Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

REFERANS Konulu Şiirler - referans Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "referans" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "referans" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. referans Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

73  

BENDEN OLMAYAN - RESİM SANATI: CÉZANNE, ÇÖZÜMLEYİCİ FIRÇA

1.

' Sanat işçiliğinin dayandığı üç esas vardır: tereddüt, dürüstlük ve itaat. Fikirler karşısında tereddüt, nefse karşı dürüstlük ve çevredeki eşyaya itaat.'Kuşkusuz Cezanne' ın yaratıcılık konusundaki görüşlerini açıklayan bu sözleri mücadelelerle dolu yıllar sonunda yarattığı eserlerinin dayandığı esasları da tanımlıyor. Tanıştığı empresyonist ressamların etkisiyle eserlerinde daha canlı renkler kullanan, tonlar yerine biçimlendirmeye önem veren ressam resimlerine daha derin, daha düşündürücü unsurlar da katmıştır. 'Tabiatı bir küre, bir koni bir de silindir olarak kabul etmeli ve bunların topunu birden öyle bir perspektife sokmalı ki, her şeklin, her yüzü belirli bir noktada birleşsin ' sözleriyle kübizmin ana formülünü ortaya koyan sanatçı Picasso ve George Braque gibi sanatçılar için yeni bir ufuk açmıştır. Onun 'modern resmin babası' olarak tanınmasının temel nedeni de budur.
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    
    

74  

AÇA-80 - AİW İLE K.E.D.D.İ.,SÜRÜKLÜYOR AYNI GEMİYİ

BİLEŞENLER:
I.hasret gülücükleri (eski’den, kenarda kalmış bir şiirdi)
II.AiW - alice ve cheshire kedisi olayın içinde (diyaloglar)
i. 1.AŞK'A, DİREKT BİR ADET TANI ile başlayan… şiiri
III. Bağlayıcı Akordiyon
IV. Ormanda duyulan ses (ve getirisi)


-
I.
Hasret gülücükleri,
çoğaltan sıla.
Ve susuşlarda.. gülücükler
arasından –
puslu-körpe-kırağı
- bir dem, karşısından
söz bekleyen, bekleyen!
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    

75  

İSLAM SİYASET FELSEFESİNDE KIRILMA

İSLAM SİYASET FELSEFESİNDE KIRILMA NOKTASI OLARAK KUREYŞİLİK VE EHLİ BEYT KAVRAMI

İslam siyaset felsefesi,kavramsal yönetim bilinci oluşmadan Emeviler tarafından saltanata dönüştürüldüğünden bu alanda Kuranın öngördüğü sistematik ve kurumsal bir siyaset anlayışı ve felsefesi oluşamamıştır.Cahiliye döneminde Mekke’nin yönetimi Kureyş’in iki kabilesi olan Haşimilerle Emeviler arasında bir rekabet konusu idi,bu iki kabile arasındaki rekabet Kabe’nin hakimiyeti ve söz sahipliği noktasında idi ve dönem dönem aralarında bu hakimiyet uğruna savaşlar dahi çıkmakta idi.Hz.Peygamberin Rısaletle görevlendirildiği sırada bu hakimiyet Emevi Sülalesinin (Ümeyye oğulları) elinde olup reisleri ise Ebu.Süfyan idi.Ümeyye oğullarının Hz.Peygambere İmanlarını olumsuz etkileyen önemli faktörlerin başında da yine bu kabilecilik zihniyeti etkin bir rol oynamakta idi çünkü Peygamberi kabul etmeleri halinde bu hakimiyet Haşim oğullarına –Haşim oğullarının reisi bu sırada Ebu Taliptir.- geçecekti. Cahiliye döneminde bu Kabe hakimiyeti Ehli Beyt kavramı ile ifade edilmekte ve Allah’ın evinin hakimi ve putların ve onlara ziyaret için gelenlerin hizmetlerini icra eden otorite ve şerefli kabile anlamına gelmekte idi.Hz.Peygamber döneminde hiçbir siyasi ve dini anlamı bulunmayan bu kavram cahiliye döneminden kaynaklanan Emevi,Haşimi hesaplaşmasına alet edilerek Şiiler tarafından dini bir anlam zeminine kaydırılarak günümüze değin devam edecek olan bir bölünmenin ve ayrışmanın aracı haline getirildi.Hz.Peygamberin vefatından hemen sonra ilk olarak Müslümanların emirinin kim olacağı ve bu kişinin karizması konusunda kısa bir tartışma yaşandıysa da –Ki Medineli Ensar devlet merkezi Medine olacağından ve kendilerini Hz. Peygambere yardım etmelerinden dolayı bu işin hak edeni olarak görmekte idiler- sonradan formilize edilecek olan ve asla Kurandan referans bulması mümkün olamayan Kureyşilik(Halife Kureyştendir rivayeti) kavramıyla bu iş kısa bir süre için halledilmiş gibi gözükse de Hz.Ebu Bekir ve Ömer’in dirayetli ve kabiliyetli İmamlığından(Emir) sonra Hz. Osman’ın Müslümanların emiri olası kendisinin yumuşak huyluluğundan, yönetim kabiliyetinin eksikliğinden ve Ümeyye oğullarından olması hasebiyle akrabalarının devlet kademelerinde kadrolaşması,Hz. Ebu Bekir ve Ömer’in sahabenin ileri gelenlerini yakınında meşveret için tutarken Hz.Osman’ın bunu sağlayamayışı bu dönemde bir çok sahabenin Medineyi değişik sebeplerle terk edişi Ebu Zer,Ammar b.Yasir,Selman-i Farisi gibi saygın sahabelerin Hz. Osman’ın icraatlarını eleştirmesi halkta hem Hz.Osman’a hem de yönetime karşı bir güvensizlik ve içten içe muhalefet kanadı oluşturdu ve nihayet bu muhalefet Hz.Osman’ın öldürülmesine varan ve yeniden Ümeyye, Haşim oğulları mücadelesine sahne olacak fitne olaylarının ortaya çıkmasına sebep oldu.Hz. Alinin Müslümanların emiri olması ile birlikte bu aşıret kavgası daha da büyütüldü artık ümeyye oğullarının bu kavga için bir mazeretleri de vardı bu mazeret Hz. Peygamberin kaldırdığı ve cahiliyye adeti dediği kan davası idi.Çünkü Hz. Osman Ümeyye sülalesinden idi ve Şam valisi Muaviye kendini onun kanının varisi ilan etmişti,sonunda Hz. Alinin suikast sonucu öldürülmesi ile Müslümanların emirliğini ele geçirdi ve artık Kuranın ekseninden tamamen uzaklaşan bir devlet yönetim yapısı(Siyasi sistem) şekillendi.Bu gayri meşru yapının karşısında olay meşru iktidarı suikastla bitirilen Hz.Alinin şahsında Haşim oğullarının hem intikam ve hem de aşiret mücedelesine döndürüldü burada meşruiyet gerekçesi olarak ta Ehli Beyt kavramı öne çıkarıldı.yukarıda da ifade ettiğimiz gibi aslında siyasi ve itikadi bir içeriği olmayan ve İslam öncesi Ebu Süfyan ki bu şahıs Muaviye’nin babasıdır ile Hz. Alinin Babası olan Ebu Talip arasında olan iktidar çatışması bu kavramla yeni bir hüviyet kazanarak İslam literatürüne taşınmış oldu. Bu kavram tevil ve uydurma rivayetlerle(Mübahale olayı ile ilgili rivayetler Mübahale ayeti için Bk:Aliİmran:61,Zil Kurba kavramı Bk:Şura:23) de daha sonraki süreçte beslendi ve Hz. Hüseyin ve Hasanın evlilik sebebiyle akrabası olan İranlı Müslümanların geçmiş kültürlerinden kaynaklanan(Zerdüşlük) yönetici İlah kral anlayışının da etkisiyle bu kavrama Allah tarafından üstün özellikler yüklenmiş seçkin sülale anlamında Velayet-i Evladü Resül anlamı kazandırıldı bu yeni anlamla beraber artık Ehli Beyt hem siyasi hem de dini bir anlam içeriği kazanmış oldu.Bu anlayışa göre aslında yönetme hakkı Peygamberin Hz.Fatma’dan olan evlatlarının ve neslinindir ve bu hak Ehli Beyt kavramı çerçevesinde Nasla (Ayet ve Hadis) belirlenmiştir.(Ashab-u Aba ve Ashab-u Kisa ve Sakaleyn hadisleri) Artık ümmet yönetim erki konusunda biri bu işi Kureyşe tahsis edip Ümmet ve İnsan cinsinin ortak vazifesi ve hakkı olan Hilafeti kavramını bir sülaleye tahsis ederken Ki Sünni kelam kitapları Kureyş’li olmayan bir Müslüman’ın Kureyş’li bir Müslüman’a denk(Küfüv) olmadığı gibi İslam’a aykırı ifadeler içerir.Sünniler bu olayı nas olarak algıladıkları için Abbasilerden ve Şii Büveyhilerden sonra Hilafet(İmamet) sembolik bir kurum haline gelmiş ve kurumsal yapısını kaybetmiştir çünkü artık güçlü bir Ehli Beyt devleti yoktur ve güçlü olan devlet reisleri(Selçuklu,Memlük,Osmanlı) bu sülaleden gelmediği için bu ünvanı temsil edememiştir.diğeri(Şia) bu hakkı dini ve siyasi bir içerik kazandırarak bir aileye hasretmiştir. tartışma bu çerçevede kalınca da maalesef Kuranın öngördüğü siyaset felsefesi daha doğmadan tartışma dışı bırakılmıştır gerçi Hariciler bu hakka vurgu yapmışlarsa da diğer rijit fikirlerinden dolayı bu fikirleri de kale alınmamıştır.Ehli Beyt kavramının Kurandaki müradifleri (Eşanlamlı) ile birlikte kullanımları dikkate alındığında kelimenin siyasi erk anlamında bir içeriğinin olmadığı açıkça görülecektir.Bu kavram Ehli Beyt ifadesi ile Kuranda kullanımı şu ayetlerde geçmekte Bk: Hüd:73, Kasas:12, Ahzab: 33, birinci ayette İbrahim(a.s) ‘in ev halkı kastedilmekte, İkinci ayette Musa(a.s) süt anneliği yapacak aile(anne) ,üçüncü verdiğimiz ayete Hz.Peygamberin kendisi ve eşleri kastedilmektedir.Bu kelimeye Kuranda eş anlamlı olarak kullanılan (Al) kavramı ise kimi zaman aile kimi zaman ise mensubiyet anlamında kullanılmakta,Kamer:41,Mümin:28 ve 46 ayetlerinde kavim anlamına,Kamer:34,Hicr:58-60 ve 61 de ev halkı,Aliİmran:33 ve 34. ayetlerinde ise soy ve zürriyet anlamında kullanılmaktadır.Ta-Ha:29-32 de kardeş(Hz.Harun) ,Kasas:12 de Anne (Hz.Musanın annesi) ,Kasas:8 de aile (Fravn ve eşi) ,Şura:214te yakın akraba,Hud:46 da ise Nuh (a.s) iman etmeyen oğlundan bahsedilirken O senin Al-inden değildir denilerek mensubiyetin inançla alakalı olduğuna işaret edilmiştir.Ankebut:33. Ayetinde de Hz.Lut’un hanımından aynı kapsamda bahsedilmektedir. Al-i Davut:Sebe:13, Al-i Musa,Al-i Harun Bakara:248,Al-i İbrahim Nisa:54,Al-i Fravn:Bakara:49 ayetlerinde ise aileden çok kavim, halk ve tabiler kastedilmekte. Bu kavramlardan(Ehli Beyt kavramıyla alakalı) biride (Ehl) olup Kuranda on yerde farklı anlamlarda kullanılmaktadır.
........... devamı >>
 
Yusuf Aygun
    
    
    

76  

ŞİİR TADINDA SÖYLEŞİ...BAYRAM KAYA

Gönderen: aryaaa/nurten-aktaş
Alan: (grup üzerinden) Ey Nazende
Tarih: 20.11.2007 21:47:00
Konu: Yn: [su-gibi] ŞİİR TADINDA SÖYLEŞİ...BAYRAM KAYA
-
güzel dost

aydın ve dinamik bir eğitimci, bir öğretmen olduğunuzu
her cümlenizde daha bir hissettim. doğru bilirlemelerinizden
kendi adıma ders çıkardım. bu bir yararlanımdı. gönülden
tesekürler.

yazınız edebiyat dergilerinizdeki saygın sanatçıların söyleleşilerinden
dilektik olarak fazlasını sunuyordu.
........... devamı >>
 
Bayram Kaya
    
    

77  

DİL VE İLETİŞİM

..........624 yıl dilsiz kalmışız yani Türkçesiz. Diğer tüm dünya ülkeleri dillerinin gelişim sürecini yaşarken bizim Türkçemiz sadece babası ölmüş ana kucağında ekmeksiz,susuz,çaresiz bir dil olarak saray dışında yoksulluğuyla pençeleşen Türk halkının dilinde kabataslak dolaşıp durmuş.Ne İlimde,fende
kullanılmış.Ne de ilahi olarak Allah ile iletişimde yani ibadette kullanılmış.

.......Gelin kullanılmayan dile neler olur birlikte düşünelim. İnsanlar bir kültür sıvısı içine doğarlar Bir aile içine doğarlar. Aile ve aileyi içine alan kültürü çocukluktan öylece benimseriz. Akına,karasına bakmayız.
........... devamı >>
 
Halit Mehdigil
    
    
    

78  

İKİ DAMLA GÖZYAŞI 6.BÖLÜM

…………………….Sabah ilk ışıkları camdan içeriye vurmaya başlamıştı. İlk ışıklar civciv kafesinden içeri vurmuş civcivler ötmeye başlamışlardı. Gece de bazen ötüyorlardı. Gece bir ara Ayşe seslere uyandı ama bir şey anlayamadan tekrar uyumuştu. Bu sefer gözlerini cama doğru cevirdi hayretler içerisinde civcivleri gördü ve bir çığlık attı. Ay! Ne harika şeyler bunlar diyerek. Hemen kafesten bir tanesini avucuna alıp yatağına geri döndü. Seda, ne oluyor kız! Ne bağırıyorsun. Gözlerinin biri acık diğeri kapalı uykulu, uykulu döndü. Ayşe’nin elindekini görünce bir çığlık ta o attı. Nereden buldun onu! Bana da ver dedi. Aaaa bu benim kafeste daha çok var. Bir tane de Seda kaptı. A bunlar çok şeker diye öpücükler kondururken. Arzu da uyandı. Ne bağırıyorsunuz! Rahat bırakında uyuyalım. Seda hadi kalk ta dökül! Dedi. Ne dökecekmişiz! Akşam ne yaptın kız anlat bakalım. Dökülmezsen sökül! Sen var ya sen, ne yere bakan, ne yürek yakarsın. Ayşe’ye bakarak, kızın sevgilisini aldın elinden değil mi? Ya ne diyorsunuz? Kimin sevgilisini almışım? Ayşe’nin! Kimmiş benim sevgilim. Ömer, Ömer kim olacak. Git Allah aşkın Seda dalga mı geçiyorsun. Onun gözü hep Arzu’daydı zaten. Bizim ki platonik kızım. Olsun koskoca İstanbul bizde buluruz bir Ömer. Bak Arzu’nun gözlerinin içi gülüyor. Benim arkadaşım mutlu olsunda biz bir şeyler buluruz. Kız anlatsana bu civcivleri nereden buldun. Ömer almış. Yaa seni dört tane civcive mi kandırdı. Öff ya ne kandırması. Ben kandırdım! Sonra hep beraber gülüştüler. Ayşe çığlık attı. Yaa bu elime pisledi. Seda; hayvanı mıncıklarsan olacağı oydu, demeye kalmadan. Ay ya benim de yorganıma yaptı, bunlar şans getirir mi? Arzu; karıştırdınız galiba o güvercindi. Birde başınıza yapmalıydı. Uff ya bizde şans olsaydı Anamızdan Arzu doğardık. Hadi sökül artık! Arzu akşam olanların hepsini anlattı. Ayşe, tamam Ömer’in işi bitmiş gibi görünüyor. Seda benim amcaoğlu gitti desenize! Arzu; durun ya ne oluyorsunuz ortada fol yok yumurta yok. Seda ve Ayşe hep bir ağızdan ohoo civciv bile olmuş. Sonra bir yastık kavgası.
........... devamı >>
 
Ayhan Işın
    
    

79  

GELİN DERTLEŞEK//SÜRÜ

......Memleketimin diyalemiyle başladım:
......''Dertleşek''
Kiminle tabii ki kendimizle. Biraz kendimizi önümüze koyalım.Ben neyim,bu toplumda? vatandaş mıyım,birey olabilmiş miyim? Sürü üyesi miyim? Dinamik toplum üyesi miyim? Militan mıyım? Mürit miyim? ...

.......İnsanlara bahşedilen en büyük nimet beyindir.İsterseniz on dakikalığına beyninizi çıkarın(!) masanın üzerine koyun. Seyredin muhteşemliğini.Sonra
yerine koyun(!)

.......Var iseniz beyninizle varsınız. Yok iseniz beyninizle yoksunuz? Dışarıdan aldığınız bütün mesajlar beynimizde anlamlı oluyor. Ağzımızdan çıkan her keli me beynimizin ürünü oluyor. İlahi dinlere göre öteki dünyaya gidişte cennet ya da cehenneme gitmeden yapılacak sorguda akıl hastaları sorguya alın mayacak. Kalbinizle inanın diyenlere bir kez daha hatırlatmak gerekiyor: İnsanlar bu dünyadaki beyinlerinin eylemlerine göre hesaba çekilecek kalplerinin eylemlerine göre sorguya çekilme yecek.
........... devamı >>
 
Halit Mehdigil
    
    

80  

KISACA BAŞLIK: K İ D: K D İ O M?

Başlık:' Koşulsal ironide durugörü' veya Koşulsal durumların olası getirisi alaysı varyasyonlar'ın şansötecil
algılandığı kamaşmasında, güçlü sezişlerin getirisi faal şeyler hiç bulunur mu? : koşulsal durumlarda ironi hiç olur mu...

Kısaca başlık: K i d: K d i o m?
----
şiir aşağıda

orj. versiyon:


Farketmeyeceğin bir şeyler
olduğuna inanamam geliyor ilk düşünüşle,
sonraki nehirlerde sezeceğin.
Ama bunun üzerinde de düşünürüm,
inanmaya kendimi zorlamam.
İnanırsam inanırım inanmassam inanmam.
........... devamı >>
 
Akın Akça
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.12.2008 08:23:21

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim