Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

KART Konulu Şiirler - kart Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "kart" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "kart" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. kart Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

465  

BOŞLUKTA DÖNEN MAVİ TOP

Siz bu satırları okurken ben Kıbrıs'ın öteki yarısında olacağım… Sözünü ettiğim yere yürüyerek on dakikada ulaşmak mümkün; benim yolculuğum ise bütün bir gün ve üç uçak değiştirerek gerçekleşecek… Lefkoşe’den İstanbul'a, İstanbul'dan Atina'ya ve Atina'dan tekrar Lefkoşa'ya ulaşacağım. Ben uçak şirketlerine telefon etmek ve uçak paralarını denkleştirmek için borç aramakla uğraşırken, kız kardeşim 'uzaydan birisi seyrediyorsa çok gülecek' dedi. Kıbrıs'ın öteki yarısına gidip orada bir ay kalacağımı uluorta söylerken yüzlerdeki şaşkınlığı anımsıyorum. Sonraki diyaloglar nedense fısıltıyla gerçekleşiyordu. 'Nasıl? ' 'Neden? ' 'Bu yasal mı? ' 'Bunun uluorta söylemem doğru mu? ' 'Evet, aslında bunu haykırmak istiyorum, çünkü çok gülünç'.
Bu gülünç hikayeyi dört yıldır Sarayova'da yaşayan Amerikalı gazeteci arkadaşım Paul'a anlatırken Yeşil Hat'ta duvarın yanındaki bir lokantada oturuyorduk. Onun benim yaptığımı dahi yapması mümkün değildi, çünkü pasaportuna 'KKTC damgası' vurulmuştu… Bu sabah Can baba (Can Yücel) aynı dertten ötürü pasaport değiştirmek zorunda kaldığını o kendine özgü küfürleriyle anlatıyordu… Devletler ve sınırlar… Bölünmüş şehirlere yüksek bir yerden bakınca her şey nasıl da anlamsız görünür… Önü bu duvarla kesilen yollar, variller, dikenli teller, kum torbaları. Bu düşmanlık işaretleri aslında bir hüzün müziğiyle anlam bulurlar… Sanki bütün bunlar savaşın saçmalığını anlatmak için orada durmaktadırlar. Fransız kültür ataşesi Anne Cauwel arabasını bir uçtan öteki uca sürerken bunu yapamayanların hüznünü de yanında taşırdı… O, pek çok diplomat gibi bir barış postacısıydı… Dostların selamlarını ve haberlerini taşırdı… Bizi onlar, onları bizim için öperdi… Şimdi Fransa'da… Bakalım Kıbrıs'ın öteki yarısından postaladığım kartı alınca nasıl şaşıracak… Fransa'ya bir kart postalamaktan kolay ne var! Asıl sorun Türkiye'ye SÖZ'e yazılarımı nasıl fakslayacağım. Çünkü Kıbrıs'ın Rum yarısı ve Türkiye arasında doğrudan telefon hattı yok! … Doğrudan telefon hattı doğrudan temas demektir… Hani küreselleşme filan diyorlar ya, kız kardeşimin dediği gibi uzaydan biri seyrediyorsa dünyalıların zeka düzeyi konusunda ilginç yorumlar yapacaktır. Uzay deyince aklıma geldi, hani uzaydan çekilmiş o güzelim fotoğraflar var ya sınırlar filan görülmüyor… Onlardan birini KKTC telefon rehberinin kapağına koymuşlar… Kıbrıs ve Türkiye'nin uzaydan görüntüsü. Ama olacak şey değil! Yeşil bir kalemle Kıbrıs'I ikiye bölmüşler… Kapak kompozisyonu ise cep telefonları, iletişim hatları, şu sözde globalleşme işaretleriyle dolu…
Astronotlar ilk kez uzaya çıkıp dünyayı boşlukta dönen bir mavi top olarak gördükleri zaman dönüşte sınırların anlamsızlığından söz etmişlerdi. Ciddi ve gerçekçi insanlar hoşlarına gitmeyen sözler işittikleri zaman 'uzayda yaşamıyoruz' derler. 'Alo, Alo, burası dünya, düşmanlıkların, savaşların, boğuşmaların ve didişmelerin evi… Şu anda birbirimizi yemekle meşgulüz. Lütfen mesajını sinyal sesinden sonra bırakınız! '
........... devamı >>
 
Neşe Yaşın
    
    
    

466  

AYRILIK TRENİ (GURBET)

(Bu şiir 60’lı yıllarda çalışmak için Avrupa’ya
gelen ilk kuşak işçilerimiz, babalarımıza atfen yazılmıştır.)

Biraz sonra kalkacak ayrılık treni
Bağışlamaz ayıracak iki candan seveni
Götürecek uzaklara, tanıtacak gurbet elleri
Bilmem kaç yıl göremiyeceğim nazlı yari

Son bir kez sarılıyorum sevdiğime sımsıkı
Hissediyorum kalbinin delice çırpınışını
Salıvermemek için zor tutuyorum gözyaşımı
Bizi bu hallere koyan kader mi yoksa para mı
........... devamı >>
 
Ensar Aktaş
    
    

467  

*SİYASET MANİFESTOSU1

Devletle kavgam var beni kim anlar
Neredesiniz ey canı yananlar

İnsan bu dünyaya bir kere gelir
Derdimi dökmezsem beni kim bilir

Devletime benim ihtiyacım var
Gel gör ki devletten yana acım var

İcraat zamanı meclis heykeli
Seçimde oy ister milletvekili

........... devamı >>
 
Ömer İkbal Şendilbent
    
    
    

468  

KÜFRÜN ÖNLENEMEZ YÜKSELİŞİ

Küfürsüz an geçmiyor. Milletçe küfredip duruyoruz.Trafikte,işte,maçta,yürürken,sohbet ederken,eğlenirken…Bir şarkılarımızda eksikti,şimdi bu da tamam.Geçtiğimiz yılların en gözde şarkısında,kimine göre iyi bir laf atma cümlesini,kimine göre en popüler küfrü öğreniyoruz Tarkan’dan:”Kız hepsi senin mi? ”
Tarkan,hit şarkısının küfürlü değil de karşılıklı aşk oyununu anlattığı kanısında.”Herkes gibi ben de zaman zaman küfrederim.Çok sıkıştığımda patlayıveriyorum”diyor.
Küfre en fazla rağbet edenlerin başında da gençler geliyor.Kendi jargonlarında yeni küfürler türetiyorlar.Kimliklerini,büyüklerin dünyasına meydan okuyuşu,güçlerini ifade yolu olarak küfür!
........... devamı >>
 
Cansın Ünver
    
    

469  

AF OLA

Dün dostumdan para istedim.
Kardeş vallah billah yok dedi.
Oysa çok severim,
Bunu dedi ya ciğerimi yedi.

Bir şiir,
Bir türkü aklıma geldi,
Birde yokluk ciğerimi deldi.

Ne edeyim babacan,
Bilgi alimi, kitap kurdu entelimi.
Boş ver dalgana bak diyen dantelimi.

De be gorki, pablo, pikaso amca.
Kapital cebimizde olmuş sallama.
Yürü be der ey deyuz dallama.

Bir yandan toprağım vatanım,
Kemiği sızladı mezarda yatanım.
........... devamı >>
 
Çayan Şahin
    
    
    

470  

AY YILDIZ VE ÜÇ ASLAN'IN ADINDA; BİR FUTBOL ÖZELEŞTİRİSEL

Yaşadığını bilen yaşamayı seçer.

-
i. boyut1 protest müslüm

Mavi kar yağıyor doğal pembe çimlere Ve Stuart yine sahnede. Kah Man. City Kah Hotspur; inceden bir düzen, yumuşak, pamuk oyun stili uymuş hakemine de.
Sarı kartlar birbirini kovalasa da en son bir tane kırmızı çıkacak maçın sonunda; sanki tüm sarı kartlar Tümer Metin’eydi:Asla bir kırmızı kart çıkartamadı Phil Dowd koşmak için gol koklayanlara. O hızlı hızlı konuşması ve ağzını açıp kapayışları ile dişleri ayrık birbirinden, A.B.D.’deki İngiliz komutanlarını anımsattı ne yalan söyleyeyim, Kurtuluş savaşı günlerindeki -Music’in videosunda coşup eğlenişinden önce Madonna’nın; arabada, arka kabinde- hani perukalı kırmızı urbalılar, ne var ki hiç benzemedi hızlı yayışı kelimeleri ağzın, Teksas rodeosu country yanık lehçesine. Oldukça dinamik koşuşu gibi zihni de –ki zor ola denlisinden bu kıta avrupasında- ve neden belirtiyor sarı kart gösterdiklerine ya da göstereceklerini algılamış bile, uyarıyor ve dakikalarca sebep anlatıyor. Şeker bir herif, Stu yumruğu gibi. Bir boğa kafatası, ama aklı gibi hisleri –Wayne Rooney’in cep telefonundaki foto şipşakta, hızından belirsizleşmesi. Beyinsiz olamaz ikisini dengeleyebilen. Ve Pearce yumruğunu kaldırıyor ulusal teknik direktörlüğe göz kırpış az anlayan için derinlerden. Yükseklere çıkardı Man. City’i, bu daha o penaltı kaçırdığı maçta belliydi. Yedi kendini ve sonraki maçta kaçırmadı. Geçerlediğinde bu sefer penaltıyı yumruğu havada, böğüren ağız ses tellerinde; Phil Dowd sahnede, gülen çehre kararlılıkta. Bireysel çıkında, sanki bir değerler gizli; Shearer’e patentlenişine bu benziyor, onun gol attığında sevincine el kaldırışı: Real’li Brezilyalılar fazlasıyla yere
........... devamı >>
 
Akın Akça
    
    

471  

DÖRT GİBİ

Şu gönlümün bugün keyfi yerinde
Aynı iki kere iki dört gibi
Neler çekiyorum gelin göründe
Yine sevdalanmış bir aç kurt gibi

Bu fakir sinemde yakmış ocağı
Cayır cayır beni yaktı sıcağı
Güllerle bezeli köşe bucağı
Sanırsın ki bahar gelmiş mart gibi

Umurunda değil olsam da heder
Çekmemiş dünyada gam ile keder
Ne uslanır ne yorgunluk his eder
Sanki var başımda büyük dert gibi
........... devamı >>
 
Enver Gürkan
    
    

472  

İLAHİ TECELLİ

elveda şehir
ve yağmurları.
toprak kokulu manav önü,
köşede kavga eden eski evliler.
ben diye başlayan başa kakmalar.
yağan yağmurda dolaşan avanak.
su çukurlarını dolduran, dikkatsiz teker.
ıslanan elbisemi, yıkadığım küfür.
kirlenen kalbim.
bir tenhada içilen, yasak sigara.
ve sarıldığı yasal kağıdın yanında ki,
dört yolda, bekleyen polis.
onu bekleyen üç çocuğuna yetmeyen maaşı.
ivedi bir ambulansa, yetişen Azrail.
duran nabız, sönmüş gözlerde yanan siren lambası.
emniyet şeridi, ihlalcisi emniyetçiler.
insan hakları savunucusu, yetim tüyü yolanlar.
evine haciz gelmiş, haciz memurları.
........... devamı >>
 
Yusuf Dağıtmaç
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.12.2008 19:07:39

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim