Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

KONAK Konulu Şiirler - konak Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "konak" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "konak" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. konak Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

553  

EMPERYALİZMİN İNSANIN ANLAMA YETİSİNE VE DUYGULARINA SALDIRILARININ REDDİ-5

12-OSMANLI SERAMONİSİ

İletişime dair yazılmış kitaplarda,şu an aklıma Doğan Cüceloğlu geliyor,daha çok ikili ilişkilerde kasdedilen ile söylenen arasındaki farkın iletişim sorunlarının temel nedeni olarak gösterilir.Bu yazıda bizim ele almaya çalıştığımız ise,işte bu mesajda mevcut sistemin ve egemen ideolojinin rolü üzerineydi.
Birbirini anlamamanın,daha doğrusu yanlış anlamanın çarpıklığı tiyatro eserlerine çok fazla sayıda konu olmuştur.Bu konuda geriye giderek bakarsak,göreceğimiz ilk akla gelen örnek Hacivat ve Karagöz’dür.
KARAGÖZ.ANLAYIŞI kıt cahil halktan biri; Hacivat okumuş şehir adamıdır.Basit bir aramayla internetten karşıma çıkan şu bilgiler onların kişiliğini anlatıyor.
........... devamı >>
 
Adnan Durmaz
    
    
    

554  

NECİP FAZIL KISAKÜREK (ŞAİR) (NESİR YAZISI)

Necip Fazıl Kısakürek (d.26 Mayıs 1904, İstanbul - ö.25 Mayıs 1983, İstanbul) , Türk şair, romancı, hikâyeci, piyes yazarı ve fikir adamıdır.

Hayatı

Necip Fazıl Kısakürek (NFK) Kayıtlı bir şecereyle, Alaüddevle devrinin Şeyhülislamı Mevlâna Bektut'a dayanan ve Dulkadiroğulları'na bağlı 'Kısakürekler' soyuna mensuptur. Necip Fazıl'ın çocukluğu, mahkeme reisliğinden emekli büyük babasının İstanbul Çemberlitaş'taki konağında geçti. İlk ve ortaöğrenimini Amerikan Koleji ve Fransız kolejleri ile Bahriye Mektebi'nde (Askerî Deniz Lisesi) tamamladı. Lisedeki hocaları arasında dönemin ünlülerinden Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi (Akseki) , İbrahim Aşkı gibi isimler vardı.
........... devamı >>
 
Serdar Sayıl
    
    

555  

16-19 MAYIS, AÇILAN PERDE VE ARZULANANI ÖZLEM€K

Perde sarılmıştı camlara; gulyabaniler, sıra ile.
Eşik ökçeli rüzgardı, göze görünmez bir radar;
Hiçbir şey anlaşılmaz bazen, hava öyle sakindir.
Yosun uçuşturmuş mayo hayali, arabada giden.
Kollarımız camlarda ya da değil, beden arkada;
Şen bir yolculuk olmalı bu Kemer Antalya’lara.
Dikiz aynasında yansıyan bazı kısa görüntüler;
Az sonra öne geçip,sırtı yüklü,kamyonlaşacaklar
Toplu iğne atsan yere düşmez diyeceğin şeyler;
Hiç de gocunmadan, sıkı fıkı ve tıngır mangır,
Görünmez fırtınanın taşıdığı şeyler bu devenin.
Kaldığımız Bursa hayali İskendercisi karışmıştır,
Antalya’dan çıkıştaki bir benzinlikteki yüzlere;
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    
    

556  

“SEZAİ ÖZBALCI” DİYE, BİR DOST YAŞADI DÜNYADA...(DENEME)

DENEME



O, öyle bir insandı ki; onun değerini yalnızca, yakın çevresinde olan dostları bilirdi... Sıradan bir insandı “Sezai Baba..” Çok severdi dostlarının ona, “Sezai Baba” diye seslenmesini. Belki çoğunuz tanıyorsunuz, Sezai Babayı. Az sonra anlatınca, hatırlayacaksınız..
Onun sıkça kullandığı sözlerden bir tanesi vardı. Onu söyledikçe, hatırladıkça, duydukça hep o gelir aklıma... Bir vefasızlığa uğrayan insanı gördükçe, ya da yanında sözü edildikçe, şöyle söylerdi bizlere. “-Mal da yalan, mülk de yalan. Var sen de, biraz oyalan...” O an gözlerini bir noktaya sabitleyerek diker, buğulanan gözleri, az sonra akacakmış gibi yaşarır, ötelere ama çok ötelere dalıp dalıp giderdi. Sessizleşir, mahzunlaşır, sanki çocuklaşırdı o... Onun o duygusal anı beni, çok duygulandırırdı. Yüreğimde bir eziklik, bir erime, bir acı hisseder, sebebini bilmediğim halde, benim de boynum bükülür, gözlerim yaşarırdı. O an, ona olan sevgim artar, içimden boynuna sarılıp öpmek, ya da omzuna başımı koyup, ağlamak isterdim hep... Gülmeyin, bu da benim iç dünyam. İçimden geldiği gibi yazıyorum. Samimi ve gerçek... İsterseniz siz bu duygularımı, anlattıklarımı hafife alıp, gülebilir, alay edebilir, çok çocukça bulabilirsiniz. Ama, ben de buyum. Değişemem ki, bu saatten sonra... Konuyu dağıtmadan, devam edelim.
........... devamı >>
 
Suat Tutak
    
    

557  

İSTANBUL MASALLARI

Mario Levi’ye

“Bu şehr-i Stanbul ki bîmisl-ü behâdur
Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedadır.”
(Nedim)

I. MASAL

1/Deniz ve Dalga

Deniz ve dalga boylarında yürüdüm:
“Deniz dalgasız olmaz vay gülüm! ”
Deniz dalgalanırken yağmur çiseliyor
dalga denizi sınıyor kıyılarına çarparak
üç beş martı ürküyor suyun üzerinde.
........... devamı >>
 
Kemal Gündüzalp
    
    
    

558  

NASIL UYUTULDUK / DENEME

İnsana ait özellikler içinde,en önemli yeri uyku tutar. bence. Ta ana rahminden başlayıp mezarda biten bu serüven sayesinde dinlenir, düş görür, göz kapaklarımızı kapatabilir, dünya ile ilişkilerimizi durdurabilir, yatağa olan özlemimizi giderebilir; dahası düşünmekten uzaklaşabiliriz. Tam anlamıyla bedenimizin yaptığı bir tatildir uyumak! ..Yirmi dört saatlik zaman diliminde durmadan tekrarlarız bu tatil süresini...her tatil dönüşünde; görürüz ki, her şey bıraktığımız yerde...Bir biz değişmişiz, bir de azalmış takvim yaprağı sayısı...Çocuklar büyümüş, mevsimler değişmiş...Daha ne olsun ki değişen?
........... devamı >>
 
Tayyibe Atay
    
    

559  

<İMAGE SRC='HTTP://İMG216.İMAGESHACK.US/İMG216/6153/PKHRT3GF1.GİF'>ANDIRIN LÜGÂTÇESİ - 13

Palavraya MARTAVAL, Bir parça, bir bölüm BOĞNAK
Yaban güvercinine HOPBAL, Çocuk dilinde temiz ABBAK
........... devamı >>
 
Celil Çınkır
    
    

560  

İLKLER-27 (HİKMET BABA 'NIN İLKLERİ -6)

Bir Kabadayıya İlk Hizmet

Çayevi bayram yerini andırmaktaydı.
Duvarlardan duvarlara uzatılmış olan rengarenk kordonlar küçücük al bayraklar içindeydi. Her iki albayrak ortasında, üstünde Atatürk resmi bulunan bir küçük çifte bayraklı tablo vardı. Köşeler gelin telleriyle ve sırmalarla süslenmişti. Tavanın şurasından-burasından renkli kağıt fenerler sarkıyordu. Göbeği narlanmış iri sac soba, çevresindeki insanları ötelere süre-ite kendisine yer açma peşindeydi. Dışarının soğuğunu, içerinin sıcağını pekilenmek istemeyen pencere camları birkaçıncı terini döküyordu. Buhar giyinmiş ocaktaki esmer, iriyarı, alaturka tıraşlı, palabıyıklı ocakçı bir yandan pırıl pırıl parlayan kazanına su alıyor, bir yandan süzgeçle çaydanlıktan bardaklara çay süsüyor, bir yandan ateşe cezve sürüyor, bir yandan da garsonun öteden-beriden seslenişlerine kulaklanıyordu.
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


02.12.2008 11:53:38

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim