Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

OGRETMEK Konulu Şiirler - ogretmek Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "ogretmek" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "ogretmek" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. ogretmek Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

289  

CIRLAYIK İLE KARINCA

Bir zamanlar,
Varmış bir cırlayık,
Bizim ağustos böceği hani,
Yazın saz çalıp avaz avaz cırlayan,
Kış gelince sus pus olup ele güne ağlayan,
Açlıktan, soğuktan sızlanan hani o tembel hayvan...

Yine geçmiş koca bir yaz,
Çalıp eğlenmiş keyfince bizim haylaz,
İnletmiş yeri göğü cırlayıp avaz avaz,
İnce belli karıncalar çalışırken fasılasız,
Bizimki çalmış, oynamış dertsiz kaygısız,
Gelip geçmiş yine koca bir yaz hasılasız.
Kış gelipte, esince keskin ayaz,
Bizimki yine kalmış çaresiz nevalesiz…
........... devamı >>
 
İsmail Soygeniş
    
    
    

290  

YEŞİLDİ BAHÇE, MAVİYDİM BEN...

yeşildi bahçe maviydim ben. çeken bir şeyler vardı beni toprağa; belki yeşil aşkına buluşacağız diyedir güneşle. güneş sarıydı ben mavi... uzanmıştım. toprak kokusunun sinmesini istiyordum tüm vücuduma, benliğime, ruhuma, zihnime. iliklerime kadar kokmalıydım bir bütün olmalıydım ki ayrımsayamasınlardı. insanlardan kaçtığım günlerde kimsenin aklına bile gelmeyecek bir yerdi toprak. koşup ona sığınıyordum ve geri dönüyordum iç hesaplaşmalarımdan sonra. görenler toprak kokuyor diyorlardı. Varsın desinlerdi ölüyken dirilmenin ne denli bir şey olduğunu bilmeyenler... ölüydüm. siyahtı ölüm ben ise mavi. siyah kötüydü yine de yalnızken iyi geçiniyorduk. tarafsızdı, öylede olmalıydı, ölümdü çünkü; sonla başlangıç köprüsünün başındaki deli dumrul’ du. siyahla arkadaşlığımda bağdaşmayan bir şeyler vardı belki de bundan dönüyordum hayata. sarı beni bekliyordu yeşilde, siyah döneceğimden emindi ve ben maviydim iki arada kalmış... tüm tonlarından geliyordum mavinin; düşlerin koyuluğundan gökyüzünün açıklığına kadar. tüm renklere karışmaya onları kışkırtmaya çalışıyordum. bir provokatör oluyordum sonunda kendim için. buna mecbur bıraktılar beni. kargaşa çıkarmak benim işimdi maviye uymasa da. maviydim ben, uysal diyorlardı, bilmiyorlardı içimdeki ateşin nasıl yakıp erittiğini. adına doğa denilen tuvalde benimde yerim vardı kuşkusuz ama ben yerimi beğenmiyordum. çünkü ben maviydim. pastanın büyük dilimi benim olmalıydı. sarıyla buluştuğumuz kaçamak günlerde yeşil oluyordu dünya, adına bahar diyorlardı bilmiyorlardı, mutluyduk. sinirleniyordum bazen. kafam atıyordu kırmızıya dalaşıyordum. kırmızıydı ateş, kandı. maviydim ben, suydum. hiç suyla ateş bir arada yaşar mıydı, ben aşık olmasam bu sözler ağzımdan taşar mıydı. kırmızı beni yakıyordu duman oluyordu, sis oluyordu. göz gözü görmüyordu. yaralanıyordum. insanlar sisi sevmiyordu. gözleri görmek istiyorlardı, göz gördü gönül sevdi demek istiyorlardı. oysa bu siste göz gözü görmüyordu. sarı bile gelemiyordu. her gün kavga ediyorduk. sarı bana acıyordu her sabah kan ağlayarak geliyordu. onu kırmızıyla sanıyorlardı, tan diyorlardı, bilmiyorlardı. biz üzülüyorduk kaçamıyorduk. kırmızının işine geliyordu, gülüyordu. gidip kırmızıya sataşıyordum korkup siyahı çağırıyordu. tüm renkler bir olup saldırıyordu bana; bir kavga bir kaos başlıyordu. ta ki müziğin ve huzurun tanrıçası beyaz gelene kadar. o zaman rahat bırakıyorlardı beni. beyaza saygı duyuyorduk. ortalıkta dolandığı müddetçe huzurluydu herkes köşesine çekilmiş bir halde. o zaman kış diyorlardı, bilmiyorlardı, yaralanıyordum. beni kıskanıyorlardı biliyordum. o yüzden dışlıyorlardı. kabullenemiyorlardı farklılığımı. Sadece beyazı yakıştırıyorlardı bana. o zaman gökyüzü oluyordum, deniz oluyordum, aşk oluyordum. sarıyı esirgiyorlardı benden kırmızıya layık görüyorlardı. kıskanıyordum... susuyordum. bize susarak konuşmayı öğretmişlerdi. susarak konuşmanın nesi zevkliydi? inançlarımı sözcük olup kusamadıktan sonra ne diye yaşasaydım. susmanın mantığını anlamıyordum ve mantıklı bir açıklama yapılana kadar susmaya niyetim yoktu. sarımı çalıyorlardı benden kırmızıya veriyorlardı. namusum gidiyordu; sus diyorlardı. susmuyordum. öldüresiye dövüyorlardı. inadına diriliyordum. siyahta sıkılmıştı benimle karşılaşmaktan. ben istemedikçe nasıl ölebilirdim ki. ben aşktım. beni aşk yaşatırdı. dünyada sevgisiz tek bir insan kalınca ölecektim anca. evet yaralıydım ve iltihabım gün geçtikçe büyüyordu. niyeyse savaşı seviyorlardı. ne de olsa kırmızı ve siyahın dostlarıydılar. insanlar sevgiyi unuttukça kanadım... maviydim, yaralıydım, kanıyordum. aşktım ben; öldüm. siyahla yalnızken iyi anlaşıyorduk o yüzden ölümüm sorun olmadı. kimse fark etmedi bile öldüğümü. sadece maviyi unuttular adım yarım kaldı... söylemek istediğim ne çok şey vardı aslında. aşkı öğretmek istedim en çok. çok zordu kelimeleri toplamak ve dünyanın en pahalı söz koleksiyonunu yapmaya kalkıştım. önüme ne engeller çıktı. en güzel sözlerim hep noktalama işaretlerine kurban gitti: “bugün ne oldu bilemezsin” virgüllere; “şimdi işim var yarın söz” noktalı virgüllere; “...demiş ki” iki nokta üst üstelere; “bunu da nereden çıkardın” ünlemlere; “konuşmak istemediğimi anlamadın mı” soru işaretlerine ve en acısı “defol git” noktalara. halbuki ben seninle hiçbir noktalama işaretiyle kirletilmemiş bir sevda romanı yazmak istedim. yepyeni bir yaprak aldım yüreğimden ve kanımı mürekkep yapıp, ki mavi benim kanım saf aşk yani, türkçe’ nin bütün güzelliğine sığınarak bastırılmaz bir sevda ihtilaline dönüştüm. bu ihtilalde ne kanın kırmızısı ne de ölümün siyahı var. düşlerin koyuluğu kadar mavi kokan bir aşk var özümseyebildiğin kadarıyla. en güzel yazımla ve en içten duygularımı noktalama işaretlerinden, yasaklı kitap kaçırır gibi sıkıyönetim zamanlarında, sakınarak sundum sana. umarım kirlenmiş ve yağlanmış balık kokan bir kesekağıdı gibi buruşturup atmazsın içini sömürüp. bir gazete kupürü değerinde ve sana özel olduğunu anlayıp hiç incitmemek üzere saklarsın o kalbinin benim için ulaşılmaz büyüklükteki bir hücresinde...
........... devamı >>
 
Serhan Çınar
    
    

291  

ÖĞRETMEN...*EĞİTİM ÇOK ÇOK ÖNEMLİ; ÖĞRETMENİN GÖZÜ NEMLİ! ..*

BÜTÜN ÖĞRETMENLERİMİZE İTHAFTIR

*Öğretmen çeşmedir ki akar akar tükenmez!
*Hizmeti öyle çok ki asla hakkı ödenmez...
*İlk öğretmen ilk aşktır, hem anadır hem baba;
*Cumhurbaşkanı olsan; yeter öğretme denmez! ...
........... devamı >>
 
Ahmet Turanoğlu
    
    
    

292  

YAZI - HOTMAİL CADDESİ (OYUN)

HOTMAİL CADDESİ


(Zekai, 3 yaşındaki oğlunun teknolojiyle tanışmakta geç kalmaması için, ona önce atari oyunları almış, çocuğa öğretmek için atarinin başına oturmuş, eşiyle birlikte mario, lucia derken sabahlara kadar televizyona bağladıkları atari ile oyunlar oynamışlar, bu arada çocuğun arkalarında halı üzerinde uyuyakaldıgını farkedememişlerdir. 1 yılda mario oyununun 8 nci bölümüne kadar gelmiş ama o bölümü geçemediklerinden atariden zevk almamaya başlamışlardır. Bu arada halı üzerinde uyuyakalmaktan sıkılan çocuk bir yaş daha büyümüş ve atari oyununa el koymuştur. Çocuğun atariyi sökmesi Zekai'yi heyecanlandırmıstır. Arkadaşının lisede okuyan oğlu için bilgisayar aldıgını duyan Zekai hemen bir bilgisayar almış. Maksat cocuk teknoloji ile erken tanışsın, geri kalmasın. Bilgisayar eve getirilir, kurulur, yetkili servis nasıl çalıştırılacağını Zekai'ye bir güzel anlatır. Zekai anlatılanları ilgiyle ve merakla dinlemekte ve anlamadığı yerleri yetkiliye sormaktadır.)
........... devamı >>
 
Rahim TAŞ
    
    

293  

MUSTAFA CEYLAN HOCAM'A SAYGIYLA


Şemsettin Dervişoğlu' nun Şiirsel Yolculuğu

ŞEMSETTİN DERVİŞOĞLU'NUN ŞİİRSEL YOLCULUĞU

Mustafa CEYLAN

Gönül harmanını aşkla, hasretle yakıp tutuşturan, sonra da o yangının ateşinde yanıp kavrulan bir şair Şemsettin Dervişoğlu. Şiir dünyasına adım atacak dostlarımız, günümüzün geçici ve göstermelik aşklarına baktıktan sonra, Adyaman'ın Kâhta ilçesi'nde 'yayla üzümü zamanında' doğmuş ve kulağına okunan ezandan sonra, 'aşık ol, sev ve yaz diye fısıldanmış, çile yokuşlarında 1958' den beri nefes nefese aşka koşmuş şairimizin aşkına bir baksınlar hele. Ölümüne kara sevdadır şiirleri... Şiirlerindeki tema; bu ölümüne kara sevdadır ki sonsuzluğa deli toynaklarla koşan, susuzluktan çatlayan ve bulutların iki yakasından tutup yere indirmek isteyen toprağın nefesidir... Dervişoğlu'nun aşkıdır o...
........... devamı >>
 
Şemsettin Dervişoğlu
    
    
    

294  

HZ. ÖMER (RA)

(Aşere-i Mübeşşere’nin ikincisi)

Hz. ÖMER (RA)

İslâm’ın ikinci Raşid Halifesidir,
Râsûle en yakın sahabeden biridir.
Hakk adaletinde gurur vesilesidir,
Adı güzel, adaleti güzel Ömer’im.

Fil Vakası’ndan on üç sene sonra doğdu,
Ömer; Kureyş’in Adiy boyuna mensuptu,
Adiy soyundan Hattab bin Nüfeyl’in oğlu,
Hakk adaletinin timsali Hz. Ömer’im

Anne; Ebû Cehil’in kardeşi Hanteme,
Ömer küçükken çobandır Mekke ilinde,
Büyüyünce baba mesleği ticarette,
İmanla gürleyiver ey Hz. Ömer’im.
........... devamı >>
 
Abdullah Yaşar Erdoğan
    
    

295  

- AKLIMI AKIL İLE İZLEDİM

Aklımı akla bindirdim
Aklın yolunda gezdirdim

Tarihte, felsefede, dinde
Törede, siyasette, bilimde

Bilgilerin nice nicesinde
Dolaştım bütün bilgilerde

Kâh güldüm akıllıca
Kâh düşündüm akıllıca

........... devamı >>
 
Mehmet Çoban
    
    

296  

ŞAHMARANLAR(34)

8
‘Gardaşcan, sanma ki kayalar sağır,
Hele var gücünle şu dağa bağır.’

Delikanlı:
- Ben sana dememiş miydim tatlı baharlara çıkacağımızı, Minicik. Dedi. Bak bu tatlı bahar sabahına… Bak bu güzel bahara…
- Borçlu borçlu sabahlar… Borçlu borçlu baharlar…
- Ama güzellik dolu Minicik. Umut dolu. Lütfen koşma öyle. Yavaş yürü. Benim ‘Enfiye Kutusu’ na göre; daha senin işe başlama zamanına tam kırkiki dakika var. Ama çok da inanma. Enfiye kutusu bu. İleri de söyler, geri de. İleri ileri sabahlara gidiyoruz. İleri ileri, taze taze bahar sabahlarına. İnsanı daha bir yenileyen, daha bir güçlendiren, daha bir umutlandıran sabahlar. Yaz kavurur insanı, kış dondurur, sonbahar tükenişleri, bitişleri, ölümleri hatırlatır. Hiçbiri güzel değil bahar kadar. Ben bahara ‘Bahar’ derim, ‘İlkbahar’ demem. Çünkü; bu baharın ikincisi yok. Bu bahar, bir kendine özgü bahar, bir taze bahar. Dokun bu bahara, Minicik. Ellerinle dokun, gözlerinle dokun, saçlarınla dokun… O güzel saçlarınla, o altın rengi saçlarınla, o sonbahardan gelmiş sapsarı saçlarınla ilkbahara dokun, bu bahara, benim baharıma dokun… Dallara dokun, kuşlara dokun, cıvıltılara, tomurcuklara dokun… Yumurtaların en güzeli tomurcuk… Civcivlerin en güzeli çiçek… Tomurcukları çatlata çatlata, meraklana meraklana, özlemden yanıp tutuşmuş başlarını dışarı dışarı çıkaran çiçekler… Avuçlarıma konasıca çiçekler… Yüzlerini-gözlerini öpesim gelen çiçekler… Yapraklarına ağlayasım gelen çiçekler… Gözyaşlarımı taze çiğ damlaları gibi yapraklarına yapraklarına dökesim gelen çiçekler… Güzel çiçekler… Mini mini çiçekler… Minicik çiçekler… Minicikler…
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


02.12.2008 23:03:43

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim