Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

LATINCE Konulu Şiirler - latince Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "latince" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "latince" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. latince Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

73  

SEYRÜSEFERLİK....

Put
Putperest
Putperestlik

Bir ide
Bir ideoloji
Bir insan
Bütün insanlık

Bir düş
Bir düşünce

........... devamı >>
 
Mehmet Çoban
    
    
    

74  

ESPERANTO VE TÜRKÇE

ESPERANTO DİLİ

Esperanto’yu geliştiren kişi, Polonyalı Yahudi bilgin Doktor Ludoviko Lazaro Zamenhof’tur..Bu bilgin 15 Aralık 1859’da Polonya’nın Bielestok şehrinde doğmuştur..O bilhassa Hint-Avrupa dillerinden pek çoğunu çok iyi bilmekteydi..Bu dillerin düzensizlikleri, diğer milletlerce öğrenilmelerinin güçlüğü, onu yeni bir dil arayışına itmiştir..Ona göre bu dil yeni dünya dili olacaktı..Zaten Zamenhof’un imzası olan “Esperanto” kelimesi de anlam itibariyle “ümit eden doktor” anlamına gelmekteydi...Daha sonra oluşturduğu yeni dilin ünvanı olacak olan bu kelime grubu “tüm dünyanın ortak ve düzenli bir dilde buluşması ümidini” içinde saklı tutan bir isimdi..Şimdi biz bu çalışmamızda Esperanto namıyla anılan yapma dil ile Türkçe’mizi karşılaştıracağız..Çalışma sonucunda görülecektir ki, Esperanto, Hint-Avrupa dillerini ve bilhassa Avrupa’nın kutsal dili Latince’yi tüm dünyaya egemen kılma çabasının bir aracıdır.Bir bilgin tarafından oluşturulan ve dünyaca rağbet görmüş bir dil olan Esperanto’nun, doğal süreçler içinde, tesadüfen oluştuğu öne sürülen dilimiz Türkçe ile girdiği yarışta nasıl geride kaldığını da gösterecektir bu çalışma..Sonuçta ise Türkçe’nin hem doğal bir dil hem de düzenli, mantıklı bir dil olarak dünya dili olabilecek tek dil olduğu ortaya çıkacaktır..Eğer bir Türk olmasaydım, başka milletten hakperest bir bilgin olsaydım yine de Türkçe’nin üstünlüğünü söylemekten çekinmeyecektim..Yani bu söylem milliyetçilikten çok öte bilimsel bir savdır..Zaten Jean Deny gibi yabancı dilbilimciler bile Türkçe’nin düzen yönünden diğer dillerden üstünlüğü gerçeğini tüm dünyaya ilan etmişlerdir.Ben de bir Türk olarak, elbette yüreğimde, zihnimin kıvrımlarında saklı bu mücevheri ve onun güzelliklerini tüm dünyaya gösterme aşkıyla yanıp tutuşuyorum..Yaradan’ın Türklere ve onların şahsında tüm Müslüman milletlere verdiği bu güzelliği, yine bu dili oluşturan Yaratıcı’ya bir teşekkür edasıyla, tüm dünya insanlarıyla paylaşmak gibi bir davanın içinde buluverdim kendimi..Türkçe’nin güzelliklerine ulaşılmasını engelleyen yapay surlardan birisi olan Esperanto yapma dili, Türkçe’nin dünya dili olmasını engelleyemeyecektir..Çünkü Türkçe, tüm gücüyle bağırmaktadır.. “Ben şu bilgi ve mantık çağının tek dili olacağım” demektedir.Biz naçizler ise sadece ona tercümanlık yapmaktayız..Konuşan yine Türkçe’dir.
........... devamı >>
 
Oğuz Düzgün
    
    

75  

PARMAK ÇOCUK(1)

PARMAK ÇOCUK

Hikmet BARLIOĞLU

Parmak Çocuk


Ferhat Dede onu eve, ağzı zımbalı, üstü minicik delikli küçük bir kese kağıdının içinde getirdi.
Başı mavi yazmalı,dudakları dualı, omuzları yün atkılı yaşlı karısı, alt kattaki ahşap giriş kapısının önünde terlik katına beklemekteydi. Gözünün yollarda, aklının meraklarda kaldığı kolaylıkla anlaşılıyordu.Görenler, sınırdan terhis edilip gelecek bir oğul, hastaneden sağ-salim dönecek bir evlat, baba evinde el öpmekte ivedilenecek bir gelin-kız beklediğini sanırlardı.
Yaşlı kocası yoldan ayrılıp evlerinin bulunduğu çıkmaz sokağa düşer düşmez, kapı önünde bekleyememiş, romatizmalı bacaklarını sürüte sürüte, ellerini-kollarını aça aça ona doğru adımlar atmaya başlamıştı.
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    
    
    

76  

PARMAK ÇOCUK

PARMAK ÇOCUK

Hikmet BARLIOĞLU

Parmak Çocuk


Ferhat Dede onu eve, ağzı zımbalı, üstü minicik delikli küçük bir kese kağıdının içinde getirdi.
Başı mavi yazmalı,dudakları dualı, omuzları yün atkılı yaşlı karısı, alt kattaki ahşap giriş kapısının önünde terlik katına beklemekteydi. Gözünün yollarda, aklının meraklarda kaldığı kolaylıkla anlaşılıyordu.Görenler, sınırdan terhis edilip gelecek bir oğul, hastaneden sağ-salim dönecek bir evlat, baba evinde el öpmekte ivedilenecek bir gelin-kız beklediğini sanırlardı.
Yaşlı kocası yoldan ayrılıp evlerinin bulunduğu çıkmaz sokağa düşer düşmez, kapı önünde bekleyememiş, romatizmalı bacaklarını sürüte sürüte, ellerini-kollarını aça aça ona doğru adımlar atmaya başlamıştı.
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    
    

77  

İNANÇ VE TOPLUMSAL İSTEM 23 CEVAPLAR 4

Pozitivist paradigma kuramı ise,Bilginin tek ve sabit olmadığını, ve keşfedilmesini sorgulanmasını bunun sonrasında kabul edilmesini öngören, merak etmeyi ve şüphe etmeyi öğütleyen yaklaşımdır..

''Ötekilere'' kapalı olanlara ise skolastik paradigma sahipleri denilir ki, bu tür düşünceler sosyal sözleşmelerin bugün geldiği evreye en ters durumdur.

Tekrar saygılarımı sunarım yazara ve yorumcularına
::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::::
Bir yığın konu dışılık, konu ile ilgisi olmayan genel geçerlikler yukarıda sıralanmış. Öznel düşünceciliğin, aceleci ve temelsiz tutumu ile bütün yanılgı ve yanılsamaları ile, yukarıdaki genel geçerlilik, imalı biçimde abur cubur edilme yapılmış.. Genel olarak yukarıdaki, kanıları ben de taşıyor ve paylaşıyorum. Ama, analizimin neyine karşı olurluktur hiç anlamıyorum. Böyle genel doğruları yazımın üzerine, kuşku sergiler gibi, eleştirellik gibi yazılır oluşu, manidardır!
........... devamı >>
 
Bayram Kaya
    
    
    

78  

İSA (PEYGAMBER) (A.S.) (NESİR YAZISI)

İsa (Peygamber) (A.S.) (Arapça:, İbranice: yehôšûa', İncil'de yē šûa', Süryanice: Eashoa, Esa, Issa, Yunanca: Iē soũ s) (D: M.Ö. 8-2 – Ö: M.S. 29-36) , Hıristiyanlıkta Tanrı'nın insan şeklinde dünyaya geldiğine inanılan kişi,

İslamiyet'e göre peygamber. Doğum ve ölüm tarihleri ile ilgili olarak kimi tarihçiler ve araştırmacılar farklı görüşler belirtirler.

Nasıra'lı İsa olarak da bilinir. Gerek Hıristiyanlık gerekse İslam dinlerinde İsa Mesih olarak anılır.

Kökenbilim
........... devamı >>
 
Serdar Sayıl
    
    

79  

HEYBET KELİMESİNİN MÂNÂ BULDUĞU, MOLLA GÜRÂNÎ HAZRETLERİ

1440’lar filandır. Hani II. Murat Hân'ın hüküm sürdüğü yıllar. Devrin âlimlerinden Molla Yegân hacca gider. Dönüşünde Kâhire’de mola verir. İlim meclislerine katılır. Üç beş gün de olsa, dağarcığını doldurmaya çalışır.
İşte bu sohbetlerden birinde, genç ama heybetli bir âlim dikkatini çeker. Az konuşur, öz konuşur. İfâdeleri sâde, ama sağlamdır. İnsanların zor kavrayacağı mevzûlardan konuşur, ama onu çocuklar bile anlar. Tek cümleye ciltleri sığdırır sonra. Söz ona geldiğinde cemaât taş kesilir, nefesini tutar. Edeple hisse kapmaya bakarlar.
Molla Yegân bu vakara, bu heybete âşık olur. Çıkışta cesâretini toplayıp yaklaşır, “Senin” der, “Buralarda zâyi olmana dayanamam. Eğer ilminin kıtalar ötesinde yankılanmasını istiyorsan, hiç düşünme, gel benimle! ”
........... devamı >>
 
Mustafa Engin Karatay
    
    

80  

KAVRAMLARIN KAYMASI..

KAVRAMLARIN KAYMASI ANLAMLARIN KAYBOLMASI

Kavramlar, bir toplumun yada medeniyetin kültür kodlarıdır.Bu kavramlarla ortak düşünce ve inancı paylaşır ortak hisler duyarlar.Bir medeniyeti yahut felsefeyi yozlaştırmanın en kolay yöntemi onun müntesiplerinin kavramsal hafızasını ifsat etmekten geçer. ‘hayvanlar koklaşa koklaşa,insanlar konuşa konuşa anlaşır.’atasözü sosyal barışın dil ve müşterek kavramlarla mümkün olduğunun bir ifadesi olsa gerektir.Bu aynı dili konuşan uluslar için böyle olunca dolayısı ile ortak kültür ve inanç sahibi farklı milletlerin kaynaşması ve anlaşabilmesi anlamında daha köklü ve uzun paylaşım gerektiren bir meseledir.Bu gün Avrupa toplumu bunun farkında olduğu için ortak dil ve kavram zemini oluşturmaya devam etmektedir, yine alfabeleri çok zor olan toplumlar bu kültür birliktelikleri ve kodlarını muhafaza için direnmektedirler.Kendi dilini kullanabilmek için uzun süren savaşlar veren toplumlar var olmuştur,yine bu gün batı toplumu dili kültürel ve ekonomik sömürünün aracı yapmaya devam etmektedir, İngilizce bunun en iyi örneğidir,yıllarca Fransızca ve Latince bu işlevi devam ettirmiştir ve henüz tıp dili Latince’dir.bir çok İslam ülkesinde maalesef eğitim ve ticaret dili bazılarında ise genel kullanım dili İngilizce ve diğer batı dilleridir. bu gün Müslüman ülkelerin caddelerini gezip ticarethanelerinin tabelalarına baktığımız zaman hep bu bahsettiğimiz batılı ülkelerin dillerinde isimler görürüz,Müslümanların konuşma dili de bilinçsiz kullanılan batılı sözcük ve kavramlarla doludur.
........... devamı >>
 
Yusuf Aygun
    

??
       
 
             
 
               
 
 

 

 

 

 

 

 

 
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


30.08.2008 06:58:51

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
  » gebelik   » Hastaneler   » Çiçekçi   » Sağlık   »

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim