Antoloji.com

Liliyar Şiiri - Sezai Karakoç

Şiir
Antoloji.com ŞiirKitapcEtkinlikler cŞarkılar cResimcForumcNedir?cÜyelercGruplarc Mesajlarım
Şair Sezai Karakoç Sezai Karakoç bu nedir >>Popülerlik=5/5
Hayatı  Şiirleri  Forum  İstatistikler  Kitaplar  Zevkler 
 << Önceki ŞiirSezai Karakoç ŞiirleriSonraki Şiir >> 
Liliyar

Bu kuklaların kukla olmadığı besbelli
Ne söyledilerse tıpıtıpına gerçek besbelli
Altın saçlarını yana atışı yok mu Lilinin
Lilinin yağdan kıl çekercesine inanışı
Lilinin yağdan kıl çekercesine yaşayışı yok mu
Kuklalar titremesin ne yapsın
Adam konuşmasını bilmezse ne yapsın
Kuklaların kukla olmadığı besbelli
Lilinin çekip gideceği besbelli
Lilinin dönüp geleceği besbelli

Ekmek ha bakkalın olmuş ha Cabaret de Paris'nin
Sen herhangi bir ekmek yiyeceksin işte Lili
Ekmek ne kadar Allahınsa Lili de o kadar Allahın Lili
Yüzün ruhun kadar aydınlık ya Lili
Gönlün soğuk sular güzel aynalar gibi ya Lili
Anladın ya kutunun içinden çıkan mendil
Olamaz Üsküdardan geçeriken bulduğun mendil

-Bizi bırakıp nereye gidiyorsun Lili
Demek bizi bırakıp gidiyorsun Lili
Sen daima güzeller güzelini bulursun Lili
Sen istesen de taş yürekli olamazsın
Sen daima güzeller güzeli olursun Lili
Demek gideceksin arkana dönüp bakmayacaksın
Hangi kuş hangi şafakta ölecek görmeyeceksin
Öyleyse al bu kürkü bu veda kürkünü Lili
Tüyleri şiirler olan bu mahcup kürkü
Sen daima Sultanlar Sultanı olursun Lili
Demek sen gidiyorsun Lili
Bizi öpmeden mi gideceksin Lili

Lilinin güneşin altında duruşu yok mu
Perdeleri sıyırıp çirkin adamı burnundan yakalayışı yok mu
Eline bavulunu alışı yollara koyuluşu yok mu
Çirkin adamın güzel adam oluşu yok mu
Yaklaşıp onu saçlarından yakalayışı
Uzaklaşıp yollarda yol oluşu yok mu
Lilinin bir tavşan gibi koşuşu
Keklik gibi dönüp bakışı ve yıldırım gibi koşuşu yok mu
Adam da tam o zaman kapıdan çıkmaz mı dışarı
Lilinin adamın boynuna çocukça ve çılgınca atılışı yok mu

Ben konuşmasını bilmem Lili
 

Sezai Karakoç

 
SİZCE BU ŞİİR NE HAKKINDA Şiiri Etiketleyin Nedir?


(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. Liliyar adlı şiirde hata varsa lütfen buraya tıklayarak bize bildiriniz..
 
 
 
 
Bu şiiri Antolojim'e ekleyeceğim
Bu şiiri bir arkadaşıma göndereceğim
E-kart olarak gondereceğim
Şiire puan vereceğim

puan
7.5 10
(82 kişi)

 

yaz | oku

 

Facebook'ta
Bu Şiiri Paylaş
 
 << Önceki ŞiirSezai Karakoç ŞiirleriSonraki Şiir >> 
Liliyar Şiiri Hakkında;
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:
 
Şebnem Kırman: Aslında Lili benim Gittiğim yerden çok da hoşnut değilim İlk mutlu olduğum yere başımı çevirdim Anladım ki artık geç, çoook geç Ben artık gençliğimdeki Lili değilim

1 person liked.
0 person did not like.
Yasemin Ercan 1: Ben konuşmasını bilmem Lili

1 person liked.
1 person did not like.
sinyali: 23 yaşında iken ezberlediği bir şiirle buluşuyor olmanın sarsıntısı ve tebessümü ile andım şiiri

2 person liked.
0 person did not like.
Sükûn Ve İnşirah: ben susmasını bilmem lili hızla geçip gitmelisin sesimin yamacından.. ben uçmasını bilmem lili bizi öpmeden mi gideceksin @..

2 person liked.
0 person did not like.
Eyüp Yıldızhan 1: Çirkin adamın güzel adam oluşu yok mu Lilinin adamın boynuna çocukça ve çılgınca atılışı yok mu? Ah bu şiir yok mu??

3 person liked.
0 person did not like.
Muzaffer Akın 1: Naci bey, sanırım The Final Count Down demek istediniz :))

3 person liked.
1 person did not like.
Muzaffer Akın 1: F.ÜREK'in ''Lili lili''si değilse muhteşem bir şiir,tebriklerimle :)

0 person liked.
1 person did not like.
Que Sera Sera: Bu kuklaların kukla olmadığı besbelli Anladın ya kutunun içinden çıkan mendil Olamaz Üsküdardan geçeriken bulduğun mendil Sen daima Sultanlar Sultanı olursun Lili Çok özledim seni...

0 person liked.
0 person did not like.
love and life/İbrahim EROĞLU: Hani eylülde yol çizgileri ıslanır, biz çoğalırdık, Ekim vurgunundan habersiz imkansıza yürürdük, biz koşardık, gökkuşağı uzaklaşırdı; aklımız kilometrelerce havada.. ben şiirsiz kalacak adam değildim, lakin yolculuklar biteli,; kelime kelime ölüyorum ............ .................... (Bir ağustos akşamı, Denizli-Aydın arasında, Diyarbakır otobüsüne yüreğiyle el sallayan kadın; kimi arıyordun bilmem ama içindeki Diyarbakır yaşadıkça Aydınlı olamazsın, gurbet iki kere yakar canını. keşke o otobüste olmasaydım, ve o canhıraş el sallayışını görmeseydim.. bu şiiri okuyanlar gibi ben de seni tanımıyorum ama bu şiir senin.) ................................... ....... .....................

1 person liked.
0 person did not like.
Meneviş Köylü: :))) Osman bey valla siz yazmasaydiniz.... sey pardon, siz buraya o alintiyi kopyalamasaydiniz eksik kalmistik. bu siire yorum olarak ingilizce metniyle beraber, türkce olarak da uzunca bir yorum yazmistim ama malesef 'sayfa görüntülenemiyor' denen kara delikte kayboldu. sonra asagida duran yorumu ekledim. karadelikte kaybolan yorumda bir de zeybek havasi vardi ki sormayin. okuyanin oynayasi gelirdi kesin. neye niyet, neye kismet; evlerinin önü boyali direk. selamlar, :)

0 person liked.
1 person did not like.
Osman Tuğlu 1: ALINTI / Necip TOSUN “Liliyar” şiirine, yönetmenliğini Charles Walters’ın yaptığı, başrollerini Leslie Caron, Mel Ferrer ve Jean Perre Aumont’un oynadığı “Lili” filmi kaynaklık etmiştir. Hikâye ise Paul Callıco’ya aittir. (Daha önce “Liliyar” olan şiirin ismini Karakoç tüm şiirlerini topladığı “Gün Doğmadan”adlı kitabında “Lili”ye dönüştürmüştür.) Karakoç, “Lili” filminden yola çıkarak, orijinal, güzel bir şiire ulaşmış sonuçta. Fransız yazar ve senaryocu Lois Gardel ortaya şöyle bir soru atmıştı: “Aslında bugüne kadar yapılmayan bir şey var, ben onun yapılmasını çok isterdim: O da romandan uyarlanmış film seyrediyoruz, ama filmden uyarlanmış roman okumuyoruz.” Sezai Karakoç, filmin romanını değil ama şiirini yazmıştır. Karakoç bu şiiriyle “sinemanın şiiri olur mu?” sorusuna da ilginç bir örnek vermiştir. Şiirin yazılış tarihi: Bahar, 1954. Şimdi “Lili” filmine ve bunun nasıl şiire dönüştüğüne bakalım. Lili kimsesiz, kalacak yeri bile olmayan on altı yaşında bir kızdır. Saf, tertemiz bir kalbi vardır Lili’nin: “Yüzün ruhun kadar aydınlık ya Lili Gönlün soğuk sular güzel aynalar gibi ya Lili” Lili hiçbir şeyi problem etmemekte, hayata bir yerinden tutunmaya çalışmaktadır. İnsanlara karşı hiçbir rezervi olmayan Lili, onlara sonsuz güven beslemektedir. Filmde bir kahraman Lili’yi şöyle tanıtır: “O küçük bir çan gibidir. Nasıl vurursanız vurun, o saf bir ses verir.” Tek umudu olan fırıncı akrabasının da ölmesiyle kimsesiz, ortalıkta kalan Lili, iş aramaktadır. İşsiz, bir parça ekmeğe muhtaç aç ve sefil gezinirken “Cabaret de Paris” adlı bir sirkte garson olarak iş bulur. Artık karnı doyacaktır: “Ekmek ha bakkalın olmuş ha Cabaret de Paris’nin Sen herhangi bir ekmek yiyeceksin işte Lili Ekmek ne kadar Allah’ınsa Lili de o kadar Allah’ın Lili” Lili sirkte garsonluk yaparken bir yandan da sihirbaz Marcus’un gösterilerini izlemektedir. Kutunun içinden çıkan mendilin şekilden şekile, renkten renge girmesini şaşkınlıkla, hayretle izlemektedir: “Anladın ya kutunun içinden çıkan mendil Olamaz Üsküdar’dan geçeriken bulduğun mendil” Ama garsonluğu beceremeyen Lili, “Cabaret de Paris”den kovulur. Tam intihar etmek üzereyken “Hey Lili!” diye bir ses duyar. Bu bir kukladır. Saf ve temiz bir kalbi olan Lili (kimine göre aptal) intihardan vazgeçer ve bu kuklalarla konuşmaya başlar. Sanki karşısında bir insan varmış gibi kuklanın sorduğu her soruyu cevaplar. Kuklaların canlı bir figürle birleşmesi sirkteki herkesin ilgisini çeker. Sirkteki insanlar hayretle bu kuklalarla konuşan kızı izlemektedir. Bu masum olayı sirk yönetimi hemen değerlendirir. Her gün bu “gösteriyi” tekrarlaması amacıyla Lili tekrar işe alınır. Artık her gün kuklalarla bu gösterisini sürdürmektedir. Bu arada Lili, sirkin sihirbazı Marcus’a çocukça bir aşkla bağlanmıştır. Ama Marcus, Lili’nin bu aşkına karşılık vermemektedir. Lili’ye Marcus değil, kuklacı (Pool) âşıktır. Ama bunu Lili’ye ifade edememektedir. Lili de bu durumu bilmemektedir. Kuklacı Pool, çevresiyle uyumsuz, kendisiyle barışık olmayan biridir. Ama perde arkasında Canavar, Bernardo, Margarit ve Havuç Saçlı adlı kuklalarıyla hayata direnmeye çalışmaktadır. Lili, perde arkasındaki Pool’u bilmediği için perde önündeki Pool’den nefret etmektedir. Oysa Lili’nin çok sevdiği kuklaları konuşturan Pool’dür. Günün birinde Marcus’un evli olduğunu öğrenen Lili, Cabaret de Paris’yi terk etmeye karar verir. Ortaya bir kez daha kuklalar (yani Pool) çıkar ve Lili’ye seslenirler: “Lili dur, hoşçakal bile demeden mi gideceksin. Bizi bırakma.” “Demek bizi bırakıp gidiyorsun Lili Bizi öpmeden mi gideceksin Lili” Bu arada bir tilki olan Bernardo, Lili’ye bir kürk (tilki kuyruğu) hediye eder. Bernardo bu kürkü borçla almıştır ve eğer borcunu ödeyemezse karşılığında kendi kuyruğunu verecektir: “Demek gideceksin arkana dönüp bakmayacaksın Hangi kuş hangi şafakta ölecek görmeyeceksin Öyleyse al bu kürkü bu veda kürkünü Lili Tüyleri şiirler olan bu mahcup kürkü” Lili bu veda anında kuklalara içini dökmektedir: “Sizi seviyorum. Siz sanki hep kalbimden geçeni okudunuz. Ne düşündüğümü ne hissettiğimi hemen anladınız.” “Bu kuklaların kukla olmadığı besbelli Ne söyledilerse tıpıtıpına gerçek besbelli” Bu duygusal atmosferde, bu veda anında kuklalar Lili’ye sarılır. Lili birden bağırmaya başlar: “Ama canlarım benim, siz titriyorsunuz!” Evet, kuklalar titremektedir: “Kuklalar titremesin ne yapsın Adam konuşmasını bilmezse ne yapsın Kuklaların kukla olmadığı besbelli” Sonunda bu kuklaların kukla olmadığı, onların arkasında elleri titreyen bir seven olduğunu anlar Lili. Evet, bunlar kukla değildir. Seven bir insanın duygularıdır, titreyen ellerdir. Her şeyi birbirine karıştıran Lili birden karşısında Pool’ü görür. Ve Lili bağırmaya başlar: “Bernardo ve Havuç Saçlı’ya sarılıp ağlıyorum. Onların sen olduğunu unuttum. Hangisi sensin söyle? Neden kuklaların arkasına sığınıyorsun. Kimsin sen?” Kuklacı (Pool) cevap verir: “O kuklalar benim. Ben Havuç saçlıyım: şefkatli ve akıllı. Aynı zamanda Canavarım. Sevilme ihtiyacı içindeyim. Ve Margarit: hassas, kıskanç ve kendine takmış biri. Bernardo’yum, bir hırsız: sözleri yalanlarla dolu bir fırsatçı. Bütün bu özellikleri kendimde topladım. Ve sonunda asıl kukla ben oldum.” Kafası karışan Lili eline bavulunu alır ve sirkten ayrılır. Pool’ü terk etmiştir. Onu sonra, uzun bir yolda elinde bavulu bütün bu olanları düşünürken görürüz: “Lili’nin çekip gideceği besbelli(...) Eline bavulunu alışı yollara koyuluşu yok mu” Lili elinde bavulu yolda bir rüya görmektedir. Bu rüyada dört kukla (Bernardo, Margarit, Canavar, Havuç Saçlı) ile birlikte yolda yürümekte ve dans etmektedir. Ama her kukla sonunda kuklacı Pool’e dönüşmekte, onu saçlarından yakalayıp dans etmekte ve sonra da Lili’nin yanından uzaklaşıp kaybolmaktadır: “Çirkin adamın güzel adam oluşu yok mu Yaklaşıp onu saçlarından yakalayışı Uzaklaşıp yollarda yok oluşu yok mu” Lili’nin dans ettiği her kukla kuklacı Pool’e dönüşünce, Lili durumu anlar. Aslında sevdiği şey kuklalar değil o kuklaları konuşturan Pool’dür. Hemen sirke geri döner: “Lili’nin dönüp geleceği besbelli” Lili telâşla koşa koşa sirke gelmiş Pool’ü aramaktadır. Pool’de kaldığı karavanının kapısındadır. Lili, Pool’ün boynuna atılır: “Adam da tam o zaman kapıdan çıkmaz mı dışarı” Lili’nin adamın boynuna çocukça ve çılgınca atılışı yok mu” Şair, masumiyeti ve “dilsiz” bir aşkı anlatan, filmi özetleyen şu dize ile bitirir şiiri: “Ben konuşmasını bilmem Lili”

2 person liked.
1 person did not like.
Osman Tuğlu 1: İreyhan eker misin (lili yar lili yar) Balınan şeker misin (lili lili de lili yar) Dünyada ettiğini (lili yar lili yar) Ahrette çeker misin (lili lili de lili yar)

0 person liked.
1 person did not like.
Necdet EREM: İnsanların bir şairin laf salatası içinden bir mana çıkarmak için israf edecek zamanları olduğunu sanmıyorum. Şiir ifadeye güzellik, zekaya kıvraklık, zihne duruluk, ahlaka yükseklik kazandıran, nezaketli ve ustalıkla söz söyleme sanatı olsa gerek. Yani Sezai Beyin lili’sini anlamak için on defa okuyup, birkaç saat üzerinde düşünmek mi lazım. Kimsenin insanların değerli ömründen çalmaya hakkı olduğunu sanmıyorum. Usta şair Sezai Bey’i tenzih ederim. Ben, İnsanın hayatına anlam kazandırmayan. Hayatı anlamlı ve ahlaklı yaşamaya hizmet etmeyen, Boş lakırdı ve usturplu yananlara sanat diyemiyorum. Hele insanı et, kan ve kemik, Yaşamı ise beslenme ve üremeden ibaret görüp, Kapitalist düşüncenin kokuşmuş bataklığında boğmayı; Materyalist mantığın madde hapishanesinin dar duvarları içine hapsetmeyi amaçlayan her düşünceyi insana da insanlığa da ihanet olarak değerlendiriyorum. İnsanın sonsuz arzuları, sınırsız istekleri, Ebediyet duygularına hizmet etmeyen ihtiyacına cevap vermeyen, İçinde sevgiyi, dışında sevgilileri yaratan sevgililer sevgili olan Allah’a götürmeyen, aksine ondan ve dolayısı ile kamil insanlıktan uzaklaştıran düşüncelere akli ve ahlaki bakamıyorum. İnanç temelinden uzak düşünce ve davranışları ise hayatı manasızlığa ve mantıksızlığa mahkum etmek diye değerlendiriyorum. Yunus’lara, Fuzuli’lere, Mehmet Akif’lere N:F.K lara Yahya Kemal’lere Vs. hasret kaldık. On gram bal için bir çuval keçi boynuzu çiğnemeye değmeyeceği gibi. Başkalarında çiğnetmeye hakkının olmadığını düşünüyorum.

0 person liked.
0 person did not like.
Meneviş Köylü: 1953 yapimi bir film Lili. Bizimkiler de sonradan kopyasini yapmislar, Nese karaböcek oynamis. ben sahsen zamaninda bu filmlerin ikisini de görmüstüm. bana göre, ismet özel'in sirinin icinden gecen Lady Godiva Lili'den daha güzel. ve 7 rumuzlu uyduruk ejderha masallari KABAK tadi vermeye basladi. civciv ve cavcav masallarinizi gittiginiz mahalle kahvenizde anlatin artik. ya da, su boyunda yürürken kendi kendinize de anlatabilirsiniz.

0 person liked.
0 person did not like.
Engin Akkuş: Şimdi bu güzel şiirin altına Bedri Baykam'ı da sıkıştırdınızya,tebrikler.Şair,gayet doğal bir dil ile anlatmış olayı.Sonunu da mutlulukla bitirdiğine göre, burukluk oluşmadı gönlümde.

0 person liked.
0 person did not like.
uzağım: buyuk harflerle yorum yazmanin anlami sudur efendim... 'bagiriyorum' bagirilan kim peki..diger yorumcular...hatirlatirim... kibarliktan nasibini almayan deve hem ormana zarardir,hem eve!.. herkese saygilarimla...

0 person liked.
0 person did not like.
deyzaoglu: Hangi kuş hangi şafakta ölecek görmeyeceksin Öyleyse al bu kürkü bu veda kürkünü Lili ... yaşayan en büyük şaire kendi toprakları olan diyarıbekir' den sıcacık ve mahcup bir selamlar yolluyorum...

0 person liked.
0 person did not like.
Hak şahini: EFENDİM; BU SAYFA NE YAZIK Kİ, BİR KISIM DENSİZ PARAZİTLER TARAFINDAN SİYASİ SÖYLEMLERİN SERGİLENDİĞİ VE DİNE, DİNDARLARA HAKARET EDİLEN BİR ZEMİN HALİNE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ DURUMDA! YÖNETİM İSE SALDIRANLA MAZLUMU AYNİ KEFEDE DEĞERLENDİRMEYE DEVAM ETMEKTEDİR! BU GARİP DURUM İSE NADAN SÖYLEMCİLERİ DAHA DA CESARETLENDİRİP HAKARETLERİNİ KORO HALİNDE DİLLENDİRMELERİNE VESİLE OLMAKTADIR! BU TUHAF DURUMLARI PROTESTO ETMEK AMACI İLE SAYFA NORMALE DÖNENE KADAR BURADA HERHANGİ BİR YORUM YAZMAMAYA VE BU SAYFAYA GİRMEMEYE KARAR VERDİM! BELA-İ MALUMAT! BÜTÜN GÖNÜL DOSTLARINA GÖNÜL DOLUSU SELAMLAR.

0 person liked.
0 person did not like.
kanra545: Hancı hancı akşam kuru fasulyeyi çok kaçırmış birileri temiz hava girsin aç pencereleri yada aç şu kapıyı biz dışarı çıkalım bari eyvallah...

0 person liked.
0 person did not like.
Zeynep Güngör Kaya: Lili Yar....... Lili Marlen...

0 person liked.
0 person did not like.
Bu şiir hakkında yazılmış 78 adet yorumu okumak için tıklayınız.
 
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
 Bu Şairlerimizi Okudunuz mu? (bu da ne?)
İlhan Sağlam
Kübra Şahin 2
Muhammet Emin Bozy...
Tarık Özyıldırım
Ayhan Duruk
Fırat Kuşcu
Avni Temiz
Ömer Mirza 2
 Bu Şiirimizi Okudunuz mu?
Küfrüm Edebimi Aştı Bu Gece (Bedirhan Gökçe)
 TOP 100 Şiirler
1  Beklenen  (Necip Fazıl Kısakürek)
2  Ben Sana Mecburum  (Attila İlhan)
3  Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?  (Victor Hugo)
4  Bence Şimdi Sen de Herkes Gibisin  (Nazım Hikmet Ran)
5  Anlatamıyorum  (Orhan Veli Kanık)
6  Hasretinden Prangalar Eskittim  (Ahmed Arif)
7  Ayrılık Sevdaya Dahil  (Attila İlhan)
8  Kaldırımlar 1  (Necip Fazıl Kısakürek)
9  Ben Senden Önce Ölmek İsterim...  (Nazım Hikmet Ran)
10  Sakarya Türküsü  (Necip Fazıl Kısakürek)
» Tüm Top 100 Şiirler
 Konularına Göre Şiirler
Aile
Barış
Kadın
Allah
Bebek
Mutluluk
Ankara
Doğum Günü
Ölüm
Anne
Dostluk
Özlem
Asker
Gurbet
Savaş
Aşk
Hasret
Sevgi
Atatürk
Hayat
Sitem
Ayrılık
İhanet
Vatan
Baba
İstanbul
Zaman
 Günün Şiiri
Baca Temizleyicisi (William Blake)
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: Liliyar Şiiri - Sezai Karakoç

Antoloji.com
21.09.2014 03:04:32  #.234#
[21055]
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]

#21055 ##129