Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

NEREYE BOYLE Konulu Şiirler - nereye boyle Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "nereye boyle" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "nereye boyle" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. nereye boyle Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

97  

MERHABA AŞKIM

Merhaba Aşkım
yoksa daha bir sitemlimi başlasaydım mektubuma bilemiyorum.ama sana sana sitem etmeyede kıyamamki.sana u kadar ihtiyacım olduğu anda nerdesin kiminlesin bilmiyorum.yoruldum artık inan bazı şeyler okadar ağırıma gidiyorki çekip gitmek istiyorum buralardan.ama bir türlü o cesareti kendimde bulamıyorum.gerçi gitsem bile nereye gideceğimki.bazen düşünüyorum yatılı bir işyeri bulup orada kalıp ayda bir kere eve uğrayayım ama bunun kaçmaktan başka birşey olmadığının farkındayım.ve bütün yükü kardeşimin üzerine yıkamam.ben alıştım hergün kan kusmaya her an parçalanmaya bu duyguları kardeşime yaşatamam.bunca sorunları bunca dertleri kardeşimin üzerine yıkamam ve yıkmayacağımda.
........... devamı >>
 
Selçuk Erki
    
    
    

98  

_____HİKAYE(HALİL&AYŞE) _____

Halil&Ayşe

Halil diğer kardeşleri ile yıllarca pazarcılık yapan babasının yanında küçüklüğünden beri çalışıyordu,bu yüzden okula da göndermemişlerdi,Halil en büyükleriydi askerlik çağı geldiğinde yine pazarcılık yapan bir tanıdıkların kızı ile nişanladılar Halil’i.Askerlik bitiminde evlendireceklerdi,ilk kez ayrılıyordu ailesinden,yavuklusundan ayrı kalmak ona daha çok ağır geliyordu.askerliği boyunca nişanlısına ne mektup gönderebildi nede mektup aldı,adetlerine göre evlenene kadar birbirleri ile görüşmeleri yasaktı,askere giderken bile Halil’i yolculamaya Ayşe gelememişti.Asker dönüşü hemen evlendirdiler. Halil çocuk ruhlu biraz da deli doluydu,duygularını saklar eşi de dahil başkalarına belli etmezdi,halbuki Ayşe’yi çok seviyordu,askerlik boyunca yalnız onu düşünmüş onun hayali ile ne düşler kurmuştu.Ayşe de eşini çok seviyordu,birbirlerine saygıda kusur etmiyorlar çok az konuşsalar da mutlu bir evlilikleri vardı.Halil sabahın erken saatinde işe gider Ayşe de ev işlerine koyulurdu,akşam olduğunda Halil’in gelmesini dört gözle beklerdi.iki yıl sonra bebekleri oldu adını Onur koydular.artık birbirleri ile daha çok şeyler konuşur paylaşır oldular.Oğullarını okutacak öğretmen yapacaklardı,şimdi daha bir mutlu ve umut doluydular.
........... devamı >>
 
Tayfun Bulut
    
    

99  

KIZ GELİN! !

KIZ GELİN!
Pencereden sızıp yüzünü yalayan sabah güneşinin ilk ışıklarıyla sıçrayarak uyanmıştı kadın.Telaşla “eyvah,yine geç kaldım” diyerek yataktan doğruldu! Üzerindeki pijamayı çıkarmadan doğruca pencereye koştu! Perdeyi yana sıyırıp camı açtı. Başını dışarıya verip mis gibi temiz nisan havasını soluyarak derinden bir “ohhh” çekti. Çevre ne kadar da güzeldi. Elma ve kiraz ağaçları çiçek açmış,yaprakları yeni filizleniyordu. Papatyalar, ballıbabalar bir gelin edasıyla çimenlerde salınıyordu. Başına değen, pencere hizasındaki armut ağacının dalından bir çiçek koparıp kokladı. Saate baktı, henüz vakti vardı kahvaltı zamanına. Her sabah kahvaltıyı o hazırlıyor, kayınvalidesi dışarıdan geldiğinde sofrası hazır oluyordu. Ne kadar olmuştu, kaç yıl geçmişti, her hafta sonları aynıydı onun? Diğer memurlar gibi değildi; hafta sonlarını farklı çevrede,piknikte, sinemada ya da tiyatroda geçirsin. Onunkiler köyde, fındık bahçesinde geçiyordu. Sabahları uyanınca percereye çıkar, temiz havayı soluyarak, üzerini giyinir, dilinde çok sevdiği “Yine Bir Gülnihal Aldı Bu Gönlümü” şarkısını mırıldanarak güne başlamak üzere odadan çıkardı.
........... devamı >>
 
Sevgi Birincioğlu
    
    
    

100  

BU ÇOCUKLAR BİZİM


“Açım! ” bile demeyip, bomboş karınlarını,
Tutarak yok olanlar, bizim çocuklarımız.
Güneşsiz ve ışıksız, görüp yarınlarını,
Batarak yok olanlar, bizim çocuklarımız.

Henüz bir sübyan iken, almamışken yaşını,
Türlü belaya sokar, bedenini, başını.
Bir kez olsun gülmeyip, indirip de kaşını,
Çatarak yok olanlar, bizim çocuklarımız.

Onlardır bizler için, Hakk'tan büyük hediye,
Suç bizdedir elbette, vermemişsek terbiye.
Irzını, namusunu; para, pul, şöhret diye,
Satarak yok olanlar, bizim çocuklarımız.
........... devamı >>
 
Mustafa Erkenekli
    
    

101  

NAZIMIN YÜZÜNCÜ DOĞUM GÜNÜ

NAZIM'IN 100. DOĞUM GÜNÜ

Vay be vay anasını be
Vay benim ellerimde serpilip gelişen hayat
Vay benim
Aydınlık düşlerime
Saplanan hançer

Vay benim puslu yollarında
Düşüp kalktığım yurdum.

Düşmüşüz iki kollu uçurumun
İki sarkık yanına.

Yüzlerini ayaklar altına almış
İnsanlar yürüyor
Kendi göğünden uzak uçurumlara.
........... devamı >>
 
Abdullah Oral
    
    
    

102  

SİYAH'IN SOLUĞU – ENGİN DEMİRCİ WWW.BEYAZRENKLER.ORG

Siyah'ın soluğu – Engin Demirci

Pirim Aşkın kardeşine merhamet dedi mirım.
Sevginin bu denli sıradanlaşmasına itiraz ediyor.
Kendi deyişiyle dualaştıkça kalbe dönüş için bir çağrıda bulunuyor.
Acıyı duyarak sevgiliye gözyaşı dökerek merhamet duygumuzu açığa çıkartarak merhametin önderinin yazdıklarını okumamız gerekirmiş.
Som aklımız yetersiz yetersiz olurmuş
Kalbe yönelmezse duygular.
Pişmek lazımmış mirim coşkuyu yaşamak aklın erişemediklerine erişmek icin.
Aşk bizi eğip bükmeli sevgide
Ruhumuz ahlak anlayışına hıçkırmalı tahrip olan duyguları onararak.
Çöl çiçeğini sulamalı besmele.
........... devamı >>
 
Engin Demirci
    
    

103  

BURASI KİMİN VATANI BABA?

Üç gündür doğru dürüst yemek bile yiyememişti Ömer...
Mesainin saatimi vardı sanki..
Nereye kadar böyle devam edecek..
Bu düşünce öyle ağır geliyordu ki.taş gibi kaya gibi...
Yorgunluk ve açlık çoktan unutulmuştu.

Birden.. yakınlardan peş peşe silah sesleri duyuldu..
Herkes alışıktı bunlara ama, yine de birşeylerin kötü gittiğini düşündü Ömer. Biraz sonra roket ve bomba sesleri de eklenince..
Buda geçer dedi Ömer..Gizlice..
Cızırtılı bir telsiz anonsu duyuldu..
........... devamı >>
 
Aslan Koyuncu
    
    

104  

*BANLİYO TRENLERİ...

Annem görmesin gözlerimi
Görürse ağlar
Banliyo trenlerinin geçtiği raylar…


Tahtakuruları sek sek oynuyor
İşaret parmaklarıyla rest çekerek
Şevkatli vagon yastıklarımın
El değmemiş soğukluğundan
Hissediyorum...
Sizi görebilseydim
Ah sizi görebilseydim!
Bu kadar cesaretli olamazdınız

Heyhat! anlayamazsınız beni daha
Beyaz kentin siyah ışıkları
N’olsun işte eğleniyorsunuz kendi aranızda
........... devamı >>
 
Nigar Öztürk
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


21.11.2008 05:39:39

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim