Antoloji.com

Naat Şiiri - Arif Nihat Asya

Şiir
Antoloji.com ŞiirKitapcEtkinlikler cŞarkılar cResimcForumcNedir?cÜyelercGruplarc Mesajlarım
Şair Arif Nihat Asya Arif Nihat Asya bu nedir >>Popülerlik=5/5
Hayatı  Şiirleri  Forum  İstatistikler  Kitaplar  Zevkler 
 << Önceki ŞiirArif Nihat Asya ŞiirleriSonraki Şiir >> 
Naat

Seccaden kumlardı..
................................
................................
Devirlerden, diyarlardan
Gelip, göklerde buluşan
Ezanların vardı! .

Mescit mümin, minber mümin...
Taşardı kubbelerden tekbir,
Dolardı kubbelere “amin”..

Ve mübarek geceler dualarımız;
Geri gelmeyen dualardı...
Geceler ki pırıl pırıl
Kandillerin yanardı..
Kapına gelenler ya Muhammed,
- uzaktan, yakından –
Mümin döndüler kapından...

Besmele, ekmeğimizin bereketiydi,
İki dünyada aziz ümmet;
Muhammed ümmetiydi.

Konsun –yine- pervazlara güvercinler,
“Hû hû”lara karışsın âminler...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

Şimdi seni ananlar,
Anıyor ağlar gibi...
Ey yetimler yetimi,
Ey garipler garibi;
Düşkünlerin kanadıydın,
Yoksulların sahibi...
Nerde kaldın ey Resûl,
Nerde kaldın ey Nebi?

Günler, ne günlerdi, yâ Muhammed,
Çağlar ne çağlardı:
Daha dünyaya gelmeden
Mü’minlerin vardı...
Ve bir gün, ki gaflet
Çöller kadardı,
Halîme’nin kucağında
Abdullah’ın yetimi
Âmine’nin emaneti ağlardı.
Hatice’nin goncası,
Aişe’nin gülüydün.
Ümmetinin gözbebeği
Göklerin resûlüydün...

Elçi geldin, elçiler gönderdin...
Ruhunu Allah’a,
Elini ümmetine verdin.
Beşiğin, yurdun, yuvan
Mekke’de bunalırsan
Medine’ye göçerdin.
Biz bu dünyadan nereye
Göçelim, yâ Muhammed?

Yeryüzünde riyâ, inkâr, hıyanet
Altın devrini yaşıyor...
Diller, sayfalar, satırlar
“Ebu Leheb öldü” diyorlar.
Ebû Leheb ölmedi, yâ Muhammed
Ebû Cehil kıt’alar dolaşıyor!

Neler duydu şu dünyada
Mevlidine hayran kulaklarımız;
Ne adlar ezberledi, ey Nebî,
Adına alışkın dudaklarımız!
Artık, yolunu bilmiyor;
Artık, yolunu unuttu
Ayaklarımız!
Kâbe’ne siyahlar
Yakışmamıştır, yâ Muhammed
Bugünkü kadar!

Hased gururla savaşta;
Gurur, Kafdağı’nda derebeyi...
Onu da yaralarlar kanadından,
Gelse bir şefkat meleği...
İyiliğin türbesine
Türbedâr oldu iyi.

Vicdanlar sakat
Çıkmadan yarına,
İyilikler getir, güzellikler getir
Âdem oğullarına!

Şu gördüğün duvarlar ki
Kimi Tâif’tir, kimi Hayber’dir...
Fethedemedik, yâ Muhammed,
Senelerdir.

Ne doğruluk, ne doğru;
Ne iyilik, ne iyi...
Bahçende en güzel dal,
Unuttu yemiş vermeyi...
Günahın kursağında
Haramların peteği!

Bayram yaptı yapanlar;
Semâve’yi boşaltıp
Sâve’yi dolduranlar...
Atını hendeklerden -bir atlayışta-
Aşırdı aşıranlar...
Ağlasın Yesrib,
Ağlasın Selman’lar!

Gözleri perdeleyen toprak,
Yüzlere serptiğin topraktı...
Yere dökülmeyecekti, ey Nebî,
Yabanların gözünde kalacaktı!

Konsun -yine- pervazlara güvercinler,
“Hû hû”lara karışsın âminler...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

Yüreklerden taşsın
Yine, imanlar!
Itrî, bestelesin Tekbîr’ini;
Evliyâ, okusun Kur’ân’lar!
Ve Kur’ân-ı göz nûruyla çoğaltsın
Kayışzâde Osman’lar
Na’tını Galip yazsın,
Mevlid’ini Süleyman’lar!
Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle
Geri gelsin Sinan’lar!
Çarpılsın, hakikat niyetine
Cenaze namazı kıldıranlar!

Gel, ey Muhammed, bahardır...
Dudaklar ardında saklı
Âminlerimiz vardır...
Hacdan döner gibi gel;
Mi’râc’dan iner gibi gel;
Bekliyoruz yıllardır!

Bulutlar kanat, rüzgâr kanat;
Hızır kanad, Cibril kanad;
Nisan kanad, bahar kanad;
Âyetlerini ezber bilen
Yapraklar kanad...
Açılsın göklerin kapıları,
Açılsın perdeler, kat kat!
Çöllere dökülsün yıldızlar;
Dizilsin yollarına
Yetimler, günahsızlar!
Çöl gecelerinden, yanık
Türküler yapan kızlar
Sancağını saçlarıyla dokusun;
Bilâl-i Habeşî sustuysa
Ezânlarını Dâvûd okusun!

Konsun –yine- pervazlara güvercinler,
“Hû hû”lara karışsın âminler...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!
 

Arif Nihat Asya

 
SİZCE BU ŞİİR NE HAKKINDA Şiiri Etiketleyin Nedir?


Şu konularda daha fazla şiir: Doğum Günü, Allah, Bayram, Aile, Günaydın, Peygamber, Gurur, Şehir, Tanrı

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. Naat adlı şiirde hata varsa lütfen buraya tıklayarak bize bildiriniz..
 
 
 
 
Bu şiiri Antolojim'e ekleyeceğim
Bu şiiri bir arkadaşıma göndereceğim
E-kart olarak gondereceğim
Şiire puan vereceğim

puan
8.9 10
(518 kişi)

 

yaz | oku

 

Facebook'ta
Bu Şiiri Paylaş
 
 << Önceki ŞiirArif Nihat Asya ŞiirleriSonraki Şiir >> 
Naat Şiiri Hakkında;
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:
 
*GÜLBAZ* Uğur Benek: Bu şiiri bir de Sacit Onan'dan dinleyin! Şiire şiir katıyor sanki...

7 person liked.
4 person did not like.
çamlı hamdi oruç: Bu şiire yazılan bir yorum üzerine cevaben bu yorumu yazıyorum:'Sanat sanat içindir' diyenler de dahil şiirde bir ideolojiyi barındırdılar.ya gündemde olan yada gündemden düşmüş bir ideolojiyi şiir mutlaka yüklenir.'sanat sanat içindir' iddiasını doğru anlamalıyız.Bu konuda yanlış bir anlayış var.O batıldır.Bir aldatmacadır.Kısaca söyleyeyim ideolojiden şiiri arındırmak mümküm değildir.Ancak sanatında hakkını vermek gerekir.diye düşünüyorum.

59 person liked.
25 person did not like.
yasarakbas: İslamın dünü bügünü ve yarınının toplu değerlendirilmesi

98 person liked.
27 person did not like.
Fatima Humeyra Kavak: Bismillâhirrahmânirrahîm Andolsun ki; size, sizin içinizden azîz bir Resûl geldi. Sizin üzüldüğünüz şey, O'na ağır gelir (O'nu üzer) . Size çok düşkün, mü'minlere şefkatli ve merhametlidir. Tevbe Suresi ayet 128 REGAİB KANDİLİMİZ MÜBAREK OLSUN DiN KARDEŞLERiM Naat Seccaden kumlardı.. ................................ ................................ Devirlerden, diyarlardan Gelip, göklerde buluşan Ezanların vardı! . Mescit mümin, minber mümin... Taşardı kubbelerden tekbir, Dolardı kubbelere “amin”.. Ve mübarek geceler dualarımız; Geri gelmeyen dualardı... Geceler ki pırıl pırıl Kandillerin yanardı.. Kapına gelenler ya muhammed, - uzaktan, yakından – Mümin döndüler kapından... Besmele, ekmeğimizin bereketiydi, İki dünyada aziz ümmet; Muhammed ümmetiydi. Konsun –yine- pervazlara güvercinler, “Hû hû”lara karışsın âminler... Mübarek akşamdır; Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler! Şimdi seni ananlar, Anıyor ağlar gibi... Ey yetimler yetimi, Ey garipler garibi; Düşkünlerin kanadıydın, Yoksulların sahibi... Nerde kaldın ey Resûl, Nerde kaldın ey Nebi? Günler, ne günlerdi, yâ Muhammed, Çağlar ne çağlardı: Daha dünyaya gelmeden Mü’minlerin vardı... Ve bir gün, ki gaflet Çöller kadardı, Halîme’nin kucağında Abdullah’ın yetimi Âmine’nin emaneti ağlardı. Hatice’nin goncası, Aişe’nin gülüydün. Ümmetinin gözbebeği Göklerin resûlüydün... Elçi geldin, elçiler gönderdin... Ruhunu Allah’a, Elini ümmetine verdin. Beşiğin, yurdun, yuvan Mekke’de bunalırsan Medine’ye göçerdin. Biz bu dünyadan nereye Göçelim, yâ Muhammed? Yeryüzünde riyâ, inkâr, hıyanet Altın devrini yaşıyor... Diller, sayfalar, satırlar “Ebu Leheb öldü” diyorlar. Ebû Leheb ölmedi, yâ Muhammed Ebû Cehil kıt’alar dolaşıyor! Neler duydu şu dünyada Mevlidine hayran kulaklarımız; Ne adlar ezberledi, ey Nebî, Adına alışkın dudaklarımız! Artık, yolunu bilmiyor; Artık, yolunu unuttu Ayaklarımız! Kâbe’ne siyahlar Yakışmamıştır, yâ Muhammed Bugünkü kadar! Hased gururla savaşta; Gurur, Kafdağı’nda derebeyi... Onu da yaralarlar kanadından, Gelse bir şefkat meleği... İyiliğin türbesine Türbedâr oldu iyi. Vicdanlar sakat Çıkmadan yarına, İyilikler getir, güzellikler getir Âdem oğullarına! Şu gördüğün duvarlar ki Kimi Tâif’tir, kimi Hayber’dir... Fethedemedik, yâ Muhammed, Senelerdir. Ne doğruluk, ne doğru; Ne iyilik, ne iyi... Bahçende en güzel dal, Unuttu yemiş vermeyi... Günahın kursağında Haramların peteği! Bayram yaptı yapanlar; Semâve’yi boşaltıp Sâve’yi dolduranlar... Atını hendeklerden -bir atlayışta- Aşırdı aşıranlar... Ağlasın Yesrib, Ağlasın Selman’lar! Gözleri perdeleyen toprak, Yüzlere serptiğin topraktı... Yere dökülmeyecekti, ey Nebî, Yabanların gözünde kalacaktı! Konsun -yine- pervazlara güvercinler, “Hû hû”lara karışsın âminler... Mübarek akşamdır; Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler! Yüreklerden taşsın Yine, imanlar! Itrî, bestelesin Tekbîr’ini; Evliyâ, okusun Kur’ân’lar! Ve Kur’ân-ı göz nûruyla çoğaltsın Kayışzâde Osman’lar Na’tını Galip yazsın, Mevlid’ini Süleyman’lar! Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle Geri gelsin Sinan’lar! Çarpılsın, hakikat niyetine Cenaze namazı kıldıranlar! Gel, ey Muhammed, bahardır... Dudaklar ardında saklı Âminlerimiz vardır... Hacdan döner gibi gel; Mi’râc’dan iner gibi gel; Bekliyoruz yıllardır! Bulutlar kanat, rüzgâr kanat; Hızır kanad, Cibril kanad; Nisan kanad, bahar kanad; Âyetlerini ezber bilen Yapraklar kanad... Açılsın göklerin kapıları, Açılsın perdeler, kat kat! Çöllere dökülsün yıldızlar; Dizilsin yollarına Yetimler, günahsızlar! Çöl gecelerinden, yanık Türküler yapan kızlar Sancağını saçlarıyla dokusun; Bilâl-i Habeşî sustuysa Ezânlarını Dâvûd okusun! Konsun –yine- pervazlara güvercinler, “Hû hû”lara karışsın âminler... Mübarek akşamdır; Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler! Arif Nihat Asya

100 person liked.
32 person did not like.
Abdurrahman Yildiz 1: İşte şair, işte şiir. Fazla söze gerek yok. Tam puan bu şiire az gelir.

97 person liked.
34 person did not like.
kanra545: Dr Osman Tuğlu abimin teşhis ve ikazı üzerine evimdeki internet hattını kapattırdım.Radyasyonun tehlikesinden korunmak için radyasyonlu ortamlardan uzak kalmak gerekiyor araştırmalarıma göre.Bundan böyle daha seyrek olarak görüşebileceğiz.Antolojideki bütün abilerim ve ablalarımdan dua bekliyorum.Mübarek kandil gecemiz hayırlara vesile olmuştur inşaallah.Selam vesselam :)

62 person liked.
31 person did not like.
İnci Eskicuma: * Yağmur // Vareden'in adıyla insanlığa inen Nur Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından Toprağı kirlerinden arındırır bir Yağmur Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından Rahmet vadilerinden boşanır ab-ı hayat En müstesna doğuşa hamiledir kainat Yıllardır bozu bulanık suları yudumladım Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım Hasretin alev alev içime bir an düştü Değişti hayel köşküm, gözümde viran düştü Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi'nin Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla Mehtabını düşlerken o mühür sahibinin Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla Evlerin arasına dikilir yesil bayrak Yeryüzü avaredir, yapayalnız ve kurak Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım Heyûla, bir ağ gibi ördü rüyalarımı Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydim Yağmur, gülsenimize sensiz, baldiran düştü Düşmanlik içimizde; dostluklar yaban düştü Yenilgi, ilmek ilmek düğümlendi tarihe Her sayfaya talihsiz binlerce kurban düştü Bir güzide mektuptur, çağlarin ötesinden Ulaşır intizarın yaldızlı sabahına Yayılır o en büyük mustu, pazartesinden Beyazlik dokunmuştur gecenin siyahina Susuzluktan dudağı çatlayan gönüllerin Sükutu yar, sevinci dualar kadar derin Çaresiz bir takvimden yalnızlığa gün saydım Bir cezir yaşadım ki, yaşanmamiş, mazide Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydim Sensiz, kaldırımlara nice güzel can düştü Yarılan göğsümüzden umutlar bican düştü Yağmur, kaybettik bütün hazinesini ceddin En son, avucumuzdan İNCİ ve mercan düştü Melekler sağnak sağnak gülümser maveradan Gümüş ibrik taşıyan zümrüt gagalı kuşlar Mutluluk nağmeleri işitirler Hiradan Bir devrim korkusuyla halkalanır yokuşlar Bir bebeğin secdeye uzanırken elleri Paramparça, ateşler sahinin hayalleri Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım O mücella çehreni izleseydim ebedi Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım Sarardı yeşil yaprak; dal koptu; fidan düştü Baykuşa çifte yalı; bülbüle zindan düştü Katil sinekler deldi hicabın perdesini İstiklal boşluğunda arılar nadan düştü Dolaşan ben olsaydım Save'nin damarında Tablosunu yapardim yıkılan her kulenin Ebedi aşka giden esrarlı yollarında Senden bir kıvılcımın, süreyya bir şulenin Tarasaydım bengisu fışkıran kakülünü On asırlık ocağın savururdum külünü Bazen kendine aşık deli bir fırtınaydım Fırtınalar önünde bazen bir kuru yaprak Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü Mazluma sürgün evi; zalime cihan düştü Sana meftun ve hayran, sana ram olanlara Bir bela tünelinde ağır imtihan düştü Badiye yaylasında koklasaydım izini Kefenimi biçseydi Ebva'da esen rüzgar Seninle yıkasaydım acılar dehlizini Ne kaderi suçlamak kalırdı ne intihar Üstüne pırıl pırıl damladığın bir kaya Bir hurma çekirdeği tercihimdir dünyaya Suskunluğa dönüştü sokaklarda feryadım Tereddüt oymak oymak kemirdi gururumu Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım Haritanın en beyaz noktasına kan düştü Kırıldı adaletin kılıcı; kalkan düştü Mahkumlar yargılıyor; hakimler mahkum şimdi Hakların temeline sanki bir volkan düştü Firakınla kavrulur çölde kum taneleri Ahuların içinde sevdan akkor gibidir Erdemin, bereketin doldurur haneleri Sensiz hayat toprağın sırtında ur gibidir Şemsiyesi altında yürürsün bulutların Sensiz, yükü zehirdir en güzel imbatların Devlerin esrarını aynalara sorsaydım Çözülürdü zihnimde buzlanmış düşünceler Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım Sensiz, tutunduğumuz dallardan yılan düştü İlkin karardı yollar, sonra heyelan düştü Güvenilen dağlara kar yağdi birer birer Sensizlik diyarından püsküllü yalan düştü Yağmur, duysam içimin göklerinden sesini Yağarsın; taşlar bile yemyeşil filizlenir Yıldırımlar parçalar çirkefin gövdesini Sel gider ve zulmetin çöplüğü temizlenir Yağmur, bir gün kurtulup çağın kundaklarından Alsam, ölümsüzlüğü billur dudaklarından Madeni arzuların ardında seyre daldım Küflü bir manzaranın çürüyen güllerini Senin için görülen bir düş de ben olsaydim Şehirler kabus dolu; köylere duman düştü Tersine döndü her şey sanki; asuman düştü Kırık bir kayık kaldı elimizde, hayali Hazindir ki; dertleri asmaya umman düştü Ayrılığın bağrımda büyüyen bir yaradır Seni hissetmeyen kalp, kapısız zindan olur Sensiz doğrular eğri; beyaz bile karadır Sesini duymayanlar girdabında boğulur Ana rahminde ölür sensizlikten bir cenin Şaşkınlığa açılır gözleri, görmeyenin Saatlerin ardında hep kendimi aradim Bir melal zincirine takıldı parmaklarım Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım Sensiz, ufuklarıma yalancı bir tan düştü Sensiz kıtalar boyu uzayan vatan düştü Bir kölelik ruhuna mahkum olunca gönül Yüzyıllardır dorukta bekleyen sultan düştü Ay gibisin; güneşler parlıyor gözlerinde Senin tutkunla mecnun geziyor güneş ve ay Her damla bir yıldızı süslüyor göklerinde Sümeyra'yı arıyor her damlada bir saray Tohumlar ve iklimler senindir; mevsim senin Mekanın fırçasında solmayan resim senin Yağmur, birgün elimi ellerinde bulsaydım Güzellik şahikası gülümserdi yüzüme Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım Tavanı çöktü aşkın; duvarlar üryan düştü Toplumun gündemine koyu bir isyan düştü İniltiler geliyor doğudan ve batıdan Sensizlikten bozulan dengeye ziyan düştü Islaklığı sanadır ahımın, efgahımın İçimde hicranınla tutuşuyor nağmeler Sendendir eskimeyen cevheri efkarımın Nazarın ok misali karanlıkları deler Bu değirmen seninle dönüyor; ahenk senin Renkleri birbirinden ayıran mihenk senin Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü Nefsinle yeniden çizilecek desenler Çehreler yepyeni bir degişim geçirecek Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler Anneler çocuklara hep seni içirecek Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin Sana mü'mindir sema; sana muhtaçtır zemin Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım Kardeşler arasında heyhat, su-i zan düştü Zedelendi sağduyu; körleşen iz'an düştü Şarrkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın İnsanlık bahçemize sensizlik hazan düştü Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım Dokunduğun küçük bir nakiş da ben olsaydım Sana sırılsıklam bir bakiş da ben olsaydım Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım Senin için görülen bir düş de ben olsaydım Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım .... Nurullah Genç

65 person liked.
28 person did not like.
Orhan Balkarlı: http://www.youtube.com/watch?v=o1A6u3tHQac Yukarıdaki linkte büyük bestekârımız Buhurizade Mustafa Itri’nin Na’tı var böyle bir gecede ruhlara şifadır dostlar dinleyin iyi geleceğine eminim. Selam ve saygılar herkese kandiliniz mübarek olsun tekrardan.

26 person liked.
22 person did not like.
MustafaCeylan/GÜLCE-Yeni Edebi Akım: Güne yakışan enfes bir naat... Üstadım Arif Nihat Asya'yı da rahmetle anıyoruz...Cümle inananların kandillerini tebrik ediyorum... Güne yakışan bu seçkiden ötürü seçici kurula da teşekkürler...

27 person liked.
18 person did not like.
Halenur Kor 1: Bu güzel şiiri yazan rahmetli Arif Nihat Asya'yı rahmetle anıyor, ruhu şâd olsun diyorum. Bir şiirimle katılmak istedim: SECCÂDEM Her gün dudaklarımın ucunda, Söyleşiriz ağız ağıza. Dualarımı bilir, Dinler yakarışlarımı, ne söylerim... Fısıldar o da, Neler söyler sessizce, Rûhumu kanatlandırır, Dinlerim. Kalbim göz göz olur, Rûhumsa kulak, Gözlerim huşû ile kapalı, Seccâdemle karşılıklı... Bir sır kapısı seccâdem, Her gün otururum kapısına Yüzümü, ellerimi sürerim. Derin ve mânevî bir yol uzanır önümde, Nur nur parlayan penceresinden seslenirim. Dilerim güzellikleri, Senin için, benim için, Herkes için. Dualarımı yollarım kanat kanat o pencereden, Umutlarımı uçururum bahçelerine Ellerimden, Takılır peşlerine yaşlı gözlerim... Fısıldanan sesler, bin bir renge dönüşür pembe, mor, Mavilerinden, yeşillerinden ürperirim. Sarar tenimi sıcacık turuncuları, sarıları, Uhrevî duygularla Bembeyaz ufuklara yükselirim... Bir huzur kapısı seccâdem, Diz çöktükçe önünde, Göklerde rûhum, Hafiflerim... Hâlenur Kor

27 person liked.
14 person did not like.
Orhan Balkarlı: Herkesin kandili mübarek, bu güzel şiiri yazan rahmetli şairin ruhu şad olsun. Bu gün yorumum şiir olsun istedim. Salât Selam Sanadır Serverimiz Nefsimi yedinde bulundurana Diye yemin eden peygamberimiz Mihrü sağ mahı soluma koysalar Vaz geçmem diyen ulu rehberimiz Yüzü suyu hürmetine kâinat Yaratılan pir-ü pak önderimiz Dünya vü ukbada ebed müebbed Yegâne biliriz seraskerimiz Ayağına batan dikenden hâlâ Gönlümüz güldür kanar perverimiz Andın andımız yolun yolumuzdur Salât selam sanadır serverimiz Orhan BALKARLI Cümle antoloji sakinlerine bilhassa bu güzel şiiri bize sunan seçici kurula Selam ve saygılarımla

24 person liked.
16 person did not like.
uzağım: bir konuyu merak ettim Ulvi Ziya bey..yanıtlarsanız sevinirim. neden dul kaldınız acaba?..eşiniz öldü mü,yoksa boşadınız mı? soruyorum çünkü nedenim var!..ölümü halinde belki bir eş bulabilirsiniz ama,boşadınızsa işiniz zor valla!..:)))zamane kadınları çok akıllı zira!..bu durumda Mute Nikahı ile idare edin diyerek,hatırlatmak istedim sadece... saygılarımla..

21 person liked.
18 person did not like.
ulviziya: Kıymetli kardeşim , (savcılık bir tarafa) ben o kişiye bu güne kadar sadece karşılık olarak dokundum...Yâni önce o saldırdı sonra ben de onun seviyesine göre cevap verdim... BU gün ilk defa KARA ÇOCUK diye ben önce saldırdım... Ondan ve senden özür diliyorum...İnşallah bir daha o kardeşime saldırmam... Buradaki atışmalar biliyorum ki hep boş...Hele bir kandil gününde şeytan beni de çarptı... Allah beni affetsin...Kardeşim de ...

20 person liked.
17 person did not like.
ulviziya: Doğrusu LÂGAR dır o sözcüğün ...üst çizgisi kaymış, afbuyur yeğenim...

16 person liked.
20 person did not like.
ulviziya: Evlâdım , kara çocuk , ben sana bir soru sordum: ÇALMAYI ÂDET haline getirdiğine göre sen POEM misin...? Eveleyip geveleme de bana bildir...? A benim birden sekize kadar çıkarak atıp tutan kara yüzlü çocuğum...Hafifçe dokundumsa kızılların mı döküldü...? Bu akşam da içerek etrafa uluyacağını adım gibi biliyorum... Ben de yaptığım bu hatâlardan dolayı ALLAH'a yalvarıp affetmesi için çalışacağım...Kızma evlâdım bana KIZGINLIĞINI ŞİİR'le ve suhuletle anlat... ÇALMA , ÇIRPMA , İFTİRA DA ATMA...

13 person liked.
18 person did not like.
ulviziya: Gören görür , nâmertlerden , çektiğimizi... Haram ediyorlar , ekip diktiğimizi... Kandil günü atıştık hep boşu boşuna ; İnşallah , kaadir-i mutlak , affeder bizi... Kutluyorum müslümanlar , kandilinizi...

15 person liked.
17 person did not like.
Sükûn Ve İnşirah: edeb ya hû.. bu gün bari yapmayın beyler..ağabeyler..lütfen..güzel gündür..gölgeleyenlerden olmayın sevincimizi..alemlerin sevgilisi resul-ü zişan efendimizin kutlu doğumlarının yıl dönümü..O'nun aşkına..Allah'ın aşkına yapmayın bu gün.. gül bayramıdır bu gün..cümleten kutlu ola.. @..

15 person liked.
15 person did not like.
Yavuz Said: heyhat.. hiç bir şey değişmiyor şairden,şiirden,mevzuudan bağımsız olarak her ne sebeple biriktirildiği meçhul husumetler karalanıyor her biri şiirden anlayan şiiri sevdiği söylenen hatta şair kalem sahiplerince .. bu hal ile bu dil ile şiirlere dokunmayın ne olur..

13 person liked.
16 person did not like.
ulviziya: Çalıntı mı ne...? Her neyse: Ey LAĞAR beygir , demirkır denilen mahlûk ; Demedim mi çizmeden yukarı çıkma sen... Şimdi dulum dedimse sana nedir be moruk...? Çığırından kaymışsın bulunmaz sana eksen... Ayıramazsın , genç-ihtiyar ayı görsen...

9 person liked.
22 person did not like.
ulviziya: Mâni yaz da ,bana anlat evlâdım ; Küre dağı dayısı mıdır adım...?(!!!) Vazgeçtim dul ayı kovalamaktan ;(!) Taptaze güzeller benim muradım...(!!!)

14 person liked.
18 person did not like.
Bu şiir hakkında yazılmış 164 adet yorumu okumak için tıklayınız.
 
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
 Bu Şairlerimizi Okudunuz mu? (bu da ne?)
Mahmut Çendik
Hasan Özünal
İlhan Sağlam
Kübra Şahin 2
Hüdayi Altıntaş
Ertuğrul Temizyüre...
Utkay Nesim Göğeba...
Mehmet Turgut Altı
 Bu Şiirimizi Okudunuz mu?
.Bir Eylül Vardı Gözlerimde..Bir De Sen.. (Züleyha Özbay Bilgiç)
 TOP 100 Şiirler
1  Beklenen  (Necip Fazıl Kısakürek)
2  Ben Sana Mecburum  (Attila İlhan)
3  Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?  (Victor Hugo)
4  Bence Şimdi Sen de Herkes Gibisin  (Nazım Hikmet Ran)
5  Anlatamıyorum  (Orhan Veli Kanık)
6  Hasretinden Prangalar Eskittim  (Ahmed Arif)
7  Ayrılık Sevdaya Dahil  (Attila İlhan)
8  Kaldırımlar 1  (Necip Fazıl Kısakürek)
9  Ben Senden Önce Ölmek İsterim...  (Nazım Hikmet Ran)
10  Sakarya Türküsü  (Necip Fazıl Kısakürek)
» Tüm Top 100 Şiirler
 Konularına Göre Şiirler
Aile
Barış
Kadın
Allah
Bebek
Mutluluk
Ankara
Doğum Günü
Ölüm
Anne
Dostluk
Özlem
Asker
Gurbet
Savaş
Aşk
Hasret
Sevgi
Atatürk
Hayat
Sitem
Ayrılık
İhanet
Vatan
Baba
İstanbul
Zaman
 Günün Şiiri
Anfora (Zerrin Taşpınar)
  BUGÜNKÜ GAZETELER
Gazeteler  Sabah Gazeteler  Milliyet Gazeteler  Zaman Gazeteler  Sözcü Gazeteler  Habertürk Gazeteler  Taraf Gazeteler  Cumhuriyet Gazeteler  Fotomaç Gazeteler  Türkiye Gazeteler  Tüm Gazeteler
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: Naat Şiiri - Arif Nihat Asya

Antoloji.com
22.09.2014 09:13:56  #.234#
[18550]
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]

#18550 ##423