Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

MUCADELE Konulu Şiirler - mucadele Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "mucadele" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "mucadele" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. mucadele Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

593  

ANNEM

sana en nadide çiçeği vermek istiyorum anne!
en uzaktaki yıldızları getirmek,seni gülerken görmek istiyorum
öyle bir varlıksınki sen,
seni düşündüğüm zaman aklıma,yemyeşil ormanların en kuytu
en renkli ve en ferah yerleri geliyor ve oradan beni bir huzur kaplıyor...
seninle olmak bir yana seni düşünmek varlığını bilmek bile yaşamam ve mücadele etmem için bir gaye oluyor....
seni seviyorum anne...
........... devamı >>
 
Lehat Kamuran Yardımcı
    
    
    

594  

MİLLİ MÜCADELEMİZ

Karşı koymak olarak,
Biliyorum anlamını.
Nasıl taşıyacaktı ancak,
Tüm halk aynı amacını.

Şimdi öğrenmiştim işte,
Milli mücadele ne demek?
Kurulan dört bir cephede,
Büyük,küçük,kadın,erkek.

Elinde avucunda,
Mutfağında,kilerinde.
........... devamı >>
 
Vedat Küçükler
    
    

595  

KESKE SANA KİN TUTABİLSEYDİM

O'na

Sevdimi insan,
yeni dogan cocuk kadar
gönlü temiz oluyor,
besikten gülümsüyor sadece yüzlere
görmüyor dönen sirtlari agladiginda,
mesajlarina cevap almadiginda bekliyor,
yapabilecegi tek seyi yapiyor ve agliyor,
sevdimi insan...

Bir kez elini tutmak istiyor insan sevince,
Beraber olmak, herseyi paylasmak,
bir bir konusmak istiyor hayata dair ne varsa,
Onuruyla mücadele edip sabrediyor,
onun gelmesini bekleyebiliyor sadece...
........... devamı >>
 
Kadir Yalcin
    
    
    

596  

İÇİMDE

Ne yaptımsa şu gönlümü sogutamadım
Senden gayri hiç kimseyle avutamadım
Ey sevdigim,seni bir an unutamadım
Buruk bir ukde olarak,kaldın içimde

Kopardılar seni benden vefasız kullar
Şimdi yerin yurdun oldu şu gurbet eller
Yüzünü görmeden gelip geçtikçe yıllar
Güller misali sararıp,soldun içimde

Her gün sevgimle suladım yeşertmek için
Tekrar hayata dönmeni başartmak için
Hayli mücadele verdim yaşatmak için
Yinede can çekişerek,öldün içimde.
........... devamı >>
 
İhsanbatmaz
    
    

597  

UCU ''KIR''A DAYALI ŞEHİR ÖRGÜTLENMESİ

Anadolu da anarşist mücadelenin örgütlü bir geleneğinin olmaması, bundan önce içinde yer aldığımız girişimlerden aradığımızı bulamamamız, şimdiye kadar yapmaya çalıştığımız gerek bireysel çabalarımız, gerek örgütlenme deneyimlerimizi eksik görüşümüz ve örgütlenme isteğimizin sürekliliği kıranarşi inisiyatifini bir araya getirdi. Yaşam, hepimizi farklı yerlerden, farklı geleneklerden gelmemize rağmen bir arada olmaya evriltti. Her konuya bakışımız tamamen aynı olmasa da böyle bir niyetimizde yoktu zaten. Bizleri ortaklaştıran şey mevcut sistemden duyduğumuz rahatsızlıkla beraber yaşamayı arzu ettiğimiz hayatın benzerliğiydi; zira karşıtlıklar üzerinden kendini var etmek karşıtlık ortadan kalktığında anlamsızlaşacaktır. Yaşamayı düşlediğimiz komün hayatına her boyutuyla engel olan iktidar ve otorite KIR-ılması gereken mevcut bir gerçeklik elbette. Bizler yalnızca kendi yaşamımıza komünde devam etmeyi değil anarşist bir dünya istiyoruz.
........... devamı >>
 
Berzan
    
    
    

598  

DÜRÜST OLMAK ZOR BİR ERDEMDİR. (DENEME)

Bu yazıya başlamadan önce, kendimce dürüstlüğün sınırlarını çizmeye çalıştım. Doğrusu, nereden başlayacağımı da bilmiyordum; ama düşüncelerimi ortaya koymak için bir yerlerden başlamalıydım. Öncelikle,“Dürüstlük nerede başlar? ”sorusuna yanıtlar aradım, ancak dürüstlük soyut bir kavramdı… Ki öyledir; çünkü bu kavram, insandan insana değişebilir. Peki, iç dökercesine bir şeyleri sorgulamak dürüstlüğü ortaya koyabilir miydi acaba. Çözüm olmayacaktı; çünkü bu kavrama da bu şekilde yaklaşmak, ancak eleştiri veya öz eleştiri olabilirdi bence. Peki, nereden başlamalıydım? Sanırım dürüstlüğü ortaya koymak, lügat anlamının dışında olmalıydı… Ki, doğrusu da buydu sanırım.
Bu anlamda konuya yaklaşmak bana öncelikle, dürüstlüğün, bir huy mu yoksa bir erdem mi olabileceği sorusunu düşündürttü. Huy olamazdı; çünkü bu kavram, insanın sonradan kazandığı insansal bir değer… Bir erdem midir peki? Evet! Bir erdem olabilir; çünkü dürüstlük bence, bencilliğin kendisine sınır koyduğu yerde başlar. Ve her insanda, mutlaka olması gerekir. Azlığı veya çokluğu düşünülebilir mi? Düşünülmez çünkü nicel bir kavram değildir ki; şu insan bu kadar dürüst, falanca insan, şu kadar dürüst denilebilsin… Bu nedenle dürüstlük, nitel bir kavramdır ve sınırları çizilmez. Zaten dürüstlük, yasaların doğasında olması gereken bir kavramdır. O halde kişisel alanda dürüstlüğün, belirleyicisi nedir? Kişinin karakteri, değer yargıları ve olaylara bakış açısıdır diyebiliriz sanırım.
Bu nedenledir ki; bir takım olaylar ve olgular karşısında kalan bir insan, kendi bencilliğine karşı koyabildiği ölçüde dürüsttür ve yasalara saygılıdır. Bence dürüstlük, yasalara saygılı olmakla başlamalıdır ve çıkarcı olmamalıdır. Çünkü doğruluk boyutunu aşan her bencillik, çıkarcılığa daha yatkın ve toplumsal istence (irade) karşıdır. Kendisini tatmin etmek üzerine, kurulmuş bir anlayıştır sadece. Bu nedenle insanlık tarihinde, çıkarcı bencillik ve dürüstlük mücadelesinin yaşam boyu biteceğini hiç sanmıyorum. Aslında dürüstlüğün özünde, çıkarcılığa karşı bir mücadele yatar hep. Ve böylece kişiliklerin arka bahçesinde hep, ‘ben’ boyutundaki bencillikle, ‘biz’ boyutundaki toplumsallık mücadelesi sürer gider.
Ayrıca dürüstlüğün boyutu, toplumsallığa, insan haklarına ve doğruya inanmakla da orantılıdır. Çünkü toplumsallık, doğruluk ve insan haklarına uyumlu yaşamakla başlar, başlamalıdır da… Ancak bu olgular, mücadele ister! Mücadele ise, inanç ve istençle (irade) ortaya çıkar. Oysa çıkarcı bencilliğin tek korkusu da, kendi çıkarlarına karşı yapılacak olan inançlı bir mücadeledir. Çünkü onun özünde, başkalarının adına yapılacak iş yoktur. Çünkü yaşamın ucunda, salt kendi çıkarları vardır. Zorda kaldığı zaman ise, yasal olmayan tutum ve davranışları kendisine hak sayar. Ve gerektiğinde yasalara karşı bile, “Gemisini yürüten kaptandır”gibi yanlış yorumlanan, atasözlerimize sığınmakta gecikmez.
O halde dürüst olmak, hep mücadele mi gerektirir? Kendi iç dünyasında, kendisine karşı hayır! Bu anlayıştaki bir insanın, öncelikle kendisine inanması yeterlidir sanırım. Yani her an, dürüst insan kendisiyle barışık; doğruluk, toplumsallık ve insan hakları adına uyanık olmak zorundadır! O halde her bencillik, karşı konulması gereken bir olgu mudur? Hayır, tabi ki… ‘Ben’olgusu yeri geldiğinde, zararlı etki ve etkenlere karşı bir tavır ve bir düşüncedir. Bana göre, burada göz önüne alınması gereken olgu, bencillik değil, çıkarcı bencilliktir. Bu nedenledir ki, dürüst olmak zor bir erdemdir; ancak insan en azından, “Kendi içinde kendine karşı dürüst olmaya çalışmalıdır”.
27 – KASIM- 2007
İSTANBUL
........... devamı >>
 
Ergin Bingöl
    
    

599  

(* MİLLİ EĞİTİM


ATATÜRK DİYOR Kİ!

Milli Eğitim

En mühim ve feyizli vazifelerimiz millî eğitim işleridir. Millî eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lâzımdır. Bir milletin hakikî kurtuluşu ancak bu suretle olur. 1922

İlim ve teknikle ilgili teşebbüslerin faaliyet merkezi mekteptir. Bu sebeple lâzımdır... Mektep adını hep beraber hürmetle, saygıyla analım: Mektep genç beyinlere, insanlığa hürmeti, millet ve memlekete sevgiyi, şerefi bağımsızlığı öğretir... Bağımsızlık tehlikeye düştüğü zaman onu kurtarmak için izlenmesi uygun olan en doğru yolu belletir... Memleket ve milleti kurtarmağa çalışanların aynı zamanda mesleklerinde birer namuslu uzman ve birer çalışkan bilgin olmaları lâzımdır. Bunu temin eden mekteptir. Ancak bu şekilde her türlü teşebbüslerin mantıkî neticelere erişmesi mümkün olur. 1922
........... devamı >>
 
Serap Özaltun
    
    

600  

KENDİNİ ARAYAN KIZ (TESETTÜR KURBANI)

Umutlar yüreğinde gidiyordu Zümrüt
Seyahat şartları değişmişti
Araçlar süperdi ikramlar mükemmel
Ayrılıklar aynı acı aynı hüzün hicran aynıydı

Söylendi kendi kendine
Gurbet gidilen yer gurbet
Birkaç damla gözyaşı süzüldü
Yalnızlık duygusu kalabalığa rağmen

Ne yapıyorum ben nereye neden gidiyorum
Yardım et Allah'ım yardım et ne olur yardım
Durdurmak arabayı inmek dönmek geriye
Anneme babama Zühal'e
Aliş'e sarılmak koklamak
Anneanne babaanne dede ben geldim
Buradayım gitmiyorum
Gülümsedi güller açtı gül yüzünde

Oyalanmaya avunmaya çalıştı
Unut her şeyi geride kalanları unut
........... devamı >>
 
Necmiye Sarpkaya
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.09.2008 16:52:32

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim