Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

SAYDAM Konulu Şiirler - saydam Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "saydam" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "saydam" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. saydam Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

569  

SAYDAM DÜŞ I

kızıl gökyüzünün ötesinde
yerin yedi kat dibinde
zamanın kıyısında yürüyen atlar
iki göğün çıplak arasında
büyürken devinimin sihrinde yalnızlıklar
mürekkebin kaygan belleği
................geçişen sanrılar
........... devamı >>
 
Ahmet Aksoy
    
    
    

570  

ŞARKILAR ESKİR DİLİMİZDE

Sen’li düşlerimin harman savrukluğunda her gün binlere katlanıyorsun yüreğimde sen
Her gün sevdalı ruhumda sevgiyle dönerek, yeni yıldızlara, gezegenlere dönüşüyorsun.
Sen terimde tuz, tenimde kırbaç, hayallerimdeki düş, çocuk ruhumda gülüş, uğruna ölüşsün
Gözlerindeki gökyüzü, yüreğindeki evren ve ellerindeki güvenle geçerim tüm dikenli yolları.

Binlerce çiçeğin fışkına durduğu bir mevsimde çalmıştın kapımı sevinçli merhabalarınla. Sevgiye yüreğimizi açıp, şu durmadan dönen yeryüzünden antik düşler sunmuştuk birbirimize. Koparıp koparıp attığımız sevdalarımız, ezilmiş bir gül bahçesinin üzerinden yürüyüşlerimiz, yıllardır bulamadığımız sevgilerimiz ve tutkunu olduğumuz aşk’la düşmüştük birbirimizin atlasına. Mutluluktan bir gemi yaparak bir çırpıda, yelkenlerini sözcüklerle donatarak çıkmıştık sevdanın gizemli adalarına.
........... devamı >>
 
Selahattin Yetgin
    
    

571  

YALNIZLIK... ŞİİR... ÇAĞLAYAN...

Yalnızlıkla Kavuşma


Çok mu özledin beni?
Çok mu bekledin yollarımı?

Geldim...
Aslında hiç gitmemiştim ki!
Hep seninleydim yalnızlığım
Sen hep benimleydin, bendeydin!

Yok mu saymıştın varlığımı?
........... devamı >>
 
Funda Gülseven
    
    
    

572  

KENT KIYISINDAN BİR AKŞAM MANZARASI

Bugün de batıyor güneş, yeniden doğmak için. Çatılarda bıraktığı; kızıl bir kül. Bakıp kalıyorum ışıkların çekilmesine, soyulmuşa dönüyorum. Dünya denilen zavallı varlık; karanlık kuyunun duygusuz böceği gibi... Anlatmaz hiç, uyarmaz. Neleri taşımış sırtında, parçalayıp yok etmiş sonunda. Ağlayanı, güleni, seveni, sevmeyeni. Bir kaç mevsim için, kimler gelmiş, kimler geçememiş? Bir yudum çay boğazıma dizilen, zehirli ot oluverdi. Anladıklarım acıtıyor. Dilim dilim yüreğim. Düz yollarda çivileniyorum, dumana dönüşüp dağılmadan. Yıkılıp ezilen, ezilip dirilen gençliğim; gerçekten çözebilir mi zamanın nereden çıktığını, nereye aktığını? Soğuk - karanlık karışımı, omuzlarıma saygısızca yapışan. Özürlü saatler, yine yalnızlığımı kamçılayan. Kaçıncı kez ölüyorum buralarda? O ışıklı ellerin hangi bulutun arkasında, hangi yol beni senden ayıran? Yangını durmuyor sensizliğimin. Ne mektup, ne telefon. Ne sert içki, ne de mavi deniz. Kurtaramaz beni, kurtaramaz bilirsin. Ancak senin ellerin. O eller varken güneş çıkmasın isterse. Uykunu da bilirim, korkunu da. İçinden sıyrılıp çarkların üzerine kim oturabilmiş ki? Hiç kimse. Daha, ne hoş, ne çirkin yaratıklar sürünecek bu yollarda, ne güneşler batıracaklar... Belki bensiz ağlayacaksın, yalnız başına. Öykülerin giriş cümlesi gibi, bir varmış bir yokmuş... Artık hiç uyumamalısın, yarınlar keskin geliyor. Azgın ejderhaların ortasında yiyeceksin akşam yemeklerini. Durdurmak için çok geç, umutsuzluğun zehirli dev örümceklerini. Onlar; ufkuna yağmur gibi dökülüp gökleri ağlatacaklar. Bu arada, eski duvarlar, kararmış durgun sular yürürlerse; kork çıkacak fırtınadan, ortalığı süpürür. Sanırım kalemim bitecek, bitsin, parmaklarım yazabilir. Kuşlar uçuyor akşamın saydam sayfasında. Ben yürüyemedim bile, oturdum kaldım. Uzak bekleyişler kentin ucunda. Geleneksel sözcükler giysilerin ceplerinde. Beslenecek saf sevgilerin yiyecekleri çöp tenekelerinde. Dolu bardaklar yarım damla için sabırsız. Elimde değil, ağlıyorum yorgun gözlerimi düşünmeden. Dört yanım kuru toprak, yumuşak kaya, çürük gemi. Arayan, soran yok senden başka.
Kulağımda ince bir ses. Bu akşamın en güzel sesi duyduğum. Dönüp bakıyorum. Ağlama ’diyen biri...
Çayımı rahat içebilirim.
........... devamı >>
 
Hüseyin Evcil
    
    

573  

BENDE GÖZLERİNİ UNUTTUN

'Akrep kaçarken, yelkovan kovalar,
Güvercinler kaçarken, kartal kovalar
Yağlı kement gibidir oysa zaman.
Sevdadan kaçılmaz, aşk mutlak yakalar'..

Küçüksün sırma gözlüm, gözlerin çocuk bakar. Kirpiklerin, kumru duruşu. Körpesin, taze fidan dalı gibi, karışırsın ince bahar yellerine.Yüzün, gönlümün ülkesine eğilmiş bir düş soluğu, karışır gökte uçuşan yıldız kümelerine.
Alnımın ülkesinde, umutsuz bir deniz kızısın küçüğüm. Uykusuz gözlerin, suskun duruşların ve ay gibi yansıyışınla yürürsün içime, gülüşlerinle, ağlayışlarınla. Düşürdüm karanlıkta içimdeki saklı suretini. Bağışla, bağışla beni gelemedim düşlerine.
........... devamı >>
 
Selahattin Yetgin
    
    
    

574  

DÜŞÜNÜYORUM DA

İletişim araçları hem çok hızlı
Hem de çok çeşitli haliyle

Televizyon, radyo, gazete, dergi, bilgisayar, multimedya, film, video, faks, modem, projeksiyon makinesi, slayt ve seçim becerisiyle “tepegöz” denilen saydam gösterici, fotoğraf makinesi, (teyp) durağan görüntüleri sesle birleştirme, elektronik sufle aleti, tablolar, bir ses ve görüntü mozaik´i oluşturma, bildiri…düşünüyorum da

Teknoloji mi önde mesaj mı? Yoksa bu
Bir multivizyon şov mu? Medya kuyumculuğu mu?
........... devamı >>
 
Sevinç Kavuk
    
    

575  

EY HE

Bu babta yaşanılanlara ve hissedilenlere perde çekilmişir.

Ey he

son perde oynanmayacak işte.
akşam oldu
herkes kendi evine acı çekmeye çekildi....
senin yüzün neden boyalı çocuk..
boynunu büktüğün sokaklara döküldü
yer çekimi inmeler
guguk kuşu bağırmaların malamat etti sevdayı

son perde mi
biletler iç cebimizin deliğinde

akrep melekler çoğalıp keşişe kestiler
manastırın kapısına yazılanları okuyamaz kimse
haydi bu fırsat ele geçmez / git
bahse mevzu konular katledildiler
muskalarına geri döndü ecinniler
kırıldı fanus
........... devamı >>
 
Nehreyn
    
    

576  

SAYDAM 2

Psikolojik hastalıklar savaşı...
Önce cinsellik yoktu;
Sonra oluştu;
Ve sonra kayboldu.
İnsanlar, hortlaklar,
Düzeni oluşturdu.
Çıkar için
İnsan kendini
Ayarlamaya çalıştı.
Herhalde uzaylılar da
İşin içine girdi.
Ruhlar alemini unutma
........... devamı >>
 
İsa Yazıcı
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


04.12.2008 09:31:07

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim