Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

KUSBURNU Konulu Şiirler - kusburnu Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "kusburnu" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "kusburnu" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. kusburnu Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
<< Önceki Sayfa

Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9

 
    

65  

ANA DOLUYOR GÖZLERİM

Ana renk, kan ağlar kırmızı,
Gökyüzünden eksilmesin yıldızı,
Ay dedemin hilal kızı,
Dalgalanır bayrağım al ve ak,
Ana vatanım, yavrusuyla bu şanlı toprak,
Dalgalanır üç tarafı ana deniz,
Tanışalım bendeniz...
''Piri Reis ile denizlerin sırrı, ceylan bakışlı çözülür,
Barbaros Hayrettin denizlerde, ''Hızır'' olur yüzülür,
Orhon Yazıtları, adımız koyulur dimdik cesarete ulaşır,
Akdeniz'im, Karadeniz'im ile sevgilice zıtlaşır,
Marmara'm aramızı bulur, kalbinde martı taşır,
Ege'm on iki çocuğunu kaybetmiş, düşmanı içine döker savaşır,
Yarım ada, tam kafiye soyada yaraşır,
81 defa büyüdüm, bir defa kendimde küçülüyorum,
........... devamı >>
 
Sinem Şanlı
    
    
    

66  

GEL-GİT

Yaz değil, bahar gibi bir gün ortası…

Penceremde kuşlar, piyanoya karışan cıvıltıları…

Hafif bir rüzgar kıvrıla kıvrıla giriyor odama…saçlarım uçuşuyor… Parmaklarımın ucunda satır arası sözleri… Gözlerimi kapatıp boyut değiştiriyorum…İçimdeki çocuğun elinden tutup kaldırıyorum onu, yuvarlacık yaralı dizlerinin üstünde doğrulup çıt parmağımdan tutarak beraber kocaman mavi kapıdan çıkıyoruz… Daracık merdivenler bir spiral kuyu gibi… Kucağıma alıyorum ürktüğünü fark edince. Demir kapıyı açıyoruz, gıcırtı ikimize de tanıdık. Yeni yıkanmış taş merdivenlerde yalanan bir kedi ayaklarıma sürtünüyor… Gözlerimi kısıyorum, güneş… tenimde kristalleşiyor sanki… Bir yerlere yetişmeye çalışan insanları geçiyoruz…Bizi kimse görmüyor…Görünmeziz… Adımlarını benimkilere uydurmaya çalışarak yanımda yürüyor … Çiçekli emprimeden elbiselerimiz aynı… Kısa kısa soluk alıyor… Arada göz göze geliyor, gülümsüyoruz birbirimize… Etek uçlarım yumuşacık omuzlarına değiyor… Taşlı yokuşu iniyoruz… Bir kadın eski binaların sıra sıra dizildiği kaldırımda dileniyor… Elimi daha sıkı kavrıyor…”İyi ki varsın…” Yer yer gölgeli sokakları kayarcasına sanki bir rüyadaymış gibi geçiyoruz… Pamuk şeker satıcısının bozuk para önlüğüne 50krş bırakıp o pembe bulutlardan aşırıyoruz… İçimizde günlerin en güneşlisi… Ahşap evler önünde çizgi oynayan çocuklar, kapı önlerinde yan komşunun kızını çekiştiren dedikoducu komşular… Evler arası, makarayla birbirine bağlanmış çamaşır ipleri, BOSS marka sarı bir eşofman üstü, biri muhtemelen geceki fırtınada mandalından kurtulmuş yünlü bir çorap, çorabın sahibi, yüzündeki üzüntüden belli olan yaşlı bir kadın… Köşeyi dönüyoruz… Sağa, sonra sola, sonra tekrar sağa… Zamansız bir mekanda akreple yelkovanın birbirini kovalamadığı anlar toplamında, o toplamı birbiriyle buluşturan nesneler, adeta bir boşlukta salınır gibi duruyor… binek tipi nil yeşili reno bir araba, az ötede tarihi çeşmenin altın varaklı musluğundan su içen güvercinler…çıkardıkları gurultular… belleğime iz düşürenler… parmak uçlarımızda, aralarından kavranması imkansız bir ivmeyle kayıyoruz… Ahşap iskemleleriyle yedi cücelerin mekanı sanılabilecek bir çay bahçesinin önündeyiz şimdi “…arkası yarın kuşağında radyo tiyatrosu” gülümsüyoruz birbirimize… bir yerlerden Hanımeli kokusu geliyor…Saçlarımıza siniyor kokusu… Kokuyu izliyoruz… Geniş bir mahallede buluyoruz kendimizi… Tek katlı sıra sıra evler, geniş bir bahçeden gelen kuşburnu reçeli kokusu…kocaman kazanların başında oyalı yazmalarıyla göbekli, geniş yüzlü kadınlar… Yakan top oynayan arkadaşlarım…Bahçe duvarında ay çekirdeği yiyenlere doğru yürüyoruz… Plastik top bize doğru geliyor, ayaklarımın dibinde duruyor… Birbirimize bakıyoruz, elimi bırakıyor “hadi…” ayaklarıma bakıyorum… ayaklarımıza… bileğimin arkasındaki yanık izi… parmağımdaki dikiş izi gülümsüyor bana… kırmızı plastikten, yüzeyi siyah çizgili top… üzerinde tüm mahallelinin imzası, kocaman harflerle “GS” … vuruyorum topa… Bir kadın sesleniyor sapsarı bir balkondan, Hanımellerinin arasından uzun zarif ojeli parmaklarını görüyorum… Okul saati yaklaşmış olmalı... Kendinden büyük çantaları, siyah önlüklü, üç numara tıraşlı çocuklar…Dantelli bembeyaz yakalıklı, bileklerde her nasılsa düşmeden durabilen soket çoraplarıyla at kuyruklu kızlar… Kadının seslendiği ev… Geniş ferah bir koridor… Odalar maviye boyalı, çiçekler… çiçekler…çiçekler… Duvarları 'Elvis' Posterli bir oda… Barbie bebekler… Oraya buraya yapıştırılmış küçük notlar, dörtlükler, kırmızı kadife kaplı kilitli bir günlük… arasında kurutulmuş menekşe… Bej renkli eski bir telefonun zili… hattın öteki ucunda heybeti sesinden anlaşılan bir yorgun adam… Çok uzaklardan seslenen bir sahici “şefkat”… Türkiye Gazetesi takviminin olduğu duvara kayarak yaslanıyoruz aynı anda… Dizlerimiz göğsümüzde… Saçlarını okşuyorum…Üzülme… Saçları hakiki Ege Yeşil sabun…Saçları(-mız) yeşil…”Hadi unutalım! ”
........... devamı >>
 
Emel Örsoğlu
    
    

67  

OLUKÖZÜ BELDESİ- HALK KÜLTÜRÜ ARAŞTIRMASI

Oluközü Beldesi (Halk Araştırması)

Oluközü Beldesinin manileri,
gelenek ve görenekleri,




KONU BAŞLIKLARI

ÖNSÖZ

1. AİLE İSİMLERİ
2. LAKAPLAR,İSİMLERİN YEREL SÖYLENİŞLERİ
3. ÇOCUK OYUNLARI
4. ADETLER
5. UNUTULAN MESLEKLER
6. KULLANILAN ALETLER
7. EVİN BÖLÜMLERİ
8. YER ADLARI
9. YÖRESEL ATASÖZLERİ- DEYİMLER
10. HAYVAN İSİMLERİ
11. KULLANILAN KELİMELER
12. COĞRAFİ TERİMLER
13. ÖLÇÜ ALETLERİ
........... devamı >>
 
Bekir Tolu
    
    
    

68  

GÖKTE KANAT ÇIRPAN YARALI KUŞ /2

10
Korlanmış ateş üzerinde
yürümektir ayrılık
eğer ortada çocuklar varsa...



Mantıvar'dan ayrılır ayrılmaz derin bir dalgınlığa gömüldü Cengiz'in beyni.
Bazan ayıkıp etrafına bakıyor ama bir türlü anımsamıyordu nerde olduğunu.
Kendini trafiğin akışına teslim etmişti. Yelin önünde tozan kuru yaprak gibi
menzilsiz bir gidiş içindeydi. Kullandığı araba onu sürükleyip götürüyordu.
Beyninde aile sorunu... Nedendi bu sorun? Eşi ve çocuklarına karşı babalık
görevini yapmıyor muydu? Düşünüyor bir türlü kendine ait önemli bir hata
bulamıyordu aile yaşamını altüst edecek. Peki ama karısı neden kendine karşı
........... devamı >>
 
Mehmet Sarı
    
<< Önceki Sayfa

Sayfa: 1 2 3 4 5 6 7 8 9


??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


07.09.2008 00:34:25

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim