Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

OFIS Konulu Şiirler - ofis Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "ofis" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "ofis" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. ofis Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

33  

ABDULLAH SATOĞLU: TÜRK KÜLTÜRÜNE ADANAN BİR ÖMÜR-1-

Abdullah Satoğlu: Türk Kültürüne adanan bir ömür



Ankara’da dost çok. Onun için bir Ankara gezisinde hepsini ziyaret etme fırsatını bulmam mümkü olmuyor.
Her Ankara ziyaretinde elimden geldiğince bir ziyaret programı hazırlamaya çalışıyorum. Sağolsunlar, dostlar çoğu zaman programımı uygulama fırsat vermiyorlar. Onlara uymak, onların hazırladığı programa sadık kalıyorum.
Son Ankara gezisinde de aynı durum oldu.
Şair Hüseyin Yurdabak ve İLESAM yöneticilerinden bir grupla edebiyatımızın tanınmış isimlerinden Abdullah Satoğlu’nun Kızılay’daki bürosuna gittik.
Adeta bir kitaplığı andıran ofis, Abdullah Satoğlu’nun bir edebiyat, bir kültür adamı olduğu ortaya koyuyordu.
........... devamı >>
 
Münevver Düver
    
    
    

34  

DENEME II,TAŞLARI YERİNDEN OYNATMAK

Yapraklar yağan yağmurlarla kendilerine gelmiş suzuluklarını gidermiş esinti de sallanıyorlar. Dağlar daha berrak görünüyor insanlar yağmur sonrası tüm bedenlerine hapsetmiş oldukları yağmur serinliğin de neşe içinde akıyorlardı sokaklarda.
Akdeniz suyu havası ile çok farklı bir dünya dışardan gelmiş İnsanlarıyla doğası ile rengarenk bir yer, bu durum bazı sıkıntıları yanında getirmiş olsa da umut veren doğal birçok harikayı sırtında taşıyan bir yer.
Ankara’dan sıkılmış macera gibi başlayan olaylar zincirine bağlı olarak Antalya’ya yerleşmiştim. Şehrin merkezinde küçük ev bulmuş yoğun pazarlıkta sonra tutmayı başarmıştım. Spot mağzalarından aldığım birkaç eşya ile oturulabilir bir yer olup çıkmıştı, umutla geldiğim bu yer gözüme farklı geliyor o duygularla denizin de doğasın da kaybolup gidiyordum.
........... devamı >>
 
Orhan Eren Uncu
    
    

35  

OTORUYORDU ADAM...

Oturuyordu adam yalnız başına..! !
Bir zamanların görkemli ofisinde,
Şu andada henüz o görkeminden bir şey yitirmiş değil o ofis..
Değişen tek bir şey vardı..?
İş yerinde ne bir makina çalışıyor ne de bir işçi..! !
Oturuyordu adam yalnız başına..! !
Bir zamanların görkemli ofisinde,
Etrafına bakınıyor faks makinası çalışmıyor,
Duvar saatinin pili bitmiş tik tak sesi dahi yok...
Sessizliği bozan tek şeyse,
Bir zamanlar kendi işletmesinin günde on iki kez
Reklanını dinlediği radyoda şu an reklamları dinliyordu,
ama kendi reklamı yoktu artık.....
Oturuyordu adam yalnız başına..! !
........... devamı >>
 
Kamil Yılmazer
    
    
    

36  

ANLATICININ OFİS DERDİ

boyunlarımızdaki kartlar kadar tanışmıyor muyuz pek çoğumuz
steril ofislerin sanal sanıklarıyız
ya da öyle olacağız
siz sekizinci sıradaki beyefendi
ciddi ciddi soruyorum size
gülmeden konuşmadan geçirebilirsiniz bir gününüzü
ama internetiniz olmadan hayat ne de zor değil mi
siz onikinci sıradaki sıradaki bayan
gömüldüğünüz koltuğunuzda rahatsınız
ama yoksa akıllı kartınız
artık hiçbir kapıyı açamayacaksın
........... devamı >>
 
Gültekin Mustafa
    
    

37  

BİZ İNATLA, O ESKİ EVİMİZDEYİZ HÂLA

Neredesin? ........ sek sek oynadığım günlerin
Yüzü sivilceli, utangaç delikanlısı.
Biliyormusun? şimdi evinizin yerinde bir iş hanı var...Kos kocaman
Bahçeniz bir geniş cadde oldu ki sorma.
O küçük çardağı hatırlıyorsun değil mi?
Hani! bütün yaz boyunca hanımeli kokan.
Tam da onun gölgesinin vurduğu yere
Bir yaya geçidi kondurdular.
Bir gün; boyalarıyla gelen, beceriksiz eller
Geçmişin üzerine kalın çizgiler çizdiler.
........... devamı >>
 
Mine Özdemirtaş
    
    
    

38  

BİR KARTPOSTAL ŞEHR-İ İSTANBUL

“İnsanların sizinle ne kadar az ilgilendiklerini bilseydiniz, onlar için gösterdiğiniz tüm çabaların ne kadar gereksiz olduğunu anlardınız.”
Diyordu okuduğum bir kitapta ismini hatırlamadığım birisi…
Fakat yaşam koşuşturması içinde, içine girilen ortamlar, diyalog kurulan insanlar ve bu yüzden takınılması gerektiği düşünülen tavırlar insana aslında çok da tanıdık gelen bu düşünceyi unutturuveriyor bir anda. Ve sahte bir surat takınarak, bizim olmayan davranışlar ve fikirlerle beraber yürümeye başlarız. “Bu ruha bu beden, bu bede bu ruh ters…” durumlarını yaşarız, adeta. Giydiğimiz onca elbise içinden, taktığımız bunca maske arasından kendimizi bir daha ulamamacasına kaybederiz. Bizim olanı, biz olanı aramakla geçer bunda sonraki ömrümüz. Ve kaybolmak hissi, terk etmeyen tek sevgilimiz bizim…
........... devamı >>
 
Aydın Aktay
    
    

39  

VATAN VE TÜRK------ (MİNİK BİR HİKAYE) ….11

Ve bundan çirkin bir yaşam ise, maymunu bağlıyorlarmış masaya ve canlı canlı beynini akıtıp yiyorlarmış zenginler… maymun ölmüyor, bir boş çuval gibi yığılıyor, bakınıyor öylece… İnsan beyni de burnundan akıyordur herhalde…Görmenizi istemem bu kameralı belgeseli. Ne yazık ki ben gördüm…

Atomu Yahudi bulmadı, Nagasaki’ye atomu atmayı buldu. Elektriği Yahudi bulmadı, elektrikli sandalyede işkenceyi buldu, makamlarda görev alabilme uğruna ve adına. Ve bir kadının kol çantasını hırsızlamış bir genci o sandalyede gösterdiler tv ekranında, beyni akmaya direndi… Birkaç kez öldürdüler öylece…
........... devamı >>
 
Sevinç Kavuk
    
    

40  

SANALA HÜCUM FURYASI // DÜŞÜNCENİN GÜNCESİ

Ben;
bir gün gelecek klavyemin tuşlarına dokunmayı bu kadar çok isteyeceğimi
ve özleyeceğimi hiç düşünmemiştim öncesinde.

Yağmurun toprağa dokunuşundaki o dayanılmaz ve iç gıdıklayıcı görselliği izlemek,
toprağın suyla bileşimindeki o büyülü anı duyumsamak gibi bir duygu bu özlem.

Ne zor şeymiş yazı yazamamak.
PC min formatlanma işleminden sonra,
sevgili bilgisayarcımın aşkı uç noktalarda yaşama hallerinden dolayı yazı yazamama cezasına çarptırıldım.
Ofis programlarını yüklemeyi unutmuş. Bu tam anlamıyla korkunç bir karabasandı benim için.
........... devamı >>
 
Işıl Aksoy
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


02.12.2008 22:38:04

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim