Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

NEZAKET Konulu Şiirler - nezaket Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "nezaket" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "nezaket" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. nezaket Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

233  

BAŞLARA BELÂ BAŞLAR

/Karanlıktaki renkler,aydınlık günü bekler/
Dün efendi bildiğim,bu günlerde kapkara.
Sahnedeki beyaz yüz,kulislerde maskara.
Gündemde kalmak için inanılmaz rezâlet,
Adam diye sarılır yontulmadık taşlara.

Hüneri aldatmaca,içi dışından farklı.
Gösterişi pek sever,övünmeye meraklı.
Yalakalık içinde,birkaç sahte nezâket,
En samimi zamanda en çirkin yanı saklı.

Palavralar atmaya meydan öyle geniş ki.
Alkışlanan sözleri; dedim,dedi,demiş ki.
İftiracı mantıkla akıl almaz rivâyet,
Sinir bozan davranış,peş peşine çelişki.
........... devamı >>
 
Mustafa Yaralı
    
    
    

234  

ON BİR AYIN SULTANI HOŞGELDİN






İnsanlık ışığını, bilen başa evladır.
Gelişiyle nur saçan, baK geLiyor Ramazan.
Ona gönüller hoşnut, düşte olan sevdadır.
Karanlığı yırtalım, yaK geLiyor Ramazan........(Ayak Dörtlüğü) Mürsel Adıgüzel
........... devamı >>
 
Deli Mavi Sevdalar Grubu

    
    

235  

TOPLUMSAL AHLAK BOYUTU

Ahlak, insanın doğuştan getirdiği veya sonradan kazandığı bir takım hukuk örf ve adetler, gelenekler, görenekler töreler, dinsel ve ulusal kavramların manevi seviyesini belirten tutum ve tavırlardır.
Toplumun kabul ettiği güzel ve doğruların oluşturduğu ahlak kurallarını terk etmeden yaşamını sürdüren kimseler makbul insanlardır. Toplumun güzel bulduğu davranışları, iyi ve doğruları benimseyerek yaşama geçiren kişilerin bunun, aksine davrananlara da itibar göstermemesi gerekirken günlük yaşamımızda bunu görememenin üzüntüsünü yaşıyoruz. Oysa, ahlak geleneği ve kurallarına uygun olan ile olmayanı toplumun seçmesi gerekir. Toplumun kabul ederek bir takım kurallara bağlamış olduğu usûl, düzen, yol gibi normlara uymayanlara kötü insan denmesi gerekmez mi?
Toplumsal yaşamımıza yerleşen, olgunlaşmasına ve gelişmesine yarayan ve çoğunluğun kabul ettiği kuralları çiğneyenlerin karşısına hukuk çıkar, toplum adına müeyyidesini haklı olarak uygular. Oysa, iyi ve kötüyü doğru olarak değerlendirildiğinde topyekün manevi gücümüzün artacağını düşünmeden özel çıkar veya cehaleti yüzünden bu kuralların dışına çıkan kişi sayılarının gün geçtikçe arttığını görüyor ve toplum da buna seyirci kalıyor.
Toplum içinde yaşadığımıza göre, ortak yaşamın yükseldiği zorunluluğa paralel kişilerin korunması, uzlaşmanın gerçekleştirilmesi bir vicdan işi olduğunu unutmamalıyız. Kişi kendisi ile baş başa kaldığı vicdanından ayrılmaması gerekir. Kendine reva görmeyen başkasına da reva görmemelidir, iyi düşünen, vicdanından ayrılmaz, insanın vicdanı yargıç olmalıdır. Doğruyu bilmek yetmez. Onu yapmakla gerçekleşir. Vicdan, uygulama ile aydınlanır. Ahlakın konusu erdemliğe ulaşmadır. Erdemin olmadığı yerde kargaşa vardır.
Cesaret, dayanıklılık, sabır, ayırt etme, bilgelik, ihtiyat, ölçü, hayırseverlik, adalet, yaratılanı inciltmemek (yaratandan ötürü) , gerçek dost olmak, konukseverlik, acıma duygusu, yardımseverlik, hoşgörü, insaf, şevkat, sevgi, saygı, doğruluk, iyilik, barış, uzlaşma tavazu, affetme, bağışlama, helali / haramı bilme, alay etmeme, küfürlü konuşmama, nezaket kurallarını bilip uygulama, hakkı olmayana el uzatmama, cana kıymama, adam kayırmacılığı yapmama, devletin ve toplumun koyduğu kurallara uyma. Sonra çalışmak, çalışmak...
Kendi vicdanını işletmeyenler, Yaratan'ın her şeyi gören olduğuna göre, kötülük işleyenlere uyan cezaları, mükâfatları ya bu dünyada alır ya da halen kısa bir ömür (veya belki bir sürelik uyku sayılan) bu dünyadan göçtüğünde (veya sonsuzluğa uyandığında) mutlaka alacaktır.
Unutulmamalı ki; bugün düşünen, hisseden, anlayan insanın kendi vicdanı haline gelen amellerin en büyük gözetmeni kendi içimizde gizlenmiş olduğunu asla unutmamak gerekir. Din adına yapılmış her türlü kötülük, ahlaksızlık, dine dayanmayan rezillikten daha acıdır, daha geniştir. Hemen kaydedelim ki her dindar ahlaklı olmadığı gibi, her dinsiz de ahlaksız olmayabilir. Ahlak vicdanın köküdür. Her şey burada saklıdır.
Vicdanın oluşmasında ailenin, çevrenin ve eğitim kurumlarının bilgi düzeyi önem taşımaktadır. Toplumdan topluma ahlak, din, töre, gelenek, görenek, hukuk anlayışı değişir.
Beş bin yıla varan mazisi ile Türk Ulusunun ahlak anlayışı, Türklük, islamlık ve batı uygarlığı sentezinde biçim almıştır. Toplumsal yaşamda, kamuda, siyasette, inançta, bilimde ve sanatta bu ahlaksal düşüncelerimiz geçerliliğini korumalıdır.
Varlığımızın Sürekliliği söz konusudur. Öyle ise kamunun çıkarlarını özel çıkarlarımızdan daha üstün tutmalıyız. Bu da toplumsal ahlak boyutunu oluşturacaktır.
Ahlaklı bir toplum güçlü bir ulus güçlü ve saygın bir devlettir. Ulusça güçlü olmanın başında ahlak, bilgi, demokrasi kuralları, özgürlük anlayışı, sosyal hukuk düzeni yatar. İyi bir yurttaş; kendisine tanınan hakların dışına çıkmadan toplumda yerini alandır.
........... devamı >>
 
Ahmet Mustafa Kulaber
    
    
    

236  

YOK DEĞİL KASİDESİ

Sayın Cumhuebaşkanı Abdullah Gül’e istirhâm-name


Lûtf-i Hakktan bir selâmet görmüyorsan, yok değil
Nasb-edilmiş bir de nîmet görmüyorsan, yok değil
Lûtf-i Hakk = Allahın Lutfu
Nasb = tayin edilmiş
Nîmet = iyilik, lutuf, ihsan

Muhterem halk başkanından var bir isrirhâmımız
Arzumuz sizden ferâset. Görmüyorsan yok değil.
Halk başkanı = cumhur reisi
İstirhâm = dilek
Ferâset = keskin anlayış
........... devamı >>
 
Mehmet Fatin Baki
    
    

237  

BİZİM OKULUN HALLERİ

Size bir mektup diye beynimi gerdim gerdim,
Postaladım ruhumu edebiyat bendine.
Gece tam saat üçte destanıma son verdim.
Herkes hakkını alsın ve pay biçsin kendine.

Tepemize Demokles kılıcı gibi iner,
Resimci Ahmet Bey’in tâ milâtlık kalemi.
Kadıoğlu kendisi söyler, kendisi dinler.
Nurcan, taşır gibidir dünyadaki elemi.

Sabahleyin ısıtır, buz tutan içimizi
Figen’in vakıf kurup dağıttığı çayları.
Semranım’ın görüp te anlattığı bin dizi..
Canan’ın öyküleri gevşetir tüm yayları.
........... devamı >>
 
Çiğdem Kader
    
    
    

238  

BELLİ DEĞİL

Baktım bu dünyanın penceresinden
Alem belli değil, arz belli değil
Geçilmez kibrinden, debdebesinden
Şekil belli değil, tarz belli değil.

İkibin yılına girdik gireli
İlimsiz sarıklı, kurnaz bereli
Terazi hatalı, torba fireli
Kefe belli değil, göz belli değil.

Bir sakal, bir sarık, hocalık yapar
Kimi Hakk’a, kimi paraya tapar
Yanlış tefsir eder, mânadan sapar
Sünnet belli değil, farz belli değil.
........... devamı >>
 
Nevzat Yaşar
    
    

239  

DANGLES OF A CORE-ANGLE-DİVİNE

In MELE-İ A'LÂ,she prepared a contest:
One winged-‘fur-cut’-‘jur-jog’.
See thou thy small daughter hands
And hold ‘em.Under prehistoric lights:
( Aurora Borealis or Ecuador..)
’What else? ’ or ‘for all’;
Do embrace! spring ‘n summer
(Orbit’s a mirror of another orbit..)
And the winter fall, ye call:
So -tall- let the woods hug!
Cry, on your own: Cry and think!
Whilst teardrops fallin’, for the leaves;
(Dew, first!)
‘Just a praise’ ha, thru the nite?
(His praises thru the dark
Was ebbin’, almost -
O’ the best, these are the costs..)
In the rain:
Thy honour, capable-self-portrait...
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    

240  

(BULDUĞUNA AMAÇLANMAYAN,AMA DÜŞTÜĞÜYLE) ARTAN DENGE

(Bulduğuna amaçlanmayan, ama düştüğüyle) Artan denge - 1

i.
Bur'da, şu an, yağmur yağıyor;
Düşen yapraklar sararmıyor …

ii.
Bu bisikletin selesi siyah:
Ah, o temas kurdukça; koşan kişi, kendini sakat sanıyor
Ve sakatat, işkembe kendini saydıkça...
(Saydıkça Ankara kendini anakara...
Özbenliğini kıldıkça, azınlık hakkı; Edirne -
Çekilen bir doğru iki nokta arasına, çevrim* saydıkça kendini …
Benzettikçe zorunlu, kendisini yalana …)
Koşan kişi kendini kaçmış sanıyor, çünkü siyah sele’de o da oturuyor:
Hızlı bisikletin dengesi; bozulmaz saati onun, dakikliği.
Ehliyet alabilmenin trafiğe çıkmaya uzantısı,
........... devamı >>
 
Akın Akça
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


02.12.2008 22:16:07

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim