Antoloji.com
Mektup Şiiri - Banu Çiftçi
Şiir
Antoloji.com ŞiirKitapcEtkinlikler cŞarkılar cResimcForumcNedir?cÜyelercGruplarc Mesajlarım
Banu Çiftçi
Şiirleri  Forum  İstatistikler  Zevkler 
Mektup

Güneşin doğuşunu nicedir görmüyorum
Ama hayal edebiliyorum
On dört yıl önce görmüştüm.
Şu nemli, ıslak, buruk bir ağlayış kokan
Duvarları hep yaşadım
Gecem gündüzüm onlarla.
Tadına keskin bir çay içmeyeli dost elinden
Ne kadar zaman oldu
Onu bile hatırlamıyorum.
İçimde hırçın
Hırçın olduğu kadar da anlamsız bir isyan var.
Bu hep oldu aslında
Zaten her şeye
Elle basma tulumba gibi başımı sallasaydım
Burda ne işim olurdu ki!
Bitmedi insancıl inadım, hırsım anlıyor musun.

Sigarayı çok içtiğimi,
İçin için kızdığını yazmışsın son mektubunda
Haklısın diyemiyorum sana
Ama kızamıyorum da…
Sen de olsan, sende içersin o kadar!
Yine elimde sigaram
Eski alışkanlığım, dostum
Hiç vazgeçemedim şu kara dumanlı şeyden.
Bir de bilirsin pamuk şekerini çok severim
Unutmadın değil mi
Çocukluğum sönük geçti diyemem sana
Hatırımda kalan çok şey var
O günlere dair.
Hey hat….
Hep ağaçlara tırmanıyorum diye
Kızardın bana.
Biliyorum,
Düşerim
Bir yerimi incitirim diye
İçin kıpırdardı
Şimdi daha iyi anlıyorum.
Sen bana hiç kızmadın
Bir tokat bile yemedim o öpülesi ellerinden
Okuldan kaçtığım o yegane günde bile
Sinirlenmemiştin bana
Keşke kızıp, küfretseydin…

Sen her zaman merhametliydin
Bana olan sevgin bir başkaydı
Laf aramızda
Bende sana bir başka sevgi duyardım,
Adını bugün bile koyamıyorum.
Meğer o zamanlar
Ne kadar kıymetliymiş Allah’ ım
Değerini ise çok geç anladım.

İlk aşık olduğum günü hatırlıyor musun
Sen hemen anlamıştın
Nerden anladığını yeni yeni çözüyorum.
Sana anlatmıştım O’ nu
Hem de uzun uzun
Gözlerini, saçlarını ve boyunu
O beyaz ellerinde ki nokta misali
Beni bile unutmadan anlatmıştım.
Hâlâ özlerim, düşünürüm O’ nu,
Neye yarayacaksa laf olsun işte…
Birde pikniklerimizi özledim
Apar topar sabah kalkıp
Gittiğimiz yerler tütüyor burnumda.
Yeşil ve mavi
Bu kadar mı zengin renklerdi!
Burası soluk
Burası siyah-beyaz
Burası ağlıyor
Ben de ağlıyorum.

Bugünlerde midem ağrıyor galiba
Bilirsin ya eskiden de ağrırdı
Şimdi şekerli su veren yok bana
Alıştım artık,
Kendi kendine geçiyor ağrım
Ne zaman geleceğini bilmeden…
Korkma o kadar çok zayıflamadım
Sadece
Son yedi ayda dört kilo verdim
O kadar.
Bana dokunan senden uzak olmak
Karabasan geceleri
Bu yaşta bile
Oyuncak ayım Agahta ile geçiriyorum.
Bazen bana dışarıyı anlatıyor
Yıldızlardan, çiçeklerden ve güneşten
Konuyu açıyor hep.
Güçlü gibi görünse de
Bakma sen O’ na;
O da özlüyor caddeleri, yolları
Sesinin titreyişinden belli.
Bugün günlerden galiba Pazar
Daha çok Pazar’lar burda geçecek
Bilemem, belki de bir Pazar
Can vereceğim usulca…

Bana dışarıda neler oluyor anlatsana biraz
Bu mevsimde kar yağarmış her bir yere
Kar neye benziyordu
Onu anlat bana!
Sokak satıcıları yine geçiyor mu kapımızın önünden
Ben en çok simitçiyi severdim
Gevvrreekk siimmiitt…….
Her neyse, unut gitsin!
Hatırladım birden.
Bana son gelişinde getirdiğin
Radyoyu dinliyorum,
Güzel türküler çalıyor
Bazen radyomu kapatıp
Ahmet Abi’ yi dinliyorum
Kapıya kulağımı dayayarak.
Sesi güzel
O da herkeslerden ayrı.
Ben şarkı söyleyemiyorum
İstesem de bir şeyler mırıldanamıyorum
Bana hep kızardınız
Bağıra bağıra şarkı söylüyorum diye
Şimdi de kızacakmışsınız gibi geliyor.

Uykuya yine küsüm
Hoş burada gece de aynı, gündüz de…
Çok sık gördüğüm rüyalarım
Duvarları aşıp
Bu soğuk yerde bana refakât etmiyorlar.
Bir de herkesin sinirlerini bozardı
Çok şekerli çay içişim,
Üzülme şekeri terk ettim artık.
Burda bazı huylarım değişti mi ne!
Eskisi kadar su da içemiyorum.
Geçenlerde bir ziyaretçi gelmiş bana
Bir demet papatya bırakıp gitmiş.
Üzerinde not falan da yoktu
Ne çok severim papatyayı
Hep masumane gelmiştir bana
Bu hassas çiçek.
Belli ki gelen kişi beni iyi tanıyordu
Kimdi acaba
Sen biliyor musun
Hayır bilsen de söyleme
Sus!
İçimi kıpırdatma ne olur
Bu saatten sonra kaldırmaz yüreğim
Ağlarım belki de akşamdan sabaha.

Oflayıp, pufladığım şeyleri özler oldum
Meğer;
Yitirdikten sonra anlarmış
İnsan her bir şeyin kıymetini
Tatlanırmış meğer, şeker, bal misali.

Hani diyorum ki,
Bir kez gelsen de, tutsam ellerini
Artık uzaktayım diye mi gelmiyorsun
Önceden gelirdin ama
İşin yine çok anlaşılan
Canım,
Bu kadar yorulmasan diyorum.
Bana doğum günümde bir kolye almıştın
Onu hâlâ saklıyorum
Üzerinde ki mavi taşı
Yıllardır görmediğim
Denizleri, gökyüzünü hatırlatıyor bana.
Hep hayallerimde yaşatıyorum her şeyi
Sana da zor geliyor ayrılık
Biliyorum.
Alışamadın mı hâlâ
Yine her gece ağlıyor musun
Bak eğer öyle ise üzülürüm,
Şu buruk saatlerde ağlatma beni
Üzme derinden derinden…

Bana Emine’ m neler yapıyor anlatsana
Yine saçları kısa mı
Eskisi gibi zayıf mı
Dahası yine çok güzel mi.
Hiç gelmedi bana
Merak etmiyor mu yoksa beni
Beni sorsun sana
Ama gözleri dolmasın
O’ na ağlamak hiç yakışmazdı
Söyle hep gülsün.
O’ nu son gördüğümde biraz neşesiz gibiydi
On dört yıldır
Hep öyle neşesiz gibi geliyor.
Nikah şahidi olacaktım
Söz vermiştim
Baksana sözümü de tutamadım
Belki de o yüzden içerlemiştir bana.
Yıllardır beynim yorulmadı
Sevdiklerimi düşünmekten
Bensiz yaşam aynı mı
Onu da bilmiyorum.
Sana hiç sormaya cesaret edemediğim
Bir konu var,
Sadece geçenlerde bir mektup geldi
O’ nu anlatan.
Candan bir dosttan geldi bu mektup.
Bana O’ nu anlatsana!
Nasıl, iyi mi.
Gelen mektuba göre hâlâ evlenmemiş
Doğru mu.
Ben O’ nu hep düşünüyorum,
İlk günkü gibi halen daha
İçimde yaşıyor O.
Ne şu kara duvarlar, ne geçen yıllar
Öldürmeyi başaramadı.
Karlı bir gündü tanışmamız
Aşık oluvermiştim kör-kütük, zil-zurna, deli-divane
Her şeyin hazzı gelmişti gönlüme
Bırakıvermiştim deli dolu yüreğimi
O’ nun ellerine.
Meğer “ Seni Seviyorum “ demek
Ne paha biçilmez bir hazineymiş.
Yüreğim o zamanlar
Küçük bir çocuğun, bayram heyecanı dolu
Kalbi gibi kıpır kıpırdı.
Şimdi bile adını andığımda
Sesim, içim titriyor,
Sanki gözümde iki damla yaşım oluyor.
Beni üzen ne biliyor musun
Nerden bileceksin ki!
O’ ndan bana kalan hiçbir şey yok.
Nasıl acı çekiyorum bir bilsen
Nasıl özlüyorum O’ nu.
Metanetli olmalıyız, hem ben, hem sen.
Bunca yıldan sonra, sana gelirse şayet
İncitip, kırma O’ nu
Benim kadar olmasa da, sen de sev.
Bir oğlumuz olacaktı, sadece ikimizin olan.

O da olmadı,
Hiçbir şey, hiçbir zaman olmadı işte.
Kızıyorum kendime, neden susmadın, susamadın diye.
Küfrediyorum yosma gönlüme, zehir dilime…

İyi bilirsin ki içmeyi de severdim
Her zaman rakının hazzını yaşadım,
Hele güzel bir şarkı çalıyorsa
Eski günlere de daldıysak
Bir başka tadı olurdu çakırkeyifliliğin.
Üzülmene gerek kalmadı mahzun gözlüm
Artık istesem de içemiyorum.

Yine hüzünlendim, sıkıldım biraz
Ellerim üşür gibi oldu
Parmak uçlarıma doğru
Hafiften bir karıncalanma hissediyorum.
Kendimde ki böyle garipliklere alıştım artık
Yıllar çok şey öğretiyor insana
Yalnızlık pek fazla bunaltmıyor.
Dört duvara ayrı ayrı isimler verdim
Konuşuyorum onlarla
Fısıldama tonunda bir sesle.
Yalnızlığımı paylaşıyorum nemli duvarlarla
Bana hep umut dolu, sevgi dolu
Cümleler kuruyorlar ama
Nafile be canım
Hepsi inan ki boş!
Ben cenneti yaşamışım meğer
Sevdiklerimle olduğum zamanlar
Cennetten de öteymiş
Şimdi burda cehennemi yaşıyorum,
Karanlığı, yürek yangınını ve
Çaresizliği tadıyorum yıllar yılı.
Gerçeğin göbeğinde göz yaşlarım savunmasız kalıyor.
Bunları yaşamadan önce
Yalnız kalmayı yeğlerdim
İnsanlardan kaçıp,
Tek başına kendi dünyamda yaşamayı severdim
Bak işte tümden yalnız kaldım
Hem de on dört yıldır.
Gönül dili çok şey söylüyor, duyan yok
Ellerimi tutan yok, gözlerim dolu dolu yağmur
Alıp eline mendili, göz yaşımı silen de yok.

Gülmeyi unuttum artık
Eskisi gibi, Temel fıkraları geldiğimde aklıma
Tebessüm bile edemiyorum.
Bir özlem ki içimde ki
Ne yazılır, ne anlatılır.
Benim de boynumu büken bu değil mi zaten!
Neden ben de yaşıtlarım gibi
Dünyaya boş verip yaşamadım sanki
Bunları düşünmek zorunda mıydım.
Ama yediremedim kendime haksızlıkları
İnsanlığıma sığdıramadım gülüp geçmeyi.
Belki o zaman
En güzel yıllarımı
Çürütmezdim bu dört duvar arasında.
Ağlamazdım da böyle deli deli
Hiç kaderime boyun eğmeyi beceremedim.
Hep isyan
Hep haykırış vardı kanımın en asi yerinde
Bunu çoğu zaman sana bile anlatamamıştım.
Benim yüreğimi kimseler anlayamadı
Hayır onlara kırgın değilim
Çünkü;
Ben de onları anlayamadım.
Beni öldü zannedenler bile vardır belki de,
Onlara ölmediğimi söyle
Yaşıyor de ne olur…
Yüzümde yavaş yavaş çizgiler belirmeye başladı
Yaşlanıyorum galiba
Yaşlanmayı sevmiyorum,
İnsanın eski hali kalmıyor nitekim.
Saçlarım çok uzadı, kesmeye kıyamıyorum
Tek tek her bir teline karlar yağmaya başladı
O beni böyle görse yine sever miydi acaba.
Sevse de ne fark eder ki
Bazen dalıyorum, duygusallaşıyorum
Kendimi özgür gibi hissediyorum
Kapılıyorum hayallerime.
O’ nun zaten saçlarında beyazları vardı.
Başım dönüyor, heyecanlandım biraz
Bazen oluyor böyle.
Her şeyin yalan olduğunu
Bazen içip içip “ hadi be sende” demenin gerektiğini
Ve kahretmemeyi, bu zindan öğretti bana.
Gözlerim hep bir noktada dalıp gidiyorum
Anılara yolculuğa her defasında
Bir kişilik bilet alıyorum.
Yatağım bile batıyor bedenime
Taştan, betondan beter.
Ömrüm tükeniyor anlıyor musun!

Yayla kokusu nasıldı hatırlamaya çalışıyorum
Olmuyor.
Renk renk çiçekleri, ovaları, bayırları düşünüyorum
Nerdesin be özgürlük.
Neden böyle geç kaldın
Ümitlerim tek tek ölüyor.
Yolu yarıladık ya gerisi kolay gelir artık
Söyle zaman dursun
Beni daha fazla yormasın.
Bu arada babam nasıl
Yine her akşam iki tek atıyor mu
Ne çok severdi balkonumuzda ki çiçekleri
Her sabah onlarla konuşur
Sulardı tek tek üşenmeden.
En çok da Ortanca’yı severdi
Bir defasında;
Mor renkli bir çiçeği açmıştı Ortanca’ nın
Benim gördüğüm ilk ve son çiçeğiydi o,
Benden utanıyor mu yoksa
En son geçen yıl geldi bana
Neden artık gelmiyorsunuz
Mektup da yazmıyorsunuz
Korkutmayın beni ne olur…
Kardeşlerim, nasıl özledim onları
Yeğenlerim olmuş, hatta biri bana benziyormuş
O’ da benim gibi uzun boyluymuş
Bakışı, gülüşü bile bana çok benziyormuş
O da pek hırçınmış asi bir tay gibi
Kolay mı sanıyorsun ben burda, siz orda
Ağzım, dilim
Gözüm, elim kan ağlıyor
Yaşamayı unutmuşum burda
Silmişim artık her şeyi
Acıya dayanmayı öğrendim
Senden, herkesten daha çok…

Işıkları kapama, açık kalsın
Burası yeterince karanlık, korktuğumdan değil
Bilirsin hiç korkmazdım
Sadece karanlıktan bıktım artık
Biraz aydınlık istiyorum, hem gözüme, hem gönlüme.
İnsanın içini burkan o garip duyguları
Hâlâ olanca gücümle yaşıyorum.
Şimdi caddelerde, sokak aralarında olsaydım
Ne güzel olurdu.
Hiç yorulmadım terk edilmekten
Usanmadım, bıkmadım
Kendime kızmıyor değilim,
Hiç akıllı-başlı davranmayı başaramadım
Deli dolu karakterimi hep yansıttım
Saklamayı,
Köşe-bucak gizlemeyi hiç beceremedim.
Şakalarıma, esprilerime ne çok gülerdiniz
Hani benim de hoşuma giderdi
Komiklik yapmak ya;
Şimdi onlarda yalan kaldı.
Vakit geçmek bilmiyor
Sanki tüm saatlerin ayaklarına çelme takılmış
Zamanın uyuşuk davranması sinirlerimi bozuyor,

Şimdi;
Yemyeşil çimenler üzerine sere serpe yayılmak vardı.
Ellerimi başımın altına koyup
İzlerdim güneşi, birbiri ile yarışan bulutları.
Belki de şarkı söylerdim kuşlarla beraber
Sonra koşmaya başlardım nefesim kesilene dek
Yorulmazdım, vallahi yorulmazdım
Derin derin nefes alırdım
Soğuk sularla yüzümü yıkardım
Yani;
Dışarı da olsam çok şey yapardım.
Ağlamazdım da o zaman.
Senin gibi vefalısı çıkmadı, fedakârdın da.
Hiç unutmuyorum
Bir gün hasta olmuştum
Sabaha kadar nöbet tutan bir asker gibi
Beklemiştin başucumda
Seni nasıl üzmüşüm yeni yeni anlıyorum.
Şimdi de bir nöbetçim var
Kapımda bekliyor gece-gündüz
Ama O sevmiyor beni senin gibi yürekten
Anlamıyor halimi, duymuyor sesimi
Benimle konuşmuyor bile,
Sadece geçenlerde sigaramı yakmıştı
“Sağol ” dedim;
Başını hafifçe salladı, o kadar.
Bazen kapının altından gölgesini görüyorum
Çok nadir konuşsa da, sesini duyuyorum
Hak vermiyor değilim O’ na
O da yıllardır burda, bizler gibi tutuklu sayılır,
Ama tek şansı;
Güneş nasıl doğuyor unutmuyor,
İstediğinde bir kadeh rakı içip gülmesini biliyor.
Gözümün önüne sevdiğim yerler geliyor
Hele orası,
Ne çok severdim kaçıp kaçıp oraya gitmeyi
Havası, toprağı
Taşı, duvarı bir başka kokardı.
Hep hasretini çekerdim, içinde olsam bile
Şimdi ise o bensiz, ben onsuz yaşıyoruz ite kaka.
Bu hasrete dayanamam gibi geliyordu
Mecbur kalmaya gör, dayanırsın.
Aslına bakarsan sana anlatmak istediğim
Ne çok şey var ama
Boş ver!
Ne faydası olur ki bunları sana anlatmanın.

Bazen kafese kapatılmış
Yırtıcı bir aslan gibi hissediyorum
Küçücük bir oda,
Dönüp dolaşmaktan inan artık bıktım.
Çok önceleri yazdığım şiirlerde
Ben burayı zaten anlatırım
Daha görmeden, bilmeden yaşamıştım bu puslu odayı.
Şiir yazmayı çok seviyorum!
Burada geçen uzun yıllarımda da
Pek çok şiir yazdım.
Geceleri bir başka yazardım.
İnsanlara anlatamadıklarımı, hırsımı
Dile getiremediğim
İçimi gıdıklayan her şeyi onlarla anlatmaya çalışıyorum.
Çoğu insana anlamsız gelen bu şiirler
Her zaman benim yaşamımın bir kaidesi oldu.
Yanımda hiç kimsenin olmadığı zamanlarda
Hep onlarla dertleşiyorum.
Şimdi ve on dört yıldır olduğu gibi…
 

Banu Çiftçi

 
SİZCE BU ŞİİR NE HAKKINDA Şiiri Etiketleyin Nedir?


Şu konularda daha fazla şiir: Doğum Günü, Asker, Özlem, Dost, Ayrılık, Allah, Bayram, Umut, Günaydın, Şiir, Özgürlük, Yağmur, Evlilik, Güneş, Tanrı

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. Mektup adlı şiirde hata varsa lütfen buraya tıklayarak bize bildiriniz..
 
 
 
 
Bu şiiri Antolojim'e ekleyeceğim
Bu şiiri bir arkadaşıma göndereceğim
E-kart olarak gondereceğim
Şiire puan vereceğim

puan
10.0 10
(4 kişi)

 

yaz | oku

 

Facebook'ta
Bu Şiiri Paylaş
 
Mektup Şiiri Hakkında;
sitareler: tutulan kaleme dokulen kagıda ve sıze tesekkurler ınsanın gozlerının dolmaması ımkansız...

1 person liked.
0 person did not like.
VenusInFear: Acaba kaç kişi okudu da gözleri doldu kim bilir... Şiirin uzunluğunu dert edip okumayanlar bile vardır.. Ama okunası bir şiir... Ama tapılası bir yürek... Yüreğine Kalemine sağlık.. (Ben yaz demiyeceğim.. İstemesende yazacaksın.. biliyorum... )

1 person liked.
0 person did not like.
dionisoss-Öner Kaçıran-: Gözlerim doldu.. Dayan Banu dayan..:(( Boşa geçirme yıllarını..Yaz.. Öner Kaçıran

1 person liked.
0 person did not like.
panikyok: Yüreğnin ışığı gözlerin olsun Banu.Ve yaz lütfen yaz Parla suzen

1 person liked.
0 person did not like.
 
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
 Bu Şairlerimizi Okudunuz mu? (bu da ne?)
Naime Erlaçin
Muazzez Uslu Avcı
İlhan Sağlam
Tarık Özyıldırım
Yüksel Koç
Seçil Oğuz
Ozan Ağrı
Osman Baltacı
 Bu Şiirimizi Okudunuz mu?
Gitme (Aynur Sultan)
 TOP 100 Şiirler
1  Beklenen  (Necip Fazıl Kısakürek)
2  Ben Sana Mecburum  (Attila İlhan)
3  Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?  (Victor Hugo)
4  Bence Şimdi Sen de Herkes Gibisin  (Nazım Hikmet Ran)
5  Anlatamıyorum  (Orhan Veli Kanık)
6  Hasretinden Prangalar Eskittim  (Ahmed Arif)
7  Ayrılık Sevdaya Dahil  (Attila İlhan)
8  Kaldırımlar 1  (Necip Fazıl Kısakürek)
9  Ben Senden Önce Ölmek İsterim...  (Nazım Hikmet Ran)
10  Sakarya Türküsü  (Necip Fazıl Kısakürek)
» Tüm Top 100 Şiirler
 Konularına Göre Şiirler
Aile
Barış
Kadın
Allah
Bebek
Mutluluk
Ankara
Doğum Günü
Ölüm
Anne
Dostluk
Özlem
Asker
Gurbet
Savaş
Aşk
Hasret
Sevgi
Atatürk
Hayat
Sitem
Ayrılık
İhanet
Vatan
Baba
İstanbul
Zaman
 Günün Şiiri
Gazel (Muallim Naci)
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: Mektup Şiiri - Banu Çiftçi

Antoloji.com
20.08.2014 23:27:15  #.234#
[55247]
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]

#55247 ##8911