Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

NEYZEN Konulu Şiirler - neyzen Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "neyzen" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "neyzen" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. neyzen Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

473  

KERBELÂ `YA DÜŞTÜ KAN *-




Gözler ufuklarda gör semm-i mar`ın sancısı,gamzelere düştü kan...
Aşk-ın şarabı budur yanan gönüller coşsun, nuş eyliyen beri gel...
Rengi lâl, dil şehri yanâr, kirpiklerde acı, kerbelâ`ya düştü kan...
Canân candan içre yan, aşkınla “ teşneyi kurban ” eyleyen beri gel...

02 / 01/ 2007

“Şehitler ölmez”

........... devamı >>
 
Fatima Humeyra Kavak
    
    
    

474  

SUSKUNLAR (DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

S U S K U N L A R

(DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

İşlek bir kalemi olmayan İhsan Oktay Anar, Sultan İkinci Ahmet’in halkına yaşattığı cahiliye iklimini aynasına düşürmüş.
Okurun fantastik romanı sevdiğini düşünüyor olacak ki, aynı izlekle kurgulamaya devam ediyor. Yazar, bu kez de topraktan yaratıldıktan sonra burnuna yaşam nefesi üflenen insanın ölümsüzlük sırrının ney sesinde olduğunu, ‘hayat nağmesi’ni dinleyince ölümsüz olacağını söylüyor. Tabi bu ölümsüzlük bu yeryuvarda bu bedenle değil. Sanım, ‘Amat’ romanında olduğu gibi ahireti kastediyor.
........... devamı >>
 
Ali Akdemir
    
    

475  

HAYATTAN MEKTUPLAR

Mektup I…


Gülüm;

Sevgi bazen kıtalar arasıdır
Okyanusları aşar
Bazen kapı komşunun kızı
Ben senden on saat uzaktayım
Sana olan sevgim on saati de aşar…

İnsanlık mesafeleri kısaltmak için uğraşıyor
Uzaklar yakın olacak
Sevenlerin hasret mektupları daha hızlı ulaşacak
Bizim sevgimiz mesafelere yenilemez gülüm…

Geleceğim gülüm
Soyunduğumda başımdaki dertleri
Bir gölek gibi çıkarıp astığımda ceviz ağacından askıma
Giyinip bayramlık kolalı gömleklerimi
Boyatıp ayakkabıları
Üç beş sıkıştırarak terminaldeki boyacı çocukların ellerine
Geleceğim gülüm…
Bilirsin tutarım verdiğim sözleri
........... devamı >>
 
Murat Gevrek
    
    
    

476  

...ŞİİR TADINDA SÖYLEŞİ...ALİ OSMAN YILMAZ


Su Gibi_Sizi tanıyoruz ama yinede bizlere kısaca yaşam hikâyenizi anlatır mısınız?
Ali Osman Yılmaz
Adım: Ali Osman YILMAZ
Göçmen bir ailenin 3 erkek çocuğundan ortanca olanıyım. Kocaeli Yuvacık köyünde, 1952 yılının şubat ayının 23 ünde, camlarına (o zamanlar henüz naylon örtü olmadığından) tütün çuvallarının gerildiği evde, soğuk mu soğuk bir ayda dünyaya gelmişim. Ailemin, ben daha birkaç aylıkken iş umuduyla göç etmeleriyle, Bursa iline yerleşmişiz. İlkokuldan sonra Erkek Sanat Enstitüsüne, bir meslek ve sanat sahibi olayım, elim iş tutsun ve aileye destek olayım diyerek kaydedilmişim. Her fakir ailede olduğu gibi, sofrada yemek kalması günah sayıldığı ve bir sonraki sofra zamanına kadar yemek olmayacağı için, kardeşlerimin nazlı olması nedeniyle, tabaklardaki yemekleri benim yemem sağlandığı için, biraz iri yapılı oldum. Okulda güreş, atletizm de disk, çekiç, gülle atma, basketbol oynama gibi spor etkinliklerine katıldım. Güreş ve atletizmde yıllarca şampiyon bile oldum. Hatta Üniversiteler arası serbest sıklette, 100.Kg da şampiyonluğum bile var.
........... devamı >>
 
Su Gibi Şiir Grubu Şairleri
    
    

477  

SİMSİYAH DENİZ MAVİSİ

Replikleri unutulup, yarıda bırakılmış, vakur bir tiyatrodur hayatım...
Söylenecekler söylenmeden kapanır perde
veyahut söylenen sözlerin alıcıları terkeder salonu zamansız.
Zamansız değildir oysa
ayarlanan yalnızca pişmanlıklarımız pişman olduğumuzu anlamakla başlar.
Ve susar 'neyzen' 'ney' kalır, yaşanan, yani artakalan...
Bir feryat geliyor debisi yüksek kulaklarıma; 'süsle beni ey aşk!
Geçtiğin yerleri öpüyorum.'
Sanki biliyor muyum ne zaman kesilir ayaklarım topraktan.
Hangi rüzgara bırakmalı şimdi fikir uçurtmasını? Sorular sorduğum yeter.
Kendime kelimelerden gayri bir saltanat çizemiyorum; ateşten bir saltanat.
........... devamı >>
 
Barış Akbalı
    
    
    

478  

FİRUZEYE AĞIT

Firuze; gök mavisi
Firuze; yeşilimsi
Firuze; turkuvaz
Firuze; bakırfosfat
Firuze; alüminyum
Firuze; mücevher
Firuze; dağların gelini

Firuze; sabah güneşi
Firuze; ürkek bir lırlangıç
Firuze; yüreği ağzında
Firuze; demli çayların kokusu
Firuze; sigara dumanı
Firuze; mazeretsiz yaşamların odağı
Firuze; yorgun gemilerin uğrağı
Firuze; grub vaktinde bakır rengi

Firuze; yağmurun toprağa bereketi
Firuze; harmansız yüreklerin hasadı
........... devamı >>
 
Mustafa Yılmaz Zindani
    
    

479  

GÜNEŞİ GETİRİRİM

GÜNEŞİ GETİRİRİM


NECATİ ÇAVDAR

Bir gün (1955) Hıra Dağı’nın (Alaca’da Resul Sığınağı Hıra Dağı’na özlemle isim verilen Danlı Dağlar’a bakan bir dağ) eteklerinde dünyaya merhaba dedi.
Nefesini ve gıdasını o özgür ortamda aldı.
Köy önünde her çocuk gibi kelebekler yakalamaya gitti, ancak güzelliğin kelebeklerin özgürce uçuşlarında olduğunu anlayıp hiç kelebek tutmadı. Ama onlarla koştu koştu...
Başta sazların olmak üzere ıslığın sesinin, çobanın kavalının, suların çağlayışının aynı gaye için olduğunu sezdi.
O hür dağlarda Anadolu’yu anladı.
Bir olan mabuda inandı ve başka hiç bir şeye eğilmedi.
........... devamı >>
 
Necati Çavdar
    
    

480  

ŞAHMARANLAR(20)

İkinci Bölüm
1
‘Lerdüvan dayadım alma dalına,
Almaları yumruk yumruk daş gibi.’

Tren keskin bir düdük çalarak küçük bir istasyona giriyordu.
Koridorun penceresinde yıldız yıldız parlayan ışıklara gözlerini dikmiş olan köylü:
- Aha o yıldız yıldız kimi ışşıhlar Çimento Pavlukası, bu istasyon da Yapı, mettiş bey. Benim bacanah bur ‘da ve yolum da bitti. Artıh sana uğurlar ola. Şuracıhdan Sivas ‘a ya on dakga çeker, ya onbeş. Arada başga istasyon yoh. Haydi gal sağlıcahla.
Dedi ve yavaşlayan trenin durmasını beklemeden az ilerdeki kapıyı açıp atladı.
Delikanlı onu istasyon binası arkasında kayboluncaya kadar izledi, sonra, koridorun soluk ampulü altında parıltısız bir ayna gibi sırtı karanlıklara dayalı duran pencere camında kendine döndü.
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


02.12.2008 22:32:36

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim