Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

KART Konulu Şiirler - kart Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "kart" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "kart" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. kart Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

417  

G.E.R.E.M.E.Z

Kara kara taşların.
Karamıdır kaşların.
Ben sana aşık oldum.
Nerede taydaşların.
Bu öylesine bir aşk,yaşamayan ne bilsin.
Taşlarına vurulmuşum,kaşlarına.
Yamaçlarına,taçlarına.
Delik taşına,yüksek başına.
Ölerek sana tırmanışına,yoruldukça dönüp arkaya bakışıma.
Çok oldu ama sana sarılmayalı,
Kış olunca yamacında kar,
Görünce dayanamadığım,kaykıyı alıp arkadaşlarımla Kaymayalı çok oldu.
........... devamı >>
 
Abdurrahman Keskinoğlu
    
    
    

418  

BU ÇAĞDA YAŞARIZ

Eğitim eksikse kurallar boşa,
Suçların arttığı çağda yaşarız.
Kendini bilmezin yaptığı işe,
Çok hile kattığı çağda yaşarız
Sözleri dinlenmez, ana babanın,
Moda olur eskittiği obanın,
Maddiyeti ilah edip tapanın,
Kutsalı sattığı çağda yaşarız.
Kişilik kayboldu gün kerizlerin,
Arkası gelmiyor bak krizlerin,
Kural tanımayan kart horozların,
Toplanıp öttüğü çağda yaşarız.
........... devamı >>
 
İbrahim Pataz
    
    

419  

ECE'YE CEVAP

Ecelerin ecesi çok sevgili öğrencim
Karttan sonra bir şiir kat kat oldu sevincim

Kundaklayıp mektubu bebek gibi beledim
Yine çok sık dokudum ince ince eledim

Onlarca kez hatmettim gözüm hata görmedi
Olmalıydı aslında(!) buna aklım ermedi

Kusur aratmıyormuş gönlün özlemi göze
Bu özlemle bakınca harikaydı her dize

Brezilya dizisi bir başka güzel olmuş
Bütün şiirsellikler gelip oraya dolmuş
........... devamı >>
 
Adem Yaldız
    
    
    

420  

BÜTÜN SEVDALILAR BİZE BENZER

]Deniz yosun kokuyordu..
Ben,
Sahil boyunda yalnız yürüyordum.
Dalgalardan çıkan su damlacıkları
Yüzüme vuruyordu.
Bir çift martı uçuyordu-görüyordum.
Cebimde, buruşmuş son mektubun vardı.
Bir de güleç yüzlü, ufacık resmin..
Özlemin beni aşmıştı,
Hasretliğin bir o kadardı...
Dudaklarımı resmine sürüyordum.
Kıyıda,
Balıkçıların söylediği bir şarkıda çağrılandın.
Kahırdan ölüyordum..

Bu kaçıncı gün, kaçıncı haftaydı
Yanımda yoktun.
Fuarda bir başıma dolaştım sonra...
Kahkaha aynaları bile güldüremedi beni.
Palmiyeler altında seni bekledim-gelmedin...
Gelemezdin.
Oturduğumuz çay bahçesinde
........... devamı >>
 
Necdet Göknil
    
    

421  

GİDİYOR

Gene kuruluyor birliğe tuzak,
Ayakla baş ayrı başa gidiyor.
Töreler bozulmuş, kardeşlik uzak,
Kargalar toplanıp leşe gidiyor.

Hele bir bakalım şöyle biz bize,
Ne kadar yakınız birbirimize?
Kart öküzler çamur sürmüş boynuza,
Ayakla yer eşe eşe gidiyor.

Şu kuru kanalın sakasına bak,
Döşünde rozeti cakasına bak,
Adamın görevle dalgasına bak,
Elinde şişesi işe gidiyor.

Yalancının mumu tez günde söne,
Yorulduk burgaçta biz döne döne
Donkişotlar bayrak açmışlar gene,
Çıkmazlara koşa koşa gidiyor.
........... devamı >>
 
İbrahim Pataz
    
    
    

422  

BİTANEME

Bir kutu dolusu yaşam gönderiyorum sana,
Sade bir kurdeleyle süslenmiş.
Çöz kurdeleyi ve kaldır yavaşça kutunun kapağını...
Kocaman bir fırça ve bin renk
Koydum kutuya bir cennet resmi yapıp içine gir diye...
Düşler serpiştirdim gizlice, düş kurmayı unutma diye.
Bir tanede elma şekeri yerleştirdim,
içindeki çocuğu yeniden tadabil diye..
Güneşin batışını, billur suyun Sesini,
Kırmızıyı gelinciklerin saflığını, taze
Ekmeğin kokusunu ve bir güneşin sıcaklığını da sığdırdım.
Ruhlarımız aç kalmasın diye...
........... devamı >>
 
Murat
    
    

423  

ÖLÜMÜN GETİRDİĞİ MEKTUP

Bir mektup bekliyordum,bıkmadan usanmadan yazdığım onca mektup karşılığında tek kelimelik bir mektup.Oysa ne çok zarf almıştım ne çok kalem; bitmek tükenmek bilmeyen bir sevdayı yazabilmek için.Sayfalar dolusu yazmıştım,tam on iki sayfaya sığdırmıştım adını onikinci mektubumda.Her gözgöze geldiğimde bıyık altından gülüyordu posta kutusu.Yüzüncü mektuptan sonra kesmiştim umudumu,anlıyordum artık beni unuttuğunu,umursamadan geçiyordum posta kutusunun yanından hızlı adımlarla.Buğulu camların ardından geceyle yüzleşip derin ahların gölgesinde iç çekiyordum gizli gizli.
Bir sabah işe gitmek üzere çıktım evden ve gözgöze geldim kapının önünde postacıyla bir mektup uzattı hasretimi azad ettim o an beyaz zarfın şahitliğinde.Titriyordu ellerim; üstünde adını görünce tuzlu damlalar yakmaya başlamıştı yanaklarımı ve süzüldü zarfın üstüne,heyecanla hemen açtım zarfı.Nasıl da bilmişti gözyaşlarım düşeceği yeri çünkü ölüm gelmişti bir mektupla,heyecanla açtığım kendi mezarımdı oysa.Çöküp kalmıştım merdiven basamaklarına,tek bir kart çıkmıştı zarftan yüz mektup karşılığında.Adının yanında tanımadığım bir isim ve ortak bir dilek:''Bu mutlu günümüzde sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyarız''.Yavaş yavaş düşerken başım,gözlerim bu dileğin altındaki tarihe takılıyordu on iki şubatla başlayıp devam eden o tarihe.Ne kadar hazin bir sondu benim için.Seni ilk tanıdığım ve bizim için ölümsüz olan bir günde beyazlar giyinip yürüyorduk tüm sevdiklerimizin içinde.Tek farkımız sen el bense omuzlar üstünde yol alıyordum kalabalığın gölgesinde.Üzerinde gelinliğinle attığın her adımda,kefenimin içinde taşınıyordum sevdiklerim tarafından adım adım mezarıma.Sana takılar takılırken,bana kürek kürek toprak takılıyordu.
Yarım kalan sigaramın dumanında son bir mektup yazdım sana; o cok beklediğim bir türlü gelmeyen tek kelimelik mektubun aynısından ama ne adresi ne de pulu yoktu bu mektubun.Çünkü bu mektup on iki şubatta doğup on iki şubatta can veren sevdanın elvedayla başlayıp üç noktayla son bulan tek kelimelik vasiyetiydi.
........... devamı >>
 
Kerem Yüce
    
    

424  

BAYKUŞUN MÜRÜVVETİ

Çok uzak bir ülkede, bir baykuş ailesi
Viranede yaşarmış, bunların sülalesi.
Bir yaramaz oğluna kız arar durur dağda
Akraba ile olmaz, evlilik hiç bu çağda..
Çıkarır ören harbi, az çekirdek satacak
Ona virane lazım, bombasını atacak.
Bizlere uzak doğu, kendine uzak batı
Atar bir büyük bomba, aratmaz arasatı.
Kızarlar ona buna, 'soykırımmış' dinlesen
Kendisine gelince; ali kıran baş kesen..
Çıkarır bin virane, o uzak batısından
Arar oğluna bir kız, meşhur yıkıntısından.
Kendi harabatına azıcık kafa yormaz
Ölet var burda diye, bir dakka bile durmaz...
........... devamı >>
 
Halil Şakir Taşçıoğlu
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


05.12.2008 19:21:33

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim