Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

KUTUPHANE Konulu Şiirler - kutuphane Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "kutuphane" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "kutuphane" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. kutuphane Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

225  

BAŞLARKEN -DÜZ YAZI-

On bir-on iki yaşlarında başlayan yazma aşkının somutlaştığı yıl (1994) , yirmi yaşındaydım. İlk şiir kitabını yayınladım. Denge yayınlarından ve beş bin iki yüz tane çıktı. Elden sattım. Sırtıma çantayı, çantanın içine onlarca kitap koyarak “kitapçı geldi” esprisi ile sattım. Sosyal oluşumlar, dernekler, siyasi partiler, eş-dost ve... Şu anda bile; şair-yazar sıfatı için uğraşırken, o yaşlarda bu sıfatı yakıştırmıştım kendime.
Armağan ettim çok sayıda kitabımı.
Sen adam olamazsın dediler.
- Her şey para değil dedim.
Ağızlarını yamulup, boyun kıvırdılar!
- İnsan okur, paylaşım. İnsan okur, emek. İnsan okur, eşit dedim.
........... devamı >>
 
Barış Erdoğan
    
    
    

226  

GÖKYÜZÜNDE AŞK BİR BAŞKA- HİKAYE-

Sevgi neydi onun için, bilmiyordu. Ömrü yurtdışında yüksek tahsil yaparak yalnız geçmişti.Artık yüksek lisansı da bitmişti.Yaşamı, ailesinden uzakta, sevgisizliğiyle bütünleşmişti sanki.Yalnızdı aşka ayıracak vakti olma-
mıştı hiçbirzaman.Semra kendini kütüphane kurdu olarak hissediyordu.Artık
sevdiği memleketine dönecek, sevdikleriyle mutlu olacaktı.
-Sabah İstanbul'dayım diye düşündü.
Bu gece İngiltere'de son gecesiydi.Seneleri, çalışarak ve okuyarak geçmişti.
Sabah hava alanına gitmek için taksi çağırdı. Hareket etmişti.
Altı senedir Londra'yı benimsemişti. Alıştığı yerden de ayrılmak zor geliyordu ona. Ama içinde ki memleket özlemini senelere sığdıramamıştı.İşte
........... devamı >>
 
Menekşe Gülay
    
    

227  

III. AHMET, (23. OSMANLI PADİŞAHIDIR.) (NESİR YAZISI)

III. Ahmet, (d. 30 Aralık 1673 – ö. 1 Temmuz 1736) . 23. Osmanlı padişahıdır.
Babası Sultan IV. Mehmet, annesi Emetullah Rabia Gülnuş Sultan'dır. Annesi Giritlidir. Sultan II. Mustafa'nın öz kardeşi olan Sultan III. Ahmet, iyi bir tahsil ve terbiye görmüş, ünlü hocalardan dersler almıştı.

Sultan III. Ahmet, ağabeyi Sultan II. Mustafa'nın tahttan indirilmesi üzerine 22 Ağustos 1703 tarihinde 30 yaşında iken Edirne'de tahta geçti.
........... devamı >>
 
Serdar Sayıl
    
    
    

228  

ŞAHMARANLAR

ŞAHMARANLAR
Hikmet BARLIOĞLU
(Roman)
Kayseri: 1 Temmuz 1974
‘Bu kitabımı gelmiş geçmiş ve gelecek geçecek bütün Çalışma Bakanlarına en içten saygılarla armağan ediyorum.”
“‘İnsanların mutsuzlukları buruk birer türküdür. Kimi uzun, kimi kısa.. HB.”

Birinci Bölüm

1
‘Yoğurdum var yeşil meşil çanakta’

........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    
    

229  

DİLİNDE AŞK VARDI YÜREĞİNDE İHANET BÖLÜM - 7

YEDİNCİ BÖLÜM

Bu günlerde sıcaklar iyice bastırdı. Eskilerin dediği gibi, pastırma yazı bu olsa gerek. Fırsat buldukça dereye yüzmeye gidiyorum. Buraya yerleşmekle ne kadar isabetli karar vermiş olduğumu daha sonraları anladım. Gün geçtikçe kasabayı ve insanlarını daha çok seviyorum. Onlar da benden dostluk elini hiç çekmediler. Her gün dostlarıma bir yenisi ekleniyor. Ev sahibimden bahçenin bir köşesine bir şeyler ekmek için izin istedim. Himmet dayıda bana katıldı, bahçeyi güzelce belledik. Taşlarını temizleyip, ekilmeye hazır hale getirdik. Himmet dayı mevsimlik ne bulursa onu ekeceğiz. Yol kenarında duvar dibine birer buçuk metre aralıkla iki tane akasya fidanı diktim. Yavaş, yavaş biraz sakinleşip kendime geliyorum.Günler ağır, ağır akıp gidiyor. Pek masrafım olmadığı için, rahatça geçiniyorum.
........... devamı >>
 
Tuğrul Pekel
    
    
    

230  

II. ABDÜLHAMİT (34. OSMANLI PADİŞAHIDIR.) (NESİR YAZISI)

II. Abdülhamit (d. 21 Eylül 1842 – ö. 10 Şubat 1918) . 34. Osmanlı padişahıdır.Sultan Abdülmecit'in oğludur. Henüz 10 yaşındayken annesi Tirimüjgan Sultan ölünce, bakımını Abdülmecit'in diğer çocuksuz eşi Piristû Kadın Efendi üstlendi. Piristû Kadın Efendi Abdülhamit'i kendi çocuğu gibi büyüttü. Babasının ölümünden sonra yerine geçen amcası Abdülaziz diğer şehzadelerle birlikte Abdülhamit'in eğitimiyle de yakından ilgilendi. Abdülaziz 1867 yılında çıktığı Avrupa gezisine Abdülhamit'i de beraberinde götürdü.
........... devamı >>
 
Serdar Sayıl
    
    

231  

SÖKE’ MİZİN YAŞAMIŞ VE YAŞAMAKTA OLAN BİRKAÇ GÜZEL İNSANI…

1960- 1970 yılları arasında yaşanıp geçmiş, bir özel dönemden söz edeceğim size sevgili okuyucularım. Söke’mizde yaşayıp bugün merhum olan, Allah’ın rahme-tine kavuşmuş, bir kısmı ise ileri yaşlara gelmiş olarak hala aramızda yaşayan, Söke’mizin birkaç güzel insanından söz edeceğim bu yazımda.
Belki 38- 40 yıl, belki de yaklaşık yarım asır gibi bir zaman geçti aradan. Şimdi ben sizleri o elli yıl önceki Söke’ye, küçük ama şirin Söke’ye, az nüfuslu ama sıcak insanların Söke’si daha başka bir Söke idi o zamanlar. Amma o günleri yaşamamış olanlar nereden bilecekler ki? Mümkün değil, bilemezler. Bilmeyi bırakın, o şurda dursun, hayal bile edemezler. Evet, o kadar kesin konuşuyorum. Ve, adım gibi de eminim. Güzel yıllardı o yıllar. Yaşandı ve anılarda yer alıp tarih oldu. Daha fazla tartışmaya ve iddiaya gerek yok efendim. O yönünü geçelim de anlatmaya devam edelim.
Kent olarak bu denli uygar bir seviyede olmasak da kültür, edebiyat, sanat alanlarında bugünkü kadar yine iddialıyız Sökeliler olarak. Edebiyat, kültür ve sanat dallarında yine güçlü insanlarımız vardı. Daha da genç idiler, daha da ateşli, bece-rikli, özverililerdi… Ve daha da iddialı olarak çalışmalarına hızlı bir şekilde sunma-ya devam edeceklerdir.
Evet, asıl meselemiz iddia değil. Bunu önceden biliyorsunuz zaten… Mesele o yıllarda Edebiyat, kültür, Sanat ve Söke için neler yapmaya çalışmışız, neler yapmışız, kimlerle birlikte yapmışız, bunları size anlatmak, yazarak da tarihi belge haline getirmek… Buradaki gerçek amaç bu. Öncelikle ve de özellikle bunu belirtmiş olalım.
Efendim, sözünü ettiğimiz yarım asır kadar önce o sanatsal çalışmalarımızı yaptığımız tarihte, Kemalpaşa Mahallesi Dere caddesi’ nde Dişçi SADİ, (Titrek dişçi) lakabıyla tanınan, Dişçi Dr. SADİ TARLAN otururdu. Caddenin kenarında bol yeşilli, alçak duvarlı, büyükçe bahçesinin ortasında tek katlı, sahil evine benzer yapıda, güzel ve dikkati çeken bir evi vardı. Merhum Dr. Sadi Tarlan uzunca boylu, kemikli iri vücut yapısında, geniş alınlı, uzunca ama geniş yüz yapısıyla, esmer tenli bir adamdı. Ciddi bir adamdı. Yüzü pek gülmezdi ama gülünce de gülücükler yüzüne çok yakışan bir adamdı. Benim dediğim o yıllarda altmışın üzerinde bir yaşı vardı. Belki yetmişti. Bilemiyorum. Fakat şu bir gerçekti ki, gençliğinde çok yakışıklı bir insan olduğu, o günkü karizmatik yapısından anlaşılıyordu. Ben çocukluğumda çok diş sorunu yaşadığım için, Sadi Bey bizim aile dostumuz haline gelmişti artık. Önceleri oradan tanıştık. Sonra da musiki çalışmalarından dostluğumuz katmerleşti. Sevdiğim ve gizlice hayran olduğum bir dostumdu merhum.
O yıllarda küçük bir kentti Söke… Kentten çok kasaba havası vardı burada. Her meslek sahibinden çok az olduğu gibi doktor sayısı da çok azdı. Elle sayılacak derecede az sayıda doktor vardı. Dişçi olarak da kentte şöhret olmuş, tanınmış bir kişiydi Dr. Sadi TARLAN… Musiki bilgisi ve kültürü de çok genişti Sadi Bey’in. Kasaba da herkesin aile diş doktoru sayılabilirdi Sadi Bey. Bizim aile için de öyle.
Yıllar o şekilde geçerken, daha sonraki yıllarda Dr. Sadi TARLAN, Eczacı Halil ÖZŞARLAK, (o yıllarda Söke Tariş Müdürüydü yanılmıyorsam) Kenan URAS, Nihat ÖĞÜNÇOĞLU, ben Suat TUTAK ve şuan gerisini hatırlayamadığım 8-10 kişilik bir grup oluşturarak, yine o yıllardaki Halk Eğitim Merkezi’nin sağladığı bir salonda, haftanın belirli günlerinde, nota-solfej dersleri alır ve Türk Sanat Müziği çalışmaları yapardık. Bu çalışmalarda merhum Dr. Sadi TARLAN öğretmenlik yapar, ekibin nota ve müzik bilgilerini tazeler, grup çalışmalarında da NEY ÜFLERDİ…
O yıllarda Türkiye’de yetişmiş ve yaşamakta olan 5–10 tane NEYZEN var ise, onlardan biri de Dişçi Dr. Sadi TARLAN idi. Aynı zamanda müzik kültürü ve de nota bilgisi en üst düzeyde olan bir büyüğümüzdü. Onun için NEY’ i ile parçalara eşlik etse de, genelde nota bilgilerini, vuruş ölçülerini, esleri bize öğretirdi. Halil ÖZŞARLAK Hocamız, ağabeyimiz Kanun çalardı. KANUNİ idi. Kenan URAS ağabey NEY ÜFLERDİ. NEYZEN’Dİ. Sadi beyin özel öğrencisi gibiydi. O da güzel Ney üflerdi. Nihat ÖĞÜNÇOĞLU ağabeyimiz, Yaylı Tambur çalardı. TAMBURİ idi. Yine merhum, Söke’mizin güzel insanlarından Hidayet ER, UD çalardı. UDİ idi. Ben de KORİST olarak KORO’ da yer alırdım. Aslında ben de askerliğimi 58 Tümen Bandosu’ da Klarnet ustası olarak yaptım, sonradan yazıcı oldum. Yani ben de klarnet üflerdim ama o grupta klarnet üflemedim. Zaten askerden sonra hiç klarnet üflememiştim. Askerde ustamla birlikte yaptığımız sözleri bana ait, bestesi ustam Bursalı Mustafa DÜLGER’ e ait bir şarkı bestemiz de vardı. Benim askerdeki klarnet ustam da UDİ idi. Ve sivillikte uzun yıllar BURSA MUSİKİ CEMİYETİNDE UDİ olarak görev yapmış biriydi. Onun da güzel nota, solfej, Türk Sanat Müziği bilgisi vardı. Klarnette bana çok şeyler öğretti. Ama bir hata yaptım. Sonradan yazıcı olup klarneti bıraktım. Hala ona yanıyorum. Sivilde büyük şehirlere gidip bir orkestrada Klarnet sanatçısı ve Saksafon sanatçısı olarak büyük yıldız sanatçıların arkasında görev yapabilirdim. Ve çok daha güzel bir yaşantım olurdu. Güzel bir mesleğim, kariyerim ve iyi bir de gelirim olurdu. İşte o deli gençlik yıllarında 40–50 yıl sonrasını, bugünleri görüp, tahmin edemedik. Bugün öğrendik ama iş işten geçmiş oldu. Yaş altmışı geçti. Bundan sonra olsa bile artık kişisel zevk için olur. Hayat telaşı ve derdinden ona sıra gelmez zaten…
Neyse, konuyu dağıtmayalım. Daha sonra Halk eğitim binası bakım, onarım ve tamirata alındı. Arkasından, Hilmi FIRAT’ larının, HACI HALİL PAŞA ŞEHİR KÜTÜPHANESİ’ ne taşınan Halk Eğiti Merkezi bünyesinde de çalışmalar, bir süre daha devam etti. Hatta İzmir TRT ‘den o yıllardaki tanınmış bestekâr ve radyo sanatçılarından bir sanatçıyı, sevgili ağabeyimiz Eczacı Halil ÖZŞARLAK’ ın ricasıyla, haftada bir gün Söke’ye davet ederek, bizim ekibe kütüphane salonlarının birinde musiki dersi vermesi sağlandı. Bir süre daha öyle devam ettik. Fakat Söke-’deki her güzel şeyin yaşatılamaması gibi bu çalışmalar da, gün geldi sona erdi. Devamlılığı sağlanamadı. Sürdürülemedi… Gökkubede, birer hoş seda olarak kaldı. Anılar tarihinde, tozlu yerini aldı. O çalışmalardan arta kalan bir başka güzel anım daha vardı benim.
Rahmetli hocamız Dişçi Dr. Sadi TARLAN daha sonra bana, bir elde yapılma, bizzat kendi elleriyle yapmış olduğu, Yakma NEY armağan etmişti. Kısa bir süre ben de onun NEY çıraklığını yaptım. Allah Rahmet eylesin, o onuru bana vermişti. Çok sevinmiş, sonsuz derece mutlu olmuştum. Heyhat… Sonra da onu kaybettik. Hakka doğru yürüyüşe çıktı. Allah ameline göre rahmet eylesin. Saygıyla anıyorum. Ve o ney yıllar yılı evimin bir duvarındaki yerinde, kılıfı içinde asılı kaldı.
Ara sıra tozlu kılıfından çıkarıp, üflemeye çalışıyor, anıları yeniden canlandırıp, yaşıyordum. Bundan da büyük haz alıyor, huzur buluyordum. Bir gün çocuklarımdan biri oynarken duvarda asılı neyimi eline geçirmiş, oynarken üstüne basarak mı, nasılsa kırmış, parçalamış… Çok üzüldüm. İnanın, o an çocuklarımdan birini kaybetmiş kadar acı hissettim yüreğimde. Kargıdan yapılmış, basit bir müzik aletiydi ama benim nazarımda çok büyük bir manevi değeri vardı. Üstünde Sadi hocamın parmağının izleri, gözlerinin nurları, içinde de onun nefesi bulunuyordu. Bir anda yokluk alemine gidiverdiler. Hocamdan kalan son iz de böylece silinmiş oldu.
Zaman geçti. Yıllar yılları kovaladı. Bunca yıl sonra hala o NEY ‘imin asılı olduğu duvara, duvardaki o çivisine gözlerim takılır, sahip olamamanın suçluluk duygusu ile karışık üzülürüm. Yine o yıllara gider, anılar penceresinden o günleri seyreder, yitirdiğimiz güzel dostları ve o güzel insanların anılarını yad ederim. Göz pınarlarımda iki damla yaş, dudaklarımın kıvrımında o esrarlı gülücük şekillenir, gözlerim bir noktaya takılıp, uzaklara ama çok uzaklara dalar giderim…
........... devamı >>
 
Suat Tutak
    
    

232  

BİR ELMANIN YARISIYLA

Tek dil tek ulus uğruna yatırım azaldıkça, gösterişli tarım yardımı gibi saptırmalar hatta, gün ihtiyacını karşılar, ama yarını çökertmeye kökten sarsan en dehşetli garanti olur. Önce şunu sonra onu diye haklılık boyamacılığı kolay yerleşir, kolay etkiler git gide… Tek dil tek ulus öncelliktir Anayasası ile, kadını çocuklarıyla, ancak bu öncellikle başarı adımlamayı bilmeli, eğer niyetler yıkmak değil, hatta insanlığa hizmetse, kaldı ki vatan sevgisi ağızda sakız iken ancak, asilliğin beli bükülür. Tarihlerce hep söylenir: Türk ulusunu koynundakine vurdurmalı. Başka sarsılamadı çünkü tarihler boyu…
........... devamı >>
 
Sevinç Kavuk
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.09.2008 13:54:25

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim