Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

KAYAHAN Konulu Şiirler - kayahan Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "kayahan" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "kayahan" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. kayahan Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
<< Önceki Sayfa

Sayfa: 1 2 3 4 5

 
    

33  

BİRAZCIK İLAÇ

BİRAZCIK İLAÇ
Ben ilacımı biliyorum diyorum;
Biraz sevgi. biraz ilgi, birazcık Aşk beni paklar
Ben ilacımı biliyorum diyorum;
Biraz acı, biraz tatlı, birazcık kin beni paklar
Ben ilacımı biliyorum diyorum;
Az gözyaşı, birazcık kan, azcık nefret beni paklar
Ve ben ilacımı biliyorum diyorum;
Az düşünce, az çalışma, Alında ter beni paklar
Ben ilacımı biliyorum diyorum;
Az sevişme, az tepişme, birazcık seks beni paklar
........... devamı >>
 
Hakan Öncü
    
    
    

34  

DÖNMEYİ DÜŞÜNMEDİLER (DÜZ YAZI // NİĞDE ŞEHİTLERİNİN ANISINA)

DÖNMEYİ DÜŞÜNMEDİLER

Çanakkale Savaşında kendisiyle görüşme yapan Ruşen Eşref Ünaydın’a Ulu Önder Atatürk şöyle diyor: “Kendisinden birkaç dakika önce sipere giren arkadaşının öldüğünü görüyor, birkaç dakika sonra kendisinin de öleceğini biliyor. Yine de en ufak bir duraksama geçirmeden siperde yerini alıyor ve sessizce kılı bile kıpırdamadan şehit oluyor. Çünkü onlar egemenliğe giden yolda dönmeyi düşünmediler
Afyon Dumlupınar Başkomutanlık Savaşında Yüzbaşı Reşat Bey, Çiğil tepe’yi iki saatte alacağına söz verir. Ne var ki tepe çok diktir. Düşman en büyük gücünü bu tepeye yığmıştır. Bu nedenle tepenin alınması sadece iki saat gecikir. Yüzbaşı Reşat Bey; tepe’yi söz verdiğim saatte alamadım, diyerek intihar eder. Çünkü o egemenliğe giden yolda dönmeyi düşünmez.
........... devamı >>
 
Ali Özen
    
    

35  

DİLBİRLİĞİ (MONOGENİST) TEORİ

DİL BİRLİĞİ (MONOGENİST) TEORİLERİ

Societe de Lingiustique de Paris (Paris Dil Bilimi Cemiyeti) tarafından 1866’da savunulması yasaklanmış Dilbirliği teorisinden bahsedeceğiz bugün…Bilim neden yasaklanır, neden kısıtlanır bilemem..Bir yazımda “Ancak Oğuz Düzgün``ün ortaya attığı fikirler, pek çok bilimsel görüşten etkilenerek geliştirdiği yeni teoriler birilerini oldukça rahatsız ediyor..” diyorum.Yani ben açıkça pek çok bilimsel görüşten terimsel manasıyla, teoriden etkilendiğimi ifade etmişim..Zaten dilbilimle uğraşan bir insanın hem de pek çok kitabı okumak zorunda olan bir araştırmacının kendisinden önceki görüşlerden etkilenmemesi, onların tesirinde kalmaması düşünülemez..Fakat görüldüğü gibi tarihte de bizim savunduğumuz savların benzerlerini savunanlar hep dışlanmışlar, Dilbilimi tekellerine alan kurumlar tarafından…İşte Societe de Lingiustique de Paris…Monogenist teorileri savunan bilim adamları “bizim fikirlerimizi yasaklayamazsınız” diyemeden onları bilim arenasından alaşağı etmiş bu bilimciler…Ancak yeni yeni daha 1980’lerde başlanmış bu konular tartışılmaya ve de daha detaylı bir şekilde araştırılmaya..Atatürk’ün savunduğu “Güneş Dil” teorisi de bu tarz Monogenist teorilerden biri..Ancak bu teori köken dilini “Türkçe” olarak belirlemesi ile diğer görüşlerden ayrılıyor..Yani bu haliyle bu teori nevi şahsına münhasır bir teoridir…Başlı başına bilimsel bir kuramdır..Tabii ki biz dünyada konuşulan ilk dil Türkçe idi demiyoruz.Zaten Atatürk de bu iddianın ispatlanmasının zorluğunu anlamış ve de bu teoriyi savunmayı bırakmıştı.Ancak bizim de kendimize göre, Monogenist teorinin literatürlerine girecek özgün savlarımız mevcut..Yani kökende bütün Monogenist teoriler birbirlerine benzer ancak hepsinin de birbirinden oldukça farklı yönleri vardır..
........... devamı >>
 
Oğuz Düzgün
    
    
    

36  

AKŞAM BABAN GELİNCE...

Sevgili Dostlar,
Bir türkünün sözleri ile başlayacağım:
Atem tutam men seni,
Şekere Gatem men seni,
Akşam bobey gelince,
Ögüne atem men seni
...........
..........Belki burada serzeniş var.Buradan hareket noktamızı alıp sizi başka yana götüreceğim benimle gezintiye çıktınız bile:
Karşıdakine güç yetiremeyen imdadına ve alt olmuşluğuna bir karakol komu
tanı arar.Karakol komutanı da yoksa kendine hafiye bulur.(Anneler için hafiye söz konusu değil) Sinsi planlarda ya par karşıdakini alt etmek için.
.........Biraz özele biraz genele gidelim.Önce özelden.Anne çocuklarıyla yüz
göz olur.Hangi anne? Tipik eğitimi az,diyalog tekniği konusunda zayıf an ne.Aradan saygı kalkınca, örselenen çocuğu saygısız olunca,ona güç yetire meyeceğini anlayan anne,baba ile korkutmaya çalışır:
........... devamı >>
 
Halit Mehdigil
    
    

37  

EMPERYALİZMİN İNSANIN ANLAMA YETİSİNE VE DUYGULARINA SALDIRILARININ REDDİ-1

EMPERYALİZMİN İNSANIN ANLAMA YETİSİNE VE DUYGULARINA SALDIRILARININ REDDİ

ADNAN DURMAZ

Kitle için yazdıklarını sanan yazarlarımız en gülünç olanlardır. Kitle ile beraber acı çekmeyen, halkın sevinci ile yüzü gülüp onun isyanı ile şaha kalkmayan, nabzı kitlenin nabzıyla aynı tempoda atmayan adamın kitleye “sen” diye hitapetmesi gülünçten de ileri bir şeydir. Hala köylüyü Amerikalı bir gezgin gibi seyredip onda ya mistik, karanlık bir ruh ve ya ilkel bir hayvan gören büyük romancılarımız var. Halktan bahsediyorum diyen yabancı ve ucuz esprili hikayelerle halkı maskaraya çeviren ünlü yazarlarımız var. Cinsel baskı ve yasaklardan histeriye uğramış yarım eğitimle genç kızlar için yazdığı sulu romanının cildlerine dayanarak kendisine “en çok okunan halk yazarı” sıfatını takan şımarık şarlatanlar var..Sabahattin Ali (Varlık, 65. sayı, Mart 1936)
........... devamı >>
 
Adnan Durmaz
    
    
<< Önceki Sayfa

Sayfa: 1 2 3 4 5


??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.12.2008 19:24:28

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim