Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

SAYDAM Konulu Şiirler - saydam Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "saydam" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "saydam" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. saydam Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

593  

KAYIP BİR SESE DOĞRU

Kararsızlıkla başlıyorum. Her ikisini de ilan ederek... Yani bir karar verme zorunluluğunu ve bir başlangıcı. Birdenbire boşluk beliriyor. İlk duraksayan cümlede beliren, görünür kılınan boşluk. Zorunluluk ise, diyorum şimdi iyice yüreklenerek, bu boşluk karşısında duyurulur. Varolana ilişkin okuduğum, duyduğum, söylediğim her söz gibi bende düş kırıklığı yaratmıştı.
Başlangıçta söz vardı. Ve beden söz oldu. Hatırlarsınız. Bir yerlerde okumuşsunuzdur. Sanırım, İsa’nın havarileri arasında en sevdiği olduğu söylenen Yuhanna söylemişti bunu. Ya da yazmıştı.
Öğle sonrası saatleri... Gün, çoktan yoluna koyulmuş, uzaklaşmış bile. Kendi berrak sesinin izinde. Bense burada, saydamlaşan seslerin ve saatlerin ortasında duruyorum. Bu cümleleri yazmak için. Gün diye yazıyorum, giderek yüreklenerek bir dünya barındırıyor içinde. Uzak ve görünür bir dünya, tek parça granitten oyulmuş gibi. Ancak yanlış bir soruyla bir adım atabilir, bunca ışığa ve sese yetişebilirim belki. Bu düşkırıklığı, dünyaya yaşıt gibi duran bu düşkırıklığı ne zaman başladı?
........... devamı >>
 
Cem Özkök
    
    
    

594  

BİR KÖYDE KANDİL YANAR (ANI)

Buzul dağlarının eteklerinde yalnızlığın,hüznün,sevincin birbiriyle sarmaş dolaş olduğu,birkaç barınağın adeta bu dağların dostluğuna soyunmuş görüntüsü,insanların yalnızlığına bir dem kusan,çarelerine sonbaharın sonlarına yaklaşırken kışa hazırlık feryatların duyulduğu kuş uçmaz kervan geçmez bir köy: Aktoprak. Dehşetli dağlara yoldaş olan bu güzel isim ismi kadar bahtiyarlık arz etmiyor ne yazık. İnsanları küçük grup yürekleri dağlar kadar,sevgileri dünyaya bedel sıcacık yürekleriyle insanlığın,dostluğun,misafirperverliğin engin denizler kadar ki sevdaları ve daha nice güzellikleri içinde barındıran küçücük diyar. Sevda sözcüklerin en güzel anlatıldığı,aşk sohbetlerin en çok sivri dillerinde dolandıran kara kaşlı köy. Kışın beyazına bürünen yamaçlı köyün, güzel insanlarının her birinin ayrı hikayeleri ve dolu dolu yaşanılan aşkları gömülü vermiş yüreklerine. Serilmiş sofralarına taze cicimsi yaşamlar. Yaşamı mutluca sürdükleri gibi acı,kederli portrelerde çizmiyor değil,kimi annesinde kimi babasından kimi de başka birinden alıyor nefretin acı meyvesini. Bazen birileri senin kapını çalarken belki dünyanın en sorunlu insanıyla karşılaşıyormuşsun gibi gelir sana,içini döktükçe hüzünlü bir sonbaharın sararmış yaprakları gibi acı dolu serüvenlerini,yeni hayatlarını sofrana sererler. Değişimi sürekli isteyen sürekli farklılıklar peşinde koşan,ama hep aynı sorunları yaşamlarına sinmiş olması, onları buhrana sürüklüyor. Her birinin ayrı bir hayal dünyasında gezinmek istemesi,yeni ve yaşanabilir hayat sürdürmek istemeleri onların gerçek köy felsefesini oluşturur. Köy insanlara yol açarken başka yolların kapanmasına kandil yakar,kandilleri yandıkça feryatlar duyulur yaşamlarında ve öyle yaşamlardır ki sabahın erken saatlerinde işe koyulurlar,yaptıkları işlerde hep aynı hayvanlara yem verme, su verme onlarla uğraşma,kızaklarıyla köyden uzak yerden ot getirme,koyunları için her öğün “düne”dedikleri temiz bir kar sofrası yere serme. Ne yapılabilir ki bunların dışında; ama bazen düşündürür insanları. Bu insanlar hayvanlarıyla kızaklarıyla özdeş olmuşlar,onlarla kalkar,onlarla oturur,güzellikleri bu masumvari varlıklarda bulur. Merhameti, şefkati onların o sessiz dünyalarından öğrenip yavrularına da bunlardan öğreterek insanlığın bu şirin dünyasında düşmanlıkları yok edecek öğretileri sunarlar yuvalarına. Belki ileri bir medeniyet değil onların içinde bulunduğu durum; fakat insanlığın kardeşçe yaşanabileceği,dayanışmanın asli gerçekliğiyle var olunabileceği gerçeğini bize öğretiyorlar. Bir yaşam felsefeleri vardır onlarda,hem taşlara yaslanarak hem de ak toprağa dayanarak geceleri kandil yakarlar. Birbirine darılırlar,birbirleriyle kavga ederler,gizli sevda kaçamaklarını da yaşarlar; fakat sevdalarını yüreklerine gömmeyi bildikleri gibi dargınlıklarını da unutmasını bilirler,tıpkı annesinin memesine diş atan bebek misali,anne incindiği için bebeğine kızar; yalnız anne sonradan can havliyle bebeğine sarılır.
........... devamı >>
 
Ali Orkaç
    
    

595  

AÇA-69 (SYK-6A) - DÜŞ

TOR KAPISI

I.

Sayfalarından -tozlu- zamanın, ilerliyor! ilerliyor: Arthur!
Çamurlarda ‘ağzına kadar’ baldır: Sisler bataklığında!
Sen, durdur -adaletsizliği: İşte! budur!
Dönüyor artık (Avalon’dan yerküreye dönüyor) ,
Onun yolculuğu dünyaya sürüyor! Sislerden çıktı,
Avalon’dan ve is’in içindeki, (kartal gibi) Kesti çatışmayı! *

Bir pagan rahibinden de öteydi, Kral tacına yükselten Druid - *
Çıkarttıran Ecalibur’u, sağlam kayadan
(Düzen sağlamak ile kutsanmış) -
(Merlin’di uzatan kılıcı ve onun sağ kolu) Arthur’u
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    
    

596  

ATEŞLİDİR AŞKIM

Sormuş gece geceye: Aşkın nerede, sevgilin nerede diye...
İkinci gece şöyle bir bakmış gökyüzüne, binlerce yıldız gülümsemekte kendisine...
Ve demiş ki birinci geceye: şu gökyüzünde gördüklerinin hiç biri benim aşkım değil.

Işıkları var ama ısıtmıyor
Gösterişleri var ama aydınlatmıyor
Süzülüşleri var ancak aptalların canını sadece yakıyor

Hiç biri benim aşkım değil...

Benim aşkım ısıtır beni bazen şiirle, bazen şarkıyla
Benim aşkım aydınlatır beni içindeki duyguları vurgulaya vurgulaya
........... devamı >>
 
Kibar Tavasav
    
    

597  

YAZILARIM 4: ÇARESİZLİKTEN ÇARE MAKAMI OLMAYA

Eşref-i mahluk yani “Yaratılmışların en şereflisi” sayılan insanın kendi türüne yaptığı zulme, hayvanlar dünyasında bile rastlamak mümkün değil. Çünkü, doğada hiçbir hayvan kendi soyundan gelen başka birisini “bilinçli olarak” aç bırakmıyor. Ama, yeryüzü kaynaklarının adil paylaşımı döneminin “Romantik izi” bilinçaltı katmanlarından bile silinmiş çağımız insanlığı, bu cinayetin ya katili ya da suç ortağı olmayı kanıksayarak sürdürüyor. Maalesef! Ülkemizde de…
........... devamı >>
 
Turgay Bahtiyar
    
    
    

598  

- ♥ DUDAĞIMDA BİR BESTESİN

Image Hosted by ImageShack.us







Sen göklerin ülkeri, gizler yörüngesinde
Ben aşkına müptela, yengeç sürüngesinde

Sesin eskisi gibi, çınlar kulaklarıma
Uzaklardan haber ver gelir ulaklarıma

Tuğra bakışlı gözler, dalgın bakadurursun
Sılasından ayrılıp, ılgın akadurursun
........... devamı >>
 
Fatima Humeyra Kavak
    
    

599  

ALLAH’IN CEMALİ NASIL GÖRÜLÜR? (DÜZ YAZI)

Allah’ın selam, sevgi ve rahmeti üzerinize olsun.

Biz insanlar, cinler, melekler vd.leri gibi iradeli varlıklar açısından Allah’ı görmek, şartlar yerine getirildikten sonra, hem maddi ve hem de manevi iki yoldan da mümkündür.

Maddi yol, yani fen bilimleri ile veya bedensel (görmeye, Miraca) gidiş de diyebileceğimiz bu yolu şöyle izah edebiliriz:

Önce, iki varlığın birbirlerini görebilmeleri kesiflik ve şeffaflık (saydam) şartlarına bağlı olduğunu belirtmekle başlayalım biiznillah; kesiflik ve şeffaflık ise; hareket hızının yavaşlaması ve hızlanması sonucu meydana gelir. Her hangi bir varlığın hareket hızı yavaşladıkça o varlığın şeffafiyeti azalır, kesifliği artar; hareket hızı arttıkça ise; kesifliği azalır, şeffafiyeti çoğalır.
........... devamı >>
 
Ali Oskan
    
    

600  

JE M'EN VAİS

Şimdi hiçbir şey yapmamaktan yorgun ellerim

Benim demek istediğim; her şeyin bana artık yalan geldiği. O yüzden yazamıyorum. İstiyorum ki “o yüzden” denilince bunun ayırımına varılsın. Bu yüzden değil de o yüzden demek arasındaki fark anlaşılsın. Sebeplerimin bile bana uzak kaldığını, hatta kalmadığını açıklanacak bir sırrın, yeniden söylemek zorunda olmayayım. Bu böyle anlatılmaz diyenler ırak olun. Bunu böyle anlayacaklar aynı ete yapışın. Bize yeter tek bir iskelet. Şimdi sen ey hırsızım, sirkat tutkunu, kardeşim, ey benim kundakçı sevgilim, kulağını dört aç, gayrı meşru mezarında aşkın gel, kirpiğimizi ıslatan hıncımızı hıfzedelim! Kurtarıp sırtlan ruhumuzu füsunlardan, kollayalım ötesini aklın ve mahşerin. Çünkü yağmazsa buharlaşacak sözlerim. Çünkü toprak, kımıltısıdır gecenin:
........... devamı >>
 
Umut Emre Gözütok
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


04.12.2008 10:05:46

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim