Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

SIFAT Konulu Şiirler - sifat Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "sifat" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "sifat" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. sifat Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

281  

BİR'Kİ DÖRTLÜK DE SEN YAZ'/ 'RAZIYIM'

Razıyım

Cahille birlikte salma cennete,
Cehenmemde beLenmeye razıyım.
Yaşam boyu fırgat ile mihnette,
Çile yüklü doLanmaya razıyım................(Ayak dörtlüğü) Mehmet Ali Emektar
1.
Acıdır sohbet dayanmaz ki yürek,
Edep havuzunda çeker hep kürek,
Cahil sofrasında bakla'va börek,
Yemektense diLenmeye razıyım.................Mehmet Ali Emektar
2.
İnsanlık adına hile yaparsam,
Yalakalık yapıp zalmi öpersem,
Şeytana uyup şer yola saparsam,
Bin parçaya bölünmeye razıyım................İsmail Doğan
3.
Kahreden bir karanlıkta kalmışım
Yalnızlığın kucağına dalmışım
........... devamı >>
 
Şiir Perisi Grubu
    
    
    

282  

...DÜŞ ZENGİNİ...(DÜZ YAZI)

Okunaklı ile okunaksız, olanaklı ile olanaksız arasında kurulmuş köprülere benziyor hayaller. Kimi zaman çalınmalarından, kırılıp yıkılmalarından yakınıyor, mutsuz çığlıklar atıyoruz. Kâh derin ve sessiz bir isyana sürüklenip kızıyoruz; kâh hüzün şarkıları baş kaldırıyor yüreğimizde… Kim çalıyor hayalleri; neden ve nasıl çalınıyorlar? Hayal mi yoksa gerçek midir yitirdiklerimiz? An geliyor, istiridyelerimizde özenle sakladığımız nadide incilere arsızca uzanıyor yabancı eller.
........... devamı >>
 
Naime Erlaçin
    
    

283  

HAYAT DEDİKLERİ

Hiç ummadığım bir an ve zamanda, kirli pabuçlar, zorla çıkılan bir çamurlu yokuşun ardından kendimi sahnede buluverdim. “Oyun oynanacak, çabuk sahneyi temizle ve toparla” dendi; aceleyle işe koyuldum. İş biter, ter diner, fırsattan istifade oyunu da izlerim dedim ama aniden ağır ağır açılmaya başlayınca kalın saten perdeler, sahneden çıkmak gerektiğini anlayarak ayrılmaya çalıştım. Etrafımdaki eller ve bendenler izin vermedi sahneyi terk etmeme; oyun senin dediler ve ittiler. Çıkamadım, elde süpürge kalakaldım. Sahnede ben, süpürge, kirli pabuçlar ve seyirciler…
Bir şey söylemem gerekiyordu ama söylenebilecek tek bir söz bile yoktu. Gölge halindeki simalar beni izliyordu ve tektim sahnede, kimse yoktu. Korkuyor, titriyor ama hiçbir şey söyleyemiyordum. Ben bir oyuncu değildim, figüranlık bile bana hayal geliyordu. Düşünüyordum; benden ne bir prens, ne prenses, ne de herhangi bir şey olmuyordu. Elimdeki süpürge bile eğreti duruyordu; ben sahneyi süpürecek ve gidecektim oysa işim buydu…
Ben, yine yalnızdım koca sahnenin ortasında ama kalabalıklar ile çevriliydi etrafım ve her yanda insanlar vardı. Yanımda değillerdi, yine tek başıma ve yapayalnızdım.
Oyunun benim oyunum olduğunu söylediler ama ben ne oyunu ne de söyleyebilecek bir şeyi bulamıyordum. Eğreti duruyordum zaten sahnede, bütün ışıklar beni gösteriyordu. Karanlıktı diğer yerler; herkes beni görebiliyor, duyabiliyordu ama benim görebildiğim şeyler, gölgelerdi.
Tek başına oynanabilecek bir oyun bilmiyorum. Birileri olmalı, bir başrol, bir dublör, ya da herhangi bir şey olmalıydı. Ne yapmam gerektiğini söyleyen bir suflör bile yoktu. Bu oyun, kimin oyunuydu? Yoksa yine bir hata vardı da suçlu mu aranıyordu?
Kalabalıklar içerisinde ben hep yalnızdım. Zaten dokunduğum her şey ya donuyor, ya da susuyordu. Tutunamıyordum hiçbir yerde ve gönülde ama şimdi bu sahnede tektim, çağırsam biri duyar mı, gelir mi bilmiyordum. Bu nasıl bir döngü, nasıl bir karmaşaydı? “Şimdi kimi çağırabilirim? ” düşüncesi bile korkutuyordu beni. Sesime bir ses cevap verir miydi? Kim koşardı yardımıma, kim destek olurdu. Yapayalnız ve kimin olduğunu bilmediğim bir sahnedeydim. Benim ne işim vardı burada, neden buradaydım, ne yapmaktaydım? Sonrasında yapacağını bilmeyen biriydim ben.
Ve yine yalnızdım, aniden bir karartı belirdi sahnenin bir köşesinde… “Evet, başrol geldi” dedim. Susuyordu… Ben, ondan bir başlangıç bekliyordum ama ses vermiyordu. Kimdi, neydi bu karartı, ne diyecektim, ben mi isimlendirecektim bu karartıyı? Ama ben bile rolüme karar veremediğim bu sahnede ona ne diyecektim; madem başrol kendisi idi, neden konuşmuyor bir ses vermiyordu? Oyun senin demişlerdi oysa… Peki, ben bu karartıya ne demeliydim? Eş, dost, arkadaş, sevgili… Ne demeliydim? Bir isim verip seslenmeli miydim, oyunumda bu karartı ne olacaktı ve ben bunları düşünürken karartı neden saydamlaşıyordu; yine tek başıma mı kalıyordum? Ama gelmişti işte biri… Bir isim ve bir sıfat verebilmem ve devam edebilmem gerekiyordu ama karanlıkta beliren şey, ben bir şey söylemedikçe kaybediyordu siluetini. Yoksa yine aynı hatayı mı yapıyordum; kendi oyunumda kimseye bir ad koyamayıp, korkularım, güvensizliğim ve yalnızlığımla baş başa mı kalıyordum?
Yoksa adını bile koyamadığım bu oyun, hayat mıydı?
........... devamı >>
 
Tayfun Karakaş
    
    
    

284  

ANADOLU VE KURTULUŞ'UN SAVAŞI

ANADOLU VE KURTULUŞ’UN SAVAŞI



Önsöz

“Ne olduysa Şişli’deki o evde oldu
Hiçbir sıfat ve salahiyet sahibi olmaksızın
Kolu kanadı kırılmış yurdumuza yeniden can vermek için
Anadolu’ya geçmek ve orada mücadele etmek tek çareydi
Bu işin uçunda ölmek de var”(9) diyerek
Bir avuç kor olup yola koyuldular/İstikamet Samsun diyerek
“Mustafa Kemal’in “Budala herifle biz Anadolu’ya cephane
Silah değil, kafa ve iman götürüyoruz”(10) sözleriyle
........... devamı >>
 
Mustafa Karademir
    
    

285  

PALETİMDEN SAÇILAN MAVİSİDİR RENKLERİN, MUKADDES MESCİD

Ahsen-i Takvim üzere, El Halık tarafından muhabbetullah ile yaratılan bizlere, akl-ı meâd sıfatında hareket etmek yaraşır. Aşkın özü ve esas adresi “şek”siz “şüphe”siz El Azim iken inşallah dâr-ül gurûr da başımız dara düşmeden,kora salan kem libas, soyulur fâni bedenden ve nefsin kontrolü kalmaz bedende…..Gidişat…Yollara vurur kendini fâni beden,toza belenir nasırlı yüreği, yine de muhabbet-i Zâtiyye den kaynaklı olsa gerek alamaz kendini beşer,belki muhâl gördüğünü başarmaya çalışmaktan…..
Dört nala bir gidişat,cesur mu cesur gürleyişiyle Beyt-i Atik’ e,bilerek ehemmiyetini ve can-ı gönülden…Tek, Eş-Şekûr sıfatıyla kendi rızâsı için yapılan iyi işleri, daha ziyadesiyle karşılayan Allah-u Teâlânın,rızasını kazanmak için bunca çaba,öyle değil mi? Yarım kalmışlığına, boşluklara ve imtihanların en koyusuna salınmışlığına inat tin, mevlasına bu yolla sımsıcak salıverecek varlığını-yaratılmışlığını, dönüp apayrı bir gurbetten.Yağmuru ırgalayacak gökyüzü mevsimine göre, yaz çatırağına nisbet ede ede, kendinden metezoru koparırcasına bir damlada veya yüreği birbirinden ziyade coşkun olan mevlama sevgililer, tam tersini sadece tebessümle karşılayacak el-Vedûd için, “O” na daha sıkı sarılmaya bahaneliğine sayacaklar “har”ına dayanılmaz güneş ışığının gözlerine kan-ter içinde düşmesini…..Bir yakan sabahın haylaz ayazına bırakılan kapkaranlık bir serzeniş…Hangi ara,hangi yokluk sancısıyla yazılırsa yazılsın,çizilirse çizilsin gönülden silinmeyecek bir dua….O yollarda olamamanın,o Rah-ı Halık ‘ a kendini vuramamanın verdiği,hala gözbebeklerimde adavetle duran ağ-gızıl acı….İşte Rah’ın haritası….Nokta koyduğumuz yer acıya rabıtayla,Güvenli Belde yani:Karye, Mead, Ümmü’l Kura, Muhrace Sıdk, Basse, Arş,Azrâ…ya da Nâdir….Bir sürü hikmetli ismin yegane sahibi….Sen ne güzel bir kentsin ey Ümmü’r Rahamet; Mescid-i Haram’ı daha doğrusu el- Melik’ in evi’ni kalbinde saklayan ve koruyacak olan sen…..Sana dönecek ve dolanıp varacak cümle Muhlas kul…Cehalet ve sefahatle yahut başka bir kaynaktan beslenen sıfat ile kişi kendini “kesb” den uzaklaştırıp tekfir edilmenin melun kollarına bırakmamak için bi’at edecek kibir urbasından arınan her ölümlü, derken başlayacak El – Muktedir’in izniyle alışaban yakarışlar…..Takdis ve övgüyle tesbih edecek her organ, bilerek ve isteyerek yüce Mabûdunu…..
........... devamı >>
 
Aylin Ayla Selçukoğlu
    
    
    

286  

*****DOSTLUK YOLU ETKİNLİĞİMİZİN SONUCU*****

YAŞAYAN SÜKÛT GRUBU KOMPOZİSYON ETKİNLİĞİ SONUÇLARI
dostluk yolu; buluşumuz çalışmak olsun.
Konumuz: Kabe'nin yolları bölük bölüktür.


………………...........B.Akdağ.......V.Koşar......Z.Özgür......K.M.Eryiğit......Ort.

Ekrem Akbunar.............85.................70................60................85.................75

Ayla Selçukoğlu.......... 85..................75................70................78.................77
........... devamı >>
 
Aylin Ayla Selçukoğlu
    
    

287  

DAMLA İKEN

Damla iken derya oldum
Toprak iken suyla doldum
Gün geçtikçe artar odum
Hakikatten sızarım bem

İsa Musa peygamberim
Hem alevi hem sünniyim
Hoş meşrepte vardır yerim
Muhammed le yüzerim ben

Benliği senliği anma
Hakkı taşralarda sanma
Akıl sende ele kanma
Sidre öte nazarım ben

Allahın ahlakı bani
Kimdir baki nedir fani
İnsan cehil haktır kani
Tevhit ile sezerim ben

İdrak verir aşkı zevki
Aşk neylesin makam mevki
Elestü de yaşar şevki
Şahit isem yazarım ben
........... devamı >>
 
Mustafa Turhan
    
    

288  

ANDIM,

Allah’ı andım
Düşünürken bilgiyle
Ulaşırken hükümlerime

Dünyayı algılarken
Hayatımda evrende
Tüm yaşamımın özünde

Varlıkları andım
Yaratılırken Allah’ın emriyle
Doğal kanunlarının özünde

Her attığım adımda
Her dinlediğim sözde
Her konuştuğum düşüncede
Allah’ı andım bütünlüğünde/bütünlüğümde

Allah’ı anarlarken gördüm
Allah’ı anarlar sayılar içinde
Sıfatlarını söylerler sayılar içinde
Allah’ın bilgileri yok sözlerde
Allah’ın özleri yok düşüncelerde
Allah’ın hükmü yok yaşamları içinde
........... devamı >>
 
Mehmet Çoban
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.12.2008 12:55:27

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim