Antoloji.com
Süleymaniye Kürsüsü'nden (Şiir İncelemesi) - Profesör Mehmet Kaplan
Şiir
Antoloji.com ŞiirKitapcEtkinlikler cŞarkılar cResimcForumcNedir?cÜyelercGruplarc Mesajlarım
Previous Month Ocak 2010 Next Month
P Pt S Ç P C Ct
27 28 29 30 31 1 2
3 4 5 6 7 8 9
10 11 12 13 14 15 16
17 18 19 20 21 22 23
24 25 26 27 28 29 30
31 1 2 3 4 5 6
Günün Şiiri
Herhangi bir güne ait günün şiirini görmek için takvimde ilgili yerlere tıklayın.
 
Her sabah günün şiirini e-mail kutunuzda bulmak ister misiniz? 
Email adresiniz: 
 
Profesör Mehmet Kaplan
Şiirleri  Forum  İstatistikler  Zevkler 
 << Önceki ŞiirProfesör Mehmet Kaplan ŞiirleriSonraki Şiir >> 
Süleymaniye Kürsüsü'nden (Şiir İncelemesi)

Süleymaniye Kürsüsü'nden

Bir de İstanbul'a geldim ki: bütün çarşı, pazar
Naradan çalkanıyor, öyle ya... Hürriyet var!

Galeyan geldi mi, mantık savuşurmuş... doğru:
Vardı aklından o gün her kimi gördümse zoru.

Kimse farkında değil, anlaşılan, yaptığının;
Kafalar tütsülü hulya ile, gözler kızgın;

Sanki zincirdekiler hep boşanır zincirden,
Yıkıvermiş de tımarhaneyi çıkmış birden!

Zurnalar şehr ahalisini takmış peşine;
Yedisinden tutarak ta dayanın yetmişine!

Eli bayraklı alaylar yürüyor dört keçeli,
En ağır başlısının bir zili eksik, belli!

Ötüyor her taşın üstünde birer dilli düdük.
Dinliyor kaplamış etrafını yüzlerce hödük!

Kim ne söylerse, hemen el vurup alkışlayacak
-Yaşasın
-Kim yaşasın?
-Ömrü olan.
Şak! Şak! Şak!

Ne devairde hükümet, ne ahalide bir iş!
Ne sanayi, ne maarif, ne alış var, ne veriş.

Çamlıbel sanki şehir, zabıta yok, rabıta yok;
Aksa kan sel gibi, dindirecek vasıta yok.

'Zevk-i hürriyeti onlar daha çok anlamalı'
Diye mekteblilerin mektebi tekmil kapalı!

İlmi tazyik ile ta'lim, o da istibdad
Haydi öyleyse çocuklar, ebediyyen azad.

Nutka gelmiş öte dursun hocalar bir yandan...
Sahneden sahneye koşmakta bütün şakirdan.

Kör çıban neşterin altında nasıl patlarsa,
Hep ağızlar deşilip, kimde ne cevher varsa,

Saçıyor ortaya, ister temiz, ister kirli;
Kalmıyor kimseciğin muzmeri artık gizli.

Dalkavuk devri değil, eski kasaid yerine
Üdebanız ana-avrat sövüyor birbirine.

Türlü adlarla çıkan namütenahi gazete,
Ayrılık tohumunu bol bol atıyor memlekete.

İt yetiştirmek için toprağı gayet münbit
Bularak fuhş ekiyor salma gezen bir sürü it

Yürüyor dine beş on maskara, alkışlanıyor,
Nesl-i hazır bunu hürriyet-i vicdan sanıyor.

Kadın erkek koşuyor borc ederek Avrupa'ya...
Sapa düşmekte bizim şıklara, zannım Asya.

Hakka tevfiz ile üç dane yetişmiş kızını,
Taşıyanlar bile varmış, buradan baldızını...

Analık ilmi için Paris'e, yüksünmeyerek...
Yük ağır, ecri de nisbetle azim olsa gerek.

Haşim akşam karanlığında meçhule doğru uzanan yollardan, sadece cemiyetin değil, varlığın da dışına çıkmak istiyordu. Akif, onun tam zıddına, her şeyin vazıh olarak göründüğü bir öğle güneşi altında hayatın gürültülü, boğucu ve alelade hayatın içine girer.

Türk edebiyatında onun kadar içinde yaşadığı devri bütün teferruatı ile gören ve gösteren başka bir şair yoktur, denilebilir. Safahat, adeta, muayyen bir nokta-i nazardan tasvir edilen bir manzum romana benzer: Sokak, ev, kulübe, saray, meyhane, cami, köy, şehir, fakir, zengin, dindar, dinsiz, cılız, pehlivan, korkak, kahraman, halk, yüksek tabaka, münevver, cahil, yerli, yabancı, Avrupa, Asya, ticaret, siyaset, harp, sulh, şehircilik, köycülük, mazi, halihazır, hayal, hakikat, hemen hemen her şey Akif'in duyuş ve görüş sahnesine girer. Ve o bunları yalnız şiirin değil, edebiyatın bütün ifade vasıtalarıyla anlatır: Tasvirler yapar, portreler çizer, hikayeler söyler, fıkralar anlatır, konuşmalara başvurur, vaaz eder. Komik, trajik, öğretici, hamasi, lirik, hakimane her edayı, her tonu kullanır. Bu suretle Akif, şiirin hududunu nesir kadar, edebiyat kadar genişletir; hatta edebiyatı da aşar, onu hayatın ta kendisi yapar.

Almış olduğumuz parça (Süleymaniye Kürsüsünden) , Akif'in hayatı nasıl en reel tarafları ile ortaya koyduğunu çok güzel gösteriyor. Bu tasvirin 'Süleymaniye Kürsüsünde' bir vaiz tarafından yapılmış olması ayrıca dikkate değer. Akif, kendisinden önce Türk edebiyatında kimsenin yapmadığı bir işi yapıyor. Mabede sokağı, dinin içine hayatı sokuyor. İnzivasında, insanların hallerini düşünen Yunus, bir gün:
Kasdım budur şehre varam feryad ü figan koparam
der. Fakat şehirde değil, ruhun içinde dolaşır. Akif, şehrin içine gerçekten giren ve feryat ve figan koparan bir şairdir. Bu bakımdan o, eski tip dindarlardan tamamıyla ayrılır. Eski tip dindar, umumiyetle Allah'ı ve ahireti düşünür, cemiyete ve dünyaya önem vermezdi. Akif'in esas konusu dünya ve cemiyettir. Onun için din, insanları nizama sokan ve yükselten bir kuvvettir. Akif, müslümanlığa sadece bir ahiret dini gözüyle bakmıyor, onun dünyayı da düzeltebileceğine iman ediyordu.

Akif'e göre, insanları kötüleştiren ihtiraslardır. İhtirasları tanzim eden kuvvetler -din bunların başında geliyordu- ortadan kalktı mı, fertler de, cemiyetler de hayvanlık seviyesine düşerler. Almış olduğumuz parçada şair, 1908 hürriyetinin ihtirasları nasıl başıboş bıraktığını ve cemiyeti nasıl korkunç bir anarşiye sürüklediğini tasvir ediyor. Galeyanı hürriyet sananlar, sarhoş veya deli gibi ne yaptıklarını bilmiyorlar. Akıl ve mantık tanımayan kalabalık, anarşik bir halde sokaklara dökülüyor. Neyin takdir olunduğu bilinmeyen bir alkıştır gidiyor. Şuursuzluk, cemiyetin en hayati sahalarına, hükümet dairelerine, mekteplere kadar yayılıyor. Matbuat sosyal birliği parçalamaktan çekinmiyor. Cinsi duygular istismar ediliyor. Dine hücum etmek, vicdan hürriyeti sayılıyor. Eğlenmek için borç alarak Avrupa'ya koşuluyor...

Süleymaniye Kürsüsü'nde konuşan vaiz, tasvirlerine daha uzun müddet devam eder. Devrin bütün sosyal manzaralarını gözden geçirir. Almış olduğumuz parça, Akif'in muhteva ve üslup bakımından çok zengin olan şiirinin bütün hususiyetlerini göstermemekle beraber, biz, mahdut bir netice verse de, tahlilimizi sadece onun üzerine teksif edeceğiz.

Realist bir tablo gibi görünmesine rağmen, şairin, tasvir ettiği manzara karşısında tarafsız kalmadığı, heyecanlı bir tavır aldığı besbellidir. Bu tavır, hiddet, hiciv, alay kelimeleri ile hülasa olunabilir. Kelimenin tam ve hakiki manasıyla bu sosyal bir satirdir. Hürriyeti çok yanlış anlayan, aklı, mantığı, nizamı unutan şuursuz kalabalığa karşı şair, son derece kızıyor. Bu kızgınlık dolayısıyla onun hareketlerini kötü ve gülünç gösteriyor. Manzumenin komikliği ile bu davranış arasında yakın bir münasebet vardır. Hiciv ve gülünç, aslında yüksek beşeri değerlerin kıymetlerinin düşmesinden doğar. Akif burada gülüncü, akıl ve ahlak nizamı ile ihtirasların şuursuz ve mekanik hareketleri arasındaki tezattan çıkarıyor. Hürriyet, aslında yüksek bir değerdir. Zira, o insanın aşağı bir seviyeden yukarı bir seviyeye çıkması demektir. Hakiki hürriyet, akli ve ahlaki nizamla çatışmaz. İnsanı aşağı seviyeye düşüren bir harekete hürriyet adı verilemez. Akif'in şiirinde insanlar, yüksek zannettikleri bir şey yüzünden aşağı seviyeye düşüyorlar. Şuursuz, abes, mihaniki hareketler yapıyorlar. İnsanları bu hale gelişi, şairle beraber bizi de hem güldürüyor (komik) hem kızdırıyor (hiciv) .

Akif, insanların değerlerini kaybedişlerini, müşahhas bir şekilde göz önüne koyuyor. Şuursuzluk, abeslik ve mihanikilik şiir boyunca küçük sahneler halinde devam ediyor. Alkış, bilinen bir değerin takdiridir. Buradakı kalabalık neyi alkışladığını bilmiyor. 'Yaşasın -kim yaşasın? - ömrü olan- şak, şak, şak': Bu konuşma, şuursuzluk ve mihanikiliği çok güzel gösterir. Genellikle ciddi, ağırbaşlı, işinde gücünde gördüğümüz halk, yedisinden yetmişine kadar, zurnaların peşine takılmış, dört keçeli, eli bayraklı alaylar halinde yürüyor. Niçin? Bu hareketin de muayyen, vazıh ve değerli bir gayesi yoktur. Bu da bize gülünç geliyor. Vazifesi, nizam içinde çocukları terbiye etmek olan mektepler, mektepliler, hürriyet zevkini daha çok anlamalı diye kapatılıyor. Çok ciddi ve değerli bir müessese olan mektebin böyle abes bir gaye ile kapatılması da bizi güldürüyor. Eskiden dalkavukça kasideler yazan şairler, şimdi dalkavukluk devri değil diye ana avrat sövüyorlar. Bu anlayışsızlık ve sukut hali de gülünçlük doğuruyor. Üç tane yetişmiş kızını Allah'a havale ederek, 'analık ilmi' öğretmek için baldızını Paris'e götürenlerin mantığa sığmaz hareketlerine de gülmekten kendimizi alamıyoruz. Bütün bu örneklerde insanlar, şuursuz, aklıselime aykırı, mihaniki hareketler yapıyorlar.

Akif, şahısları ve hareketleri, abes, mihaniki ve değersiz gösteren benzetmelerle de bizi güldürüyor. Hürriyete kavuştuğunu sanan kalabalığın hareketi, tımarhaneyi yıkan delilerin zincirden boşanmasına; köşe başında nutuk söyleyen hatipler dilli düdüğe; nizam ve rabıta içinde bulunması gereken şehir Çamlıbel'e benzetiliyor.

Bu komik unsurların yanında, şairin hiddetini ağır kelimelerle ortaya döktüğü hiciv unsurları da var. Herkesin şuursuzca konuşması, kör çıbanın neşterle patlamasına, gazetelerin birbirini tutmaz fikirler neşretmesi ayrılık tohumları ekmeye, fuhuş yapanların hareketi, itlerin çiftleşmesine benzetiliyor. Bunlardan şairin komikten hicve geçtiğini görüyoruz. bununla beraber, komik unsurlarda da daima hiciv mündemiçtir. Zira, burada şairin maksadı güldürmek değil, kötülüğü ortaya koymaktır. Akif'in komiği ve hicvi, ahlaki bir gaye taşır. Bu tahlillere devam eden vaiz bir ara dinleyicilerinin ümitsizliğe düştüğünü görünce şu ihtarda bulunuyor:
Ye'se düşmeyecek zerrece imanı olan,
Sade siz derdi bulun, sonra kolaydır derman.

Akif, tasvirlerinde didaktik bir gaye gütmekle beraber, tahlil ettiğimiz parçada görüldüğü üzere, kuvvetli bir komik ve hiciv sanatı gösteriyor.

Şairin kullanmış olduğu dil ve üslup da esas gayesine ve parçanın muhtevasına uygundur. Şair (burada vaiz) kalabalığa hitap ediyor. Kalabalığa hitap etmek için onun dilini, üslubunu, hatta düşüncesini benimsemek lazımdır. Akif, bütün eserlerinde olduğu gibi burada da kalabalığın dilini, üslubunu ve zihniyetini benimsiyor. Bu bakımdan o, başlıca gayeleri, şahsi ve orijinal olmak, yeni ve başka görünmek olan Servet-i Fünuncularla Haşim'den tamamıyla ayrılır. Akif, kalabalığın sade kelimelerini değil, deyimlerini, benzetmelerini, ifade, hatta bütün cümlelerini dahi almaktan çekinmez.
Bir de İstanbul'a geldim ki; bütün çarşı, pazar
Naradan çalkanıyor, öyle ya... Hürriyet var!

Vardı aklından o gün her kimi gördümse zoru

Kimse farkıdan değil anlaşılan yaptığının

Çamlıbel sanki şehir; zabıta yok, rabıta yok.
Aksa kan sel gibi, bir dindirecek vasıta yok.

örneklerinde ve daha başkalarında, Akif'in konuşma dilini, bütün unsurlarıyla nasıl benimsediği görülüyor. Şaşılacak taraf, onun üslubunun herkese benzemekle beraber, yine de çok şahsi olmasıdır. Akif, bütün mısralarında kendi damgasını vurmasını biliyor. Bu da gösteriyor ki, onda benimseme kabiliyeti kadar, değiştirmek hassası da vardır. bu değiştirmeye bir örnek olmak üzere şu beyti tahlil edelim:

Ötüyor her taşın üstünde bir dilli düdük
Dinliyor kaplamış etrafını yüzlerce hödük,

Halk dilinde de gevezeye 'dilli düdük', manasız konuşmaya 'ötmek, aptala 'hödük' denir. Fakat bunlar çok ayrı yerlerde kullanılır ve böyle bir araya getirilmez. Akif, bu tabirleri Meşrutiyet devrinde sokak başında konuşan hatiplerle, onları dinleyen kalabalığa tatbik ederek gülünç bir tablo vücuda getiriyor. 'Düdük' ile 'hödük'ün birbirine kafiye oluşu gülünç bir tesir yaratıyor. Vezin değiştirme, bir araya getirme, vezin ve kafiye içine sokma ameliyeleri tamamıyla Akif'in çalışması ile vukua geliyor. Kolay zannedilen bu iş, hususi bir mizaç ve kabiliyet ister. Herkese benzer gibi görünen Akif, bu mizaç ve kabiliyetle, nevi şahsına münhasır bir sanatkar olmuştur.

Mehmet Kaplan
(Şiir Tahlilleri, Dergah Yayınları, s.174-177
 

Profesör Mehmet Kaplan

 
SİZCE BU ŞİİR NE HAKKINDA Şiiri Etiketleyin Nedir?


(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. Süleymaniye Kürsüsü'nden (Şiir İncelemesi) adlı şiirde hata varsa lütfen buraya tıklayarak bize bildiriniz..
 
 
 
 
Bu şiiri Antolojim'e ekleyeceğim
Bu şiiri bir arkadaşıma göndereceğim
E-kart olarak gondereceğim
Şiire puan vereceğim

puan
5.2 10
(26 kişi)

 

yaz | oku

 

Facebook'ta
Bu Şiiri Paylaş
 
 << Önceki ŞiirProfesör Mehmet Kaplan ŞiirleriSonraki Şiir >> 
Süleymaniye Kürsüsü'nden (Şiir İncelemesi) Şiiri Hakkında;
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:
 
ah6334: ilker63@gmail.com

1 person liked.
1 person did not like.
Avni Avanak: meymet kapyan aymcayın eyyeyinden öpüyoyum.çok yaça meymet aymca

2 person liked.
2 person did not like.
Emrah Ahmet: Bu site Mehmet KAPLAN'ı suçlayacak kadar bayağılaştı...Onun yapabildiklerinin binde birini yapamayacak kadar aciz olanlar, lütfen çamur atmasınlar! Kanıma dokunuyor! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! ! !

0 person liked.
2 person did not like.
Perihan Pehlivan: güzel bir siyasi hlin tasviri olan şiir analizinde de görüldüğü üzre her devirde aynı sahneleri görmek mümkündür diyor. abartma, kabartma,ne oldum müptelası toplumda inişli,çıkışlı sevinç yada üzüntülere sebep olmakta.şiire objektif bakmak lazım. şiir yanı,mesaj yanı pozitif bakışla yoruma geçirmeli burada bunun yapıldığını gördük.

0 person liked.
2 person did not like.
sinyali: Edebiyatın akademik anlamda konuşulması elbbette bu sitede şiirle amatörce ilgilenen okuyucunun ilgi sahasının dışında kalabilir.. Ama divan ve tanzimat dönemi şiirleri için '' edebiyat bilimi ''açısından bir çok çalışma olmakla birlikte cumhuriyet dönemi şiirleri ile ilgili altını çizerek söylüyorum akademik anlamda yetkin çalışmalar nihat sami, ahmet hamdi ,mehmet kaplan tarafından başlatılmıştır. günümüzde ahmet inam ın eleştirileri de oldukça hoşuma gidiyor...nurullah ataç memet fuat elif naci mehmet h doğan gibi şair kimlikleri olmamakla beraber şiir analizleri ile öne çıkan bir çok insan var.. şair olmasına karşılık gerek kendisi için poetika gerekse diğer şairleri tahlil eden çok kıymetli simler var..asaf haletin poetikası çok dikkat çekicidir şair turgut uyar başta olmak üzere cemal süreya edip cansever gibi şairlerin şiir ve şairlere dair yazdığı metinler de çok önemli Bu insanların elbette dünya görüşleri farklı ..ancak edebiyatın tam da merkezinde olan insanlar..Bu bakımdan sübjektif yanlarını bir kenara koyarak tamamının bu işte merakı olanlara çok katkı sağlayacakları bir gerçek.. Mehmet Kaplan önyargısız bakıldığında istifade edilecek akademik disiplini içinde .bir deryadır..Ancak o dönemde ideolojik ayrışmalar nedeniyle her iki tarafta da bugünkü gözle bakıldığında karşı suçlamalarda endazenin kaçtığı söylenebilir saygılarımla...

0 person liked.
2 person did not like.
Emrah Ahmet: En başta şu yanlış düzeltilmeli: Profesör Mehmet KAPLAN değil; Profesör Doktor Mehmet KAPLAN olmalı. Çünkü Doktora bir pâyedir.Ancak doçentlik, profesörlük, ordinaryüslük bir ünvândır. Hepsinin temelinde doktora programı vardır. Bir ikincisi: Kaplan Hoca asla gerici bir edebiyat araştırmacısı ve tarihçisi değildir. Bugün eğer Mehmet KAPLAN olmasaydı Yeni Edebiyat'ın hâli nice olurdu diye düşünürüm her zaman...Ahmet Hamdi TANPINAR'ın öğrencisi olması bile yeter onun kımetli olmasına...Hocasının hocası Yahya Kemal,hocası Ahmet Hamdi ve bizzat kendisi, edebiyatımızın koskocaman bir yönünü oluşturur. Kaplan Hoca'nın Şiir Tahlilleri 1 ve Şiir Tahlilleri 2 adlı kitapları, edebiyat fakültesinde aldırılan ilk kitaplardır. Onu gerici diyebilecek kadar ahmak olanlar, günde 3-5 kelimeyle konuşan cahillerdir. Kaplan Hoca biz edebiyatçıların Pîridir.Köprülü ve Kaplan'ı edebiyat tarihinizden çıkarırsanız, geriye bir edebiyatınız bile kalmaz...

0 person liked.
0 person did not like.
Hamit Yalçın 2: 'bırak beni haykırayım susarsam sen matem et unutma ki şairleri haykırmayan bir millet bütün sendikleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir' eğer orta okulda ki bir bilgi yanlış hatırlanmıyorsa Mehmet Emin Yurdakul

0 person liked.
0 person did not like.
Hamit Yalçın 2: şiirin yorumunu okumadım bunada gerek duymadım çünkü bu şiiri okurken daha ilk başında az önce gerçekten dişlerimi sıkarak okuduğum gazete başlıkları ve atılan naraların bugünküyle nasılda eşdeş olduğunu görmek gerçekten ürküttü beni birileri sağlı sollu demokratlı muhafazakarlı herne varsa it sürüsü adına kin kusuyorlar ülkenin medarı ifteharına dil uzatılıyor mehmetçiğe acımasızca ve alkış tutyor bir çokları insafsızca ders almadıkça biz bu yaşananlardan inanın yedi nesil sonra yakınacağız aynı olaylardan dn şakşakçı köpekleri nesanıyorlaar bilmem ki kendilerini çoklar geldi gitti onlargibi bu diyarlardan çok çektik biz bu yavşak hıyarlardan sözüm ona aydın kafalarmış şerefsizlerin hepsi misyoner tavasında haşlanmış satılmışşlar bir kaç kuruşa ona buna namaza durular niyetleri vatikana Değerli vatan severler dün birbirine sövenlerin bu gün hep bir ağızdan konuşması ve akp nin kaybolan oylarını toplamak için yeniden onları ezilmiş gibi göstermeye çalışan hatta bu konuda yahudileri bile arkasına alan bu siyaset cemaat ve medya şeytan üç geninden ALLAH(cc) vatanı milleti dini devleti muhafaza eylesin diyor ve gelin bizim yaşadıklarımızı çocuklarımızın yaşamması için ders alallım diyorum selam ve saygılarımla sizleri sayfama YÜRÜ LEVET ASKER UĞURLAR OLA ADLI ŞİİRİME BEKLİYORUM

0 person liked.
0 person did not like.
ulviziya: İyi bir şiire yapılmış ; iyi bir irdeleme , vukufla inceleme ve hâsılı iyi bir eleştirme yazısı ...Mehmet Âkif'i ve Profesör Mehmet Kaplan'ı kutluyorum...Rahmet ...

0 person liked.
0 person did not like.
Que Sera Sera: of ki off sonuna kadar okumadım izninizle... tahammül sınırlarımı zorladı sabah sabah, bişi okumıcam başka

0 person liked.
0 person did not like.
Www Elif Com: 2 hafta içinde 4 kilo verirse, şiire yazık olmaz mı :) yordu diye ..

0 person liked.
0 person did not like.
maskosu: Mert Gitti Namert Geldi Bu meydana ne oldu, mert gitti namert geldi Akla kara karıştı, maviler belli değil. Sahaveti ilk önce, katletti cömert deldi Gönüller katılaştı, mayiler belli değil… Belli değil dost düşman, bir hanenin içinde Birisi Avrupa da, birinin gönlü Çin de Bir iki üç beş ile fark kalmamış-ki bin de Rakam, harfe dalaştı, bayiler belli değil… Cahil, âlim geçinir köşe başında yeri Âşık ile maşukun sıfırlanmış değeri Hanım abla geride, en önde çirkef peri Asıl, kefil dolaştı, taliler belli değil… Sevgiler boz bulanık yürekler dertli yanık Haklı uykuya yatmış beleşçiler uyanık Olayları görmeden hizaya geçmiş tanık Herkese kir bulaştı, âliler belli değil… Her yapanın yaptığı yanına kar kalıyor Arkası güçlü olan anca öcün alıyor Koskocaman pehlivan bir öksüze dalıyor Maktul kabre ulaştı, caniler belli değil… Hoca ile talebe kürsüde yer değişmiş Baştaki sondakine hürmet edip eğişmiş Asil at, soysuz katır, bir ahırda tepişmiş Mala varis bollaştı, baniler belli değil… Nerde? Dağda koyuna sahip çıkacak çoban Şehirde adalet yok, cadde, sokaklar yaban Gülün üstünde çıkmış, şifası meçhul çıban Tohum, gübre yozlaştı, zayiler belli değil… Belli değil garibî, çünkü kıyamet yakın Sen uzak dur çirkeften, bulaştırmadan sakın Karışacak her bir şey, vadi gelecek hakkın Kıymetler hep tozlaştı, adiler belli değil. Gönüller çok bozlaştı, hadiler belli değil… Salih Yıldız……..25.01.2010

0 person liked.
0 person did not like.
kuşçu03: Hani ezilmeyecekti ezilenler Hani olmayacaktı mazlum Kuyruğunda dizilenler Ardık çek bir besmele Bitsin bu zelzele alışdık ardık ezbere Demokrasi kılıcını savurdular Milleti kendi yağında kavurdular her dönemde ezen ve ezilen olmaya devam edecek sayğılar

0 person liked.
0 person did not like.
kanra545: Sayın Kemal İspir ataiste sus diyor.Ben herkese konuş diyorum.Konuş ataistsen benim dedem üftü ben de müslümanım deme doğruyu söyle.Ataiste sus dersen oda sana sen sus der.doğruyu söyleyemezsin. konuşamazsın.konuşsanda inandıramazsın. Herkes konuşsun.herkes doğruyu söylesin., Doğru söylemiyorsun diye suçlama.Ben samimi dindarım diyorsam,inandım dediğim dininmin emirlerini hiç yaşamıyorsam zaten bu halim benim yalan söylediğimi ıspat eder.her aklı başında olan bu yalancıdır der.bana kimse inanmaz.Durum da bundan ibaret.kavgaya gürültüye gerek var mı? Bence yok.

0 person liked.
0 person did not like.
Naime ERLAÇİN: Demek ki artık şiir değerlendirmeleri ve makaleler de günün şiirine seçiliyor!!!

0 person liked.
0 person did not like.
kanra545: Aklımın erdiği her devreyi dolaştım tek tek, Her devir aynı nizam içinde devam edermiş meğer. Neden akşam oldu neden olmuyor sabah Gün doğmayacak mı bir daha eyvah. Karanlık gelecekmiş zifiri karartacak zamanı Güneş doğuyor eyvah pisletecek etrafı. Gönül ağlayıp gülme sen işine bak çalış Mide de bağırsakta işini yapacak artık alış.

0 person liked.
0 person did not like.
Yanıltan Işıklar: Şiir okuyordum biryerlerde . Bir de geldim baktım ki derse başlamış bile hoca. Bir panik yaptım ,bir panik yaptım ki anlatamam.. Kan ter içinde uyandığımda antolojide olduğumu gördüm de rahatladım. Yapmayın lütfen !! bende kalp var dayanamam ))) Bir amacı vardır herhalde bütün bu derslerin ama dersleri bırakıp sadece şiir koysanız da millet alacağını alıp satacağını satsa diyordum ben... Yine de saygılar seçici kurula ne diyelim. Fikret Şahin

0 person liked.
0 person did not like.
Sükûn Ve İnşirah: uzun ve sıkıcı..hele tefsir bölümü iyice dayanılmaz..ve şiir şokuna sokucu..bu gün başka şiir okumasam da olur artık.. @..

0 person liked.
0 person did not like.
büyükharman: herkes hata yapar. şair Mehmet Akif de prof. Mehmet Kaplan da. ürün, verim çok olunca haliyle hatalar da olacaktır. Akif; bir çok kürsüye bir gevezeyi nasıl yerleştirdiyse, prof. Kaplan da , onları dinleyen aptalları hödük sanmış. antoloji.com'un bu konuyu güne getirmesi alkışlanmalı. avarelerin sönük dağarcıklarıyla sanat sitelerinde dolanıp, kaşınmaları/aranmalarına ara vererek iki kelime öğrenmelerini amaçlamış olabileceği için alkışlanmalı. saygılar i.durmuş

0 person liked.
0 person did not like.
Tarık Torun: Hocamızı Öncelikle Rahmetle yadderiz,Makamı cennet olsun,gerçek bir bilim adamı olup, özellikle 'Şiir Tahlilleri I-II' muhteşem başyapıt.Ne yazık ki hocamızın hayatı eksik ana hatlarıyla yaşamı şu şekilde; 05-03-1915 tarihinde Eskişehir Sivrihisar’da doğmuştur. Ortaöğrenimini Eskişehir’de tamamladı. İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yeni Türk Edebiyatı asistanı, 1939′da lisans, 1942′de doktora, 1943’de doçent, 1952’de profesör oldu. 1958-1959’da Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde dekanlık ve rektör vekilliği görevlerinde bulundu. Kaplan’ın ilk yazıları 1930’ların sonunda Gençlik, İnkılapçı Gençlik dergilerinde göründü. 1943-1946 arasında İstanbul dergisinde yayınlanan inceleme ve eleştiri yazılarıyla tanındı. 1947’den sonra Hareket, Şadırvan, İstanbul, çağrı, Hisar, Türk Edebiyatı gibi dergilerde yazdı. Önceleri incelemelerini metnin anlatım biçimine dayandırırken; daha sonraki yıllarda sanatçının kişiliği, biyografisi, psikolojisi gibi öznel etkenlerle metin arasında bağlantılar kuran bir yaklaşımla edebiyat tarihine yöneldi. Dilin yenileşmesi karşısında tavır aldı. Kaplan’ın yabancı dilleri: Fransızca, İngilizce, Almanca’dır. 23-02-1986 tarihinde aramızdan ayrılmıştır. Görevleri 1939-1983 İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde asistan, doçent ve profesör. 1958-1960 Erzurum Atatürk Üniversitesi rektör yardımcısı, Edebiyat Fakültesi kurucu dekanı 1962-1983 Yeni Türk Edebiyatı Kürsüsü Başkanı 1973 İstanbul Üniversitesi senatosu üyeliği. 1974-1978 İstanbul Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü Müdürü. 1982-1983 Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Başkanı 1983-1986 İstanbul Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü Müdürü. 1983-1986 Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yüksek Kurul üyeliği. 1984-1986 Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde ve M. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Türk Dili ve edebiyatı bilim dallarında lisans üstü eğitim. (Ayrıca Kültür Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilâtı komisyonlarında üyelik.) -------------------- Eserleri Akademik tezler: Travay: Eşrefoğlu Rumi, Hayatı ve Eserleri, 1937 Lisans Tezi: Emir Sultan, 1939 Doktora Tezi: Namık Kemal, Hayatı ve Eserleri, 1942 Doçentlik Tezi: Tevfik Fikret ve Şiiri, 1944 Profesörlük Tezi: Şiir Tahlilleri I (Akif Paşa’dan Yahya Kemal’e) KİTAPLARI: A. İlmî Araştırmalar: 1. Tevfik Fikret ve Şiirleri, 1946, genişletilmiş bsk. 1971, 1978, son baskı 1998 2. Namık Kemal, Hayatı ve Eserleri, 1948 3. Şiir Tahlilleri I (Akif Paşa’dan Yahya Kemal’e), 1954, son baskı 1999 4. Tanpınar’ın Şiir Dünyası, 1963, 1983. 5. Şiir Tahlilleri II (Cumhuriyet Devri Türk Şiiri), 1965, ilâvelerle 1973, 7. bsk. 1998) son baskı 1999 6. Hikâye Tahlilleri, 1979, 7.bsk.1994 7. Türk Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar I, 1976, son baskı 1999. 8. Türk Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar II , 1987, son baskı 1999. 9. Türk Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar 3: Tip Tahlilleri, 1985, son baskı 1996 B. Denemeler, İncelemeler, Mektuplar 1. Nesillerin Ruhu, 1967, 4. bsk. 1978, son baskı 1999. 2. Büyük Türkiye Rüyası, 1969, 4. bsk. 1998 3. Edebiyatımızın İçinden, 1976, 1998, 4. Türk Milletinin Kültürel Değerleri, 1977 5. Oğuz Kağan Destanı, 1979 6. Kültür ve Dil, 1982, 11. bsk. 1998, son baskı 1999. C.1. Metin Neşri (Bugünkü Dile Çevirme ve Önsöz) 1. Ahmet Haşim’den: Bize Göre, Gurebahane-i Laklakan, Frankfurt Seyahatnamesi, 1969, 1981. 2. Ziya Gökalp’tan: Türkçülüğün Esasları, 1972. 3. Namık Kemal’den: İntibah, 1972 C.2. Metin Derlemesi ve Neşri (Öğrencileriyle birlikte) 1. Köroğlu Destanı, (Behçet Mahir Efendi’den Mehmet Akalın, Muhan Bali ile), 1973. 2. Yeni Türk Edebiyatı Antolojisi I 1839-1865 (İ. Enginün, Birol Emil ile) 1974, 1988 Yeni Türk Edebiyatı Antolojisi II 1865-1876 (İ. Enginün, B. Emil ile birlikte), 1978, 1993. Yeni Türk Edebiyatı Antolojisi III (A. Vefik Paşa, A. Midhat, Ş. Sami vs.) (İ. Enginün, B. Emil, Z. Kerman ile birlikte), 1979, Yeni Türk Edebiyatı Antolojisi IV (Ekrem, Hâmid, Sezai ve Ara nesil, (İ. Enginün, B. Emil, Z. Kerman ile birlikte), 1982 Yeni Türk Edebiyatı Antolojisi V (M. Naci, B. Fuad, A. Rasim vs. (M. Kaplan’ın izinden İ. Enginün, B. Emil, Z. Kerman tarafından) 1989 3. Devrin Yazarlarının Kalemiyle Millî Mücadele ve Gazi Mustafa Kemal, II c. (İ. Enginün, B. Emil, N. Birinci, A. Uçman’la birlikte), 1981, 1992 4. Atatürk Devri Fikir Hayatı, II c., İ. Enginün, Z. Kerman, N. Birinci, A. Uçman ile birlikte)1981, 1992. 5. Atatürk Devri Türk Edebiyatı, II c., (İ. Enginün, Z. Kerman, N. Birinci, A. Uçman ile birlikte)1982, 1992 6. Atatürk Şiirleri, (N. Birinci’yle birlikte), 1982, 1995 7. Cenap Şahabettin’in Bütün Şiirleri (İ. Enginün, B. Emil, N. Birinci, A. Uçman ile birlikte) 1985. D. Lise Ders Kitapları: Edebiyat Lise 1 1976, Edebiyat Lise 2 1977, Edebiyat Lise 3, 1977. E. Ahmet Hamdi Tanpınar İçin Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Bütün Şiirleri, 1976. Yazarın kitap halinde olan, süreli yayınlarda yayınlanan ve evrakından kalan şiirlerini bir araya getirdi. XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi, Beş Şehir, Huzur, Mahur Beste, Sahnenin Dışındakiler, Saatleri Ayarlama Enstitüsü gibi kitapların Tanpınar’ın ölümünden sonraki baskılarına ön ayak oldu ve önsöz yazdı. Edebiyat Üzerine Makaleler (Haz: Z. Kerman), Yaşadığım Gibi (Haz: B. Emil), Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Mektupları (Haz: Z. Kerman) kitaplarına önsöz yazdı. Ölümünden Sonra 1. Mehmet Kaplan’dan Seçmeler, 2 c., Haz. İnci Enginün, Zeynep Kerman, 1988. 2. Âli’ye Mektuplar (Haz: İnci Enginün-Zeynep Kerman), 1992. 3. Sevgi ve İlim (Haz. Ezel Erverdi), 2002. Not: Mehmet Kaplan’ın 1939-1986 tarihlerinde yazdığı 1517 deneme- makaleden bir kısmı yukarıda adı geçen kitaplara girmiş, onların bir kısmı ve 124 tercümesi, 22 şiiri yayınlarda kalmıştır. Mehmet Kaplan’ın bibliyografyası: 1. Mehmet Kaplan’a Armağan, İ. Enginün, Z. Kerman, 1984, 2. Mehmet Kaplan Hayatı ve Eserleri, Z. Kerman, İnci Enginün, 2000, (Mehmet Kaplan’ın hatıralarıyla birlikte) kitaplarında yayınlanmıştır.

0 person liked.
0 person did not like.
Bu şiir hakkında yazılmış 20 adet yorumu okumak için tıklayınız.
 
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
 Bu Şairlerimizi Okudunuz mu? (bu da ne?)
Mehmet İslami
Erham Karagül
Salih Doğan 2
Semih Nıh
Bülent Özdaman
Cansın Erol
Ayhan Duruk
Murat Özmen
 Bu Şiirimizi Okudunuz mu?
Cennet (Dede İrfan Çelik)
 TOP 100 Şiirler
1  Beklenen..  (Necip Fazıl Kısakürek)
2  Ben Sana Mecburum..  (Attila İlhan)
3  Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı..  (Victor Hugo)
4  Bence Şimdi Sen de Herkes Gibisin..  (Nazım Hikmet Ran)
5  Anlatamıyorum..  (Orhan Veli Kanık)
6  Hasretinden Prangalar Eskittim..  (Ahmed Arif)
7  Ayrılık Sevdaya Dahil..  (Attila İlhan)
8  Kaldırımlar 1..  (Necip Fazıl Kısakürek)
9  Sakarya Türküsü..  (Necip Fazıl Kısakürek)
10  Ben Senden Önce Ölmek İsterim.....  (Nazım Hikmet Ran)
» Tüm Top 100 Şiirler
 Konularına Göre Şiirler
Aile
Barış
Kadın
Allah
Bebek
Mutluluk
Ankara
Doğum Günü
Ölüm
Anne
Dostluk
Özlem
Asker
Gurbet
Savaş
Aşk
Hasret
Sevgi
Atatürk
Hayat
Sitem
Ayrılık
İhanet
Vatan
Baba
İstanbul
Zaman
 Üye Şairlerden Günün Şiiri
Hisse (Gülşen Çağan)
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: Süleymaniye Kürsüsü'nden (Şiir İncelemesi) - Profesör Mehmet Kaplan

Antoloji.com
24.07.2014 17:41:14  #.234#
[1313025]
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]

# ##