Kalem notlarıma kırıldı (Tokat Ölüm İlanları) Klavye, vazgeçemediğim en değerli iletişim kaynağım olmuştu kalem notlarıma kırılalı beri. Kendimi yüzden fazla tuşla dört duvar arasından sınırsız dünyalara taşıyordum. Kalbimdeki yazıları, kâğıttaki yazılara dönüştürüyordum. Düşünselleri görsellere çevirmek zevkli yani. Velâkin canım sıkılıyordu. Kalem notlarıma kırılmıştı.
Klavye kalemimin koltuğuna oturmuştu. Hani o makam da iyice yakışmıştı ya, henüz kalbimin üzerinde yerini alamamıştı. Kalemle her ortamda yazabilirdim ama klavye ile her ortamda yazmak komik düşerdi canım. Hem bir de kalemin ihtiyaç duyduğu dost; ona sevgiyle dokunan sıcak bir el ile beyaz bir kağıttı, aslında çok beyaz olmasa da olurdu, saf kağıt olsun yeter ki. Bunlar oldu mu gönüldeki yazılar, görünürdeki kağıtlara ilmik ilmik nakışlanıverirdi.
Klavyenin kalemin makamında rol alması gayet mantıklı ve anlaşılabilir. Velakin tuhaf olan şudur ki; beşpara etmez üçbeş harfe 'güçlü kalem' denilmesini hiç kabullenemiyorum.
Epey bir zamandır yazının fetret devrini yaşıyordu kalemim. Güncelin hengâmesine dalınca, kalem notlarıma kırılmıştı.Hanidir ya son noktayı koyalı, kalemime dönüp bakmamıştım bile. Nerden bilecektim ki; üzgün, üşüyor, öksüz ve yetim, kimsesiz kalmıştı. Vefasızlık bu kadar da olur muydu? Yani. Gözlerim cismine eğildiğinde şöyle diyordu sanki:
“Kalem, Allah’ın yazmayı öğrettiği bir araçtır; kalem olmasaydı kelam olur muydu, kelime olur muydu, isim anlam bulur muydu?
Ve harfler bile bu duruma üzülüyordu. A, en çok üzülenlerin, özleyenlerin ilkiydi belki de; 'Ne belkisi, tabiki ilki.' En sevgililer onsuz olur muydu yani. 'Allah, Anne, Aşkım.'
Ve parmaklarım klavyenin tuşlarına dokunduğunda mazeretlerimi A’dan Z’ye saymam icabediyordu. Kalem notlarıma kırılmıştı ve bu yazıyı ona yazıyordum. Hiç hak etmediğim bir azar mı duyuyorum şimdi?
“_Eee sen de, kalem ne anlar yazıdan! ”
“_:}} Tarih şahittir, kaç hayatın elektriği kalemin kırılışında kesildi.”
Dokunmaya cesaretim yoktu. Kararsızlık içinde A’dan Z’ye düşüncelerim gidip geliyordu. Dalmıştım. Tokat Belediye hoparlörlerinin duygu bozan, hiç alışık olmadığım anonsu düştü işitsel gündemime. Tuhaf bir irkilişle kalemi kapıverdim durduğu yerden düşmek üzereyken:
“F(ilan) ’in babası, E’nin kayınpederi, D’nin kayınbiraderi, I ve İ’nin amcası, S ve Ş’nin dayısı vefat etmiştir. C caminden Ö vaktinde kaldırılacaktır. Allah Rahmet Eylesin. Belli ki ölen harf erkekmiş.”
Yan odadaki ninni sesleri, bebek vaveylasının azametinde hezimete uğramıştı. Sinirlerim iyice gerilmişti. Ortam da. Ölüm varsa yazmanın anlamı neydi? Duygu durur muydu ölüm ilanında? . Ve kalem kalem notlarıma kırılmıştı.
06/03/2011
Tokat |
| |
Mustafa Saka |
| |
|
| (c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Kalem notlarıma kırıldı (Tokat Ölüm İlanları) adlı şiirde hata varsa lütfen buraya tıklayarak bize bildiriniz.. |
| |
|
| |
|
Bu şiirin hikayesi:
Bir gün evde otururken kalemle uzun zamandır şiir yazmadığımı fark ettim. O sırada günün bütün sakinliğini bozan ölüm ilanı okunuyordu Tokat belediye hoparlörlerinden...
|
| |
|
|