Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

SIFAT Konulu Şiirler - sifat Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "sifat" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "sifat" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. sifat Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

313  

GAZİ

İçimizden Biri Atatürk - İlknur Güntürkün Kalıpçı

İçimizden Biri ATATÜRK


Hepimizin bildiği gibi Mustafa Kemal ATATÜRK dünya döneminin liderleri
içerisinden 21 nci yüzyıla geçebilen tek liderdir. Üstelik diğer liderler kendi
halkları tarafından yok edilmenin acısını yaşamışken, o hala halkının ve
dünyanın nabzında en büyük canlılığıyla, sevgisiyle, saygısıyla hala yaşayabilen
dünyadaki tek lider.
........... devamı >>
 
Uğur Balcıoğlu
    
    
    

314  

SONSUZLUK NEDİR, NASILDIR, NEYE BENZER? (DÜZ YAZI)

Sevgili Rabbimin en güzel isimleriyle başlarım.

Bu soruların cevabına geçmeden önce, ‘sonsuzluk’ kavramı hakkında bir küçük açıklama yapmak gerekir diye düşündüm.

Etimolojik olarak ‘sonsuzluk’ kelimesinin ‘başı olup ta sonu olmayan’ gibi bir çağrışımı olmasına rağmen biz buna; ‘başı ve sonu olmayan’ gibi bir anlam yükleyerek kavramlaştırmışız. ‘Başı ve sonu olmayan’ derken, ‘öncesi ve sonrası yoktur’ derken, ‘ezeli ve ebedi’ derken de anlatmak istediğimiz olguyu belki de, farkında olmadan kendi zaman algılarımıza göre manalandırmış oluyoruz. Bu durum bazen yanlış anlamalara ve anlaşılmalara da zemin hazırlıyor. Aslında çoğu zaman tam olarak ifade edilmek istenen olgu ‘an’dır. Benim de kastettiğim ve tarif etmeye çalışacağım ‘an’, yani zamansızlık ve ona bağlı olarak da mekansızlık olmakla beraber, acizen bende alışılmışın dışına çıkmayarak ‘an’ kelimesi yerine ‘sonsuzluk’ kelimesini kullanacağım. Bu son cümlede de açıklanması gereken birkaç nokta ortaya çıktı:
........... devamı >>
 
Ali Oskan
    
    

315  

ESPERANTO VE TÜRKÇE

ESPERANTO DİLİ

Esperanto’yu geliştiren kişi, Polonyalı Yahudi bilgin Doktor Ludoviko Lazaro Zamenhof’tur..Bu bilgin 15 Aralık 1859’da Polonya’nın Bielestok şehrinde doğmuştur..O bilhassa Hint-Avrupa dillerinden pek çoğunu çok iyi bilmekteydi..Bu dillerin düzensizlikleri, diğer milletlerce öğrenilmelerinin güçlüğü, onu yeni bir dil arayışına itmiştir..Ona göre bu dil yeni dünya dili olacaktı..Zaten Zamenhof’un imzası olan “Esperanto” kelimesi de anlam itibariyle “ümit eden doktor” anlamına gelmekteydi...Daha sonra oluşturduğu yeni dilin ünvanı olacak olan bu kelime grubu “tüm dünyanın ortak ve düzenli bir dilde buluşması ümidini” içinde saklı tutan bir isimdi..Şimdi biz bu çalışmamızda Esperanto namıyla anılan yapma dil ile Türkçe’mizi karşılaştıracağız..Çalışma sonucunda görülecektir ki, Esperanto, Hint-Avrupa dillerini ve bilhassa Avrupa’nın kutsal dili Latince’yi tüm dünyaya egemen kılma çabasının bir aracıdır.Bir bilgin tarafından oluşturulan ve dünyaca rağbet görmüş bir dil olan Esperanto’nun, doğal süreçler içinde, tesadüfen oluştuğu öne sürülen dilimiz Türkçe ile girdiği yarışta nasıl geride kaldığını da gösterecektir bu çalışma..Sonuçta ise Türkçe’nin hem doğal bir dil hem de düzenli, mantıklı bir dil olarak dünya dili olabilecek tek dil olduğu ortaya çıkacaktır..Eğer bir Türk olmasaydım, başka milletten hakperest bir bilgin olsaydım yine de Türkçe’nin üstünlüğünü söylemekten çekinmeyecektim..Yani bu söylem milliyetçilikten çok öte bilimsel bir savdır..Zaten Jean Deny gibi yabancı dilbilimciler bile Türkçe’nin düzen yönünden diğer dillerden üstünlüğü gerçeğini tüm dünyaya ilan etmişlerdir.Ben de bir Türk olarak, elbette yüreğimde, zihnimin kıvrımlarında saklı bu mücevheri ve onun güzelliklerini tüm dünyaya gösterme aşkıyla yanıp tutuşuyorum..Yaradan’ın Türklere ve onların şahsında tüm Müslüman milletlere verdiği bu güzelliği, yine bu dili oluşturan Yaratıcı’ya bir teşekkür edasıyla, tüm dünya insanlarıyla paylaşmak gibi bir davanın içinde buluverdim kendimi..Türkçe’nin güzelliklerine ulaşılmasını engelleyen yapay surlardan birisi olan Esperanto yapma dili, Türkçe’nin dünya dili olmasını engelleyemeyecektir..Çünkü Türkçe, tüm gücüyle bağırmaktadır.. “Ben şu bilgi ve mantık çağının tek dili olacağım” demektedir.Biz naçizler ise sadece ona tercümanlık yapmaktayız..Konuşan yine Türkçe’dir.
........... devamı >>
 
Oğuz Düzgün
    
    
    

316  

YOL

***'Herşeyin ne anlama geldiğini ya da nasıl yorumlanacağını bilmemek daha iyidir, çünkü aksi takdirde olayları kendi akışına bırakmaya korkarsınız. Psikoloji, gizemi ve büyü niteliğini yok eder. Anlamlardan konuşmak beni çok rahatsız ediyor. Çünkü anlam çok kişisel birşeydir ve herkese göre değişir...'






I.
……..
Değil mi, nerden nereye? Bir bilmem ne kadar, insan kendisini avaza çığırttıysa; bir o kadar da belki muamma. Ama dönüp bakmana bile duacı olmayacak olan o bir şey –ki ne olduğunu bilmezsin bu salaş sallandırılmış halinle- bilmez senin onu bildiğinden doğru dönüp bakmayacağını -eminsindir çünkü- bunu sen bilirsin. Yine de, senin hazırlayıcın o, şükran borçlu olduğun da odur.
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    

317  

HZ. OSMAN (RA)

(Aşere-i Mübeşşere’nin üçüncüsü)

Hz. OSMAN (RA)

Altı sene sonra doğdu Fil Vakası’ndan,
Ticareti devraldı tacir babasından,
Raşid Halifelerin üçüncüsü Osman,
Cennetle müjdelenen güzel Hz. Osman’ım,

O’nun adı: Osman bin Affân, bin Ebil-As,
Bin Ümeyye bin Abdi’ş-Şems bin Abdi Menaf,
El- Kureşi el- Emevi, üçüncü sultan.
İlk iman edenlerden olan Hz. Osman’ım.

Hz. Osman’ın annesi Arva, Kuryez kızı,
Arva’nın annesi Abdullamuttalib’in kızı,
Büyükannesi, Hz. Muhammed’in halası,
İki nur sahibi olmuştur, Hz. Osman’ım.
........... devamı >>
 
Abdullah Yaşar Erdoğan
    
    
    

318  

DULANA

Mahallenin en yaşlı kadınıydı Dulana,
Ödül konsa yeridir doğumunu bulana.
Derler ki; “Yaşı yüzon, belki daha da yüksek”,
Kimse bilmez gerçeği, nerden bilip söylesek.
Kendi bile bilmiyor ne zaman doğduğunu,
Kendisini Dünya ‘da ne zaman bulduğunu.
Okumuş yazmış değil, eli kalem tutmamış,
Çağında okul yokmuş, kimse de okutmamış.
Harf bilmez, hesap bilmez, çok yüzeysel bilgisi,
Başına tavan çeksen sanır ağaç gölgesi.
İlk savaşta çocukmuş, ikincisinde gelin,
Eşi şehit olunca düşmüş eline elin.
Sahipler ölüp gitmiş, bu kalmış başkasına,
Felek bunu az görüp yapışmış yakasına.
Bu kez bir karı-koca kalkıp kol-kanat germiş,
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    
    

319  

AYANDON (DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

A Y A N D O N

(DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)


Cesaretin en uç deneyimi korkusuzluktur.
Korkusuzluk cesaretin sonsuz olduğu
zaman ortaya çıkar. Osman Pamukoğlu

Ulus halklarını kucaklayan kahramanlar yaratan Osman Pamukoğlu ‘Ayandon’u, Elif Şafak gibi hissi bir tutum sergilemeden diyalektik yazmış.
Çanakkale savaşı tüm şiddetiyle sürmektedir. İmparatorluğun son döneminde çeşitli cephelerde savaşmış, ‘Yaşları kırk yedi’yi geçtiği için ıskartaya ayrılmış, Nuri (usta) ve üç arkadaşı Samsun yöresinden teknelerine yüklediği yaklaşık üç ton erzakı yelken veya küreklerle Boğazın girişine kadar taşımakta, yeni bir sefer için geri dönmektedirler.
........... devamı >>
 
Ali Akdemir
    
    

320  

KAYIP SÖZ (DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

K A Y I P S Ö Z

(DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

Lal yakınımdır,
sesimdir, alacalı gün
hep beni çağırır… Adnan Gül, Sıcak Vesika

Oya Baydar, ‘Bir söz arıyordum, bir ses duydum’ derken, ‘Sözü buldunuz, şimdi sesimiz olun,’ diyen Kürt kadınının çığlığını duyduktan sonra, ‘şiddetten doğan acının sesi’ni ‘Kayıp Söz’ romanında dile getirmiş.
Kitapları çok satanlarda liste başı olan atmış sekiz kuşağının hızlısı, yazı torbası boşalan Ömer Eren elli beş yaşındadır. Prof. Elif Eren ise elli iki yaşındadır. Deniz Gezmiş’in adını verdiği oğlu Norveçli eşini gezdirirken, Sultanahmet’te bomba patlar Ulla ölür. Hayata küsen Deniz, Irak savaşında savaş muhabirliği, fotoğrafçılık yaptıktan sonra Norveç’te oğlu Björn ile yaşamaktadır. Ömer Eren, Ankara’daki terminalde otobüs beklerken, töre cinayetinden kaçan hamile Zelal kurşunla yaralanır, karnındaki çocuk ölür. Zelal’in kocası PKK’lı Mahmut da örgütten kaçmış, itirafçı olmamıştır. Ömer Eren, karı kocaya yardım elini uzatır. Romanda hep kaybeden kahramanlar, son bölümde yeni bir hayata yelken açarlar.
........... devamı >>
 
Ali Akdemir
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


11.10.2008 20:44:41

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim