FUTBOL TAKIMLARINI KONUŞUYORUZ! Tuttuğunuz takım için yazılanları okumak için logosuna tıklayın.

Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

NE ZAMAN Konulu Şiirler - ne zaman Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "ne zaman" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "ne zaman" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. ne zaman Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

489  

DESTANIMIZ

Nice destanlar görmüştür insanlık
Nice destanlarla doludur tarih.
Destanımız; karanlıkla ışığın,
Küfürle imanın destanı...
Şeytanlar cirit atarken her yanda,
Otağını kurmuş hüküm sürerken;
Zifiri karanlık gönüllerde
Destanımız,
Emre itaatta zirve, meleklerin destanı:
'Senin öğrettiğinden başka, Rabbimiz
Hiçbir ilme sahip değiliz...'
Neyimiz var Sen'den gayrı?
Sen'den başka neye sahibiz?
İnhiraf edip çizgiden, İlahî!
Santim sapacak değiliz...!
........... devamı >>
 
İlyas Özkan
    
    
    

490  

YALNIZCA BENİM… (DENEMELERİM)

Bugün 18.09.2008 Perşembe sabahı… Saati bilmiyorum. Az önce sahur sofrasından kalktım. Sanırım saat: 05.30 ‘a yaklaşıyor. Herkes yattı. Derin uykuya daldılar. Tabii benim haricimdeki ev halkından söz ediyorum. Henüz sabah ezanı okunmadı. Ne kadar zaman var bilmiyo-rum. Benim uykum yok. Onun için yatmak istemedim. Ezanı bekleye-ceğim. Ezan okununcaya kadar zamanım var… Sonra kalkıp abdest alarak, Allah’ın izni ile ve yardımıyla sabah namazımı kılacağım. Tabii yanında başka namazlar da kılacağım. Örneğin; nasip olursa, ŞÜKÜR namazı da kılacağım. Neden mi? Her şeyden önce Allah’ın verdiği nimetler için… Sağlığım için. Sevdiklerim için… Düşündüğüm, hayal ettiğim şeyler için. Dahası çok… Saymakla bitmez. Senin gibi güzel, sadık arkadaş, bir dost ile beni karşılaştırıp, tanıştırdığı için.
Sevmeyi öğrettiği için… Yaşattığı, sevdayı bana tattırdığı için. Bana, ÖZELİM diyebileceğim bir arkadaş, dost, gönül arkadaşı verdiği için. Canımın içi ile beni tanıştırıp, karşılıklı sevgiyi yaşattığı için… Daha sayayım mı? Başka ne olsun?
Gündüzleri aklımda, gözlerimin önünde seni hayal ettirip, geceleri ve yalnız yatağımda seni bana arkadaş edip, sevdanla, hasretinle, hüznünle, özleminle beni avuttuğu, bir gün sana kavuşma umudu ile şu kalbimi attırıp, çalıştırdığı, bana nefes aldırdığı için… Görüyor musun? Şükür etmek ve şükür namazı kılmak için ne çok sebeplerimiz varmış? Ki bunlardan başka saymadığım, daha nice sebepler var… Anlıyorsun değil mi sevgilim? Özelim, canımın içi… Canım benim.
Bir çırpıda yazıverdim tüm bunları… Konu sen olunca; kalemim yazmaya yetişemiyor. Anla beni. Anla artık, ne çok değerlisin yanımda… Seni nasıl delilercesine seviyorum. Sana nasıl yanmışım. Ne kadar yan-mışım…! ? Söyler, misin sen bana ne yaptın? Niye, bu denli kendine bağladın? Senden başkasını ne görüyor, ne de düşünür oldum. Sen, gerçekten bu kadar güzel misin? Bu kadar asil misin? Niye kapıldım sana… Bu kadar sevilmeye değer misin? Ben bu denli, sana nasıl bağlandım? Ne buldum sende ki, vazgeçemez hale geldim. Oysa daha dün tanışıp kaynaştık… Cin misin? İnsan mısın? Peri misin? Söyler misin? Allah aşkına sen nesin? Ne yaptın bana böyle.
Bu iş “GÜZİN ABLA” lıkla olmaz… Bu işte, bir iş var. Bir incelik var… Bir gizli güç, bir tılsım var mutlaka sende… Beni bu sürede nasıl etkiledin?
Gözlerin çok güçlü biliyorum. Onlara bakmaya doyamıyorum. Sahi, bu kadar güzel olmak zorunda mıydın? Niye bu denli güzelsin? Yaktın kız başımı… Gözlerine baka baka ölmek istiyorum. Seni o denli seviyo-rum ki? En az, geçen ömrüm kadar göğsünde, kucağında, kollarının arasında kalmak, yatmak istiyorum. Sana nasıl doyarım bilemiyorum. Beni gözlerimden öpüp, bir yaramaz çocuk gibi kollarına alır, kucağında uyutur musun? Şımartır mısın birazcık beni…! Ya koca bebek ya. Bu da olur mu, deme.
Ben biraz naz yapıp, kollarının arasında şımarıp, yaramazlık yap-mak istiyorum… Farkındayım… Yine sınırı zorlamaya başladım, değil mi? “ Sus S… Daha fazla konuşma” dediğini, duyar gibiyim. Olur mu canımın içi? Senin kollarının arasına uzanırım da ben, yaramazlık yapmadan hiç durabilir miyim? Orası ikimizin özeli olarak kalsın canım.
Sanırım bu günlük bu kadar yeter. Daha sonrasını, daha sonraki yazıma bırakalım, olmaz mı? Ona da bir şeyler kalsın. Haksızlık olmasın. Değil mi ya? Ben tam hızla yola devam etmek istiyorum amma, senin parmağını sallayıp “ Hayır…” dediğini, görür gibiyim. Ne olurdu biraz daha izin verseydin sanki? Hedefe tam bu kadar yaklaşmışken.
Oldu güzelim. O da kabul… Sen üzülme. Onu da kabul ederim. Bir dahaki sefere gönüller sultanı… Hayır, yalnız benim gönlümün sultanı. Tek benim özelimsin. Şimdilik hoşça kal. Sevgimle kal canımın içi. Sevildiğini hiç unutma. Tabii bu garip tarafından… Başkası yok. Sakın ha… Kesinlikle yok. Benim özelimsin.
........... devamı >>
 
Suat Tutak
    
    

491  

YALNIZCA BENİM…(DENEMELERİM) SUAT TUTAK

Bugün 18.09.2008 Perşembe sabahı… Saati bilmiyorum. Az önce sahur sofrasından kalktım. Sanırım saat: 05.30 ‘a yaklaşıyor. Herkes yattı. Derin uykuya daldılar. Tabii benim haricimdeki ev halkından söz ediyorum. Henüz sabah ezanı okunmadı. Ne kadar zaman var bilmiyo-rum. Benim uykum yok. Onun için yatmak istemedim. Ezanı bekleye-ceğim. Ezan okununcaya kadar zamanım var… Sonra kalkıp abdest alarak, Allah’ın izni ile ve yardımıyla sabah namazımı kılacağım. Tabii yanında başka namazlar da kılacağım. Örneğin; nasip olursa, ŞÜKÜR namazı da kılacağım. Neden mi? Her şeyden önce Allah’ın verdiği nimetler için… Sağlığım için. Sevdiklerim için… Düşündüğüm, hayal ettiğim şeyler için. Dahası çok… Saymakla bitmez. Senin gibi güzel, sadık arkadaş, bir dost ile beni karşılaştırıp, tanıştırdığı için.
Sevmeyi öğrettiği için… Yaşattığı, sevdayı bana tattırdığı için. Bana, ÖZELİM diyebileceğim bir arkadaş, dost, gönül arkadaşı verdiği için. Canımın içi ile beni tanıştırıp, karşılıklı sevgiyi yaşattığı için… Daha sayayım mı? Başka ne olsun?
Gündüzleri aklımda, gözlerimin önünde seni hayal ettirip, geceleri ve yalnız yatağımda seni bana arkadaş edip, sevdanla, hasretinle, hüznünle, özleminle beni avuttuğu, bir gün sana kavuşma umudu ile şu kalbimi attırıp, çalıştırdığı, bana nefes aldırdığı için… Görüyor musun? Şükür etmek ve şükür namazı kılmak için ne çok sebeplerimiz varmış? Ki bunlardan başka saymadığım, daha nice sebepler var… Anlıyorsun değil mi sevgilim? Özelim, canımın içi… Canım benim.
Bir çırpıda yazıverdim tüm bunları… Konu sen olunca; kalemim yazmaya yetişemiyor. Anla beni. Anla artık, ne çok değerlisin yanımda… Seni nasıl delilercesine seviyorum. Sana nasıl yanmışım. Ne kadar yan-mışım…! ? Söyler, misin sen bana ne yaptın? Niye, bu denli kendine bağladın? Senden başkasını ne görüyor, ne de düşünür oldum. Sen, gerçekten bu kadar güzel misin? Bu kadar asil misin? Niye kapıldım sana… Bu kadar sevilmeye değer misin? Ben bu denli, sana nasıl bağlandım? Ne buldum sende ki, vazgeçemez hale geldim. Oysa daha dün tanışıp kaynaştık… Cin misin? İnsan mısın? Peri misin? Söyler misin? Allah aşkına sen nesin? Ne yaptın bana böyle.
Bu iş “GÜZİN ABLA” lıkla olmaz… Bu işte, bir iş var. Bir incelik var… Bir gizli güç, bir tılsım var mutlaka sende… Beni bu sürede nasıl etkiledin?
Gözlerin çok güçlü biliyorum. Onlara bakmaya doyamıyorum. Sahi, bu kadar güzel olmak zorunda mıydın? Niye bu denli güzelsin? Yaktın kız başımı… Gözlerine baka baka ölmek istiyorum. Seni o denli seviyo-rum ki? En az, geçen ömrüm kadar göğsünde, kucağında, kollarının arasında kalmak, yatmak istiyorum. Sana nasıl doyarım bilemiyorum. Beni gözlerimden öpüp, bir yaramaz çocuk gibi kollarına alır, kucağında uyutur musun? Şımartır mısın birazcık beni…! Ya koca bebek ya. Bu da olur mu, deme.
Ben biraz naz yapıp, kollarının arasında şımarıp, yaramazlık yap-mak istiyorum… Farkındayım… Yine sınırı zorlamaya başladım, değil mi? “ Sus S… Daha fazla konuşma” dediğini, duyar gibiyim. Olur mu canımın içi? Senin kollarının arasına uzanırım da ben, yaramazlık yapmadan hiç durabilir miyim? Orası ikimizin özeli olarak kalsın canım.
Sanırım bu günlük bu kadar yeter. Daha sonrasını, daha sonraki yazıma bırakalım, olmaz mı? Ona da bir şeyler kalsın. Haksızlık olmasın. Değil mi ya? Ben tam hızla yola devam etmek istiyorum amma, senin parmağını sallayıp “ Hayır…” dediğini, görür gibiyim. Ne olurdu biraz daha izin verseydin sanki? Hedefe tam bu kadar yaklaşmışken.
Oldu güzelim. O da kabul… Sen üzülme. Onu da kabul ederim. Bir dahaki sefere gönüller sultanı… Hayır, yalnız benim gönlümün sultanı. Tek benim özelimsin. Şimdilik hoşça kal. Sevgimle kal canımın içi. Sevildiğini hiç unutma. Tabii bu garip tarafından… Başkası yok. Sakın ha… Kesinlikle yok. Benim özelimsin.
........... devamı >>
 
Suat Tutak
    
    
    

492  

BEN BİRAZCIK DELİ MİYİM? / İTİRAF

Şöyle bir düşünüyorum da, zaman zaman tuhaf davranışlar gösteriyorum galiba. Ne “ galiba ” sı canım, tuhaf davranışlar gösterdiğimden eminim. Eğri oturup, doğru konuşmak gerekirse yani. Sonra kınıyor ve sorguluyorum kendimi: ” Neden böyle yapıyorum ben? ” Ve soruyorum kendime: ” Yoksa ben birazcık deli miyim? ”

Gösterdiğim acayip davranışlardan örnekler vereyim de siz karar verin birazcık deli olup olmadığıma. Alın işte çok taze bir örnek. Hani televizyonda sıcak haberler vardır ya, onlardan biri gibi: Daha iki gün önce pikniğe gittik ablamlarla, arkadaşlarla. Güzel bir piknikti. Çok güzel vakit geçirdik. Pikniğe, eniştemin halası olan bir hanım da geldi yeğenleriyle. Hani “ Ağzından bal damlıyor,” derler ya, öylesine tatlı dilli biri. Zaman zaman ona tesadüf ediyorum ablamlarda. Az-çok tanıdığım biri yani.
........... devamı >>
 
Kâmuran Esen
    
    

493  

VAHŞİ BARIŞ: İLKEL FARKINDALIK YOLUYLA İYİLEŞTİRME İLİŞKİLERİ

Post-modern endüstriyel uygarlığın içerisinde yetişmişler için acı gerçek, ilişkilerimizin büyük çoğunluğu tek kelimeyle mahvolmuştur. Tarihte kendimiz ve vahşi ilişkilerimiz (çevre) arasındaki saygılı samimiyeti deneyimlememizin bir norm olduğu bir noktaya gelmiş bulunmaktayız. Daha sonra, her gün bizi çevreleyen insanlar ve kendimiz arasındaki saygılı samimiyeti deneyimlediğimiz bir noktaya ulaştık. Ve şaşırtıcı olmayarak, bizler en derin kendimizle dürüst bir samimiyeti de deneyimleriz. “Varoluşsal krizin –anlamsız bir evrende eninde sonunda yalnız kalacağımız hissi- “insanlık halinin” tek kelimeyle esas bir görünüşü olduğu düşünülür. Hem boş bir “insanlık hali” hem de yaşamlarımızı tahakküm altına alan kişisel olmayan bir çok güce karşılık, bizler zorlayıcı bir şekilde yüz yüze olduğumuz gerçeklikten kurtulmanın yollarını ararız. Kaçışlarımız, tam gelişmiş alkol ve ilaç kullanımından Amerika’da her gece TV’nin karşısında ortalama 5 saat geçirmemize doğru çeşitli bağımlı davranış biçimlerinden gelir. Tüm bu oranlar, gerçek yaşamın an be an akıp gittiğini ve tek kelimeyle bizim orada olmadığımızı gösterir.
........... devamı >>
 
Berzan
    
    
    

494  

BİR DÜŞE DOKUNUŞ ”UZAK YAZ”

Ne kadar zaman olmuş içimizde hüzünlü, o sessiz çocuğu kaybetmemiz…

“uzak yaz”’ı elime aldığımda farklı bir yazın-tarzıyla karşı karşıya olduğumu fark etmem uzun sürmedi.. Elimde böyle çok ender sayıda kitap vardı(r) , kitaplığımda tutup, ama onları okumak için bir süre ertelediğim. Dönüp dolaşıp, gelip bakıp elimde tuttuğum. Ama daha iyi anlayabileceğim zamanı kendime tanıdığım. Sonra bu gidip gelmelerden dönüp durmalardan ezberime aldığım adıyla, başlarım hep…
- başladım okumaya içini kitabın…
Ve ilk sorduğum yazara “yazın” neden bu kadar “uzak” olduğuydu.
........... devamı >>
 
Ayşe Keskin
    
    

495  

SESSİZ Dİ HEP ÇIĞLIKLARIM -1-

Ortadan ayrılıp, iki taraftan örülmüş saçları dizlerine değiyordu yürüdükçe.. Karpuz kollu elbisesi kırmızıydı.... Odanın ortasında durmuş öylece bakıyordu etrafına… Korku dolmuştu, o yemyeşil çocuk gözlerine. Bilemediği bir şeyler oluyordu birkaç günden beri… Ama bu sabah daha başkaydı annesinin telaşı. Bir süredir devam eden hazırlıklar sona ermiş, içine giysiler, çamaşır, gecelik, havlu ve terlik yerleştirilen küçük valiz, kapının yanına konmuştu...
Bir şeyler oluyordu. Bütün tanıdıkları, ellerinde oyuncaklar, çikolatalarla gelip, öpmüşlerdi yanaklarından… 'Orada oynarsın bunlarla 'demişlerdi.. Neresiydi orası...Hiç kimse bir şey söylemiyordu ki..
........... devamı >>
 
Nursen Ateş
    
    

496  

GÖRMEK GERÇEKLERİ VE ÖNLEMLER ÜRETMEK; 1.SUSKUN PERDELER 2. ÜZERİNE.. VE BİR YORUM'LA GELİŞEN...

Görmek gerçekleri ve önlemler üretmek: 1.Suskun perdeler 2. Üzerine.. Ve bir yorum'la gelişen...



Aşşşşşşşşkkkkkkkk

- Öyküsü yarım kalmış aşkları ne yaparlar
- Karasevda hanesine yazarlar
- Karasevda kaldı mı?
- Sevdası uçtu karasına gecekondular yapıldı
- İnsanların aşk aşk dedikleri ne o zaman?
- Sanırım arıyorlar da, ne olduklarını bilmedikleri için bilemiyorlar
- Aşk bilinir mi
- Tabii ki
- Öğretilir yani
- Hem de nasıl
- Nasıl?
- Sen Urfalı ile Münihli aşkını aynı kefeye koyar mısın?
- Koymam
- O zaman Münihli aşkı nereden öğrenmişse öyle yaşar, Urfalı nereden öğrenmişse öyle
........... devamı >>
 
Akın Akça
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


23.11.2008 10:53:01

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim