinç) ve his hayattan süzülmüş hayatın bir özüdür. Akıl da o şuur (bilinç) ve histen süzülmüş bilincin bir özüdür. Ruhta, hayatın saf ve halis bir cevheri, sabit ve bağımsız zatıdır.” (2)
........... devamı >>
 
Ali Oskan
    
    

203  

SUSKUNLAR (DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

S U S K U N L A R

(DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

İşlek bir kalemi olmayan İhsan Oktay Anar, Sultan İkinci Ahmet’in halkına yaşattığı cahiliye iklimini aynasına düşürmüş.
Okurun fantastik romanı sevdiğini düşünüyor olacak ki, aynı izlekle kurgulamaya devam ediyor. Yazar, bu kez de topraktan yaratıldıktan sonra burnuna yaşam nefesi üflenen insanın ölümsüzlük sırrının ney sesinde olduğunu, ‘hayat nağmesi’ni dinleyince ölümsüz olacağını söylüyor. Tabi bu ölümsüzlük bu yeryuvarda bu bedenle değil. Sanım, ‘Amat’ romanında olduğu gibi ahireti kastediyor.
........... devamı >>
 
Ali Akdemir
    
    
    

204  

DENİZ İPEĞİ (DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

D E N İ Z İ P E Ğ İ

(DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

İnsan, neyin, kimin eseri olursa olsun
kendi alışkanlığı, esnekliği olan bir kurgudur.
İçindeki zerrecikler, ¬- kalp damar, el ayak,
kaş göz – kurgu yuvasının, karıncaları,
peteğinin arılarıdır. Şükran Kozalı

Şükran Kozalı, ‘Kadınlar Yaşlanmaz’ diyerek imlediği, albenili cenneti ‘Deniz İpeği’ romanına neler sığdırmış, gelin birlikte ‘Düşüngülü Eleştiri’ aynasına düşenlere bir göz atalım.
‘Eğreti Gelinler’ romanında olduğu gibi, Kozalı’nın ‘Deniz İpeği’nde de kurguyu kıyıladığı söylenemez, eğreti duruyor. Öykülerdeki gelişmelere göre kurgulanmış izlenimi veriyor. ‘Planlamadan yürür, kimi görürsem onu alırım romanıma.’ (s.20) derken aslında kitabın deneme olduğunu da vurguluyor. Kurgu, yazarın kendisini gizlemesi için vardır. Oysa Kozalı, öykülerin ara boşluklarında Orhan Pamuk’un ‘Kar’ romanında yaptığı gibi başını kurgudan çıkarıyor..! ? En iyi ben yaparım der gibi dersler de veriyor! .. ‘Hazarla Rüya arasındaki yüzyıllık bir yaşama alanını Tolstoy’un Savaş ve Barışı gibi yazmaya kalksaydım okur bulmakta zorlanabilirdim. …Kısa öz, yoğun ve oyunlarla dolu eğlenceli birkaç saate sığdıracak film, roman, öykü, anılar… okunuyor, seyrediliyor.’ (s.206) ‘Romanın bu önemli kişisi neler yapıyor görüşmeyeli, bir bakmak istiyorum.’ (s.20) ‘Her gördüğü kadına sahip olmaya kalkıyor roman gereği olsa da.’ (s.45)
........... devamı >>
 
Ali Akdemir
    
    

205  

SIRÇA TUZAK (DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

S I R Ç A T U Z A K

(DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

‘Güven, çok kırılgan bir duygudur.
Bir gün, kendinin kırılacağını dahi
bilsen, sana duyulan güvene gözün
gibi bak…’ Kitaptan.

İşlek bir kalemi olan Nermin Bezmen, holding sahibi elit bir ailenin birbirlerine karşı oynadığı ‘Bizans Oyunu’nu ‘Sırça Tuzak’ romanında dile getirmiş.
Dedesi Ali Sermed Vardar’ın kendisine söylediği (yukarıda yazılı’ sözü yaşam felsefesi edinen, aşırı sayılacak kadar dürüst Berke ile her türlü ayak oyununu hiç düşünmeden uygulayan kuzeni Selçuk arasında geçen ve danışmanı şeytan olan kötülerin kazandığı iktidar mücadelesi anlatılıyor.
........... devamı >>
 
Ali Akdemir
    
    
    

206  

SAFRAN SARI (DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

S A F R A N S A R I

(DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

İnsanı anlayabilmek için
en derin yerlerine kadar
kazımak gerekiyor. Kitaptan

Edebiyata otuz yılını veren İnci Aral’ın son romanı ‘Safran Sarı,’ toplumsal olaylarla kirlenen insanın ruh hallerini dile getiriyor.
Günümüz İstanbul’unu yazan Aral, romanında varoşlar ve Anadolu’da yaşayan insanların mutlu bir hayat yaşadığını sandığı, imrenerek de baktığı kirli kazançla beslenen elit kesimin ruhsal bunalımları yüzünden nasıl tökezledikleri, ahlaki değerleri çiğneyerek sapık ilişkilere girmelerini kaleme almış.
........... devamı >>
 
Ali Akdemir
    
    

207  

MUİNAR (DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

M U İ N A R

(DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

Erkekler öldüremediğinden,
kadınlar gülemediğinden delirir…
Latife Tekin

2005 Yılı Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’nü alan Latife Tekin, geleceğin romanını yaratma sevdasıyla ‘Muinar’ı yazmış.
Sanırım ‘Muinar’a; bir vantrilok gibi masalımsı anlatımla deneme ikliminde oynatılan iki kişilik bir tiyatro oyunu demek daha doğru olur. Muinar ile Elime’nin diyaloğu. Muinar, ‘dua yumuşaklığında’ hava gibi Elime’nin içine giren bir hayalet, kocakarı..! Latife Tekin, Muinar’ı masal diliyle konuşturuyor, anlatıcıya ise anılar anlattırıp, öyküler yazdırıyor. ‘eskiden ne güzel öyküler yazdığımı’ (s.207) ‘Sen önce benim yazdığım öyküleri, oku’ (s.224) Bir de yazılanları anlatıcı Elime’nin ağzından dinleyelim. ‘..Bir başıma yatağımda bükülmüş, elimi kağıdın üstünde unutarak yazdığım gecelerin birindeydi. …ağacın taze dallarından birinin kâğıdıma doğru uzanmakta olduğunu gördüm, cümleleri okuyordu. …bakışıma yakalanan dalını geri çekti.’ (s.60) Sanırım, Latife Tekin de öykünün masal olmadığını biliyor… Öykü dilinin konuşma dili olmadığını da…
........... devamı >>
 
Ali Akdemir
    
    

208  

BENDEN OLMAYAN - DÖRT KUARTET

DÖRT KUARTET
Altough there is but one Center, most men live in centers of their own. (')
The way up and the way down ar e one and the same. (2)
Heraclitus
(') Yalnız tek bir merkez olduğu halde,
insanların çoğu kendi merkezlerinde yaşar
(■ ;) Yokuş yukarı ve yokuş aşağı birdir ve
birbirinden aynıdır.

BİLEŞENLER:

BURNT NORTON
EAST COKER
THE DRY SALVAGES
LITTLE GIDDING

---


BURNT NORTON (*)
I
Şimdiki zaman ve geçmiş zaman Belki birliktedir gelecek zamanda, Ve gel-zamanı kapsar geçmiş zaman. Zamanların hepsi ölümsüzce varsa Zamanların hiçbiri kurtanlamaz (kurtarılamaz) . Ne olabilirdi, bir soyutlamadır ki Sürekli bir olanak halinde kalır Bir varsayım dünyasında ancak. Ne olabilirdi ile ne oldu soruları Tek bir sonu imler ki daima vardır. Anılarda yankılanır ayak sesleri Geçitten aşağı ki bizler geçmedik Hiç açmadığımız kapıya doğru Gü! (Gül) bahçesine. Sözlerim yankılanır Böylece, kafanızda.
........... devamı >>
 
Akın Akça
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.12.2008 12:27:03

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim