Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

RICA Konulu Şiirler - rica Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "rica" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "rica" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. rica Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

593  

ŞAHMARANLAR(11)

- Yemeğini ye de yat biraz, Kubi. Uykusuzsun. Rengin mosmor. Sonra sınavda şeşi beş görürsün. Yat biraz. Daha saat ondörde dünyalar var. Ben seni uyandırırım.
- Ya sen?
- Sen gidince ben yatarım, meraklanma. Kadınlar nasıl olsa kendini kayırır.
Genç kadın, zaten çok dar olan salonun yarısından azını, ipten kornişe asılı temiz bir basma perdeyle ayırmış, perdenin arkasını mutfak haline sokmuştu. Eliyle bu perdeyi toplayarak yana açtı. Plastik bir çay tabağına cam bir kavanozun dibindeki son zeytinlerin tamamını döktü. Bir naylonun içinde sarılı duran ucu-kulağı kopmuş ekmek parçasını çıkardı. Hepsini, plastik bir tepsiye özenle yerleştirdi. Cam bir bardak alarak tuvaletle lavabonun birlikte bulunduğu küçük bölmeye girdi. Lavabo musluğunu sonuna kadar açıp suyu soğutmak için bir süre bekledi. Sonra musluğu sıkıştırıp bardağı su altında gıcırdatarak yıkadı, berrak bir suyla doldurarak çıktı. Hazırladıklarını, bir takım notlara göz gezdirmekte olan eşinin oturduğu masaya koydu:
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    
    
    

594  

FUNDA İLE MİNE (ÖYKÜ)

Okulda “…öğretmenler günü” kutlanacaktı. Kutlama komitesi başkanı “hocam, en yaşlımız sizsiniz, siz de bir anınızı anlatın,” diye rica etti. Tamam dedim, ama ne anlatacaktım? Bir anıyı yaşamak başka, anlatmak ise daha başka idi. Şöyle beynimin arşivini bir tarayayım dedim; ta yirmi kusur yıl gerilerde, kendimce ilginç bir anım, iç dünyamı allak bullak ede ede gözlerimin önünden geçti gitti!

Öğretmenliğimin ilk yıllarıydı. Atandığım okulda en genç öğretmen bendim. Henüz stajyerliğim bile kalkmamıştı. Zaten öğretmenliği de tam olarak bildiğim iddia edilemezdi. Yaptığım tek şey, güle oynaya derslere girmek, çocuklarla dertleşmek, “onlara milli eğitim temel kanunu” ile uyumlu, müfredat programı doğrultusunda bilgiler aktarmaktı.
........... devamı >>
 
Çetin Özdemir 2
    
    

595  

UMUT..... (YAŞANMAMIŞ BİR AŞKIN HİKAYESİ)

Güneş alabildiğine yakıyordu, sabahın çiğsi çınar yapraklarının üzerinde kuruyor, bazıları yaprağın yeşilini parlak koyu yeşile boyayıp süzülüyor uç kısmından damlıyordu. Yaprak ağırlıktan kurtulmuşçasına salınıyordu.!

Damlacık güzel kızın koyu esmer saçlarından bir çırpıda süzüldü.. Güneşten koyu kahverengi olmuş tenine dokundu. Birden irkildi soğuk damlacıktan.. güzel kız bu güneşli havada yağmur mu yağıyor diye birden gök yüzüne baktı..sabahın çiğsi düşmüş çınar yapraklarının pırıl, pırıl yanan damlacıkları gördü. İnce zarif parmaklarının ucuyla damlacığı sildi. Şu oturduğu binlerce sevgi sözcüklerinin karalandığı bankta içinden hıçkıra, hıçkıra ağlamak geliyordu. Çınar ağlıyor muydu? acaba.! Niye ağlasın ki? dedi, içinden.! Sanki hiç vazgeçemediği iki sevgilisi vardı.! İşte şuracıkta yılarca insanları seyretti durdu kim bilir kaç sevgili altında sevişmiş kaçı ayrılmıştı.. iki gün önce yine bu bankta sevdiği adam evlenme teklif etmişti.. evet demeliydi ama diyememişti.! Neden diye sordu içinden.. hangisiyle daha mutlu olabilirdi.. Allah’ım dedi. Beni niye böyle yaratın. Kararsız.! Hadi ne olur ikisinden bir adam yarata beni bu acıdan kurtar. Diye yalvardı. İki sinden de vazgeçemiyorum. Bir den kendini düşündü niye benim ismim Hatice değil sanki başka Benan koymuşlardı. Aslında ne kadar çirkinim niye beni beğeniyorlar ki. Hakan daha iki gün önce nerden evlenme teklif etti ki? Ne güzel arkadaşlık ediyorduk. İlgili alakalı bir o kadar da yakışıklı ama Umut umudum o her şeyim bütün hayatımın yönünü değiştiren adam. Duygusal sevecen çınar kadar sağlam arkamı dayanıp hiç bir şeyi düşündürmeyecek kadar doğru bir adam. Benden çok yaşlı sonra yakışıklıda değil yanında çocuğu gibi görünüyorum. O binlerce defa evlenme teklif eti bende kabul etim. San ki Hakan nereden çıktı da benim yüreğimi ikiye bölüverdi. Ailemle artık yaşamak istemiyorum. Babam her şeyime karışıyor. Annem her gittiğim yeri sorguluyor. Her çıkan kısmeti iyi diyerek beni bir an önce evden atmak istiyor. Off Allah’ım ne olur bana yardım et. Birazdan Umut’um yanımda olacak ne diyeceğim ona beni bırak desem dünyada bırakmaz. Ya Hakan'a söylesem benden umudunu kes desem yıkılır herhalde.! İkisini de bırakmalıyım... Ben Benan ne yaparım o zaman. Ölsem de kurtulsam. Yok ben ölmeyeyim arkamda iki gözü yaşlı aşık mı bırakacağım. Yavaş, yavaş aşık oldukları gibi beni bıraksınlar. Ben Umutsuz yapamam.. Ah ne desem Umut’uma.. Ah geliyor işte ne güzel bakıyor bana.. Her gelişinde de bir şeyler alır bana, içinden geliyor adamın. Beni çok sevdiğini adım kadar iyi biliyorum. Yıllardır beni hiç yalnız bırakmadı umudum oldu.. Nasıl derim bir başka yüreğe vuruldum diye.. En iyisi bir müddet ara verelim. Desem? Acaba ben onu sevmiyor muyum? Alıştım galiba aşıktım ona şimdi niye terk etmeliyim.. Biliyorum onun bitirmesi gereken bir okulu var iki yıl beklide üç yıl sürecek ya Hakan hayata atılmış evi var ve beni şu an alıp bu cehennem hayatımdan kurtaracak. Onu ne kadar tanıyorum ki çok hoş şeyler söylüyor pembe hayaller kurdurabiliyor bana yakışıklı bir adamın koluna girip bu benim diyebilmek ne güzel. Evi de var sonra off.. ne yapayım bilmiyorum artık sabretmek istemiyorum. Beklemek asla.!
........... devamı >>
 
Ayhan Işın
    
    
    

596  

SUNA DOĞANAY__DEMETER RÖPORTAJI

========================================
** YANITLANAN MESAJ ********************
========================================
Gönderen: demeter_34
Alan: (grup üzerinden) Suna Doğanay www.gunduzkitabevi.com.tr
Tarih: 05.07.2006 10:27:00
Konu: [ataturk-ve-biz] Ve Sayın Suna Doğanay'a Sorular :)))
----------
1- Suna Doğanay kimdir? Bize kısaca kendini tanıtır mı?

Evli, üç çocuk annesi ve emekli sınıf öğretmeniyim. Öğretmenlik aşkım çocukluk yıllarıma rastlar. Henüz okula başlamadan ve nasıl oldu ben de hatırlamıyorum, okumayı öğrendim. Üstelik annem ve babam okuma yazma bilmezken. Hatırlıyorum da; okula gitmediğim halde mahallenin çocuklarını toplayıp onlara öğretmenlik yapardım. İlk ve ortaokulu Ordu'da bitirdikten sonra, Giresun Kız İlköğretmen Okulu'nun açtığı sınavı kazandım. Üç yıllık eğitim sonrası göreve başladım. Ancak o yaz, anneme okuma yazma öğrettim. Dolayısıyla ilk öğrencim annem oldu.
........... devamı >>
 
Suna Doğanay
    
    

597  

HER İNSANIN BİR İNSANI VARDIR

'Sevgili âşıklarından birisini huzuruna çağırdı. Âşık aşk mektubunu çıkarıp sevgilisinin huzurunda okumaya başladı.
Mektupta beyitler, öğütler, İhtiyaç ve âciz, yoksulluk., birçok lâflar vardı.
Maşuk dedi ki: 'Eğer bu okuma, benim içinse vuslat zamanı ömür zayi etmektir bu!
Ben yanındayım, sen mektup okuyorsun. Bu, âşıklık alâmeti değil kî! '
Âşık dedi kî: 'Doğru, sen buradasın ama ben, istediğim zevki, istediğim gibi bulamıyorum ki.
Geçen yıl senden aldığım zevki, şimdi vuslatına erişmiş olduğum halde alamıyorum.
Ben bu kaynaktan arı, duru su içtim, o suyla gözümü de yeniledim, gönlümü de.
........... devamı >>
 
Adnan Durmaz
    
    
    

598  

** GERÇEK AŞK **

Bismillâhirrahmanirahîmm.Rahman ve Râhîm olan Allahın adı ile!
Destur! ya resul Allaaahh! ,desturR! ya Habib Alllahh! Destur! yacümle peygamberan’IZAM ve resul’u kiram hazretleri,
Destur! cümle evliyâ’yı pİrân hazretleri…
vucudu ile mevcut,esması ile zahir,sıfatı ile muhit,
ef’ali ile malum ap açık aşikar ve meydanda olan tüm fiiliyatı ile fail olup kapalı şuurlarda bilinmez liği ve münezzehliği vacip olan Rabbıma hamd ile başlarım,o ki
halık’ı zûl celâl iken,vacip’i vucut ayan’ı cemâl iken her türlü yücelikten münezzehliği ile kapalı gözlerin cehaleti ile mahlûka tevdi edilen Rabbıma acz’i şükrânemi alem’i şehadette en içten niyazımla arz ederim.ve onun sevgilisi hazreti Muhammed sav efendimiz ve onun alâ ashabına ve ehli beytine ve dahi cümle embiyayı kiram’evliyayı pîrân hazretlerine elfi elfi selaat’ı selam olsun. :) ey ne aradığını bilmeyen ve bu nedenle,hiçbir zaman gerçek anlamda mütma’in olamayan kendinden habersiz kainat ın züptesi (özü,nüve,yaratılışın sebebi) adem oğlu,gözünü bir avuç toprak doyurasıca aşk ve vuslat hazinesi senin sinende gizli duruyor onu arayıp,çalışıp çıkarmıyorsunda,onun bunun sureti kaşı gözü peşinde ömrünü harcıyorsun hiçmi kendine merhametin yok hiçmi boşa harcadığın zamana acımıyorsun yarımyamalak çalışan tanrı sandığın aklını kısa bir süre için kenera koyda biraz olsun gönlüne bir bak akıllı şeytan hz.Allaha aklı ile karşı geldi aklını öne sürüp aklına taptıda,o taprak ben ateşim dedi ben ona secde etmem dedi,oysa gönüle aşina adem as.ise Rabbım ben nefsime zulm ettim beni af et dedi tabi burada çok gizli ledunni sırlar gizli şimdilik biz oraya girmeyelim,şehvaniyetin adını utanmadan veya cahiliyetinden dolayı,hayvani ilişkilerle günde bir sevgili değiştiren ne gündesi hatta üç öyün,medya sanatçıları ve buna benzer ne aradığını bilmez mal ve şehvet köleliğine aşk diyenler ve onu aşk sanan bir yığın kendini başı boş sanan aşk havarileri, aşk! a ne kadar zarar verdiklerini hele birde nekadar hakaret ettiklerini bilselerdi insanlıklarından utanır ya gerçek aşkı ararlar yada kendilerini hadım ederlerdi,gerçek aşk boyda posta parada,pulda olsyadı ebu kays leylaya mecnun olurmuydu,zamanın padişahına mecnuna yardım etmesi için rica ettilerde getirin şu dillere destan leylayı bir göreyim dedi,tabi padişah buyruğu yerine geldi,geldide padişah ne görsün,çirkinmi,çirkin sıskamı,sıska kırk yıl Abaza kalsa bir insan o çingeneyi koynuna sokmaz vay dedi padişah hayretler içinde,kaysı yani şu mecnunu getirin bana dedi,ve mecnun bulunup getirildiğinde padişah dediki a aklını şu sıska çingene için avare eden sen bunun içinmi pervane olup çöllere düştün sen belliki güzel görmemişsin vay! zavallı vay! gel sana sarayımdan güzeller göstereyimde gözün gönlün güzel görsün ve sana onlardan birini nikahlayayım dedi.mecnun ahh padişahım ah sen mecnun değilsinki sen padişahsın sen leylaya mecnunun gözü ile bakamazssınki işte bizde bunu anlatmaya çalışıyoruz. Yani her nekadar Leyla ile mecnun aşk konusunda bir efsane isede bu aşk serüveni kıyamete dek sürecek yeri gelmişken sizlere elif ile razan aşkından bir beyit sunalım bu beyti şuuru açık basiret ehli aklı selim sahibi olan çook iyi anlar.
........... devamı >>
 
Ali Rıza Ünal
    
    

599  

VERİN KİLİSE'YE GİTMEZ KİMSEYE

ANTOLOJİ’DEKİ PAPA SAVUNUCULARININ AFFINA SIĞINARAK

Daha önceki “”İncil Niçin Değiştirildi”” başlıklı yazımda İncil’in değiştirilme nedenlerini ortaya koymuştum. Kilisenin doğuşu ve ruhbanlığın tekamülünden sonra İncil’deki değişiklikler doğrultusunda Kilise icraatına başlamıştı. Bu hususta bazı kaynaklarda şu bilgiler yer almaktadır:
“Kilise zulme karşı ayaklanan, tağutlara karşı isyan eden kimseleri dinden çıkmakla ve Allah tarafından lanet edilmekle tehdit etmeye başladı.”
“Bir yandan da zulme karşı ayaklananları uyuşturmanın yollarını aradı. Şöyle ki, (Dünya hayatında zulme razı olmak, ahirette kendisinden razı olunmanın anahtarıdır.) demeye başladı. Diğer taraftan ayaklanan kölelere ve serflere şöyle deyip, uyuşturmanın yollarını aradı:”
........... devamı >>
 
Fikret Oğuztürk
    
    

600  

FATİH SULTAN MEHMET-MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

..(Lütfen maddeleri karşılıklı okur musunuz) Örnek:1. madde ve hemen alttaki 1. madde)

........Fatih Sultan Mehmet
1.Edirne başkenttir.İstanbul çepeçevre
Osmanlı topraklarıyla sarılıdır.Bizans İmp(İstanbul) Osmanlı
toprak genişliğine göre küçük bir top-
rak parçası.
2.Fatih'in düşmanı tek.
3.Fatih'in düşmanında dinamiklik yok.
Sürekli toprak kaybetmiş.Ulusal ma-
nevi güç sıfır.Ülke bireylerini Osmanlı
korkusu sarmış.
........... devamı >>
 
Halit Mehdigil
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.12.2008 09:28:28

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim