FUTBOL TAKIMLARINI KONUŞUYORUZ! Tuttuğunuz takım için yazılanları okumak için logosuna tıklayın.

Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

KATLIAM Konulu Şiirler - katliam Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "katliam" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "katliam" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. katliam Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

393  

KATLİAM ÜZERİNE AKŞAM ÇAYI

güneşin soğuk baktığı bir sabah, kül renginde

ölü balıkları topladım sahile vuran
lağım kokulu, siyahı ağır nehirlerden
mazota boyalı kurumuş dere yataklarından
boyasız tahta sandalyeler yapmak için
topladığım kimliksiz ölü balıklardan.

kirli çamur akıyor damarlarımdan kan yerine

bir çay ocağım var sahilde, fakirhane
şöyle beş –altı masa, yirmi metrekare
bir kuytuda, maksat halka hizmet olsun
mavi denize karşı serin serin oturulsun.
kendim için değil her şey sizlere yani.
........... devamı >>
 
Cevat Çeştepe
    
    
    

394  

-BAŞLIK/SIZ KATLİAM -yeni-

Kitap ve kadın;

İtinayla dekore edilmiş
Kuşe kâğıt
Ya da
Kaldırımlarda tezgâh üstü
Saman kâğıdı
İster bandrollü ister karaborsa
İçeriği ebatı ne olursa olsun
İlk göze çarpar

Başlık/sız

Önce ön
Sonra
Arka kapak
Esnet alabildiğince
Tutup kenarlarından
Kumarbazın kâğıda olan
Tutkusuyla

İster sanal ister reel
Okumadığına değil
Dokunmadığına
Duygularına değil
Arzularına kan…
........... devamı >>
 
Nurcan Uğurlu
    
    

395  

KAN

Sene 95 / 96
Sözde medeniyetin kurucuları
Kırıyordu Çeçenleri, Boşnakları...
Sadece Müslümandılar
İnsandılar
Seyretmişti bu vahşi bu yabani katliamı
Medeni, hümanist, prensipli... vs. vs. dünyalı (!)

Sene 05 / 06
Sahnede yine aynı kurucular
Fon biraz farklı gibiyse de
İnim inim inleyen Iraklılar, Lübnanlılar...
Onlar da Müslümanlar
Onlar da insanlar

Ya şu bizim uzun uzun lakaplı dünyalılar
Onlar hala aynı iddialarındalar (!)
........... devamı >>
 
Hakan Pomakoğlu
    
    
    

396  

AYVASIL'DA ESKİMEZ ZAMAN

Ayvasıl’da Eskimez Zaman

Televizyonda ne var ne yok diye kanallar arasında
gezinirken, Ayvasıl Şehitlerinin yıldönümü törenlerine rastladım.
Yirminci yüzyılda, yalnızca, Türk olduklarından dolayı kurşuna dizilen insanlarımız…
Şımarık bir milletin soykırım hareketlerinin başladığı ilk köydür Ayvasıl.
Rumların, 21 Aralık 1963’te Kıbrıs Türkleri’ne karşı başlattıkları imha saldırılarının, ilk toplu katliam kurbanları, Ayvasıl şehitleridir.
Ayvasıl köylülerinin bütün suçları, Rumlara göre ayrı bir ırktan, ayrı bir
dinden gelmiş olmalarıydı. Enosis planının amacıysa; yıllarca birlikte kardeş gibi yaşadıkları Türkleri, ya adadan sürecekler, ya da öldürerek yok edeceklerdi. Türklere; başka ülkelere göç için gösterişli, alımlı olanaklar sunuluyordu. Yeter ki bir an önce adada yaşayan Türkler, adayı terk etsindi. Gitmeyenler ise ölümü zaten kendileri seçmişti. Onlar için yapılacak tek şey vardı; zamanı geldiğinde kurşuna dizmek. Ve Rum çeteciler iş başındaydı. Sabırsızdılar. Bir an önce Türklerden arınmak istiyorlardı. Ayvasıl’da başlayan katliam, adanın birçok yerinde köy talanları, yangınlar, göçler ve savaşlarla sürüyordu. Türklerin soykırımını hızlandırmaya ve amaçlarına ulaşmaya çalışıyorlardı.
........... devamı >>
 
Mine Ömer
    
    

397  

AN,AN,YAKLAŞIYOR MEŞ'UM ZAMAN....

Izdırap kan ve gözyaşı yazılmış alın yazıma
Baldıran zehri aşkı içiyorum kana kana
Yokluğun deli dalgalarla vuruyor usuma
Gizli bir el sürüklüyor beni mana iklimine

Gölgeler peşimde hangi kapıyı çalsam
Tağutun askerleri hangi vadiye dalsam
La mekan şehri hiçliğin ötesinde hiçlik
Yokluğun ötesinde yoklukmuş sevmek

Acıyı çok derin,aşkı zirvelerde yaşıyorum,
Belayı bal yapıp ekmeğime sürüyorum
Cesur yürek, ölüm mukadderse korkmam
Senle bir olduktan sonra aşkım ne gam
........... devamı >>
 
Nihat Gülle
    
    
    

398  

KARDEŞLİK

MİSAK-I EZEL veya KARDEŞLİK
Alem-i Ervahta Alemlerin Rabbinin “Ekestü birabbiküm” sualine “Bela” diyerek cevap vermiştik. En büyük kardeşliğin oluşmaya başladığı Medine de “Muhakkak ki Mü’minler kardeştir.” Evrensel Rabbani bildirisine de “Kıyamete kadar tüm Mü’minler kardeştir.” diye yine söz vermiştik. Tüm Müslümanlar olarak biz bir vücudun azaları gibi olacak birbirimizin dertleriyle dertlenip sevinçlerimizi birlikte paylaşacaktık. Oysaki şimdi biz Müslümanlar öyle bir eğildik ve öyle bir eğrildik ki deve misalinde olduğu gibi doğru hiçbir yerimiz kalmadı.
Irak ta, Filistin de, Lübnan da ve diğer kan ağlayan coğrafyalarda çocukların, anaların, yaşlıların Allah’a iman ettikleri için imanlarını canlarıyla, mallarıyla yaşayarak şehid olduklarını gördüğümüzde bile televizyonlarımızdaki bu haberlere iyi seyirler mülahazasıyla devam ediyoruz. Verdiğimiz sözlerden uzak kalmamız hasebiyle kalplerimiz mühürlendi, gözlerimize perdeler indi, kulaklarımız sağır kılındı.
Alemlerin Rabbi Nisa 75’ den başlayarak verdiğimiz sözü bizlere bir kez daha hatırlatıp, televizyonlarınızda, gazetelerinizde gördüğünüz masum çocukların, annelerin ve yaşlıların topların, tankların, buldozerlerin karşısında vücutları tanınmayacak derecede paramparça katledildiklerini gördüğünüz halde ve onların sizlerden yardım istemelerine karşın siz kime kullukta bulunuyor ve neyi bekliyorsunuz? diyor.
Bakara 249’ dan itibaren Talut’un Calut ordusu karşısında uyarıları dinlemeyen çoğunluk bir grup “bizim onlara karşı koyma gücümüz yok demelerine karşın Allah’a kavuşacaklarını uman az bir topluluk; Nice küçük topluluk büyük topluluklara karşı Allah’ın izniyle galip gelmiştir…” demişlerdi.
Yanakları, saçları, gözleri, küçücük dilleri, ağızları yanmış, elleri paramparça olmuş ve topların, betonların buldozerlerin altında kalmış çocukların karşısında hala kanepelerimize uzanıp Coca-Colamızı gülerek eğlenerek yudumlayabiliyorsak yazıklar olsun bize, yazıklar olsun bizim Müslümanlığımıza…
Alemlerin Rabbi olan Allah; Kur’an da Nemrutlara, Fil ordularına karşı bir kuşun çalışmasını örnek vererek siz yardım etmeseniz bile biz bu dini başkaların eliyle de olsa kıyamete kadar dünyada baki kılarız mesajına karşı bizler hala işimiz, aşımız, eşimiz vs. mülahazalarıyla dünyaya dalıp Allah’ı unutuyorsak yine buna benzer şekillerde bu din baki kalacaktır.
Müslüman coğrafyasındaki olaylara karşı duyarsız kalınması herhalde Müslüman kardeşlerimizin Yaratıcı tarafından kendisine verilmiş ve miktarını, ne zaman biteceğini bilemediği bir ömür sermayesini bilmiyor olduklarını gösteriyor. İnsan düşündüğü kadar güçlü, inandığı değerler kadar değerlidir. Alemlerin Rabbinden ders almayanlar veya onun düşünmesini istediği gibi düşünmeyenler ve yaşamayanlar televizyonlarındaki ve gazetelerindeki gördükleri katliam bataklığının içine düşmeye mahkum olurlar. Biz Müslümanlar Allah’ın dinine yardım etmesek de Allah bu dini kıyamete kadar baki kılacaktır ve bizlere bu dine sahip çıkmamamızın bedelini soracaktır.
Gelin zamanın Calut'ları karşısında Davutlar olalım ya da Nemrutlara ve Fil orduları karşılarındaki kuşlar gibi olalım. “Ben Lübnan’ım,” diye haykıralım zamanın Firavunlarına, Nemrutlarına ve Fil ordularına! Evlerimizin duvarlarına Beyrut fotoğrafları asalım, yüreklerimizin gönderine Lübnan bayraklarını asalım, gelin Ey İslam coğrafyası! bu acılar dinene kadar bari gece namazına kalkıp secdelerimizde ve dualarımızda Alemlerin Rabbine “Ben Lübnan’ım Allah’ım! Yaktırma, yıktırma, kafirler topluluğu karşısında bana yardım et Allah’ım! Zamanın Calut ordusu karşısında bizi galip kıl! ...diyelim.

........... devamı >>
 
Önder Gül
    
    

399  

YİNG VE YANG'IN KARŞILAŞMASINDA AKTİF DAMITILAN

Bir mağara adamı, bakan gökyüzüne;
En güzel görebilir, yıldızları:
Eline az şey verilen,
Tiyatrolarla dünya savaşının
İkincisi'ni hem aşan,
Eski Almanya'ya benzer,
Sabrın dengesinde

Ya Japonlar?
Bir hırs küpü: Küçültülenler,
Büyük mikroçiplerden,
İnsan eti ile tırnağı arasına girerler:
İlk insan kopyası;
Olsa bu bir robot, buna şaşmam.
Ama onlar da alıştı ya,
Ulaşılan korunur fakat.
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    

400  

YA SEV YA TERK ET

İnsan, kendini bazen futbol taraftarı olarak sever
Bazen kışkırtıcı keyfiyetiyle ücret eder
Sevmiyorum, terk etmiyorum da eşimi, işimi der
Besle beni hazzı tadar, kardeşlik, insan hakkı da bilir, ister
Ya sev ya terk et uçurumuna uç yığmaya bu heder
Siyaset bönlüğüne beslenmeyi de öteler…

İnsan, kendini bazen arsızlığa kapılmışlıkla bulur, ezer
Bazen, katliam keyfiyetinde uç şaşkını büyürler
Sevmiyorum, kullanmaya işe yarar diye de ama seçilmezler
Besle katili oysun gözünü ülklerine yol açın, gitsinler
Ya sev ya terk et uçurumuna uç yığmaya kader biçerler
Siyaset bönlüğüne bu kazançları bari beğendirilsinler…
........... devamı >>
 
Sevinç Kavuk
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


22.11.2008 16:19:04

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim