Antoloji.com

Peygamberimizin hayatı Şiiri - Abdulkadir Turğut

Şiir
Antoloji.com ŞiirKitapcEtkinlikler cŞarkılar cResimcForumcNedir?cÜyelercGruplarc Mesajlarım
Abdulkadir Turğut   (Şairin üye profili) Şair bu nedir >>Popülerlik=4/5
Hayatı  Şiirleri  Forum  İstatistikler  Zevkler 
 << Önceki ŞiirAbdulkadir Turğut ŞiirleriSonraki Şiir >> 
Peygamberimizin hayatı

On dört asır önceydi
Cehalet karanlığı sarmıştı tüm dünyayı
Küfür ve şirk hâkimdi yeryüzünde
Ve zulüm her çeşidiyle yaşanıyordu
İçki, kumar ve fuhuş toplumda çok yaygındı
Faizci ve tefeci o dönemde saygındı

Bir mal gibi alınıp satılırdı insanlar
Olanlar karşısında sızlamazdı vicdanlar

Kadınlar ömür boyu hep hakir görülürdü
Kız çocuğu diriyken toprağa gömülürdü

Bütün bu kötülükler nasıl yok olacaktı
Yaşanan bunca zulüm nasıl son bulacaktı

Bir önder bekliyordu biçare beşeriyet
Onunla gelecekti kurtuluş ve emniyet

Fil olayı yaşandı o günlerde
Mekke üzerine yürüyorlardı
Bir fil vardı ordunun en önünde
Ka’be’yi yıkmaya geliyorlardı
Ve ordunun başında mağrur Ebrehe
O fil ordusu ki
Gökten kızgın taşlar fırlatan
Ebabil kuşlarına mağlup olmuştu
Ve Ka’be’nin sahibi
Ka’be’yi korumuştu

Sene beş yüz yetmiş bir gün nisanın yirmisi
Teşrif etti dünyaya kâinat efendisi
Annesi kucakladı yetim doğan oğlunu
Doya doya kokladı o güzel nur topunu
Babası Abdullah Suriye ye gitmişti
Dönüşte Medine’de ölüm ona erişti

Mucizevî olaylar yaşandı O doğunca
Yıldızlar çok parlaktı bütün gece boyunca
Kisra’nın sarayının sütunları devrildi
Kutsal Mecus ateşi bir anda sönüverdi
Kâbe’deki putların çoğu yere serildi

Çocuklara dokunuyordu Mekke’nin havası
Çok sıcak ve bunaltıcıydı
Sütannelere veriliyordu bebekler

Âmine de yetimini verdi bir süt anneye
Hem huzur hem bereket girmişti o haneye
Süt vermeyen hayvanlar bol süt verir olmuştu
Bahçeleri bağları meyvelerle dolmuştu
Biraz daha büyüyüp dışarıda oynayınca
Bir bulut gölgelerdi onu tüm gün boyunca
Sütannesi halime onu dört yıl besledi
Sonrada Amine’ye getirip teslim etti
Altı yaşına kadar O’na annesi baktı
Âmine hem annelik hem de babalık yaptı
Ve bir gün annesiyle beraber Medine’ye gitti
Orda dayılarıyla görüşecek
Babasının kabrini ziyaret edecekti
Medine’de yaklaşık bir ay kaldılar
Mekke’ye dönmek için tekrar yola çıktılar
Ancak Âmine hastalandı yolda
Durumu ağırlaşmış öleceğini anlamıştı
Son kez kucakladı oğlunu doya doya öptü
Ve onu Allah’a emanet etti
Peygamberimiz artık hem yetim hem öksüzdü

Dadısı Ümmü Eymen
Onu alıp getirdi
Dedesi Abdulmuttalib’ e verdi
Dedesinin yanında tam iki yılı geçti
Abdulmuttalib onu yanından hiç ayırmıyordu

Bir gün akrabaların evde toplandıklarını gördü
Hüngür hüngür ağlıyordu herkes
Bir anlam veremedi önce
Sonra dedesinin cansız bedenini gördü yerde
Ve bir köşeye çekilip ağlamaya başladı
Yetim olmak öksüz olmak ne zor şeydi ya rabbi
Şimdi kim koruyacaktı onu
Kim teselli edecek
Kim kollayacaktı
Amcası Ebu Talib geldi yanına
Sevgiyle kucakladı
Ve şefkatle okşadı saçlarını
‘Deden seni bana emanet etti’ dedi
Ve elinden tutup evine götürdü

Bundan sonra amcasının evinde kalacak
Amca çocuklarıyla aynı sofrayı paylaşacaktı
Yengesi Fatma da onu çok seviyordu
Önce onun karnını doyuruyor
Sonra kendi çocuklarıyla ilgileniyordu
Bir gün amcasının Suriye ye gideceğini duydu
Belki aylarca geri dönmeyecekti
Koştu önüne geçti
- Amcacığım! Sen gidersen ben kimle kalacağım? Dedi titrek bir sesle
Ebu Talib etkilenmiş ve duygulanmıştı
-Peki, senide götüreyim,
Bundan sonra seni asla yalnız bırakmayacağım, dedi
Amcasından ticareti öğrendi Allah resulü
Büyümüş delikanlı olmuştu
Tek başına ticaret yapabilirdi artık
Zengin ve dul bir kadın olan Hatice ile tanıştı
Ve onun adına ticaretle uğraştı
Ve bu yakınlık evlilikle sonuçlandı

Fazilet sahibi bir kadındı Hatice
Vefakârdı ve cefakârdı…
Hak yolunda harcadı tüm servetini
Örnek bir eş, mükemmel bir anneydi
Haticetü-l Kübra idi onun adı

Peygamberi asla yalnız bırakmadı
.
Hatice den ikisi erkek dördü kız
Altı çocuğu oldu Peygamberin
İki erkek çocuğu Kasım ile Abdullah
Daha küçük yaştayken onları aldı Allah
Kız çocukları ise
Zeyneb ve Ümmü Gülsüm Rukiye ve Fatıma
Hepsi peygamber hayattayken vefat ettiler
Geride sadece Fatıma kalmıştı
O’da babasının hasretine daha fazla dayanamamış
Ve peygamberin vefatından altı ay sonra
Ömrünün baharında vefat etmişti

O Betül’dü..
O Zehra’ydı..
Çok benziyordu peygambere
‘Babasının annesi’ diyorlardı ona
Hiç kimse onun kadar babasına düşkün olamazdı

Sonra Hatice’den Peygambere hediye
Köle bir çocuk katıldı aileye.
Ve Hazret-i Peygamber evlat edindi Zeyd’i
Zeyd artık ailede çok mutlu bir üyeydi

Bulunmaz bir babaydı kâinat efendisi
İyilik onda şeref ondaydı
Doğruluk onda güven ondaydı
Muhammed’ü-l emin di artık adı
Dost kabul etti düşman anladı

Bu arada Mekke’de
Hılfu’l-Fudul kuruldu
Ve Allah’ın Resulü
Birliğe üye oldu
Amaç ezilenlere bir çare olmak
Zalimden mazlumun hakkını almak

35 yaşına gelmişti
Gaipten sesler duymaya başladı
Rüyalar görüyor
Ve gördüğü rüyalar gerçekleşiyordu
Bazen hira mağarasına gidiyordu
Günlerce kalıyor tefekkür ediyordu

Yıl 610 peygamber 40 yaşında
Ve aylardan Ramazan
Yine mağaraya gitmiş inzivaya çekilmişti
Sabaha karşı birden aydınlanıverdi ortalık
Mağarada bir nur beliriverdi
Ve Cebrail meleği dikildi karşısına
Oku! Diye seslendi
Endişe, korku ve heyecan
Hepsi bir aradaydı
Ben okuma bilmem ki dedi
Cebrail birden kucakladı onu
Sıktı ve bıraktı
Tekrar oku! Dedi
O yine
-Ben okuma bilmem, dedi

Üçüncü kez oku dedi Cebrail
Ve ağzından Alak süresinin ilk 5 ayeti olan
Şu cümleler döküldü

Oku!
Yaratan rabbinin adıyla oku
O insanı bir kan pıhtısından yarattı
Oku rabbin çok cömerttir senin
O insana kalemle yazmayı öğretendir
O insana bilmediklerini öğretendir

O gecede Cebrail nebiyle buluşmuştu
Yerle gök arasında irtibat kurulmuştu

Ve gitti Cebrail
Ne olduğunu anlayamamıştı
Eve doğru koşmaya başladı
Her yerden aynı sesleri duyuyordu
‘Sen Allah ın peygamberisin ben de Cebrailim’
‘Sen Allah ın peygamberisin ben de Cebrailim’
Eve vardı yatağına uzandı
Titriyordu
Eşi Hatice’ye
-Ört üzerimi! Dedi ve derin bir uykuya daldı

Uyandığında anlattı Hatice’ye yaşadıklarını
Hatice;
Endişelenme! Allah seni asla utandırmayacaktır, demiş
Ve ilk iman eden kişi olmuştu

Hatice amcaoğlu Varaka’ya söyledi
Varaka Hristiyan ve çok bilgili idi

Dedi ki ey Hatice! Bu namus-u ekberdir
Daha önce Musa’ya ve İsa’ya gelendir

Şüphesiz ki Muhammed ümmetin nebisidir
Şimdi git sözlerimi aynen ona da bildir

Ve Müslüman oldular
Hz. Ali ve Hz. Zeyd
Yakın arkadaşı Hz. Ebu Bekir ve diğerleri

Gizlice başladı İslam dinine davet
Davet ile birlikte işkence ve eziyet
Yasir ile Sümeyye işkencede öldüler
Şehitler kervanının öncüleri oldular

Ve sonra uzun süren bir vahiy kesintisi
Ne yaprak kıpırdıyor ne rüzgâr esintisi

Peygamberimiz üzgün çaresizce bekliyor
Cebrail’in gelişi uzadıkça uzuyor

Sıkıntılı bekleyiş üç yıla yakın sürdü
Müşrikler dediler ki Rabbisi ona küstü

Ve bir gün uzanmışken peygamber yatağında
Cebrail geliverdi dikildi başucunda

Başladı okumaya müddessir suresini
Resulullah irkildi işitince sesini

‘Ey örtünen(nebi) kalk, insanları uyar sen
Ve rabbini de yücelt, temiz olsun elbisen’

Yıl 615
Dayanılmaz bir hal almıştı işkenceler
Bu yüzden dördü kadın on beş sahabi
Bir gece gizlice
Mekkeden gittiler
Necaşinin ülkesi Habeşistan’a
Hicret ettiler

O günlerde peş peşe
Müslüman oldu iki cengâver
Birisi Hamza birisi Ömer
Yiğit Hamza
Pehlivan Hamza
Peygamberin amcası
Allah’ın aslanıydı
Şehitler efendisi
Düşmanın kâbusuydu

Ve Ömer…
Haşin Ömer…
Gaddar Ömer…
Kızını diri diri
Toprağa gömen Ömer
Nasılda yumuşamıştı kaskatı kalbi
Nasılda değişmişti…
Peygamberi öldürmeye giderken
Ömer’in ölü ruhu
İslam la dirilmişti

Bir yıl sonra yaklaşık yüz kişiyle
İkinci Habeşistan hicreti gerçekleşti
Mekkeliler iki adam gönderdiler
Yanlarında değerli hediyeler.
Hediyeleri sundular ve:
-Ey Hükümdar!
Bizden bazı kaçaklar gelip size sığınmış
Onları almaya geldik, dediler

Necaşi:
Onları dinlemeden size teslim edemem, dedi
Getirdiler Müslümanları
Söz aldı Cafer b. Ebi Talib
Ve tarihi bir konuşma yaptı
-Ey hükümdar!
Biz eskiden cahil bir toplum idik
Putlara tapar ölü eti yerdik
Komşulara kötülükler ederdik
Akrabalık bağlarını keserdik
Güçlü olan zayıfları ezerdi
Derken Allah içimizden bir Peygamber gönderdi
Bizi bir tek Allah’a inanmaya
Putlara tapmamaya
Her zaman doğruyu söylemeye
Emanete riayet etmeye
Akrabaları ziyaret etmeye
Komşuluk haklarını gözetmeye
Haramdan kaçınmaya davet etti

Kan dökmeyi
Her türlü fuhşiyatı
Dedikodu yapmayı
Yalan söylemeyi
Yetim malı yemeyi
Namuslu kadınlara iftira atmayı yasakladı
Biz de onun davetini kabul ettik
Bu yüzden kavmimiz bize düşman oldu
Bizi vazgeçirmek için işkenceler yaptılar
Biz de ülkene geldik
Adaletine sığındık
Necaşi’nin sorusu üzerine Cafer
Hz.Meryem ve Hz. İsa ile ilgili ayetleri okudu
Ayetleri dinleyen Necaşi ve rahipler duygulandılar
Ve gözyaşlarına hâkim olamadılar

Necaşi Kureyş elçilerine hediyelerini geri verdi
Onları elleri boş geri gönderdi
Müslümanlara da;
-Allah’a yemin olsun ki
Her türlü kötülükten uzak ve güven içinde
Ülkemde kalabilirsiniz, dedi

Yıl 617;
İşkenceler zirveye ulaşmıştı
Müşrikler Müslümanları Ebu talip mahallesinde topladılar
Ve korkunç bir ambargo uyguladılar
Üç yıl sürdü ambargo
Açlık, yokluk ve sefaletle geçen tam üç yıl
Zaman zaman açlıktan leşleri yediler
Ağaç kabuklarını kemirdiler
Ve üç yılın sonunda boykot bitti nihayet

Birazcık rahatlamışken Allah resulü
Önce Ebu Talib’i sonra Hatice yi kaybetti
Bu yıl Hüzün yılıydı
Bu kadar yükü kim kaldırabilirdi
Kim dayanabilirdi bunca acıya

Ve bir gece beklenmedik bir şey oldu
Cebrail ile bir yolculuğa çıktı Nebi
Önce mescid’ü-l haram
Sonra mescid-i aksa
Ve ardından mirac
Burada akıl durur burada yoktur izah
Göklerde melekler bekliyordu O’nu
Sidret’ü-l münteha da Allah

Yıl 622;
Medineli Müslümanlardan davet gelmişti
Bir haber bekliyordu Rasül
Bir işaret bir ayet
Ve beklenen izin geldi nihayet
Gidiyorlardı
Kimi yaya kimi suvari
Arkalarına bakmadan gidiyorlardı,
Doğup büyüdükleri şehri
Terkediyorlardı.
Geride kaldı evler
Geride kaldı mallar
Ve yaşadıkları o hüzünlü anılar

Hoşça kal Mekke gidiyoruz
Ama bir gün mutlaka bir gün dönmek üzere

Allah’ın resulu ve Ebubekir
En son onlar ayrıldılar Mekke’den
Yol uzun hava sıcak
Düşman onları arıyor köşe bucak
Sevr mağarasında bir süre gizlendiler
Ve yola devam edip Kuba’da dinlendiler

Medine’de özlem..
Medine’de heyecan..
Yollara dökülmüş yüzlerce insan
Gözler ufukta yolcular bekleniyor
Resul’ü görmek için sabırlar tükeniyor
Ve uzakta görünüyor iki suvari
Bir şiir okunuyor gayr-ı ihtiyari

Ay doğdu üzerimize
Veda tepelerinden
Şükür gerektir bizlere
Allah’a davetinden

Herkes kendi evinde ağırlamak istiyordu Nebiyi
Kimse gücenmesin diye düşünüyordu
Deve salıverilsin! Nerede durursa orada kalacağım
Ve deve Ebu eyyüb el- ensari’nin kapısında durdu
Yedi ay burada misafir kalacaktı
Kendisine bir ev yapılıncaya dek
Ve ilk kez ezan okudu Bilal
Bir okul yapıldı mescit bitişiğine
Hem ilim merkeziydi hem de yoksullar için bir barınaktı
Atıldı temelleri ilk İslam devletinin
Rasulullah lideri Müslüman milletinin
Muhacirler ve ensar kardeş ilan edildi
Diğer kavimlere de güvenceler verildi

Ah ya Rasulallah
Keşke bende o günlerde bulunsaydım
Bastığın yerlerde toprak
Gölgelendiğin ağaçta yaprak olsaydım

YIL 624
Her şey çok hızlı gelişiyordu
Önce oruç farz kılındı ardından zekat
Ve Allah yolunda cihat

Toplandı ensar ve muhacirler
Toplandı bir avuç inanmış insan
Ve Allah’ın Resul’u
Ordusunun başında Bedir’e ilerliyor
Yerler ve gökler
Allahu ekber sesleriyle inliyor

Bu ordu islam’ın ilk ordusudur
Kıyamete kadar düşman’ın korkusudur

Düşman üç kat fazlaymış ne gam
Elleri semada Peygamber’in
Allah’a yalvarıyor
‘Allah’ım işte kureyş
Kibir ve gururla geliyor
Sana karşı çıkıyor
Peygamberini yalanlıyor
Allah’ım bize yardım et
Eğer şu bir avuç müslüman’ın yok olmasına razı olursan
Sana ibadet edecek kimse kalmayacak yeryüzünde’

Allah’ın emriyle melekler iner
Bedir meydan’ına biner biner

Yerine gelmişti Allah’ın vaadi
Ve İslam ordusu zafere erdi

Yetmiş ölü ve yetmiş esir
Bırakıp kaçtı düşman
Şehit oldu Ashab’tan on dört kahraman

YIL 625

Mekkeliler Bedir in intikamıyla yanıp tutuşuyordu
Ebu süfyanın karısı Hind kapı kapı dolaşıp halkı kışkırtıyordu.
Üç bin kişilik bir ordu hazırlandı.

Peygamberimiz de haberi alır almaz
Ashabını topladı
Onlarla istişare etti
Medine de kalma taraftarıydı O
Ama çoğunluğa uydu
Medine dışına çıkılacak
Ve düşmanla dışarıda savaşılacaktı
Bin kişi kadardı İslam ordusu
Uhud’a vardıklarında üç yüz kadar münafık
Ayrılıp geri döndü

Ve stratejik nokta Ayneyn geçidi
Elli okçu yerleştirdi oraya Nebi
Yerinizi asla terk etmeyin! Dedi

Savaş başladı
Düşman hezimete uğramış kaçışıyordu
Ama oda ne okçular yerlerini terk ediyorlar
Ganimet ganimet diyerek düşmana koşuyorlar
Geçidin gerisinde bir süvari birliği
Bu anı bekliyordu
Ve İslam ordusuna arkadan saldırdılar
Kaçan müşrikler de geri dönmüştü şimdi
İki ateş arasında kalmıştı Müslümanlar
Bu kez Müslümanlar bir panik yaşıyordu

Ve o gün yetmiş güzide insan
Şahadet makamına ulaşıyordu
Düşman muzaffer bir edayla
Mekke ye geri döndü

Ve savaş meydanın da şehitler yatıyordu
Bir tarafta Musab bir tarafta Hamza
Cesetler parçalanmış
Şimdi yürekler parçalanıyordu
Peygamberimiz yüzünden yaralanmış
Mübarek dişlerinden birisi kırılmıştı
Döndüler Medine ye..
Olanları unutmak gerekiyordu


YIL 627
Bu kez çok daha büyük
Bir ordu hazırlandı
Kararlıydı Mekkeliler
Yardıma gelmişlerdi çevreden kabileler
On bin askerle saldırdılar Medine ye
Medine de çoktan hazırlık yapılmıştı
Selman’ın teklifiyle bir hendek kazılmıştı
Yaklaşık bir ay süren kuşatma sonunda
Geri dönmek zorunda kalmışlardı müşrikler

YIL 628

Rüyasında bir emir aldı yüce peygamber
Ashabını topladı verdi müjdeli haber

Umre yapmak için Mekke ye gidilecek

Bir heyecan sarmıştı bütün Müslümanları
Özelliklede muhacirler çok duygulanmıştı
Özlemişlerdi Mekke’yi
Yüreklerinde hasret ateşi vardı
Bin altı yüz kişiyle çıktılar yola
Ve hudeybiye de verdiler mola
Müşriklerle çok çetin pazarlıklar yapıldı
Orada tarihi anlaşma imzalandı
Fetih müjdesini de orada verdi Allah
Mü’minlerle paylaştı müjdeyi Resulullah
Allahın peygamberi huzurlu ve mutluydu
Gelecek için şimdi çok daha umutluydu

VE YIL 630

Müşrikler yaptıkları anlaşmayı bozmuştu
Mü’minler için şimdi büyük fırsat doğmuştu
Yaklaşık on bin kişi yürüdüler Mekke ‘ye
Ve Mekke
Sekiz yıldır onları bekliyordu

Ey Mekke! artık yas tutma zamanı değil
Ey Kâbe! karalar bağlama artık
Bak Resulullah geliyor
Senin özleminle yanıp tutuşan
Müslümanlar geliyor

Giriyorlardı Mekke ye
Dalga dalga giriyorlardı
Doğruca Kâbe ‘ye gidiyorlardı
Dillerde lebbeyk dillerde tekbir
Yıkılıyordu putlar Kâbe de bir bir

Ama ensar durgun
Ensar mahzundu
Peygamber Mekke’ye kavuşmuştu artık
Ya burada kalmayı tercih ederse
Ya dönmezse Medine ye tekrar

Tam o sırada…
Ey ensar! Diye seslendi Nebi
Ben size hicret ettim
Ve Allaha hicret ettim
Benim hayatım sizin hayatınız
Benim ölümüm sizin ölümünüzdür

Şimdi ensar hıçkırıklara boğulmuş ağlıyorlardı
Terk eder miydi onları Resulullah
Mekkeliler onu kovarken
Onlar kucak açmışlardı O’na
Onun için çalışmışlar
Onun için savaşmışlardı

Geri dönmeyi düşünürken Peygamber
Kulağına geldi kötü bir haber

Hevazin ve Sakif kabileleri
Savaş için hazırlıklar yapmışlar
Kimse kaçmayı düşünmesin diye
Kadınlarını
Çocuklarını
Ve hayvanlarını
Yanlarına almışlar.

Artık savaş kaçınılmaz olmuştu
Müslümanlar Huneyn’e ilerliyor
Gururla yürüyorlardı
Karşımızda kimse duramaz diyorlardı
Fakat vadinin girişinde
Bir tuzağa düştüler
Ve düşman askerleri her yandan üşüştüler
Panik yaşıyordu İslam ordusu
Hesaplar tutmamıştı
Moraller bozulmuş
Çözülme başlamıştı
Bir yandan ashab’a sesleniyordu Nebi
Bir yandan Allah’a yalvarıyordu
‘Ey Allah’ım! Hamd sanadır
Şikayetler ancak sana yapılır
Ve ancak senden yardım dilenir’


Diğer yandan amcası Abbas gür sesiyle
Orduyu topluyordu
Ve gökten melekler iniyordu
Alaca atlarla.
Müslümanlar yeniden saldırıyordu
Tekbirlerle salâvatlarla

Şimdi düşman bir panik yaşıyordu
Kadınlarını
Çocuklarını
Ve mallarını bırakıp kaçıyordu

Kaçanlar Taif’e sığınmıştı
Ve Taif’i kuşattı İslam ordusu
Ancak kaleleri muhkem
Savunmaları güçlüydü
Daha fazla zayiat vermemek için
Kuşatma kaldırıldı

Bir süre Mekke’ de kaldıktan sonra
Medine ye döndüler

632 yılın da Allah resulü
Hac için Mekke ye tekrar gitti
Yüz bini aşkın insana veda hutbesini okudu
Son öğütlerini veriyordu ümmete
Belki sizinle bir daha burada buluşamayız diyordu
Bu bir veda konuşmasıydı
Ve insanlar gözyaşları içinde dinliyorlardı O’nu

Medine ye dönünce hastalanmış ve yatağa düşmüştü
Bedeni yanıyordu adeta
Bütün vücudu ateşler içindeydi
Torunları Hasan ve Hüseyni çağırdı
Onları kokluyor ve öpüyordu

Sık sık Cebrail geliyordu ziyaretine
İşte yine gelmişti Cebrail
Ama bu kez yanında ölüm meleği vardı
İzin istedi ölüm meleği ve
Ey Allahın resulü
Rabbin sana selam söyledi ve seni muhayyer kıldı
İstersen emaneti alayım
İstersen bırakıp da gideyim, dedi

Hazreti peygamber
Ey ölüm meleği sen yapılması gerekeni yap! Dedi
Bir süre sonra eli kenardaki su kabının içine doğru kaydı
Ve parmaklarının arasındaki misvak yere düştü
Ruhu Refik-i ala ya yükselmiş Rabbine kavuşmuştu

Ve evden ağıtlar yükseliyordu
Hüngür hüngür ağlıyordu Ashab-ı Kiram
Fatma’nın feryadıysa yürekler dağlıyordu

Hazret-i Ömer şaşkındı
Peygamberin ölümüne inanamıyordu
Kendinden geçmiş
Kılıcını çekmiş
-Kim Muhammed öldü derse
Kellesini uçururum diyordu

Hazret-i Ebubekir girdi içeri
Peygamberin yanına çöktü
Yüzünü açıp alnından öptü
-Anam babam sana feda olsun ya Resulallah!
Sen sağlığında da güzeldin
Ölümünde de güzelsin, dedi
Sonra dışarı çıkıp halka seslendi
-Her kim Muhammed’e tapıyorsa
Bilsin ki Muhammed ölmüştür
Her kim Allah’a tapıyorsa
Bilsin ki Allah diridir ölümsüzdür.

Esselatü vesselam aleyke ya resulullah
Esselatü vesselam aleyke ya nebiyallah
Esselatü vesselam aleyke ya emine vahyillah
 

Abdulkadir Turğut

 
SİZCE BU ŞİİR NE HAKKINDA Şiiri Etiketleyin Nedir?


(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. Peygamberimizin hayatı adlı şiirde hata varsa lütfen buraya tıklayarak bize bildiriniz..
 
 
 
 
Bu şiiri Antolojim'e ekleyeceğim
Bu şiiri bir arkadaşıma göndereceğim
E-kart olarak gondereceğim
Şiire puan vereceğim

puan
6.9 10
(17 kişi)

 

yaz | oku

 

Facebook'ta
Bu Şiiri Paylaş
 
 << Önceki ŞiirAbdulkadir Turğut ŞiirleriSonraki Şiir >> 
Peygamberimizin hayatı Şiiri Hakkında;
 
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
 Bu Şairlerimizi Okudunuz mu? (bu da ne?)
Nilgün Akçay
Gülay Atilay
Dilek Kadıoğlu
Utkay Nesim Göğeba...
Mehmet Turgut Altı
Sacide Yaylaz
Avni Temiz
Özer Çoban
 Bu Şiirimizi Okudunuz mu?
Şenlik Var (Mustafa Halit Evcim)
 TOP 100 Şiirler
1  Beklenen  (Necip Fazıl Kısakürek)
2  Ben Sana Mecburum  (Attila İlhan)
3  Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?  (Victor Hugo)
4  Bence Şimdi Sen de Herkes Gibisin  (Nazım Hikmet Ran)
5  Anlatamıyorum  (Orhan Veli Kanık)
6  Hasretinden Prangalar Eskittim  (Ahmed Arif)
7  Ayrılık Sevdaya Dahil  (Attila İlhan)
8  Kaldırımlar 1  (Necip Fazıl Kısakürek)
9  Ben Senden Önce Ölmek İsterim...  (Nazım Hikmet Ran)
10  Sakarya Türküsü  (Necip Fazıl Kısakürek)
» Tüm Top 100 Şiirler
 Konularına Göre Şiirler
Aile
Barış
Kadın
Allah
Bebek
Mutluluk
Ankara
Doğum Günü
Ölüm
Anne
Dostluk
Özlem
Asker
Gurbet
Savaş
Aşk
Hasret
Sevgi
Atatürk
Hayat
Sitem
Ayrılık
İhanet
Vatan
Baba
İstanbul
Zaman
 Günün Şiiri
Muallâ’ya Arz-ı Hal Sadedindedir (Ali Tavşancıoğlu)
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: Peygamberimizin hayatı Şiiri - Abdulkadir Turğut

Antoloji.com
15.09.2014 12:27:37  #.234#
[1723532]
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]

#1723532 ##93413