Antoloji.com

Sanat Şiiri - Faruk Nafiz Çamlıbel

Şiir
Antoloji.com ŞiirKitapcEtkinlikler cŞarkılar cResimcForumcNedir?cÜyelercGruplarc Mesajlarım
Şair Faruk Nafiz Çamlıbel Faruk Nafiz Çamlıbel bu nedir >>Popülerlik=5/5
Hayatı  Şiirleri  Forum  İstatistikler  Zevkler 
 << Önceki ŞiirFaruk Nafiz Çamlıbel ŞiirleriSonraki Şiir >> 
Sanat

Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek,
Bizim diyarımızda bir bir baharı saklar!
Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek
İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar
..........
..........

 

Faruk Nafiz Çamlıbel

 
SİZCE BU ŞİİR NE HAKKINDA Şiiri Etiketleyin Nedir?


Şu konularda daha fazla şiir: Kadın, Müzik

(c) Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık
 
 
 
 
Bu şiiri Antolojim'e ekleyeceğim
Şiire puan vereceğim

puan
8.0 10
(151 kişi)

 

yaz | oku

 

Facebook'ta
Bu Şiiri Paylaş
 

(c) Bu şiirin telif hakları Yapı Kredi Yayıncılık A.Ş'ye aittir.
Yapı Kredi Yayıncılık, Faruk Nafiz Çamlıbel şiirlerinin internette yayınlanmasına izin vermediğinden, şiirin tam metnine yer veremiyoruz.

Şirket Faruk Nafiz Çamlıbel şiirlerinin telif haklarını satın alarak veya anlaşma yoluyla bu şairimizin şiirlerini temsil etme hakkı elde etmiştir. Yapı Kredi Yayıncılık A.Ş., Faruk Nafiz Çamlıbel şiirlerinin nerede ve nasıl yayınlanacağına karar verme hakkına yasal olarak sahiptir. Antoloji.Com; Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına %100 uygun olarak yayın yapmaktadır. Sitemizde tam metnine yer verilen şiirler, şairlerin kendilerinden veya temsilcilerinden alınan izin ile yayınlanmaktadır.  

 << Önceki ŞiirFaruk Nafiz Çamlıbel ŞiirleriSonraki Şiir >> 
Sanat Şiiri Hakkında;
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:
 
Osman Nurani: ...Halide HANIMA TEŞEKKÜRDÜR; ...kıymetli hanfendi o AVaREYİMAVaRe benim sözümü JURNALLEDİ ve sizde ondan alıntı yaparak ona ortak oldunuz. ...mesele anlaşılmıştır. ...size olan saygımı tekrar yerine koyuyorum. sizin bu yaptığınız açıklamaylan yanlış anlamış olduğunuz ortaya çıkmıştır. ...saygılar efendim.

2 person liked.
1 person did not like.
Osman Nurani: ...Kıymetli ABDULİLLAH ağam bende ellerinizden doya doya öperim. ...bu fıkrayı (fıkra mı denir, kıssa mı denir ne denir bilmiyorum ama) daha öncede anlatmıştınız. ama bir kez değil bin kez anlatsanız doyum olmaz. ...bunu çerçeveletip evin bir köşesine asmak gerekir. ...kıymetli AĞAM; bunca ERDEM ve FAZİLETTEN bahsedeyim bazı madamlar bardağın %99,9'unun dolu tarafını görmeyip bu miktarını yazmakta dahi zorlandığım kısmı kadar boş olan yerini cımbızlamaları İNSANLIK adına bana üzüntü verdi. ...biliyorsun Avrat KADINDAN çok farklı bir kavram. daha bunu bilmiyorlar. aslında biliyorlar da kavga çıkarmak için ellerini ovuşturuyorlar. onun için böyle bir sözcüğü MAL BULMUŞ MAĞRİBİ GİBİ dillerine dolamak istediler. ...halbuki AVRAT sözcüğü argoda salt KADINLIK anlamından ve manasından çıkar 'Çengi, onayan, hoppa' anlamlarını ihtiva eder. bunu 'görgüsüzlüğü' ALAYLI birileri yapsa anlarım da yıllarca DİRSEK ÇÜRÜTENLERE hiç ama hiç yakıştıramadım. ...Allah'dan sessiz çoğunluk bu PROVOKEYE gelmedi. ...saygılar tüm şiir sevdalıları.

1 person liked.
3 person did not like.
Xalide Efendiyeva: Osman bey, neden üstünüze alındınız anlamadım... Utanması gereken ben değilim bir bir, ikincisi beni yalnız sevdiklerim acıtabilir, size ise yalnız saygım var bu saygıyı da korumaya çalışın bu da üç. Dediğiniz kelime bizde küfür sayılmaz.. Burda yazılan hakaret ve küfürler yüzünden uzun süre yorum yazmadım. Bu yorumu bir kaç gün önce yazacaktım, Naci Kasapoğlunun yazısından sonra. Ona, ailesine ( gerçi o gün Naci beye yazıan hakareti ben okumadım geç geldiğim için) ve başka arkadaşlara yazılan hakaretten sonra. Siznle bir ilgisi yok. Saygılarımla

1 person liked.
1 person did not like.
Osman Nurani: 'Burasi erkek-kadin okuyucularin oldugu bir edebiyat sitesi iken bu tarz edep disi belirlemeler düsündürücü.Kendisinin en azindan kadin okurlara bir özür borcu var.Bizi biz yapan erdemler birbir terkedildi derken kendisi icinde iyi bir yorum olmus.Sanirim bu yorumu kimse okumamiski sessizlik olmus.okunmus ve sessiz kalinmissa, ayni hakarete ortak olmuslar.' … Avareyim Avare …HEPİMİZİN BİLDİĞİ ÇOK MANİDAR BİR ATASÖZÜMÜZ VARDIR; “Şecâat Arz Ederken Merd-i Kıbtî Sirkatin Söyler” …evet ne yazık ki insanlıktan gafil olanlar 3 yıla yakın bir süredir ERDEMLİ-HAYSİYETLİ-BASİRETLİ-EFENDİ duruşumuzdan taviz vermediğimizi görünce böyle ipe sapa gelmez, yenilir-yutulur hiçbir tarafı olmayan, mesnetsiz bir takım SÖZ CAMBAZLIĞIYLA milleti GEZİ eylemlerine SEVKEDECEĞİNİ zannediyor ve hayal ediyor ise hadi oradan “AÇ TAVUK KENDİNİ BUĞDAY AMBARINDA GÖRÜRMÜŞ” derim. Antolojiye girdiğimizde ilk Günün şiirine bakıyoruz, sonra da 'Bu şiir hakkında yazılmış '...' adet yorumu okumak için tıklayınız' kısmına tıklıyoruz ve yorum yerine küfür ve hakaret okuyoruz. Nerde eski yorumcular? Anamın yeri geldikçe sık sık kullandığı bir deyim var 'abırsızdan abrını gözle' Ben dedim anlayan anlasın, anlamayan küfür ve hakaretlere devam etsin … Xalide Efendiyeva …sayın eFENDİYEVA; …GÖRDÜĞÜN İLİMDEN UTAN. Bizi burada 3 yıldır gören ve okumuş biri olarak böyle provokatör (kışkırtıcı) birinin buram buram kavga çıkarıcı, haset ve nifak ekici üslûbunu görememek olsa olsa bastırılmış KİN ve GARAZIN bir neticesi tecessüsü olabilir. …daha bugün “ÜYELENDEN GÜNÜN ŞİİRİ” altına düştüğüm yorumumun hepsini buraya almayacağım. Merak edenler ve ya okuyamamış olanlar tamamını üyelerden “GÜNÜN ŞİİRİ” altında okuya bilirler. Buraya sadece bir kısmını alıyorum. İşte bu gün orada şöyle demişiyiz; …yani kısaca tüm erdemli TAVIR ve DAVRANIŞLARIN hayat bulması için uğraştım. Ne DİNDAR DURUŞUMDAN taviz ne de CENTİLMENLİĞİMDEN asla taviz vermedim. …İslam adına hareket ettiğini zanneden sözüm ona UÇKURUNU BAĞLAMAKTAN (aciz demiyorum ağır ifade olur) bizar olanların İSLAMA zarar verdiklerini üzülerek gördüm ve bunlarla mücadele ettim. …ya bunların karşısındakiler onlar da tam bir PERVASIZLIK sergilemekteydiler. Hiçbir kutsalın onların yanında değeri yoktu. Küfrün bini bir para idi. Hem bunlarla hem İslami duyarlılık adına hareket edenleri hep orta yolda buluşturmaya gayret etim ve her ikisini de zaman zaman TAŞLAMALARIMLA taşladım. …evet SAYIN HANFENDİ BUNLARI GÖRMEMİŞ VE OKUMAMIŞ OLMAN İMKANSIZ. GERİYE BİR TEK ŞEY KALIYOR O DA ŞAHSIMA KARŞI kin VE GARAZINIZ. (çünkü zaman zaman sizi övdüğüm olduğu gibi fikirlerinizi YERDEN YERE VURDUĞUM ÇOK VAKİDİR. Zannedersem bunun kuyruk acısını bu provokatörün sözlerini hemen MAL BULMUŞ MAĞRİBİ gibi “alelacele kullanmanız” onu gösteriyor). …küçük bir hatırlatma yapayım avrat anlamı 1. Olgun kadın. 2. Oyuncu kadın, çengi. 3. Hoppa kadın. …şimdi hoppa kadın yazdı diye bu sözlüğü yırtıp atalım mı, bu ilim adamını darağacına götürelim mi? …beni söyletme yine bir atasözümüzü buraya alıyorum hemen feveran yapma böyle bir durumda adama “bilmediğin b.k git mektebinde oku” derler. Yine bu atasözünde dikkat ederseniz “ADAMA” sözcüğü geçiyor. Bu sadece adamımı konu alıyor, sadece ve sadece ERKEĞE Mİ hitap ediyor. Elbette ki hayır. İşte “Avrat gibi Kıvırma” sözümüz bu meyanda anlaşılmalı. …tüm izleyicilerime saygılar sunar, hayırlı akşamlar dilerim

1 person liked.
1 person did not like.
Xalide Efendiyeva: 'Burasi erkek-kadin okuyucularin oldugu bir edebiyat sitesi iken bu tarz edep disi belirlemeler düsündürücü.Kendisinin en azindan kadin okurlara bir özür borcu var.Bizi biz yapan erdemler birbir terkedildi derken kendisi icinde iyi bir yorum olmus.Sanirim bu yorumu kimse okumamiski sessizlik olmus.okunmus ve sessiz kalinmissa, ayni hakarete ortak olmuslar.' Katılıyorum size, sayın Avareyim Avare, Burası Günün küfürü köşesi değil, Günün şiiri köşesidir... Antolojiye girdiğimizde ilk Günün şiirine bakıyoruz, sonra da 'Bu şiir hakkında yazılmış '...' adet yorumu okumak için tıklayınız' kısmına tıklıyoruz ve yorum yerine küfür ve hakaret okuyoruz. Nerde eski yorumcular? Anamın yeri geldikçe sık sık kullandığı bir deyim var 'abırsızdan abrını gözle' Ben dedim anlayan anlasın, anlamayan küfür ve hakaretlere devam etsin Saygılı insanlara sayglarlmla...

1 person liked.
1 person did not like.
Avareyim Avare: Bir yorum düsmeden önce yapilmis yorumlari okudum.Sn Xalide Efendiyeva nin yorumuna tamamiyle katiliyorum.yorum yapsam asagi yukari aynisini yazardim.Yorumlari okurken sn Osman Nuraninin yorumu dikkatimi cekti.'Yakalarsam öperim cinsinden avrat gibi kic sallama sekline dönüstü'cümlesi karsisinda kanim dondu.Kahvehanede ayni anlayista olanlarla yapabilecegi bir kahvehane jargonu.Oda olmamali ama....Burasi erkek-kadin okuyucularin oldugu bir edebiyat sitesi iken bu tarz edep disi belirlemeler düsündürücü.Kendisinin en azindan kadin okurlara bir özür borcu var.Bizi biz yapan erdemler birbir terkedildi derken kendisi icinde iyi bir yorum olmus.Sanirim bu yorumu kimse okumamiski sessizlik olmus.okunmus ve sessiz kalinmissa, ayni hakarete ortak olmuslar.

0 person liked.
0 person did not like.
Abdülillah Çağlayan: Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor. 'Tıkandı Baba, çay getir!..' 'Tıkandı Baba, kahve getir!..' Bu durum Sultan Mahmut’un dikkatini çekmiş. – Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı Baba meselesi? – Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı Baba. – Anlat Baba anlat! Merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi. Tıkandı baba da peki deyip başlamış anlatmaya; Bir gece rüyamda birçok insan gördüm, her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. “Benimki de onlarınki kadar aksın” diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı. Bu sefer içimden “Onlarınki kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksın” dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı.Ben yine açmak için uğraşırken bir zat göründü ve: “Tıkandı Baba, tıkandı. Uğraşma artık”, dedi. O gün bu gün adım “Tıkandı Baba”ya çıktı ve hangi işe elimi attıysam olmadı. Şimdi de burada çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyoruz. Tıkandı Baba’nın anlattıkları Sultan Mahmut’un dikkatini çekmiş. Çayını içtikten sonra dışarı çıkmış ve adamlarına: “Her gün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz. Her dilimin altında bir altın koyacaksınız ve bir ay boyunca buna devam edeceksiniz” demiş. Sultan Mahmut’un adamları peki demişler ve ertesi akşam bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı Baba’ya baklavaları vermişler. Tıkandı Baba baklavayı almış, bakmış baklava nefis. – “Uzun zamandır tatlı da yiyememiştik. Şöyle ağız tadıyla bir güzel yiyelim” diye içinden geçirmiş. Baklava tepsisini almış evin yolunu tutmuş. Yolda giderken “Ben en iyisi bu baklavayı satayım evin ihtiyaçlarını gidereyim” demiş ve işlek bir yol kenarına geçip başlamış bağırmaya. Taze baklava, güzel baklava! Bu esnada oradan geçen bir adam baklavaları beğenmiş. Üç aşağı beş yukarı anlaşmışlar ve Tıkandı Baba baklavayı satıp elde ettiği para ile evin ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamış. Müşteri baklavayı alıp evine gitmiş. Bir dilim baklava almış yerken ağzına bir şey gelmiş. Bir bakmış ki altın. Şaşırmış, diğer dilim, diğer dilim derken bir bakmış ki her dilimin altında altın var. Ertesi akşam adam acaba yine gelir mi diye aynı yere geçip başlamış beklemeye. Sultanın adamları ertesi akşam yine bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı Baba yine baklavayı satıp evin diğer ihtiyaçlarını karşılamak için aynı yere gitmiş. Müşteri hiçbir şey olmamış gibi: “Baba baklavan güzeldi. Biraz indirim yaparsan her akşam senden alırım” demiş. Tıkandı Baba da “Peki” demiş ve anlaşmışlar. Tıkandı Baba’ya her akşam baklavalar gelmiş ve adam da her akşam Tıkandı Baba’dan baklavaları satın almış. Aradan bir ay geçince Sultan Mahmut: “Bizim Tıkandı Baba’ya bir bakalım” deyip Tıkandı Baba’nın yanına gitmiş. Bu sefer padişah kıyafetleri ile içeri girmiş. Girmiş girmesine ama birde ne görsün bizim tıkandı baba eskisi gibi darmadağın. Sultan: – “Tıkandı Baba sana baklavalar gelmedi mi?” demiş. – Geldi sultanım! – Peki ne yaptın sen o kadar baklavayı? – Efendim satıp evin ihtiyaçlarını giderdim, sağ olasınız, duacınızım. Sultan şöyle bir tebessüm etmiş: “Anlaşıldı Tıkandı Baba anlaşıldı, hadi benimle gel” deyip almış ve devletin hazine odasına götürmüş. “Baba şuradan küreği al ve hazinenin içine daldır küreğine ne kadar gelirse hepsi senindir” demiş. Tıkandı Baba o heyecanla küreği tersten hazinenin içine bir daldırıp çıkarmış ama bir tane altın küreğin ucunda, düştü düşecek. Sultan demiş; “Baba senin buradan da nasibin yok. Sen bizim şu askerlerle beraber git onlar sana ne yapacağını anlatırlar” demiş ve askerlerden birini çağırmış. “Alın bu adamı Üsküdar’ın en güzel yerine götürün ve bir tane taş beğensin. O taşı ne kadar uzağa atarsa o mesafe arasını ona verin” demiş. Padişahın adamları ’peki’ deyip adamı alıp Üsküdar’a götürmüşler. Baba hele şuradan bir taş beğen bakalım, demişler. Baba, “niçin?” demiş. Askerler: “Hele sen bir beğen bakalım” demişler. Baba şu yamuk, bu küçük, derken kocaman bir kayayı beğenip almış eline. “Ne olacak şimdi” demiş. “Baba sen bu taşı atacaksın ne kadar uzağa giderse o mesafe arasını padişahımız sana bağışladı” demiş. Adam taşı kaldırmış tam atacakken taş elinden kayıp başına düşmüş. Adamcağız oracıkta ölmüş. Askerler bu durumu Padişah’a haber vermişler. Sultan Mahmut “VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUT!” demiş. Nurani kardeşime selamlar morç morç öpüyorum gözlerinden.

0 person liked.
0 person did not like.
Osman Nurani: Bizimde kalbimizi kımıldatır derinden Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin …işte bu coşku yok mu bizi biz yapandır. SARI ZEYBEK, aynı zaman da bir Ege çocuğu olarak beni çok derin etkiler. Şimdilerde oyunlar ne yazık ki ŞIKIDIM….ŞIKIDIM, YAKALARSAM ÖPERİM Çinsinden avrat gibi kıç sallama şekline dönüştü, bizi biz yapan erdemler bir bir terk edildi. …bakınız şairimiz buna aynı şiirinde; “Fırtınayı andıran orkestra sesleri” …benim kulağımı tırmalar, “Bir ürperiş getirir senin sinirlerine” sinirlerimin gerilmesine neden olur, adeta çıldırırım. Hazmedemem. Istırap çekenlerin acıklı nefesleri Bizde geçer en yanık bir musiki yerine …ama buna mukabil Anadolu’mun ücra köşesindeki tarlasında, takkasında çalışırken mırıldanmaları dahi bize yanık bir musikiyi hatırlatır. Sen anlayan bir gözle süzersin uzun uzun Yabancı bir şehirde bir kadın heykelini, …gayri Müslim ile benim zevklerim SİYAH-BEYAZ arasındaki fark kadar berraktır. Onlar bir kadın heykeline bakmaktan zevk alırken oysa ben ; Biz duyarız en büyük zevkini ruhumuzun Görünce bir köylünün kıvrılmayan belini... …bir köylünün bir pulluğun arkasında kıvrılmadan büyük bir azimle tarlasını sürmesini seyretmeyi yeğleriz. Bu durumu seyretmek bir heykeli seyretmekten daha evladır. Başka sanat bilmeyiz karşımızda dururken Yazılmamış bir destan gibi Anadolumuz …bize en büyük destan ANADOLUNUN kendisidir. O bir dile gelse bir anlatsa neler neler. Dede Korkutlar, Taptuk Emreler, Hacı Bayramlar, Hacı Bektaşi Veliler, Yunuslar, Ahi Evranlar, Keloğlanlar, Hacivat-Karagözler, Arzu ile Gamber, Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirinler, Hanlar, Hamamlar, İmaret Haneler, Külliyeler, Camiler ve daha neler neler. Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken Sana uğurlar olsun... ayrılıyor yolumuz …ve artık arkadaş eğer sen bu DEĞERLERİ ÖPÜP BAŞINA KOYUYOR İSEN amenna. Yok eğer ben bu vasıfları istemiyorum, tasvip etmiyorum diyorsan yürü ikile, hadi hadi anca gidersin. Aman kal diyecek halim yok. Git arkadaş git. Uğurlar olsun..! …NUR İÇİNDE YAT ÇAMLIBEL, TEŞEKKÜRLER EMEĞİ GEÇENLERE.

0 person liked.
0 person did not like.
Onur BİLGE: Bu şiir hatalı... Hece eksikliği var. Başka yerden aldığım belki daha iyi... Hece eksiklikleri çok önemli... Anlam boşlukları meydana getirir. Nasıl olur da bu kadar tanınmış bir kişinin en gözde şiirlerinden olan bu şiir hatalı aktarılır! Başkası tarafından asıldı diyelim. Okunmadan mı seçiliyor? Bir harf hatalı diye bu yorumu silip tekrarladım. Okuyucuya saygı... Şiirin, lüzumundan fazla tekrar edilen bazı sözcükleri rahatsız etti beni. On bir BİR, beş SEN, sekiz BİZ ve türevi... 'Bizim diyarımızda bir bir baharı saklar!' BİR BİR değil, BİN BİR... Sayı ise ayrı, değilse bitişik yazılır. 'Gezersin kırk asırlık mabedin içini.' değil, 'Gezersin kırk asırlık bir mabedin içini.' Sevgiler...

0 person liked.
0 person did not like.
Onur BİLGE: SANAT Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek, Bizim diyârımız da binbir baharı saklar! Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek, İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar. Sen kubbesinde ince bir mozaik arar da Gezersin kırk asırlık bir mabedin içini. Bizi sarsar bir sülüs yazı görsek duvarda, Bize heyecan verir bir parça yeşil çini… Sen raksına dalarken için titrer derinden Çiçekli bir sahnede bir beyaz kelebeğin; Bizim de kalbimizi kımıldatır yerinden Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin. Fırtınayı andıran orkestra sesleri Bir ürperiş getirir senin sinirlerine, Istırap çekenlerin acıklı nefesleri Bizde geçer en hazin bir musikî yerine! Sen anlayan bir gözle süzersin uzun uzun Yabancı bir şehirde bir kadın heykelini; Biz duyarız en büyük zevkini ruhumuzun Görünce bir köylünün kıvrılmayan belini... Başka sanat bilmeyiz, karşımızda dururken Yazılmamış bir destan gibi Anadolu’muz. Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz. ( Hayat, 30 Kânunuevvel (Aralık) 1926, S.5, s.88.)

0 person liked.
0 person did not like.
Hüseyin Demircan 1: içerik olarak.. muhtevasına tamamen katılma zorunluluğu olmaması.. şiir ile okur arasın da.. önceden yazılmış bir sözleşme olmasa bile.. genel geçer bir kuraldır.. genel itibarı ile.. sanat anlayışının.. binlerce yıllık birikim ile şekillendiğini.. milletlere göre değişik biçimler aldığı görüşünü dile getirir..saanaatlı.. aruz hece ustalıklı şiir de.. siz kalkıp.. alt yapı olmasın.. düz cadde sokaklı şehirciliğe şair karşıdır.. diyemiyeceğiniz gibi.. türk islam sentezi ile.. sanatta.. tağutculuğa götürür.. resim heykel sanatı.. yapamamış.. millet içre çıkan şair.. binlerce mozaik ile.. bir çingen kızı resmeder.. mozaik erbabına hor bakıyor.. diyemezsiniz.. gerçekte.. canlı tasviri minyatür.. olmuş.. bu dışın da.. sülüs hat yazıları ile yetişmiş bir topluma.. hacivat karagöz ne kadar yakın opera o denli uzak.. halk şiiri ne denli bildik tanıdık aşına.. divan o denli ırak sonet balat o kadar yabancı yavan.. ben şurda bir yılı aşkın süredir demiyormuyum.. çeviri şiir olmaz.. şiir kendi içinde yaşadığın toplum içre şekillenir.. biçim bulur.. zaman ile ötekilerle de müşterek payda birleşilir.. globale.. küresele yakınlaştıkça.. geçmişin itici.. işkence verici.. bethoven motsart melodileri.. cep telefonlarından polifonik olarak yükselir.. doğrusu.. ne batının.. sanat anlayışı.. yalapşap şıpınişi ortaya çıktı ne türklerin.. hepisi zaman ile şekilllendi vücut buldu.. bugün.. köyden kente göç.. bugün köylülüğün geri bırakılmışlığı.. bugün.. köylünün.. cehallete bilgisizliğe mahkum bırakılması.. kentte belli bir kesim için nefrete dönüşen statü iken.. belli bir kesim için de kökten gelen.. bağlılık ile.. ana ata yurdu baba ocağıdır.. her kesimin kendi ürettiği sanatı ile sanat algısı ayrı iken.. genel geçerliliği.. şiirin ustalıklı yazımı ile.. muhtevası üzerine çıkmış.. ve bütünü ile bakınca.. senin sanatına saygı duyarım sadece yolumuz ayrılıyor diyen.. şairimizi.. rahmet ile mükerrer anar.. gani rahmet dilerim.. saygılar..

0 person liked.
0 person did not like.
Perihan Pehlivan: Başka sanat bilmeyiz karşımızda dururken Yazılmamış bir destan gibi Anadolumuz Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken Sana uğurlar olsun... ayrılıyor yolumuz Faruk Nafiz Çamlıbel anadolu başlı başına bir sanat anlayan. saygılar üstad saygılar

0 person liked.
0 person did not like.
Xalide Efendiyeva: 4. Olay: Şiir, manzum hikâye değil, saf bir şiirdir. Dolayısıyla bütünlüklü bir olay yok, sadece yüzey yapıda yer alan bazı olay parçaları var. Olaylar, birbirine zıt iki ayrı tipin yaşantılarından sağaltılmış kopuk parçalar hâlindedir. Bunları da özetle şöyle toparlayıp verebiliriz: Batıcı kozmopolit tip, Batı dünyasında, kültür ve sanat ortamında gezer, sanatın ve kültürün sadece oralarda olduğunu zanneder. Türk toplumunu da Batı doğrultusunda yönlendirmeye çalışır. Bu tip, yerli oryantalist bir turist olarak 1071 yılından yani Anadolu’nun Türk-İslâm sürecine girişinden önceki dönemlerde ortaya konan tarihî, dinî yapıları ve diğer mimarî eserleri ya da Ayasofya gibi camiye çevrilmiş yapıları gezip dolaşırken önceleri üzeri sıvanmış, örtülmüş ama daha sonra kazınarak ortaya çıkarılan mozaik gibi eski kültürel, sanatsal ve estetik unsurlara ilgi duyar. Kapalı, süslü, şatafatlı, zarif hanımların, şık beylerin bulunduğu mekânlardaki bale gösterileri, orkestra müziği gibi aristokrat nitelikli yüksek Batı sosyetesine özgü sanat faaliyetlerinden zevk alır. Batılı, şehirlere gidip oralardaki kadın heykellerinden heyecanlanır. Yerli-millî tip ise Anadolu’nun da zengin bir kültür ve sanat birikimine sahip olduğunu görür. Anadolu insanının da kendi doğal yapısı içinde, kendi ortamında uyumlu ve mutlu bir duygu, düşünce ve yaşama biçimi dünyasına sahip olduğunu, onu “uygar Batı”yla tatmin etmenin mümkün olmadığını görür. Bu tip de mimarî eserlerdeki, camilerdeki Türk-İslâm motiflerinden heyecan duyar. Gösteri sanatlarından biri olan açık alanda, meydanda sergilenen tarihî ve millî çağrışım alanı zengin olan zeybek oyunundan ve milletimizin gerçek yaşantı ve sorunlarından kaynaklanan türkü, ağıt gibi halk müziğinden, salına salına çeşmeye su almaya giden ya da bağda bahçede çalışan köylü güzelini izlemekten zevk alır. 5. Varlık: Şiirde “bahçe”, “çiçek”, ”bizim diyârımız”, “bahar”, “düz cadde”, “dağda gezen ayaklar”, ”kubbe”, “ince bir mozaik”, “mabet”, ”sülüs yazı”, “duvar”, ”yeşil çini”, ”Çiçekli bir sahne”, “bir beyaz kelebek”, ”Toprak”, “dağ gibi bir zeybek”, ”kadın heykeli”, ”köylünün kıvrılmayan beli”, ”Anadolu” gibi daha çok sanat alanıyla ilgili somut varlıklara yer veriliyor. Bunun yanında Anadolu’ya, kente, batıya özgü varlıklar da yer alıyor. Bütün bunlarda şairin varlığa yaklaşım biçimi sezgici / idealisttir. Şair, düşünceden varlığa gitme tutumunu benimsemiştir. Bu nesneler, şairin düşüncelerini somutlaştırmaya yarıyor. Yani kendi bağlamlarında ve temel anlam alanlarında değil, çağrışımları bağlamında değerlendiriliyor. 6. Duygu: Şiirde duygusal boyut pek fark edilmiyor. Metin, bir düşünce şiiridir. Eleştiri ve tekliflere dayalı düşünceler, duyguya dönüştürülmeden olduğu gibi verilmiş. Ancak memleket edebiyatı çığırının gelişeceği, ilerde millî sanat ve edebiyatın serpileceği inancına dayalı bir ümit, bir daüssıla, vatan, memleket özlemi duygusunu da sezinleyebiliyoruz. alıntı

0 person liked.
0 person did not like.
Xalide Efendiyeva: 3. Düşünce: Şiir, esasta duyguya değil; düşünceye yaslanmaktadır. Şiirde başlıca iki temel düşünsel eğilim görülüyor. a. İdeolojik Düşünce: Şiir, içerdiği düşünce unsuru bakımından esas itibariyle ideolojik bir şiirdir. Şiirde birbirine zıt iki ayrı sanatçı ve insan tipi karşılaştırılıyor. “Sen”, kozmopolit, batıcı sanat, düşünce ve yaşam biçimini benimseyenleri temsil ediyor. Bunlar, şiirde genel ve belirsiz bir üslûpla verilmekle birlikte Servet-i Fünun, Fecr-i Ati gibi akımlara mensup olanlarla II. Meşrutiyet sonrası ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında Batı sanat ve edebiyatına bağlanmış, oradan beslenen ve onu taklit eden, yerli ve millî değerlerini hor gören, sömürge ruhlu, tam anlamıyla batı teslimiyetçisi, kendine düşman, ötekine hayran ve yerli oryantalist kimlik ve kişilikli sanatçılar ve kişiler olduğu anlaşılıyor. Özellikle Sembolistlere yani Baudelaire, Mallarme ve Verlaine’e yaslanan ve bunlardan beslenen edebiyatçılara bir tepki vardır. “Biz” ise kendine özgüveni tam, tarihî kültürel zenginliklerinin farkında olan, Türk-İslâm düşüncesi ve yaşama biçimine sahip olmaktan utanmayan; tam tersine büyük bir övünç ve gurur duyan Türk milletini temsil ediyor. Şair, mukayeseler ve karşıtlıklar bağlamında Türk-İslâm düşüncesini savunuyor. b. Doğacıl Düşünce: Şiirde doğacıl düşünce de geriden geriye kendini hissettirir. Batı, coğrafyasıyla, kentleriyle, toplumsal, sanatsal ve kültürel yapısıyla maddî uygarlığı, bayındırlığı, teknik medeniyeti temsil ederken Anadolu, işlenmemiş bakir yapısıyla, el değmemiş coğrafyasıyla, toprağıyla, köyüyle, insanıyla, kültür ve yaşama biçimiyle tabiî olanı temsil etmektedir. Medenî-tabiî karşıtlığı bağlamındaki doğacıl düşünceyi bu şekilde görebiliyoruz. Ona göre tabiatın hür bir çocuğu olan Anadolu insanı kentin ölçülü biçili, binbir kurala tabi batılı yaşama biçimine uyamaz. Batıcı kent insanı, tarihî yapılarda Türk-İslâm kültürü öncesi eski Anadolu uygarlıklarının izlerini ararken; Anadolu insanı, İslâmî (sülüs yazı) ve millî (yeşil çini) kültür ve sanat değerleriyle tatmin olur. Batılı tip baleden, orkestradan, Anadolu insanı ise zeybek oyunundan zevk alır ve musikî yerine ıstırap çekenlerin acıklı nefeslerini yani türküleri, ağıtları dinler. Bu bağlamda “düz cadde”, “çiçekli bir sahnede bir beyaz kelebek”, “Fırtınayı andıran orkestra sesleri”, ”bir kadın heykeli”, Batı ve batılı olanı; “dağda gezen ayaklar”, “toprağa diz vuran dağ gibi bir zeybek”, ”ıstırap çekenlerin acıklı nefesleri”, ”bir köylünün kıvrılmayan beli” de tabiî Anadolu’yu temsil eder. Şair, bu iki unsur arasındaki karşıtlığı doğacıl (pastoral) bir yaklaşımla ele alıyor. Alıntı

0 person liked.
0 person did not like.
Xalide Efendiyeva: Şiirin tahlili: . İÇERİK 1. Konu: Sanat ve Anadolu. Bu metin, şairin kendi sanat anlayışını ortaya koyan manzum bir poetikasıdır. 'Sanat' şiirinde asıl olarak memleket edebiyatının temel felsefî yaklaşımı ortaya konur. Şair, kozmopolit, batıcı, kültürel anlamda millî benliğini kaybetmiş olanlara karşı Anadolu kaynaklı Türk-İslâm kültürünü, sanatını ve dünya görüşünü öne çıkarır. Faruk Nafiz, 1922 yılında İleri gazetesinin temsilcisi olarak Ankara’ya gelmiş, aynı yıl Kayseri Lisesine edebiyat öğretmeni olarak gitmiştir. Böylece Anadolu’yu yakından tanıma imkânı bularak memleket edebiyatı doğrultusunda ürünlerini yoğunlaştırmıştır. Memleket edebiyatı yapma ideali doğrultusunda “Han Duvarları”, “Kızıl Saçlar”, “Çoban Çeşmesi”, “Sanat”, “Yolcu ile Arabacı”, “Çankaya”, “Kız Hüseyin’i Vurdular”, “Memleket Türküleri”, “Dağlar”, “Ayşe Sana”, “Ali”, “Allaha Ismarladık”, “Bugün Yoldan Geçenler” gibi şiirler yazmıştır. “Sanat” şiiri, onun ülkemizde yaygınlaşmasını arzu ettiği memleket edebiyatı anlayışının felsefesini ve belli başlı ilkelerini ortaya koyar. Bu şiirde birbirine zıt iki sanat anlayışı karşılaştırılır: Kozmopolit ve egzotik sanat anlayışı ile yerli ve millî sanat anlayışı. 2. İzlek: Türk sanatçısı, şairi ve yazarı, asıl beslenme kaynağı olarak yabancı kaynakları değil; millî ve yerli kaynakları, Anadolu’yu almalıdır. Sanat sadece Batıda üretilmez; Anadolu’muz da sanat ve kültür bakımından oldukça zengindir ve bakir bir alandır. Türk toplumu, kendi doğal yapısından kaynaklanan yerli ve millî sanatından zevk alır. Batı kültür ve sanatı, bizim kültürel kodlarımıza ters gelir ve bizim estetik ihtiyaçlarımıza cevap vermez. Türk sanatçısı, Türk toplumuna batı kültür ve sanatının kötü kopyalarını aktarmak yerine henüz işlenmemiş Anadolu kaynağını işleyerek özgün ve kendimize özgü bir sanat üretmelidir. Alıntı

0 person liked.
0 person did not like.
kuşçu03: Kendini merkeze oturtturan anlayışa güzel bi cevap düzgün caddeler de gezmeye benzemez dağlar da bayırlar da gezmek şehirleri düzgünce yaparlar kasaba köy olunca kendi haline bırakırlar söz sırası gelince köylü şehirlinin efendisi derler köylü kölesi olmuş haberleri yok hiç köylü çiftçinin elini sıktınız mı evet demir gibidir elleri yedikleri alın terleri tabi her taş yerin de ağırdır her çiçek dalın da güzeldir anadolu da anılar doludur mesela komşusuyla konuşmadan günü kapatmaz saygılar

0 person liked.
0 person did not like.
Hüseyin Demircan 1: sakliyor icin de yuzen hayali ne zaman gozlerin yaslansa ayse.. ben boyle iki dizesine bakar adamin ne oldugunu soylerim.. kimi kabuktan cikar yumurtasini begenmez.. ne denli yavan musikimiz var.. uc telin de.. uc siska bulbul oten.. uc telli sazin.. der.. kimi de boyle tokat gibi cevabi.. vizansitinistan kalinti ariyor.. mozaik pesi geziyorsan ayasofyaya git.. mozaik degil mermer ulan.. tarzi yaklasimi ile gonulleri feth eder.. daglarca.. nasil kizilirmakta.. selcukludaki basak kalmadi.. bizim koylunun eli el ayak ayak degil.. yuzune bakmaya korkarsin.. parcalanmis tirnak tirnak degil.. der.. kilot pantolonu oembe gozlugu.. anadoluya romantik nazarlarla bakanlara.. kati gercekligi resmeder.. camlibelde.. han duvarlarinda.. bozuk duzen yol ustunde tikirdiyan.. der.. duvarlarinda acik sacik resimleri.. aygin baygin manileri. yasarken olmus oluleri le memleketi.. marasli seyhoglunu resmeder.. ana dolunun.. cesmeden su dolduran.. yazmali kizlari.. ve ordekli kazli gol kenari sazlari olmadigini hatirlatir.. yazilmamis bir destan gibi anadolu tasviri.. dahi ustaligini.. belirtmeye yeter.. ben boyle dize istiyorum.. antolojide degisim var.. eski kadro ya cok iyi firca yedi ozenle secki yapiyor.. ya hepsini sepetlediler.. yeni.. siirden sairden anliyan birilerini ise aldilar.. hayirli olsun.. bu buyuk ustaya gani rahmet dilerim.. her siirini severek okurum.. hepsi birbirinden guzeldir ama.. en ciger yakani.. en ice isleri.. sakin bir soz soyleme yuzume bakma sakin sesini duyan olur sana goz koyan olur dusmanimdir seni kim bulursa cana yakin annen bile oksasa benim bagrim kan olur dilerim tanridan ki sana acik kucaklar bir daha kapanmadan kara toprakla dolsun kan tukursun adini candan anan dudaklar sana benim gozumle bakan gozler kor olsun.. siiridir.. gunlerce ne maskaralari.. ne ahir zaman meddahlarini okuduk surda.. gecen hilmi yavuz getirmisler.. ondan evcelsi.. guccucuk izkender.. enuz matur.. uyar muyar.. eje ayhan muyhan.. murithan munga.. bayhan ajdar.. gibi sarkicisi dahil butun bu sairim gecinen avanesinin hepsini topla.. su sairin.. siirinin.. bir dizesini teskil edebilirlermi.. soytarilik meslektir saygi duyarim.. ama siir baska.. bu vesile ile de.. siir nedir sair nedir unutmus bir topluma.. yirmidort ayar sair getiren kurula tesekkur ederim.. tenekeleri ne kadar kaplarsak kapliyalim.. gercek altin degerini bulmaz.. saygilar..

0 person liked.
0 person did not like.
Mehmet Batuhan Kaynakçı: muhteşem bir şiir

0 person liked.
0 person did not like.
mimozamsın: yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek saygıdeğer üstad kendi ifadesiyle ne güzel anlatmış sevgiyi saygılarımla recep özcan çalışkan(mimozamsın)

0 person liked.
0 person did not like.
Leyla Akgül www.turkedebiyat.net: Bu şiiri yorumlamadan önce üstad Faruk Nafiz Çamlıbel ile ilgili küçük bir bilgi vermek istiyorum. Üstad bir dönem “memleket edebiyatı” yapmak isteğiyle Anadolu insanının aşkını (Han Duvarları), eski sevdaları (Çoban Çeşmesi) dile getiren şiirler yazdı; gerçek sanatın Anadolu’ya yönelmesi gerektiğini (Başka sanat bilmeyiz karşımızda dururken/ Söylenmemiş bir masal gibi Anadolu’muz/ Arkadaş biz bu yolda türküler tuttururken/ Sana uğurlar olsun ayrılıyor yolumuz) ortaya koymak başlıca kaygılarından biri oldu… Ve şiirlerine bu yön verdi. İşte bu şiir onlardan biridir. Hepimiz biliyoruz ki üstad istanbul’da doğmuş ve tıp eğitimini yarıda keserek Anadolu da öğretmenlik yapmıştır. Ve benim nacizane yorumuma göre; Üstad sanatın başka dallarıyla ilgilenenlere ve sanatında Anadolu’dan başka objelere yönelenlere seslenişidir şairin. Kim bilir belki de Anadolu’yu, köy yaşamını küçümseyen bir dostuna seslenişidir şairin. Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek, Bizim diyarımızda bin bir baharı saklar! Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar Daha ilk dize de sanki kendisine ne işin var o kıraç topraklarda sorusuna cevap vermiş gibi Anadolu’nun gizli güzelliğinden bahsetmekte ve sanki dizeleriyle önümüze bir tablo çizmektedir. Biliyoruz ki üstad Çamlıbel bizim için bazı değerlerin yükseldiği bir devirde yaşamış Öyle ki Anadolu’ya gönül vermiş ve bu insanlarla imkansızlıklar içinde yaşamayı göze almıştır. Kolumuzdan bizi zorla çeksen bile bizim ayaklarımız dağda gezmeye o kadar alışkın ki senin düz caddelerin bizi incitir diyecek kadar Anadolu aşığı bir insan, bir şair. Sen kubbesinde ince bir mozaik ararda Gezersin kırk asırlık mabedin içini Bizi sarsar bir sülüs yazı görsek duvarda, Bize heyecan verir bir parça yeşil çini Şehir yaşamının yavanlığı şairi o kadar etkilemiş ki diyor ki şiirinde, sen bir şeyleri beğenmek için ararsın bekli bulursun belki bulamazsın. Bir mabetteki, bir camideki ince bir mozaik seni etkilemiş gibi görünür belki o yüzden gezersin buraları kim bilir belki de gösteriş için gezersin o kırk yıllık mabedi ama biz bir yazı görsek sarsılırız kendimizden geçeriz eski bir yazı görsek, minik bir çini bile bizi heyecanlandırır, elimiz ayağımıza dolaşır. Çünkü Anadolu demek sanat ve tarih demek medeniyet demek diyor şair…Öyle ya kim gelmiş de etkilenmeden gidebilmiş bu güzelim topraklardan… Sen raksına dalarken için titrer derinden Çiçekli bir sahnede bir beyaz kelebeğin Bizimde kalbimizi kımıldatır derinden Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin Sen salon oyunlarıyla titrerken biz bir kelebeğin ahenkli dansıyla kendimizden geçeriz onun kanatları bile sahne olur gönlümüze. Bir zeybeğin ellerini açıp toprağa diz vura vura oynayışı yüreğimizi hoplatır. Anadolu’yu kucaklamak gibidir oyunu, yavuklusuna sarılmak gibidir. Anadolu’nun ezgileri her zaman insanları çok etkilemektedir. Karadeniz’de horon, Doğu Anadolu’da bar, Ege’de zeybek, İç Anadolu’da misket ve daha binlercesi gönlümüze taht kurmuştur. Fırtınayı andıran orkestra sesleri Bir ürperiş getirir senin sinirlerine, Istırap çekenlerin acıklı nefesleri Bizde geçer en yanık bir musiki yerine Sen batı müziği dinlediğin salonlarda sinirlerine çare aramaya başlamışken biz Anadolu insanının feryatlarıyla dertleniriz. Onların ağıtlarıyla, çaresizlik, hasret ve ayrılık türküleriyle, derinden çektikleri offff sesleriyle dertlenir, kendi derdimize çare ararız. Yaşanmışlığın verdiği sevinç, üzüntü vs. duygularla söylenen türküleri hangimize of anam of dedirtmedi ki… Sen anlayan bir gözle süzersin uzun uzun Yabancı bir şehirde bir kadın heykelini, Biz duyarız en büyük zevkini ruhumuzun Görünce bir köylünün kıvrılmayan belini... Sen başka şehirlerde kadın heykellerini, resimleri incelerken, bir köylü kadının dim dik yürüyüşündeki onurlu duruşu, mertliği, analığı okşar ruhumuzu. Onun çalışkanlığı, yorulmazlığı, onun erkeğinin yanında olamsı çalışırken vefakarlığı… Acısını sevincini bir kilim nakışına bile yansıtan kadınlarımızla zenginleştirdik yaşamımızı, ölen öküzünün yerine kendi geçen insanımızla… İşte şair Anadolu’ya dair, köylüye dair bizim de ruhumuzu okşayan güzel bir şiir yazmıştır. Sesiyle de duygularıyla da okuru büyüleyen bir şiire imza atmıştır şair… İçimizdeki Anadolu sevdasının biraz daha büyümesine vesile olan şaire sonsuz teşekkürlerimle…

0 person liked.
0 person did not like.
Bu şiir hakkında yazılmış 34 adet yorumu okumak için tıklayınız.
 
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
 Bu Şairlerimizi Okudunuz mu? (bu da ne?)
Yılmaz Tosun
İlhan Sağlam
İbrahim Başar
Gülay Çelık
Hüdayi Nabit
Erdal Karadağ
Mustafa Şahin 1
Emrullah Doğan
 Bu Şiirimizi Okudunuz mu?
Ve GİDERLER ve KALIRLAR (Necla Argüz)
 TOP 100 Şiirler
1  Beklenen  (Necip Fazıl Kısakürek)
2  Ben Sana Mecburum  (Attila İlhan)
3  Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?  (Victor Hugo)
4  Bence Şimdi Sen de Herkes Gibisin  (Nazım Hikmet Ran)
5  Anlatamıyorum  (Orhan Veli Kanık)
6  Hasretinden Prangalar Eskittim  (Ahmed Arif)
7  Ayrılık Sevdaya Dahil  (Attila İlhan)
8  Kaldırımlar 1  (Necip Fazıl Kısakürek)
9  Ben Senden Önce Ölmek İsterim...  (Nazım Hikmet Ran)
10  Sakarya Türküsü  (Necip Fazıl Kısakürek)
» Tüm Top 100 Şiirler
 Konularına Göre Şiirler
Aile
Barış
Kadın
Allah
Bebek
Mutluluk
Ankara
Doğum Günü
Ölüm
Anne
Dostluk
Özlem
Asker
Gurbet
Savaş
Aşk
Hasret
Sevgi
Atatürk
Hayat
Sitem
Ayrılık
İhanet
Vatan
Baba
İstanbul
Zaman
 Günün Şiiri
Tuna Kıyısında (Enis Behiç Koryürek)
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: Sanat Şiiri - Faruk Nafiz Çamlıbel

Antoloji.com
24.10.2014 19:52:28  #.239#
[62996]
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]

#62996 ##68