Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

KAZA Konulu Şiirler - kaza Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "kaza" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "kaza" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. kaza Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

473  

ECEL ŞERBETİNİ İŞTİKTEN SONRA

Ne yıllar ne yollar ayıramadı
Gurbette hasretlik çektik olmadı
Yakınlaştık sandım felek koymadı
Ben seni bu kadar, sevdikten sonra.

İkimizde Vatan sana küsmüştük.
Gelmek yoktu buralardan göçmüştük
Yuvam deyip yeni evler yapmıştık
Neye yarar hepsi, göçtükten sonra.

Kim derdi ki Aksaray dan geçecem
Ecel şerbetini burda içecem
Elbette dünyadan bende göçecem
Dostlarımdan dua aldıktan sonra.
........... devamı >>
 
Şevki Kayaturan
    
    
    

474  

KANLİ KALEM

KaNLi KaLeM
Bilirmisin Kalemi kana batirip yazmayi
Sen Bilirmisin hic Sabahlara kadar aglamayi.
Hep bir Umut var diye kadirdinmi hic kendini.
Birgün Mutlu olacagina inandinmi hic sen....
Yüregim kaniyor artik durduramiyorum
Kalemimi kana susarcasina batirip batirip cikariyorum
Her defasinda daha cok Aciyor ama baska care bulamiyorum.
Disarda Rüzgar var ama ben hissetmiyorum
Yapraklar dökülüyor agaclardan tipki benim gibi tükeniyor
Yillar geciyor ama ben hep ayni yerdeyim.
Freni tutmayan bir araba gibi Ömrümü akiptip geciriyorum
........... devamı >>
 
Canan Kosmaz
    
    

475  

O ŞEHİT POLİSLERE YAZIK GİDEN ÜÇ ER'E

Yazık gerçekten yazık
Öldü hepsi boş yere
Rabb'im rahmet eylesin
Giden şu yiğitlere
'O Şehit Polislere
Yazık Giden Üç Er'e'
Kullandığın minibüs
Bak polis otosunu
Evet ortadan biçti
Görmedin mi sen onu
'O Şehit Polislere
Yazık Giden Üç Er'e'
........... devamı >>
 
Hasan Sancak
    
    
    

476  

KARA GÜNLER

Östümüzü sarmış kra bulutlar
Çakıyor şimşekler gök gürültüsüyle uğultular
Millet şaşkın çoğu perişan
Mahsur kalanlar ve şeytana uyanlar

Biz ne günler gürdük ne günler geçirdik
Bu günler kara günler elbet bu günlerde geçecek

Ortalığı silip süpürmüş hortumlar
Hortumlardan geriye kalan yaralı canlar
Hortumlar geçti devam ediyor fırtınalar
Can çekişiyor hortumun etkisinde kalanlar

Biz ne günler gürdük ne günler geçirdik
Bu günler kara günler elbet bu günlerde geçecek
........... devamı >>
 
Mehmet Emin Altun
    
    

477  

EY OĞUL!

Oğul, akıl durur kader yol alır bilmelisin.
Zorluğu yenmek çok zor, az gülmelisin.

Buna olta derler, bir adım gitme sakın ha.
Anne balık nasihat ediyor genç oğluna.

Ucunda ki yeme aldanma, yutarsan yanarsın.
Şuna çarpma derler, takılırsan kurtulamazsın.

Kunuşurlarken bir avcı atmaz mı serpme ağını.
Ne gelir elden faydası yok, ısırsan parmağını.

Yavrucak soruyor,üzerimize atılan nedir anne?
Yavrum bunada tepeden inme derler bak dinle.
........... devamı >>
 
Ali Kılıç Kakiz
    
    
    

478  

SEVİŞMEK

gözler hat ucunda
ışınlar haber yüklü
çılgıca gider gelir
kalp haber merkezi çalışır feragatle
son haber sevişin olur

heberler serilir masaya
planlar çizilir provalar yapılır
çimler döşek bulutlar yorgan
parola vurgun seçilir
çıkılır beyaz üzeri
hedef tatbiki mekan
kantrol biter basar heyecan
teselli eder gülücükler
kağnı gıcırtısı doğal seslerden
bazen bozulur öpücükler

herşey hazırdır tarih yazılacaktır o an
çatar zaman
çıkarılır gerçeği gizleyenler
durur rüzgar durur üretenler
önce el sonra dil ardınsıra beden tanışır
samimiyetlerini iletirler
sohbet ilerler kaybolur sıra birden
........... devamı >>
 
Ömer Gülmez
    
    

479  

BİR EMEĞİN ARDINDAN/DÜZ YAZI

Biz çiftçiler toprağımızı aç ve çorak bırakmayız. Her mevsim bizden istediği tohumu veririz. Hasat zamanı ambarlar dolusu geri iade etmek üzere, ekim zamanı gelince toprak bizden bir avuç dolusu tohumu ödünç olarak ister. Tohumlar nasırlı ellerimizin parmakları arasından billur tanesi şuhluğunda endamlı bir süzülüşten sonra toprağın kollarına usulce bırakırlar kendilerini. Yeni yaşamlara kavuşmak, yeni sevgiler yeşertmek ve tüm çiftçilere yeni bir umut olmak amacıyla biraz daha sıkı sarılırlar toprağa, incecik kökleriyle toprak ananın bağrından suyu emerler, aç körpe kuzuların memeden sütü çektikleri gibi suyu çekerler topraktan. Bir süre sonra küçük bir filiz toprak ananın perdelerini aralar ve güneşe “merhaba” der. Yaprakları birken iki olur, iki iken dört... Toprağın sunduğu besinleri güneş ışığı ile birleştirip en iyi şekilde değerlendirir. Yavaş yavaş körpelikten erginliğe bir terfidir aslında bu. Mevsimler döner her şeyin bir vakti olduğu gibi hasadın da vakti gelir. Erginleşip bıyıkları gürleşen başaklar ağırlaşıp görevlerini tamamlama aşkıyla boyunlarını yavaş yavaş eğerler. Altın bir okyanus misali hepsi sapsarı, taze gelinin ak gerdanındaki sarı liralar gibi göz kamaştırır.
Hasat, hepimiz için sadece ürünümüzün hasadı değil, emeğimizin, sevgilerimizin umudumuzun hasadıdır. Daneler biçerdöverin ambarından çuvallara girerken acemi aşkların kalplere girdiği gibi korkak, ürkek, bir o kadar da acelecidir. Allah’ım bu güzelliği görmek ne güzeldir. Buğday tanelerinin serenadını işitmek ne tatlıdır. Ve bütün bunlara alışık olup da bu güzellikleri yaşayamamak ne kadar acıdır. Bunu biz çiftçiler biliriz. Zehirli bir ok gibi saplanır bağrımıza da dirhem dirhem öldürür.
Bu acıyı 05.06.2003’te yaşamış bir çiftçiyim ben de. Osmaniye’deki sel felaketinde ürünlerini kaybeden meslektaşlarıma üzülürken ben de buna benzer bir felaketle karşılaştım.
Buğday tarlamın hemen aşağısında bulunan üzüm bağımda çalışıyordum. Komşuların panik içinde bağırıp koşuştuklarını gördüm. Ve o sırada yükselen dumanı da... Soluk soluğa yokuşu çıktım. Elektrik direğinden çıkan kıvılcım ejderha gibi tarlamın üzerinde çöreklenmişti. Allah’ım! Tarlam, buğdaylarım, evlatlarım, umutlarım, ciğerim yanıyordu ciğerim. Metin olmaya çalıştım. Büyük soğukkanlılıkla söndürmek için elimden geleni yaptım. Benim tarlam yanıyor bari başkalarının tarlası yanmasın diye traktörle kenarları sürdürdüm. Biraz olsun ateşin uzağa yayılmasını engellemiştim. Rüzgar da dinmişti. Arkamı dönüp baktığımda bütün başaklar son kez “imdat “ dercesine ellerin uzatıp, çığlıklarını içlerine gömerek alevlerin arasında kayboluyorlardı. Hepsini bir bir koklamak bağrıma basmak onlarla yanmak geldi içimden, yavrularımla yanmak! Sanki kızım telli duvaklı muradına eremeden ölmüştü. Cephede savaşan kahraman oğlum şehit düşmüştü. Olanlar olmuştu. Hepsinin kınalı ellerini tek tek okşadım. Açık kalan gözlerini bir bir kapattım. Huzura kavuşmaları için toprağı sürdürerek onları gömdüm. Allah’ım sana şükürler olsun! Daha büyük felaket vermediğin için. Canım sağ olduğu için. Bana verdiğin güç ve metanet için. Dualarım bittikten sonra harekete geçtim. Ben çiftçiyim. Yaralı toprağıma merhem sürmeliyim. Onu sevgisiz, umutsuz bırakmamalıyım. Tohumlarına fidanlarına kavuşturmalıyım onu. Mevsim susam mevsimidir dedim Ya Nasip! Diyerek attım tohumları toprağa Ya Nasip! ...Karalar bağlayan toprağım yeşile bürünmüş, susam fidanları ak çiçekleriyle umuda koşuyorlardı. Çiçeklerin üzerinde arılar mutluluk dansı yapıyorlardı. Bir ay önce alevlerin ölüm saçtığı tarlamda her şey normale dönmüştü.
Kaybolup giden emeğimin ardından aylar sonra ikinci emeğimin karşılığını almıştım. Bütün acılarım dinmiş, bütün yorgunluğumu unutmuştum. Sanki olup bitenleri ben yaşamamıştım da, bir filmde izlemiştim.
Hayat devam ederken her zaman umutla bakmak, her musibete karşı da umudu kalkan edinmek lazımdır. O zaman her şey kendiliğinden yoluna girer. Yaşarken umut; ekmek kadar lazım, su kadar aziz,nefes almak kadar sıcak ve hep özlenen, hep bizimle olan, bizim olan bir şeydir!
Benim yaşadığım gerçek bir hikaye bu! Hikayemde sıkıntılarımı göz yaşlarımı umutla sildim. Her şey sıfır olsa bile umut hep sonsuz olsun. Yaşamınızda olumsuzlukları yok eden bir virüs olsun umut. Umutlu olmanızı umut ediyorum.
........... devamı >>
 
Münire Çetin
    
    

480  

SEVGİ ÜZERİNE

Sevgi denilince hep içimizde
kabaran coşan duygularımızı tutkularımızı anlar
onun çevresinde bir kaza öreriz

oysa sevginin dışa vurumu
içimizdeki büyüklüğünden daha önemlidir
dışa vurum olmasa sevdiğimiz kişi
bizim onu ne kadar sevidiğimizi nasıl bilebilirki

diyelimki sevgilimiz onu sevdiğimizi biliyor
ama sevgi tek yönlü bir yolda yaşatılmaya çalışıldığında
bir süre sonra o yolun maratonluğunu
o yolun engebeleri dikenleri kısacası zorlukları sevgiyi öldürür
........... devamı >>
 
Abdurrahman Alma
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


07.10.2008 12:49:42

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim