Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

MUTFAK Konulu Şiirler - mutfak Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "mutfak" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "mutfak" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. mutfak Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

369  

<İMAGE SRC='HTTP://İMG216.İMAGESHACK.US/İMG216/6153/PKHRT3GF1.GİF'>ANDIRIN LÜGATÇESİ - 4



Başlık parasına KALIN, Ayrana ÇALKAMAÇ
Amanın ABARIN, Yufka çevirme aleti EVRAÇ
........... devamı >>
 
Celil Çınkır
    
    
    

370  

DİN

1. NOLA(1548-1560) Doğumu ve İlk Çocukluk Yılları
Giordano Bruno kendisini derinden etkileyen felsefi bir anısını anlatır: Babasıyla bir gezi sırasında uzaktan çıplak ve gri görünen Vezüv dağını görür. Babası ona, orada aynen oldukları yerdeki gibi zengin bir bitki örtüsü olduğunu anlatır. Giordano şeylerin uzaktan başka göründüğünü anlar ve duyulara güvenmemek gerektiğinin bilincine varır. Herşeyin şüpheli olduğunun farkına vardığı anda içindeki düşünür doğar
(bir alıntı)
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    

371  

HİÇ TAHKİK EDİLMEYEN ACI OLAN GERÇEKLER!

Müşahede ettiğim bazı hareketlenmeler dikkatimi çekiyordu etrafımda.
Önceleri tanış olduğum bazı dostlar bazı sohbetlere iştirak etmeye başlamışlar.

İlgililer bazı tavsiyelerde bulunmuşlar, muhabbetin, feyzin kaçması konusunda.
Aynı gurubun müdavimleriyle ünsiyet peyda etmenin yaraları anlatılmış sohbette.

Bir “dersin” alınmasının gerekleri konusunda nasihatler yapıla gelmiş ve mürit olunmasının gerekçeleri sıralanmış.
........... devamı >>
 
Mustafa Cilasun
    
    
    

372  

__BAK TÜRBANLI KARDEŞİM

.
Bak türbanlı kardeşim, sözüm olmaz örtüne
Benim anam, ninem de göstermezdi saçını
Amaç başı örtmekse, ille de türban niye
Eşarp, şifon, yemeni eksiltmez inancını
.
İnat etme kardeşim seçeneklerin pek çok
Vaz geçersen türbandan sevap artar o yanda
Biliyorum aslında senin bunda suçun yok
Sorumlular türbanı simge yapıp koyanda
.
Yarım yüzyılı yıktım, altmış, seksenli yılla
Yıkandı arkadaşım kanıyla toy çağında
Gençleri kurban verdik kara kefenli 'sal'la
Bölündük, sancılandık emperyalist ağında
.
İncirlik'i üs yaptık, ardından olduk pişman
Hala bölücü güçler peşimizde bil, anla
''Tek Yol Devrim'' derken biz, çok mutluydu o düşman
........... devamı >>
 
Nesrin Göçmen
    
    

373  

DOĞU KARADENİZ YAYLA TURUNDAYIZ! (GEZİ YAZISI-GÜZELLİKLERİ YAŞAMAK İÇİN...)

Ağustos 2007 Tarihinde Ayder Turizmle Doğu Karadeniz Yayla Turundayız!
Sizlerde bu güzel paylaşımları yaşamak isterseniz Haydee Doğu Karadeniz Yaylalarına!
Yolculuk Doğu Karadeniz’e...
45 kişilik yol arkadaşlarımızla gezimiz başlayacak.
Saat: 22 00
Heyecanlı bir gündür. Çünkü nereye gideceğiniz bellidir de, nelerle karşılaşacağınızı bilmezsiniz.Bilinmezlikse insana müthiş heyecan verir.. Beklentilerinizin karşılanması umut ederek yol alırsınız… Bilmediğiniz insanlarla, bilmediğiniz yerlere doğru yol alırken hep bir yanınızı bırakmanın, alıştığınız kenti terk etmenin kırıklığın da yüreğinizin bir köşesine saklarsınız… Gecenin derinliklerinde otobüs hızla Doğu Karadeniz yolunu almıştır bile…
........... devamı >>
 
Hatice Sarıaltın
    
    
    

374  

GÖKTE KANAT ÇIRPAN YARALI KUŞ /2

10
Korlanmış ateş üzerinde
yürümektir ayrılık
eğer ortada çocuklar varsa...



Mantıvar'dan ayrılır ayrılmaz derin bir dalgınlığa gömüldü Cengiz'in beyni.
Bazan ayıkıp etrafına bakıyor ama bir türlü anımsamıyordu nerde olduğunu.
Kendini trafiğin akışına teslim etmişti. Yelin önünde tozan kuru yaprak gibi
menzilsiz bir gidiş içindeydi. Kullandığı araba onu sürükleyip götürüyordu.
Beyninde aile sorunu... Nedendi bu sorun? Eşi ve çocuklarına karşı babalık
görevini yapmıyor muydu? Düşünüyor bir türlü kendine ait önemli bir hata
bulamıyordu aile yaşamını altüst edecek. Peki ama karısı neden kendine karşı
........... devamı >>
 
Mehmet Sarı
    
    

375  

ÇARŞAF DUVAR (ÖYKÜ)

Yüz yıllara tanıklık etmiş Kars yıllarca soğuk ve sıcağa okşanırmışçasına yanıt vermiş hala ayakta, okşanmanın erincini yaşıyor.
Hava kararmak üzere yağmur yeni dindi. Ortalık sessizlik içinde. Ne gece ne de gündüz, iki zaman arasında sıkışmış gün doğuramıyor. Doğa en zor sancılarında gündüz gitmemek üzere direniyor, gece, kendi dinginliğinin erincini yaşıyor. Küçük pencerelerden sızan ışıklar elindeki gazeteyi okumasına yetmiyor. Gazetedeki yazıları okuyamamanın verdiği sıkıntıdan daha çok beklediği arkadaşının gelmemesi onu meraklandırıyor.
Cemil, gözlerden ırak, kapıyı görebileceği bir yere oturdu. Her kapı açıldığında kapıya baktı. Kapı açıldı içeri bir genç kız girdi. Pek oralarda görünmeyen tiplerden, bakımlı ve güzel genç kız pastanenin içindekileri tek tek süzdü ve elinde Tercüman Gazetesi olan Cemil’in yanına giderek kimliğini uzattı. Cemil gelen kıza şaşkın şaşkın bakıp “Gel otur, hoş geldin” Dedi. Genç kız kendini tanıttı. “Ben Seher.” Seher’in yüzüne bakmadan: “Ben de Cemil”. Delikanlı şaşkınlığını daha üzerinden atmadan garson iki çay getirdi. Tanışma bittikten sonra çaylar içildi. Cemil genç kızı kalacağı yere götürmek üzere yola çıktılar.
........... devamı >>
 
Turgay Delibalta
    
    

376  

ŞAHMARANLAR(14)

4
‘Arabamda gıcıldayan mazım var,
Bu serçenin lenger kadar ağzı var.’

Hacı Hanife Hanım Teyze:
- Su gibi ömrün uzun olsun kızım. Dedi. Berhudar ol.
Sonra, tahta sandıklardan kurulmuş divanda geniş kalçalarına daha rahat bir yer arayarak minderlere iyice yerleşti. Başındaki kenarları pullu, işlemeli tülbendini alnının üzerine biraz daha çekti. Kazara ortaya çıkmış tombul, yaşlı, buruşuk, çil sepelemiş ellerinin üstünü hırkasıyla kapattı. Eteklerinin altından siyah meşin meslerine kadar uzanan kavuniçi poturlu kısa bacaklarını divanın kenarından salladı. Su içerken koluna taktığı otuzüçlük, imameli, fosforlu beyaz tespihini eline aşağı kaydırdı. Kıpır kıpır oynattığı ufak, yumuşak parmaklarıyla taneleri saymaya başladı. Kenarları derin çizgili çivit mavisi gözlerini, elindeki boş su bardağıyla uydurma bir taburede oturan genç kadının gözlerine dikti. İnsanın içine ürperti veren, buruşuk dudaklarını bir süre ses çıkarmadan oynattı. Sonra:
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


10.01.2009 06:03:04

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim