Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

MITOLOJI Konulu Şiirler - mitoloji Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "mitoloji" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "mitoloji" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. mitoloji Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

57  

FOTOSENTEZ, SORULAR VE YAŞAM USTALARI (DÜZ YAZI)

“Doğada rastlanan her taşın altına bakmalıdır. Çünkü gerçeğe bazen caddelerde değil, patika yollarda rastlanır” - Bacon


Kapalı bir kavanoza kapatılmış fare, soluk alıp verdiğinde açığa çıkan karbondioksit gazı yüzünden bir süre sonra ölür. Kavanoza ilave edilen nane ise fotosentez sayesinde onun yaşamasını sağlar. Bu gerçeğin keşfi Joseph Priestley’in bilim dünyasına bir katkısıdır (1771) *. Basit bir nane bitkisi her iki süreci de tersine çevirmiştir. Karbondioksit bitki dokusuna dönüşürken, açığa çıkan oksijen farenin ölümünü durdurur ve onun yaşamasını sağlar.
........... devamı >>
 
Naime Erlaçin
    
    
    

58  

SAFARİ VE SEYİR DEFTERİ

Önce ayakların vardı. Sabrın yalın fahişeleri ayakların. Seni ilk hissettiğim yer orası. Bir ırmaktan yeni çıkmış gibi ürkektiler. Bir avcı mı gördüler acaba? Yoksa, ak mintanlı bir can alan mı? Nedendi, bilemedim! . Mesela ben, hiç silah taşımadım. Kağıttan gemiler yapardım ırmak boyunca. Hepsinde teninin kokusu, gece ateşleri, danslar ve şangırdayan halhalın…
Hadi tırmanalım. Pençesinde yangınlar taşıyan alaz kartalı izleyelim.
Lanetin akustik prensesi bir hancı edasıyla baldırlarıma dokundu. Etim yarıldı. Kanım titredi. Sen tüyün duyumsamadaki repertuarını ezberlerken; benim, doruklara olan inancım, mağaraya olan imgeleme gücüm arttı. Katsayının temasa paralel olduğunu, iki anahtardan birinin kapalı olsa da akım hızının değişmediğini söyleyen Edison’un, oradan geçmekte olan gemilerimizden birine bunu yazılı olarak verdiğini ve Afrikalı maceraperest delikanlıların kabile şeflerinden bu sırrı öğrenmek için büyüye başvurduklarını anlatıp duran ince mi teli prenses, henüz dizlerine ulaşmıştı ki kıvrılan iki yılan bacaklarımızın, beslenmek için bir güvercini nasıl sindire sindire yuttuklarına tanık oldu. Doğa, onun boynuna bir zincir taktı! ..Anladı! ..
Hadi tırmanalım. Her üç adımında dönüp bir şeyler söyleyen ak sakallı, asalı, ak masallar taşıyan çıplak rahibi izleyelim.
Büyüyen kara parçalarında, bir muştu gibi volkanların patlayacağını, dans ile, ezgi ile söyleyen dudağının sarkan çingenesi, yükselen balık burcundan astı kendini. Sağ elimde onun intiharı kaldı. Parmak uçlarımda yürüdüm sonra. Çok hassas, çok duyarlı olmuşlardı. Hemen sonra arzular, kıvılcımlar toplandı. Yedi canlı kedi adına, üç defa; ’’ cesaret! Cesaret! Cesaret! ’’ diye bağırdılar. Ama korktum.yorgana sarındım. Sen sustun, duaya sarındın.Ben kardeşinin derin ve uzun soluğunu alnımda hissettim. Sen, yağmur yağsın istedin, ıslanmak istedin. Ben, bunu gördüm; bunu bildim. Ve sana bulutlarla geldim.
Hadi tırmanalım. Soluğu keskin, görkemi dingin, zehrini çoğaltmış akrebi izleyelim..
Çizgilerinde mitoloji taşıyan aksak sütunlar, derinleştikçe kendilerine dönüyorlardı. Ve derinlik ıslaktı. Karanlıktı. Kaygandı. İnleyişti. Varoluşun totem olmuş ayiniydi. Parmaklarım, zikrin ve salavatın tespih taneleri gibi, ateşe düştü ve eridi. Öz maddesine bulanan parmaklarım, vaftiz anı boyunca birer birer eridiler. Sonra da ateş büyüdü.
Hadi tırmanalım. Sesimizin kapatıldığı yerde kana susayan, kapılarımızdaki zincirleri kemiren, iki dağ bir vadi ve koca ova diye gezinen yabanıl ruhları izleyelim.
Sisin içinden geçerek gelip durduğumuz yer, sırat köprülerini çoğaltarak çıkmaya çalıştığımız yer olmuşken; iki cet, kardeşinin şişlerine dizildi. Sen pişir, ben günah biriktireyim. Sen geceye sığın, ben biraz daha büyümeye çalışayım. Pamuk göğün ağırlığında, sana sunduğum her zevkin yüzük parmağına kına sür ve bana, davulun sesini bırakmadan uyuma sakın!
Hadi tırmanalım. Birbirimizi, ilk vedadan sonra bir daha bulmak için geçtiğimiz yollarda bıraktığımız işaretleri izleyelim.
Bindiğimiz zeppelin, iki dağ öncesi bir kentin barok kavşağının rüzgarında salınırken, kuşlar, taşa tuttu bizi. Alaz kartal, yangınında ışımaktaydı. Sonra küle döndü. Rahip’e baktım. Asasından dökülen masallar kara bir kutuya konuluyor ve korsan bir geminin kara şapkalı kaptanına veriliyordu. Bu korsan ayinin, böyle bir kara parçasında iki dağ öncesi bitmesi gerektiğini söyleyen akrebin, karnıma batan iğnesinde yüzünün dökülmekte olduğunu görünce, tırmanışın bittiğini anladım. Artık, yabanıl ruhlar gezinsin o derin vadide..
Gayrı duralım.
........... devamı >>
 
Sargon
    
    

59  

-KURMANCİ- (KİTAP)

Yenda Yayınları (Genel Dağıtım- Cağaloğlu)

Nubihar Yayınları (İstanbul Kitapçılar Çarşısı- Beyazıd)
........... devamı >>
 
Yasin Vasat
    
    
    

60  

MEVLANA VE MİTOLOJİK - GİZEMİ

Son, azdüzeltilen bir şekliyle:


Mehteran bölüğüyle hazır kıta,
Ama çok fazla ileride, ’2 fazlasıyla geri’de:
İki adım beri, bir adım ileri, mehter:
Ama geçmişe eskiyen pabuçlar,
Geleceğe artık yöneldiler:
Tek insanda sanki aşılmadı mı
Vahdettin’in kazığı?
Ya,Osmanlı-bedduası, Vahdettin’e?

Evet, evet!
Katre katre: İhtiyarlamaz yazıt,
Zaman içinde.

*

‘Labyris’ tutuyor hazret;
İki uçlu bu balta, amazon kadınların;
Yakışır Ona.
Kullanmasından ötürü değil:
Sebebiyle nasıl kullanacağını bilmesi.
Bir derecelendirmedir ki,
Güzel amaçlara vurur “çift yüzlü kar baltası”*
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    

61  

ŞEB-İ YELDA


Rent a car



Ta derinliklerde bir süveyda olmalı
İnsanı ağlatmaya serde sevda olmalı…

Evet... Bir dünya olmalı
Sevgi, barış, kardeşlik üstüne
Bunca karamsarlığa bir elveda olmalı
........... devamı >>
 
Ramazan Yaşar
    
    
    

62  

STA2

Deneme – Şehnkucca’lar

Gelinen noktada, kadın, hareketlendi ve eskimiş bir şezlongdan kalkarak denizde gözden kayboldu, günün doğmakta olduğu haberini alınca …

Yeni bir güne mi doğuyorum yoksa bir günbatımı mı yeni bir başlangıca götüren beni? Hatta belki de, şafak ile birlikte anılmalıdır günbatımının kendisi bile.
Kumsalda uzanmıştım, “şehnkucca’lar fakat çıktı birden! Her yanımı sardılar. Koşturuyorlar! Niyetim tek, güneşte biraz uzanmaktı…
yeni bir kelt şafağın getirdiği şu kocamış psy-fantaslotron’unda anti-ütopik bir futuristik mitologyanın:
Tek sıra dizilmiş, kum-göleti’nin yanındaki plajın ebedi-yegane rampası’nda duruyorlar, oradan doğru birbirlerini Ay’a fırlatıyorlar. Bazıları iyi, bazıları kötü,
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    

63  

AFRODİT'İ TANIMIYORUM VALLA..! ! (METİN YALTI İLE DERTLEŞME)

Sanki yetmiyor
Küresel çatışmalar.
Oysa burnumuzun dibinde
Alev alev yanan
Irak var.
Ve sanki
Sadece Burhaniye'de
Köprü var.
Mustafa dostum
Özenip de
Deli Dumrul'a
Beklesin varsın yolunu.
Aldırma Metin dostum
Ayvalığa geleceğin
Başka yollar var..

Hani derler ya
Kuru iftira diye.
İnanma,
Ayak izlerinde
Saklambaç oynarken
Afrodit'in;
Altı yaşındaydım daha
Kim olduğunu bilmiyordum,
Bilsem
Oynar mıydım hiç
Afrodit teyzenin
İzlerinde...
Ama inan,
Kırmızı bisikletimle bile
Geçmedim üzerinden.
Eğer varsa,
Ki emin ol
Benim değil.
Üç tekerlekliydi bisikletim
........... devamı >>
 
H Hikmet Esen
    
    

64  

YILANIN KONU ETTİĞİ

“HAVE WE GOT A VACATION FOR YOU…”

-

I.

Av’ın bıyığı sanki, android’in kelliğine geçmiş
Ve ortada buluşan bir nefret noktasını sergilemiş.
Doğdu Doğu Doğu’dan ve Batı’yı yaktı
Kuzeyden, değil Güney’den: buluştular bir noktada;
Yaktı Batı’yı, Doğu’dan düşündüren.
O bir ilham perisi; düşünense, androidi icraatın:
Androidi hareketin, yapan, durmayan -
Savsaklamaya zamanı yok
-Devamlı seregileyen, ölmeyi beceremeyen!
........... devamı >>
 
Akın Akça
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


03.12.2008 04:12:03

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim