Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  KitapEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS
 Şiir Bölümü 

Şiir / Şair Arama >> 

 Bu şairlerimizi okudunuz mu? Bu kutuyu gizle!
bu da ne?
 Şiir Ana Sayfa
 Şiir / Şair Arama
 Şiir Listem
 Şair Listem
 Tüm Şairler
 Tüm Şiirler
 Yeni Şiirler
 Top100 Şiir
 A Listesi
 Günün Şiiri
 Rastgele Şiir
 MP3 Şiirler
 Resim Şiirler
 Şiir / Şair Ekleme
 Yetkili Şair Girişi
 Şiir Yarışması
 E-kitap
 Yorumlarım
 
Konularına Göre:
• Aile
• Allah
• Ankara
• Anne
• Asker
• Aşk
• Atatürk
• Ayrılık
• Baba
• Barış
• Bebek
• Doğum Günü
• Dostluk
• Gurbet
• Hasret
• Hayat
• İhanet
• İstanbul
• Kadın
• Mutluluk
• Ölüm
• Özlem
• Savaş
• Sevgi
• Sitem
• Umut
• Vatan

daha fazlası >>

 

KARS Konulu Şiirler - kars Şiirleri

Bu sayfada sitemizde kayıtlı 200,000 'den fazla şiir arasında konusu "kars" olan şiirleri görmektesiniz. Şiirlerin "kars" ile ilgili olup olmadıkları sistem tarafından belirlendiğinden konu dışı bazı şiirler listeye karışmış olabilir. kars Şiirleri, "kaliteye" göre değil, konuya olan ilgilerine ve popülariteye göre sıralanmıştır.

 
 
 
    

505  

FIRAT'IN HİKAYESİ


Dağları omuz omuza vermişler. Yürekli birer bahadırlar gibi. Taşlar, aşılmaz bir kale duvarı! Metanet omuzlamış sanırsınız. Sert iklimin sert kaburgası sanki!
Fırat, bu dağlara inat bir küheylan! Zincirlerini kıran yağız attır. Asırların nağmesi üzerinde. Nice şairin dilinde sevdadır. Toprağa candır, âşıklara yaren! Velhasıl, ‘efsane nehir’ Fırat’sın.
Seninle yolculuk etmek o kadar güzel ki. Asırlara rağbetin, heybetin var. Suyla gelen medeniyet derim adına!
Kur, Aras bende doğar. Bilirim, Hazar’a bir su kadar yakınlığımı! Bingöl, Kars yaylasından selamım gider, Azerbaycan’a! Bir şah damarı kadar yakınım sana Hazar!
........... devamı >>
 
Bedrettin Keleştimur
    
    
    

506  

EROLCUĞUN DESTANI

İstanbul'un taşı toprağı altın, dediler
Kars elinden kalkıp geldi Erolcuk.
Arşınladı sokakları, dağı taşı aradı
Ya altın, ya gümüş, ya pul buldu Erolcuk.

Amcası, dayısı, arkadaşlarını buldu
Birer ikişer gün onların yanlarında kaldı.
Ekmek ikibuçuk lira dediler, Erol'a yol gösterdiler
Aç ve sefil sokakta, kaldı bir gün Erolcuk.

Şimdi Erolcuk ne yapsın? Yapayalnız kalmıştı
Boyuna yağmur, kar yağıyordu, mevsim kıştı
Çaresizdi Erolcuk, bunlara da alıştı,
Gültepe'de bir sabahçı kahvesi buldu Erolcuk.
........... devamı >>
 
Mustafa Uzelli
    
    

507  

11.SAYFA MİLLET-İ SÂDIKA’NIN VATANA İHANETİ…VE HOCALI KATLİAMI! ..

Sekreter Şadiye’ miz- YÖNDER' in eşi canı
İşadamı Işık’ım-yere döküldü kanı
Öldürense Asala-o yurdun düşmanıdır
Onlar PKK’yla dost-ölen Türk kurbanıdır
Millet-i Sâdıka' nın- vatana ihaneti
Hocalı’ yı yok etti- bölmek ister devleti
Tarih 20 Haziran-1984
Avusturya- Viyana-yere yıkıldı bir mert
Elçi Erdoğan Özen-arabaya koyulan
Bombayla öldürüldü-yere yıkılmıştır can
Millet-i Sâdıka' nın- vatana ihaneti
Hocalı’ yı yok etti- bölmek ister devleti
........... devamı >>
 
Hasan Sancak
    
    
    

508  

MUSTAFA TECİRLİ’DEN YEMEN GERÇEĞİ

Tecirli’den Yemen gerçeği



ADANA- Eğitimci-Yazar Mustafa Tecirli, değişik kurum ve kuruluşlarda verdiği bir dizi konferansta Yemen gerçeğini anlattı.
Tecirli, Türk halkını acılara boğan, Osmanlı’nın son dönemlerinde yaşanan Yemen olaylarını anlatırken o dönemin acılarını yansıtan türkü ve ağıtları da sazıyla eşlik eden bağlama ustası ve matematik öğretmeni Halil Türetken ve darbuka çalan öğreci Samet Üren le birlikte dile getirdi. Tecirli’nin söylerken ağladığı türkü ve ağıtlar, konferansı dinleyenleri de gözyaşlarına boğdu.
Yıllarca, Anadolu halkının yüreğini yakan Yemen’in 1518’de Yavuz Selim tarafından Osmanlı topraklarına katıldığını belirten Tecirli, ancak Yemenliler’in Osmanlı’yı asla benimsemediğini ifade etti.
........... devamı >>
 
Münevver Düver
    
    

509  

AŞIK MİSKİNİ (SAİT KÜÇÜK) (NESİR YAZISI)

Aşık Miskini (Sait Küçük) (D: 1964 Kars –Ö:….)


1964 yılında Kars'ın Kağızman ilçesinde doğdu. Asıl adı Sait Küçük'tür. İlk ve ortaöğrenimini Kağızman'da yüksek öğrenimini ise Kars'ta tamamladı.

Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Sosyal Bilimler Bölümünü bitirdi.

Kuzeydoğu Anadolu aşıklık geleneği ve şiiriyle büyüdü.

Şiir yazmaya ve bağlama çalmaya ortaokul yıllarında başladı.
........... devamı >>
 
Serdar Sayıl
    
    
    

510  

ERCİYES'TEN BAŞBUĞ'A

ERCİYES`TEN BAŞBUĞ`A (18.ERCİYES KURULTAYI ANISINA)

Kuş uçmaz, kervan geçmez; yalnız kalmış bir dağdım.
Kurultaydağı oldum, milyonları topladım.
Bana Erciyes derler, Ergenekon bir adım.
Rahmet sana Başbuğum, bu muhteşem Kurultay;
On iki ay içinde ağustos en ünlü ay.

Yüksektim, yüce idim; yıldızlara değerdim.
Kar topladım buluttan, Kayseri`ye su verdim.
İçimdeki duygumu yalnız ARŞ`A söylerdim,
Rahmet sana Başbuğum coşku, heyecan buldum.
Bozkurtlar yurt bildiler, onlara sırdaş oldum.
........... devamı >>
 
Ahmet Karaaslan
    
    

511  

ÇARŞAF DUVAR (ÖYKÜ)

Yüz yıllara tanıklık etmiş Kars yıllarca soğuk ve sıcağa okşanırmışçasına yanıt vermiş hala ayakta, okşanmanın erincini yaşıyor.
Hava kararmak üzere yağmur yeni dindi. Ortalık sessizlik içinde. Ne gece ne de gündüz, iki zaman arasında sıkışmış gün doğuramıyor. Doğa en zor sancılarında gündüz gitmemek üzere direniyor, gece, kendi dinginliğinin erincini yaşıyor. Küçük pencerelerden sızan ışıklar elindeki gazeteyi okumasına yetmiyor. Gazetedeki yazıları okuyamamanın verdiği sıkıntıdan daha çok beklediği arkadaşının gelmemesi onu meraklandırıyor.
Cemil, gözlerden ırak, kapıyı görebileceği bir yere oturdu. Her kapı açıldığında kapıya baktı. Kapı açıldı içeri bir genç kız girdi. Pek oralarda görünmeyen tiplerden, bakımlı ve güzel genç kız pastanenin içindekileri tek tek süzdü ve elinde Tercüman Gazetesi olan Cemil’in yanına giderek kimliğini uzattı. Cemil gelen kıza şaşkın şaşkın bakıp “Gel otur, hoş geldin” Dedi. Genç kız kendini tanıttı. “Ben Seher.” Seher’in yüzüne bakmadan: “Ben de Cemil”. Delikanlı şaşkınlığını daha üzerinden atmadan garson iki çay getirdi. Tanışma bittikten sonra çaylar içildi. Cemil genç kızı kalacağı yere götürmek üzere yola çıktılar.
........... devamı >>
 
Turgay Delibalta
    
    

512  

KAR (DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ)

K A R

DÜŞÜNGÜLÜ ELEŞTİRİ

Bu millet bir milyon Ermeni’yi,
otuz bin Kürt’ü öldürdü. Orhan Pamuk

Orhan Pamuk, romanlarında çok geniş bir coğrafyayı işleyen Reşat Nuri’yi geçebilmek için doğu sınırını Kars’a taşımış. İç atmosferi sevgisizlik olan Kar romanının kurgusu samimi temeller üzerine kurulmamış.
‘Kar’ın kurgusu, on iki yıl Almanya’da sürgün hayatı yaşadıktan sonra, ‘ Belediye seçimleri ve intihar eden kadınlar için’ Kars’a gelen Ka ile atmış sekiz kuşağının eski tüfeği Lacivert üzerine kurulmuş. Karışık taharlı bir kumaş dokusunu andıran romanın örgüsüne Ka ve Lacivert hükmediyor, tuşeli bez gibi güzel, dokuyu bozmuyor. Şematik bir roman izlenimi veriyor. Bellekte iz bırakacak kimlikler yaratılmış.
........... devamı >>
 
Ali Akdemir
    

??
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu. Şu anda buradasınız:


03.12.2008 00:01:53

  » Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
antoloji.com

 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim