Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

SIKICI Konulu Şiirler - sikici Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "sikici" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "sikici" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. sikici Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

545  

MASUMİYET MÜZESİ (DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

M A S U M İ Y E T M Ü Z E S İ

(DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

‘Biraz dikeni olmazsa, aşk
gülünün kokusunu alamazsın.’ Kitaptan.
‘Çıktığı andan itibaren en hızlı satan kitap’ olduğu söylenen aşkın gül kurusu ‘Masumiyet Müzesi,’ Nobel alma adına halkıyla ters düşen Orhan Pamuk’un en son romanı.
Kendi aile firmasında genel müdürlük yapmakta olan Kemal ile bir dükkânda tezgâhtar olarak çalışan Füsun’un aşkı anlatılıyor. ‘Annem, Füsun’un erkeklerle yatmaya başladığını ima ediyordu. Benzer bir dedikoduyu, Füsun’un ön elemeyi kazananlarla birlikte fotoğrafı Milliyet’te yayımlanınca, Nişantaşlı çapkın arkadaşlardan da işitmiş, utanç verici konuyla ilgilenir gözükmek istememiştim.’ (s.18) Sibel’le nişanlanacak olan Kemal, annesinden bunları duyar duymaz Füsun’u yatağa atmak için harekete geçer. ’27 Nisan 1975’te’ tanıştığı Füsun’u 1 Mayıs günü ‘gerilemediğini görünce dudağının kenarından’ (s.32) öper. ‘3 Mayıs 1975 günü’ kızı yatağa atmak üzereyken yukarıdaki kurgulamayı hiçe sayarak “ ‘sonuna kadar’ sevişebileceğimizi hissettim. Ama bakire olduğuna göre bu imkansızdı.” (s.37) Annesinin anlattıklarını duyduktan sonra neden bakire olduğunu düşünsün? .. Hem o yıllarda kızlar doktorlardan rapor alıyor, erkeği evliliğe zorluyorlardı. Kemal, kadın yüzü görmeyen biri de değil, hemen her gün sözlüsü, nişanlanacağı Sibel’le ‘sonuna kadar’ seviştiği anlaşılıyor. Yazar, az sonra zifafı anlatmak istiyor ya, annesine söylettikleri, kurgunun altını oyduğu umurunda değil! .. Önemli olan o ânı anlatmak… Buraya kadar üç satırlık bir diyalog var, aşk yok. Füsun’un yatağa girmek istemesi ile ilgili bir irdeleme yapılmamış! ? Pamuk için dikkate değer bir eksiklik. Tabi, bir buçuk ay sonra nişanlanacak bir genel müdürü kim kaçırmak ister..? ‘Füsun’un tek tek elbiselerinden sonra, aynı kararlılıkla küçük külotunu da bana aynı şeyi, benimle sonuna kadar sevişeceğini düşündürdü.’ (s.38) Sanki fuhuş yapan bir kadının muamelesi! ? .. ÖSS sınavına hazırlanan bir kız… Devam edelim: ‘…Romanımızın bu kısmını okutan lise öğretmenleri endişeye kapıldıysa, öğrencilerine şu bir sayfayı atlamalarını önerebilirler.’ (s.38) Öykünün en albenili, en güzel yerinde ne geziyor Orhan Pamuk? ! .. Kemal, KA gibi yazar değil..? Yapmayın Allah aşkına! Okur da bilinçlendi… Ama kav / al(ı) cıya oy veriyor..! ! “…ona yüklenirken, onu zorlarken söylediğim tatlı sözler arasında, ‘Canın yanıyor mu canım? ’ diye sordukça, gözlerini gözlerime dikmiş olduğu halde bana hiç cevap vermemesini yadırgamadım” (s.38) Valla bir yaşına daha bastım! Zevkin doruğunda böyle şeylerin söylendiğini ilk kez duyuyorum. Zevkin cılkını çıkarmış, hiç gerçekçi değil.
........... devamı >>
 
Ali Akdemir
    
    
    

546  

BUKE (1. HİKAYE)

BUKE (1. Hikaye)


Uyuyamayıp da kendimi gün ışır ışımaz sokağa attığım bir gün, yorulup bir yere çökmüştüm.. Şu sadece durak tabelası olan ara duraklardan biriymiş çöktüğüm yer. Bir kadın yanaştı yanıma, ` Ulus otobüsü geçti mi? ` dedi.. Bilmediğimi söyledim.. ` Siz ne bekliyorsunuz? ` dedi.. Bir şey beklemediğimi söyledim.. Güldü, ` Yazık size.. ` dedi, ` Bakın, ben hiç değilse otobüs bekliyorum.. `
........... devamı >>
 
Orhun Basat
    
    

547  

TACİKİSTAN DENİLİNCE (SEYEHATNAME)

TACİKİSTAN DENİLİNCE


Ard arda sıralanmış dağlara karlar yağmış yine
Güneş bulutların arkasına saklanmış düşlerimiz gibi.

İşyerinde harıl harıl çalışırken cep telefonum çaldı. Konuşurken ağzından cümleciklerin gülerek döküldüğü bir güzel insan hepimizin tanıdığı Hüseyin Oruç telefonda Kurban Organizasyonunda gideceğim yeri Tacikistan deyince zihnimin bir yerlerinde bir takım simgeler canlandı ve dudaklarıma tatlı bir tebessüm iniverdi. Hemen başkent Duşanbe aklıma geldi. Sonra Buhara, Semerkand ve eski dostum Halit.
........... devamı >>
 
Hacı Ali Aydın
    
    
    

548  

ZEYNEL'İN ÖYKÜSÜ (HİKAYE)

1971'in kış aylarından birinde Hacı Bektaş'ta,bembeyaz kar tanelerinin esen hafif rüzgarla camlarına
vurduğu tek katlı bir evin daracık arka odasında,ölgün birkaç kandil ışığının altında üç kiloluk gürbüz
bir bebek dünyaya geldi.
Doğar doğmaz etrafindakilerin şaşkın bakışlarını topladı üzerinde.Büyük bir kalabalık toplanmıştı odada.
Herkes bebeği görmek istiyordu ve bu nedenle birbirlerinin omuzlarına dayanarak yükselmeye çalışıyorlardı.
Bütün bu çabalarına rağmen en arkadakiler bebeği görmeyi başaramadı.
Birden en önde,bebeği bir süre izleyen teyze Fatma şaşkın bir feryat kopardı.Bu çığlık üzerine bebeğin
........... devamı >>
 
Savas Celiker
    
    

549  

DEDEM VE BEN

Köyümüzde kışlar sert, yazlar kurak geçer, ektiğimiz ekinler kururdu. Köyümüzün sakinleri genelde fakir, çok çocuklu ailelerdi. Dedemin on çocuğu, bir de onların çocukları otuz kişilik bir aile, bu kalabalık aileyi dedem yönetir hiç kimse dedeme saygısızlık edemezdi. Dedemin kerpiçten yapılmış evinin yanına iki oda da bize ilave edilmişti.
Kazan büyük evde kaynar orada yer içerdik. Babam öküzler önünde, kara saban elinde kan ter içinde sabahtan akşama kadar çift sürer, ekin eker, ekinler ekilirken yağmurlu olan hava birden ısınır, ekinler yağmur yağmazsa kurur, istendiği kadar verimli olmazdı. Bu duruma herkes üzülür kimsenin elinden bir şey gelmez sık, sık biz çocukları da yanlarına alırlar yağmur duasına çıkardık. Yine de bir damla yağmur düşmez emekler heba olur giderdi.
........... devamı >>
 
Şükran Beşışık
    
    
    

550  

GÜL ÖKSÜZ

Yoğun yalnızlık yine odada yüzüme çarpmaya başlamıştı, bu evde bilmediğim bir enerji olmalıydı; yoksa durduk yerde sürekli bu ruh hali aklıma ve içime başka türlü çöreklenemezdi.Eskitilmiş boyalı mobilyalar, yerdeki kırmızı ve mavinin değiş tonundaki kilim,120watt çıkışlı hopörlörler ve içinde oldukları küp, panjurların tam olarak pembe olmasada yakın tondaki rengi, ışık kapatıldıktan sonra tavanda yanmaya devam eden sunii yıldızlar, ince belli bardaklar, meksika’lıların şapkalarını andıran lamba, herşey benim zevk ve isteğim doğrultusunda edinilmiş eşyalardı.Eşyanın tabiatına aykırı lafı benim evim için çok abes bir tabir olurdu.Müzik setindeki çalan müzik bile bir aşk ve ayrılığı ifade ediyordu ve delirircesine efkarlanıyordum.İyi ama ben böyle büyük bir aşk yada ayrılık yaşamamıştım ki! ! Eee bu üzüntüde nerden çıkmıştı, niye böyle tipik bir şarkı beni efkarlandırıyordu.Kendimi bilmesem arabeskçi diyen ilk ben olurdum kendime.
........... devamı >>
 
Ali Altınok
    
    

551  

CHARLES BUKOWSKİ

Jeff’i Flower Sokağı’nda bir yedek parça fabrikasında çalışırken tanımıştım, Figueroa Sokağı’ydı belki de, ikisini hep karıştırırım. Neyse, ben gelen parçalardan sorumluydum, Jeff daha çok ayak işlerine bakıyordu. Eski parçaları kaldırır, yerleri süpürür, helaya tuvalet kağıdı filan koyardı. Ben de ülkenin muhtelif eyaletlerinde bu tip işler yaptığım için böyle adamları küçümsemem. Nerdeyse mahvıma neden olmuş bir kadınla ilişkimi yeni bitirmiştim. Yeni bir ilişki istemiyor, boşluğu at yarışları, otuzbir ve içki ile dolduruyordum. Samimiyetle söylüyorum, böyle takıldığımda hep daha mutlu olmuş, kadınlara son vermeyi düşünmüşümdür. Tövbe, demişimdir. Ama biri çıkıverirdi birden –avlardı seni, ne kadar ilgisiz olursan ol. Kadınlar ilgisiz olduğunu hissettiklerinde yapışırlardı yakana, seni bunalıma sokmak için. Kadınlar yapar bunu; erkek ne kadar güçlü olursa olsun bunu başarırlar. Neyse, Jeff’i tanıdığımda rahat ve özgür hissediyordum kendimi –kadınsız- ve ilişkimizin hiçbir homoseksüel yanı yoktu. Talihlerine güvenerek yaşayan, seyahat eden, kadınların yaktığı iki adamdık. Hatırlıyorum, bir keresinde The Gren Light’ta oturmuş bira içiyordum, masadaydım. At yarışları sonuçlarını okuyordum, çocuklar ise havadan sudan konuşuyorlardı. Sonra içlerinden biri. “Evet. Küçük Flo fena yaktı. Bukowsiki’yi. Küçük Flo seni fena yaktı, değil mi Bukowski? ” dedi.
........... devamı >>
 
İsa Kantarcı
    
    

552  

NAKŞEDEN İZLER (ANI ROMAN 2)

Davacı olan fakat, benim tanımadığım öğrenciler şikayetlerini dile getirip,polise yazdırdılar, üçü birden rapor almak için hasta haneye koştular.
Bana bir şeyler sordular,cevap verdim dinlediler,yazdılar fakat ne yazdılar bilmiyorum okuma fırsatını vermeden hemen imzalamamı söylediler,imzaladım.
Yarın mahkemeye götürülmek üzere,saat 17.45 civarında mahkeme saatine kadar nezarete bekleyeceğimi söyleyerek bu gün kendilerinin misafiri olacağımı ve kalacağım mekan olarak nezareti gösterdiler,içeriye girerek üzerime kapıyı killediler.
Nezarete girdim,acayip bir koku,her taraf pislik içinde,demir parmaklıklar var, fakat camları kırık,ayaz,rüzgar,kar savruluyor,soğuk mu hat safhada.
........... devamı >>
 
Mustafa Cilasun
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.12.2008 12:59:07

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim