Antoloji.com
Sakarya Türküsü Şiiri - Necip Fazıl Kısakürek
Şiir
Antoloji.com ŞiirKitapŞiirEtkinlikler Şarkı SözleriŞarkılar Antoloji.comResimAntoloji.comForumAntoloji.comNedir?Antoloji.comÜyelerAntoloji.comGruplarAntoloji.com Mesajlarım
Şair Necip Fazıl Kısakürek Necip Fazıl Kısakürek bu nedir >>Popülerlik=5/5
Hayatı  Şiirleri  Forum  İstatistikler  Kitaplar  Zevkler
 << Önceki ŞiirNecip Fazıl Kısakürek Şiirleri : 173/229Sonraki Şiir >> 

Sakarya Türküsü

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük! ..

Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya, sâf çocuğu, mâsum Anadolunun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! ..

(1949)
 

Necip Fazıl Kısakürek

 



Şu konularda daha fazla şiir: Ayrılık, Allah, Peygamber, Tarih, Tanrı

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Sakarya Türküsü adlı şiirde hata varsa lütfen buraya tıklayarak bize bildiriniz..

 
 
 
Bu şiiri Antolojim'e ekleyeceğim
Bu şiiri bir arkadaşıma göndereceğim
E-kart olarak gondereceğim
Şiire puan vereceğim

puan
9,4
(2564 kişi)

 

yaz | oku

 

Facebook'ta
Bu Şiiri Paylaş
 
 << Önceki ŞiirNecip Fazıl Kısakürek Şiirleri : 173/229Sonraki Şiir >> 
Sakarya Türküsü Şiiri Hakkında;
Vahap Ulukaya 1: Şiirlerden......... Dünyayı yorumlayanlar farklı yorumluyor Bir sineğin uçması mümkün mü sevdasız Bir çiçeğin açması mümkün mü sevdasız Ah Sakarya ah, Şimdi sana üzgün üzgün bakan gölgeleri görüyorum Kimi bir yaprak gibi geniş,kısa boylu Kimi servi ağaçları gibi uzun,uzun boylu Kimi kendini ırmağın üstünde köprü gibi görüyor Kimi sarı köpüğüne uzanmış yatıyor Katlandıkça serilen kumaş kıvrışık Kıvrışıkda olsa sanki bütün gölgeler aşık.. Gölgeler ağlar mı kıyılarında o bahar örtüsü O şavkı vuran nazenin buseleri dalların O karanlık zihinlerde bulanık kalmış kuytu Niçin uyanıp kalkmaz sabahı tanımaz mı Asırlardır solmayan sabahlara bak,ki ben gördüm Kanatsız uçan binbir dilekden hayal kurdum Hani her tuzak kendine dönmüş yol taşır ya Hani her sevdayı sevda yapan aşk uzanır ya Her saniyeye asılmış bombalar elinde hayatın İklimleri kasırgalara kilitli ufkun Ne heyecanı,canım ne sevgisi var gölgenin.. Üzüm bakışlı ay görmemiş olsak tamam Karanfil kokulu acılar yaşamamış olsak tamam Resim çizmek kolay kaba hatlarla Kim kendini koyup atar ince detaylara Asıl paha biçilmezlik,asıl kuvvet burada Ama gel gör ki kabalık para!.. Alıcı gözle bakmadan sezilmiyor aşk.. Kala kalıyor insan gezilmiyor dünya.. Nefes kendine düğümlüyor düğümleri Doldurmuyor sonrasında gözyaşı, güğümleri Ah Sakarya ah,, Şimdi senin kıyıların şendir biliyor musun Canlanan herşeyde senin adın vardır elbet Saniyeler dedim,aklıma takıldı işte! Her saniye debini artıran dereler taşmaya görsün Yağmurları çıldırtan koyu bulutlar Sana özlediğin gölgeleri sunmasın Bana ne demezsin,üf bile demezsin Ah bağrı yanığım! Özlem pınarım,gönül sazım,hür bakışlım Toprağa can koymuş altın nakışlım.. Ya ben seni heralde seviyorum... Sevgiye hasretler varsın kıskansın Sev yahu sende sev;sanada yeter banada Ben gönül bahçemi sularım böyle,suyla Kurumayı kim ister değil mi sakarya! Sen esen rüzgara inat etmiş kapılmışsın Tutmamışsın bir dalı Ya ben;sımsıkı sarılmışım toprağa Sakarya gibi candan,tırnaklarım sökülürcesine Nefesim kesilircesine, Saniyelere et giydirmek kolay mı a kuzum? Saatlere yel giydirmeye benzemez asla.. Ah Sakarya ah, Şöyle bir ağız tadıyla muhabbet edemiyoruz seninle.. İş bitmiyor her gün bir arıza veriyor çeşme Musluğu patlıyor sevdasız Contası eriyor sevdasız Sevdasız gönüller şaraba kanmış Şarab yıllandıkça dertler yıllanmış Her derdin bir tuzak olduğu işler... Beş para etmeyen süse alıcı rağbette Çarşılar bol bol keder üretmekte Bugün ele düşen para yarın başka elde Bilirsin,çarkın dişlileri aynı ölçüde Tartacağı kadar suyu çeviriyor,eliyor İnsan sevdasız yiyor lokmayı o acı Her attığı çeltikle kurutuyor ağacı Sana iş düşecek sana sakarya Bu diyarı gülüzar şehirleri susuz koyma! İş bitmiyor dedim ya!bitmiyor.. Bu birazda günahların artmasından. İş yükü çok,söz söylerken çoğalıyor sancısı Gönül büklüm büklüm bükülüyor Duyduklarım duyduğumla kalmıyor Su altından yayılıyor olmalı, Ki sen burdasın o dünyanın öbür ucunda sanki! Bir ses bu kadar mı uzağa gider Bu kadar mı yırtılırmış gökyüzü Pembe düşler bu dar kabda yüzer mi? İşler her gün bir dağ delip yürüyor Yol göründü enginlere yavaş var.. Usul usul söyle bizden selamlar.. Ah Sakarya ah Sen bilirsin şarkılar var yosun tutmuş Adını yazmış zincirlere kalın direklere hani? Balıkçıların ağ atmaya gittiği küçük sandallar Gemiler hani demir atar denizlere Gizemli soluğunu alırlar bazı bazı ötelerin İlhamla sürülürler dalgalarda Hani gelirsin bu perdelerin arasından geçersin Kendini yalnız hissedersin,bir düş sanarsın Ağladıkça hırçınlaşırsın,kabarırsın Kükrersin aslanları parçalayacak gibi Sonra bir kuzu gibi sevimli Zayıf dokunuşunla oynarsın sahillerle Çocuk gülüşünle keyflenir koşuşur Köpüklerin sarmaşıklarında altın buseler tadar yanakların Unutmazsın;ömrünce dinlenirsin anlattıkça anılarını Kara kaplı kaplarla kaplamışsa üstünü Açmaya utanırsın mazinin kanatlarını İşte Allah'a şükürler olsun ki,ben utanmam Siyahda bir renk elbette,severim Kabe örtüsünü düşünürüm.. Kara çarşaflı annennem aklıma gelir Zencilerin beyaz dişlerinin parıltısı Bilal-ı Habeşi gelir ilk Ezanı okuyan evliya Benim bir defa sevmem meşhurdur Beyazla siyah arasında ki her renge farklı gönlüm düşer Nedense siyaha kanım kaynar benim Siyahı sevmek güzel mi Sakarya?.. vahapulukaya............
Perihan Pehlivan: kaleme konuşunca susmak gerekir bazen. derin hücreler ini verdi duygular.
BÜTÜN İŞARETLERİ GÖRDÜM: Allah ım
Vahap Ulukaya 1: Nerden buldun bu abası yırtık gazelleri..hangi mahallelere bırakacaksın geçerken..vitaminsiz toprakları poyraz görmez beldeleri aşıla..içir mayışmış suların ahengini..sınırlarından el salla,gülücük gönder taşkınlığınla..Ey Sakarya bu elem yüklü tarlaların kaç sancının tükenmesine gebe olacak biliyorsun...kaç bebeğin yüzüne gerilecek bu altın sürmesi güzelliğin...kaç aklın meyhoş çukurlarında dinlenmiş olacak yorgun ve kaç gönlün harabesinde canlanacak filiz...kaç yetimin gözlerini yollarda sulayacaksın ;düşen damlaların bir gün sana ulaştığında yada yüce dağlardan eriyen karların seni taşırdığında o damlaları yerde koymazssın sürersin yüzüne basarsın bağrına ...yolun uzun ,tıpkı Hz.Musa yı alıp gideceği yere götürür gibi götüren ırmaklar gibi sende yetimlerin,mazlumların ve gözüyaşlı ana yüreklerinin kavrulup döktüğü altın tozlarını filizlenmesi için başka muhteşem bahçelere serp...yılları yoğurup üstünden atan dünya yeni bebelerin yeni Aslan'ların heyecanıyla ayağa kalksın...vatanın tam çaresiz kaldığı gün ortaya çıksın...dünya ibretle baksın pencereden etrafına o zaman..Ceviz ağaçlarının boyunu ölçmekle ,dünyanın minerallerini ölçmenin bir olmadığını görsün...Ceylanları parçalayan vahşi hayvanlarla bebek katleden vahşi insanları ayırsın... tutuşan dünyanın alevlerinin yarın avlusuna geleceğini öbürgünde kapısını avuçlayacağını düşünsün...Kıymetsiz ve ucuz malın sevdasıyla intahar etmek ne garip...yalan ve senaryolarla fikir yemek ve ahlak bozmak ne korkunç...Hep duvara toslayacağını,bugünün parlak aynalarında bu görüntülerin pek küçük göründüğünü ve acizliğin sonra çıldırmakla sonuçlanacağını her aklı başında imanla kaynayanlar farkedebilir...İmansız ve inançsız etrafına bakanların hayvanattan farksız olduklarını anlamak için dünyayı yakmaya ne gerek var... Belgeseller çeken her ülkenin ekibi yok mu?Her ülkenin kurtarma ekibi yok mu?Her ülkenin sağlık ekibi,itfaiye ekibi,afet ekibi yok mu?var var var... hastalıklarınızı tartın,yaptığınız zulmü tartın...eşit çıkacak...zararınızı tartın,çirkin düşüncelerinizi tartın...eşit çıkacak...doğru tartarsanız.. İnsan sadece bir insan,ağzından girer bütün hastalıkları...kaç tane lokmanızda pürüz var,o kadar vucudunuzda pürüz olacaktır... oysa sakarya öyle mi?hayır!...Sakarya hep renksizleri alır koynuna,kirleri toplar,çirkinleri toplar;onları dalgalarında sarar sarmalar,yere sürter yüzlerini,taşa çalar başlarını,oyar gözlerini...her korkuyu tattırır,her özlemi içirir,her çığlığı eler...onun için bakarsınızki hiç el değmemiş bahçeler açmış,gözgörmemiş çiçekler filizlenmiş ve her geçtiği yol tertemiz ve pırıl pırıl parlamakta...göz kamaştıran bir harikuladelik var,zinde ve dinlenmiş bir dünya resmi durur önümüzde...Fakat çok sürmez bu?yine bir kirletme telaşı sarar ,hırs bürür,ben ben benler çoğalır her benin bir leke olarak yayılması başlar... Sakarya bekler avcuna düşecek kirleri yine...Biraz mahsun biraz suskun olsada...Olsun!Gelecek yıla aynı heyecanla coşacak yine...Olsun! Aşkı çözecek enerji henüz satışta değil...Piyasa yalan haberlerle çalkalanıyor Sevgili Sakarya...kendine iyi bak!...vahapulukaya........
Yunus Emre Ömeroğlu: Yol onun, varlık onun,gerisi hep angarya;
Bu şiir hakkında yazılmış 315 adet yorumu okumak için tıklayınız.
 
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
 Bu Şairlerimizi Okudunuz mu?
Aykut Özcan
Muhlis Şutanrıkulu
Davut Bolat
Muhammet Er
Fuat Kuş ( Şair Ka...
Emrah Demirci
Cenkut Yıldırım
Yavuzcan Pınar
 TOP 100 Şiirler
1  Beklenen  (Necip Fazıl Kısakürek)
2  Ben Sana Mecburum  (Attila İlhan)
3  Her Şey Sende Gizli  (Can Yücel)
4  Kaldırımlar 1  (Necip Fazıl Kısakürek)
5  Sakarya Türküsü  (Necip Fazıl Kısakürek)
6  Zindandan Mehmed'e Mektup  (Necip Fazıl Kısakürek)
7  Anlatamıyorum  (Orhan Veli Kanık)
8  Çile  (Necip Fazıl Kısakürek)
9  Ayrılık Sevdaya Dahil  (Attila İlhan)
10  Eğer  (Can Yücel)
» Tüm Top 100 Şiirler
 Konularına Göre Şiirler
Aile
Barış
Kadın
Allah
Bebek
Mutluluk
Ankara
Doğum Günü
Ölüm
Anne
Dostluk
Özlem
Asker
Gurbet
Savaş
Aşk
Hasret
Sevgi
Atatürk
Hayat
Sitem
Ayrılık
İhanet
Vatan
Baba
İstanbul
Zaman
 Günün Şiiri
Aşk Dediğin Haram Olurdu, Bildim (Sezai Sarıoğlu)
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2012. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: Sakarya Türküsü Şiiri - Necip Fazıl Kısakürek

Antoloji.com
25.05.2012 12:40:49  #.242#
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » Bilgi Yarışması  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]

#1586 ##110