Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

KASET Konulu Şiirler - kaset Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "kaset" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "kaset" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. kaset Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

225  

TEMBEL ALİ

Radyo, televizyon, pikap, kaset gibi eğlence araçlarının olmadığı dönemlerde, köy ve kasabalarda bulunan köy odaları ve kahvehanelerde, ehli diller, halk âşıkları halkı eğlendirmek, için halk hikâyeleri anlatırlardı.
Günümüzde eğlence araçları çoğalınca, bu güzel geleneğimizde maalesef unutulmaya yüz tuttu.
Kahvehanelerimizde, insanları sadece oyalayıcı olan, oyun çeşitleri ile meşgul edilerek. Kültür etkinliklerden uzak tutulmaya başlandı.
Hatırlarımda, eskide Ramazan ve kış gecelerinde, kahvehanelerde gece sahura kadar “Halk âşıkları” bir hikâyeden başladılar mı? En az on, on beş gün devam ederdi. O günlerimizi şimdi ne yazık ki arar olduk.
........... devamı >>
 
Enver Gürkan
    
    
    

226  

! ! ! ! ! ! !

12 yıl oldu.
birbirine benzeyen günlerin ve birbirine benzemeyen yılların toplamı.

Elde ben varım.

Kimi zaman fazlasıyla -az-.

Kimi zaman yeterinden çok.

Eskidiklerim peşimden geliyor, günahlar gibi.

Günahlarım hangi tanrıya onu bile bilmiyorum.
........... devamı >>
 
Nhoyth
    
    

227  

TELEVİZYONLAR İÇİN İLGİNÇ YARIŞMA ÖRNEKLERİ:

-Akıllı köpekler için bir sürüyü en çabuk ahıra sokma.
-Amuda kalkıp en fazla o şekilde durma.
-Anneler için çocuğunu sırtta,elde,kucakta taşıma. Ağlayan kaybedecek.
-Apartmanını merdivenini sürekli çıkıp inme.
-Arı kovanlarından en çabuk bal toplayıp süzme.
-Asansör ve yürüyen merdivene sürekli binme.
-Ataşı birbirine en uzun tutturma,ölçme.
-Ayak üstü çömelip durma ya da zıplama.
-Bağda en çabuk üzüm. şeftali,fındık,ceviz,elma toplayarak kasalama.
-Bağdaş,çömelerek,eğilerek...en çok durma.
-Balık içini en çabuk temizleme.
-Balonu şişirme en çok su ile doldurma.
-Balta,nacak...ile en çabuk odun,dal,kesme,yarma.
........... devamı >>
 
Hasan Sancak
    
    
    

228  

KARANFİL EK GÖĞSÜME (1)

1
Bir nisan günüydü, kuşlar dönüşte saat kuşluktaydı.

Yaşlı kadın sürüyü, güneyden evlerin arasına kadar sokulan Çiyareş’ın gören göze, dokunan ele, balık sırtını andıran dişli kayalarından oluşan, dikenli, sert yapraklı sîdgan ağaçlarının koyu rengine bürünen; köy halkının Çitrix diye isimlendirdikleri dağ yamacının, ovaya burundan akan vadiciklerinden en büyüğüne çıkarmıştı. Dert donarsa derdin üstüne, yüreğimdeki taş örter üstünü...umudu tutkusudan sıkılgan yas türküsünü hafiften söyleyerek gelinlik torununa yün eğirmekteydi. Küçük Serdil, hayvancıkları gür çalıların çevrelediği düzlüğün çiğ yeşili çayırlığına kapatmıştı. Haksız da sayılmazdı, oğlak demek; inatçılık, çeletlik, yaramaz, hacıyatmaz, dört ayaklı misket demekti. Taştan taşa sekerek, daldan dala gizlenerek, kayadan kayaya gezinerek sıkı denetimini güçlendiriyordu.
........... devamı >>
 
Abdullah Karabağ
    
    

229  

KARANFİL EK GÖĞSÜME (2)

3
Orada yattığı sürece, üst başında hep asılı kalacak olan duvardaki krem renkli ‘hasta takip kâğıdı’ ve basit bir tükenmez kalemdi. Kalem sadık ve iyi bir gözlemciydi, notlarını şimdiden ikinci sayfaya taşırmıştı!
Susmak, şiiri; konuşmaksa, masalı temsil edecekti. Sayısız figüranlı, tek kişilik oyunun aktörü o’ydu. Sahnenin ismi de o’ydu.
“Kalkma,” dedi, “rahatına bak! ”
Boynundaydı kolu, alnını, yüzünü, gözlerini öptü. Gelenekseldi, büyüklerin eli öpülürdü, öpecekti de, öptürmedi. Cansızlaşan teninden aldığı mesaj dudaklarını dondurdu ziyaretçinin! Zayıflamıştı. Gözlerindeki kendine özgü ışıltılı aydınlığı aradı, solmuştu! Gizlemesi mümkün değildi, amcasının gelişine sevineceğine üzülüyordu.
........... devamı >>
 
Abdullah Karabağ
    
    
    

230  

DİLİNDE AŞK VARDI YÜREĞİNDE İHANET BÖLÜM - 18

ON SEKİZİNCİ BÖLÜM

AÇ KAPIYI DENİZ BEN GELDİM

Koltuk arkadaşım yol boyunca uyudu ben ise, düşündüm. O uyumaktan yoruldu ben düşünmekten yorulmadım. İstedim ki şu ana kadar yaptıklarımdan dolayı verilmemiş hesabım kalmasın. Ben bir kız sevdim sevmenin bedeli ise ne kadar ağır olursa olsun ödemeye çalıştım. Bu ödenen bedelin içinde terk edilmekte vardı. Buna rağmen hiç pişmanlık duymadım. İstanbul ili sınırları içersine girerken, gönül rahatlığı ve huzuru içinde gözlerimi kapattım bu benim yolculuğum boyunca uyuduğum bir saatti. Çok heyecanlı ve çaresizim. Aynı şehirde elimi uzatsam, kapısını tıklatıp // Aç kapıyı hayatım ben geldim// Ne yazık ki bana bu gün kapıyı açacak olan Veda değil.Otobüs Otogardan içeri girip kendi peronuna yanaşırken artık Selma’yı düşünmem gerektiğini biliyordum. Birbirimizi aynı anda gördük. Ona acıyorum doğrusu Allah var ya güzel kız.
........... devamı >>
 
Tuğrul Pekel
    
    

231  

DİLSİZLERİN DESTANI /2-A

DILSIZLERIN DESTANI / 2

bir yürüyüs
eylediler çiçekler


1


Keske ev biraz daha uzakta olsa
Benim otobüs uçak hiziyla gidiyor




Basinda kahverengi esarbi olurdu hep. Üç yani cam kapli, önü açik olan ve
küçücük bir kulübeyi andiran otobüs duraginin önünde ayakta dikilir dururdu.
Cengiz her sabah ise giderken o kadini mutlaka durakta görürdü. O semte tasinali
üç yil olmustu. Ama bu kadini oturarak otobüs beklerken hiç görmemisti daha.
Çok erken saatlerde ise gittigine göre uzaklarda bir yerlerde çalisiyor olmaliydi.
........... devamı >>
 
Mehmet Sarı
    
    

232  

İLKLER-32 (HİKMET DEDE 'NİN İLKLERİ - 4)

Sırlara İlk Dokunuş

Değdiği yeri bıçak gibi kesen kış rüzgarı akşam ezanından sonra çıktı. Birbaşlarına kalmış karlı sokaklar, perdelerini ıssız sokaklara kapatmış evler, karın karnı altında nereye gideceğini bilemeyen gariban yollar, kardan yapraklar kuşanmış ağaçlardaki iğreti yuvalarında ötmeye korkan kuşlar rüzgarın egemenliğine çarçabuk giriverdiler.
Durgun gözlerle önündeki ocağın yükselip alçalan, yelpirdeyen, dönen dolaşan, esneyip yaylanan alevlerine dalıp gitmiş olan Hikmet Dede, önce kulaklarının seslendiğini sandı, sonra soluğunu tutup kapıya kulak verince, donmuş tahtalara inen yumruk seslerini rüzgarın ulumasından ayırabildi.
........... devamı >>
 
İsmet Barlıoğlu
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.12.2008 19:19:23

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim