Antoloji.com

Kahramanlık Şiiri - Hüseyin Nihal Atsız

Şiir
Antoloji.com ŞiirKitapcEtkinlikler cŞarkılar cResimcForumcNedir?cÜyelercGruplarc Mesajlarım
Şair Hüseyin Nihal Atsız Hüseyin Nihal Atsız Popülerlik=5/5
Bu nedir? 
Hayatı  Şiirleri  Forum  İstatistikler  Zevkler 
 << Önceki ŞiirHüseyin Nihal Atsız ŞiirleriSonraki Şiir >> 
Kahramanlık

Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.

Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
Koşar adım gitmeli onların arkasından.
Kahramanlık; içerek acı ölüm tasından
İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.

Yırtıcılar az yaşar... Uzun sürmez doğanlık...
Her ışığın ardında gizlidir bir karanlık.
Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık;
Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.

Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Bunun için ölüme bir atılış gerekir.
Atıldıktan sonra bir daha dönmemektir...
 

 
SİZCE BU ŞİİR NE HAKKINDA Şiiri Etiketleyin Nedir?


Şu konularda daha fazla şiir: Ölüm

(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. Kahramanlık adlı şiirde hata varsa lütfen buraya tıklayarak bize bildiriniz..
 
 
 
 
Bu şiiri Antolojim'e ekleyeceğim
Bu şiiri bir arkadaşıma göndereceğim
E-kart olarak gondereceğim
Şiire puan vereceğim

puan
8.7 10
(281 kişi)

 

yaz | oku

 

Facebook'ta
Bu Şiiri Paylaş
 
 << Önceki ŞiirHüseyin Nihal Atsız ŞiirleriSonraki Şiir >> 
Kahramanlık Şiiri Hakkında;
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:
 
nereye baksam hasretim sana: HARİKA BİR ŞİİR YİNE .KAHRAMAN DEĞİLSE BİLE, İNSANIN KAHRAMAN OLASI GELİYOR

50 person liked.
14 person did not like.
sinyali: Pek rengine aldanma felek eski felektir Zira feleğin meşreb-i nasazı dönektir demiş ziya paşa ...dönmeyi ne güzel anlatmış.. :)

19 person liked.
35 person did not like.
sinyali: bu ülkenin insanı bir de şöyle bir şey söylemiştir..her gördüğün sakallıyı deden sanma..her gördüğün aktivisti de aktivist sanma bakalım birinci yanından mı yoksa ikinci yanından mı aktivist.. bunları da söyleyeyim de içimde kalmasın...şimdi paso...sevgili nadir ve sevgili naci..gerçeğin peşinde peşin pazarlıklara kapılmayan , pazarlıksız gerçek arayıcısı dostlarım...sizlere özellikle bugün için saygı ve sevgilerimle... ...şimdi paso gerçekten günün şiirine benden..yenisinde buluşmak üzere

13 person liked.
29 person did not like.
Nsi/Nadir Sayin: Ve benden de ..sevgili dostlar iyi gecekler....

11 person liked.
28 person did not like.
Nsi/Nadir Sayin: İşin iç yüzüne şu aşamada ancak varsayımla yaklaşabiliriz…Bence mesele ve duyum..Hıristiynalığın bağnazığından arınmaya benzer Fransız devrimiyle başlayan ve Arap ülkelerinde olan bir halk ayaklanması..

10 person liked.
23 person did not like.
sinyali: Türkiye genellikle hayata kahraman başlayıp sonuçta korkak değilse bile yoğurdu üfleyerek yiyenlerin ülkesidir kanaatimce..hani bi şeyin bileşkesi meselesi...Bu ülkede kimin eli kimin cebinde ve kimin kolu kimin omuzunda bilmek çok zordur... Yani...benden bu kadar...

4 person liked.
19 person did not like.
sinyali: valla ben şu insanların yalancısıyım...Yalçın küçük, Soner Yalçın ve Tayfun Er... Rivayet ediyorlar ki...nakşiliğin bir kolu olan arusi bir şeyh varmış...adı küçük hüseyin efendi...eveliyatı afrikaya kadar uzanıyormuş..bu tarikatın...mısır felanda var sanırım...işte bu şeyhin bağlıları maraşal Fevzi Çakmak Alpaslan Türkeş Hüseyin Nihal Atsız ve bir çokları......ve menfur bir saldırı sonucu öldürülen Üzeyir garih te bu Küçük Hüseyin efendiyi çok seviyor ve öldürüldüğü gün ona dua etmeye gidiyormuş... İlginç konular...hem şiirle hem mısırla ilgisi var gibi gelmişti bana ...

3 person liked.
18 person did not like.
Nsi/Nadir Sayin: Evet ve bu bir bilinç meselesi..Kişi kendi içinde bulunduğu sosyal yaşamın mantık süzgecini yapabiliyorsa yüreğinde kahraman kavramı da insan odaklı..Ne kendi ırkının, dinnin, ideolojisinin üstünlük peşinde ne de bağımlılık müptelası. Ama bağlı yurduna..o da Eşittir toplumsal sosyal SORUMLULUK kendine ve öz çevresini-halkına ve insana.. Bence insan isterse öyle bir hatırlar ki..Önemli olan korkaklık değil, korkaklığa bağımlı olmak ya da kahramanlığı önce kendi yüreğinde insan kalarak taşımak..

2 person liked.
17 person did not like.
Nsi/Nadir Sayin: Naci dostum lütfen hemen alınmayalım..onu yaptıgım bir ironi kabul buyur..olumsuzluk çıkartma lütfen..bende senin kokereç geri dönümünü ironi anlayabilir miyim;;-) Evet ve.. Naci dostumuzun dediği gibi, korku imparatorluğu yaratanların insanlık ve devletlik sonu MISIR misali böyle sonucu götürüyor halkı…Halk şiir yazıyor..işte kahramanlık saltanatlıga halk ayaklanması ile böyle oluyor..Hangi bir Arap ülkesinin durumu farklı ki! Hepisinde de halk iliğine kadar yüz yılardan bu yana, dünyanın en varlıklı ülkeleri olmalarına rağmen halkı koyun gibi yönetirse ŞİİR gibi tokat yemeye müstahaklar.. İnsanlık geleceği daha nice şiirlere gebe ve doğuracak kendi özgür şiirine dönüşümlü yaşam yaratmaya.. Yani bu yazılan şiir(ler) ve ayaklanma esasında birer araç.. Amaç ise halkın işi..aşı..eğitimi..ülkenin varlığını ve kaynağı hakça paylaşım..kardeşlik ve barış, gönenç paylaşımında eşit olan mutlu bir yaşam; aşk sevgiye özgürlük.. İmamlar ve krallar..günleriniz ve dünyalık yaşamınız bilin ki Papazlar ve sömürücü kapitalist amcalar gibi bir gün gelip o da yıkılacak şiirlerle ve gerçek yaşamda da şiirde de Kahramanlık özü bu olsa gerek!

4 person liked.
18 person did not like.
sinyali: eccaip yerdir mısır..bu yüzden olsa gerek egypt demişler midir bilmiooorum..ama bidiğim bir şey var selaniğin bir kasabasından kavaladan giden mehmet ali paşa bugünkü mısırın osmanlıya karşı özerk olmasını sağlamıştır..mısır bize batılılaşma ve modernizmin gelmesinde en az fransa kadar etkin olmuştur. bir çok sosyolog söyle bunu... reşat nurinin kitabından sulandırılarak yapılan yaprak dökümünde de kızlardan birisi bir mısırlı prensle evleniyordu..Allah uzun ömürler versin münir özkul üstadımızda mısırdan bir miras nedeniyle uzun süre buhranlara düşmüştü.. şiirle ne alakası var diyecekler elbet okuyanlar..hüseyin nihal atsızın üstadı küçük hüseyin efendiye oradan babanzadelere kadar uzanan bir çizgi gündemle buluşunca yazdık gitti işte ..kabalistik düşüncelere göre uygarlıkların eveliyatında agartha ve himalayalar ve hindastan vardır ..sonrasında iskenderiye kudüs mekke istanbul..dünyanın hafızası şehirlerdir .. mısır halkı bir dolmuştan inip başka bir dolmuşa gelmiyordur umarım...hele bir genel kurmay başkanları amerikadan bir dönsün bakalım..bazı şeyler daha iyi anlaşılır

5 person liked.
11 person did not like.
Nsi/Nadir Sayin: Her zaman olduğu gibi, şimdi, görebildiğim klavye düzetmeleriyle tekarar!! Ve EVET NACİ dostum TARİHE NOT düşelim ..MISIR DEVRİMİ belki AMA önümüzde ki günlerde ne olduğunu ancak bileceğiz!! Şiirin konusu “KAHRAMANLIK’tı ki daha önceki yorumumda içeriğe değinerek, bu nasıl bir kahramanlıksa görüşümü irdeledim… Şimdi baktım, dolmuş mevzusu aynı tv deki diziler benzer şekilde ele alınmış..Buna değinen Sinyali dostumuzu anladım ama, Naci abimizinkini biraz köfteli ekmek içine ya da Kızılay’da ki kokerçe yeme boyutlarına benzettim..Şimdi aramızdan biri çıkıp kokoreç edebiyatımızı irdelerse hiç şaşmayacağım.. Ama baktım şiir..,derken konu şiir in ne olduğuna dönüşmüş..Tabii ki her şairin şiir anlayışı kendi gerçeği ve şiire baktığı gözlük…Ben hayır sen gözlüğünü çıkart benimkini tak demiyorum, ama madem öyle şiir nedir kendi bakış açımla şöyle diyorum… Şiire/şaire bakış açısı Önce yazıyı uzun bulacaklar için özetini sunmak istiyorum. Görüşlerime göre: 1. Bilinçli ya da bilinçsiz her şiir yazanın özünden çıkışlı onu şiir yazmaya iten kavramlar, ilhamlar, nedenler ve amaçlar vardır. 2. Şiir nihayeti itibariyle insanlar arası (kişinin kendi kendisine varasıya olsa da) iletişimler içindir 3. Şiir bir amaç, başlanğıç ve sonuç değil bir süreçtir. 4. Genel bağlamda hiç bir insan kendine özüne ve yakın çevresinden olan güvene sahip olmaksızın ben ‘şairim’ demez. 5. Şairliğin ve şiirin onayını, şiir yazdığını sanan, gerçek şair/ozan olanlar tarafından değil, nihayeti itibariyle okuyucuları ve halk verir. 6. Şiir yazdığını sanan ya da şair, ozan kendi bünyelerinde yapacağı en hayırlı ve edebiyata olacak katkısı, kendi içlerinde birbirlerine kökeni pozitif olan paylaşım, eleştiri ve özeleştiridir. Bunun haricinde yargılayıcı/önyargılayıcı bir tutum o kişinin ahkam kesmesi anlamındadır. Bir diğer anlatımla şair başkalarını değil kendini anlatmalıdır 7. Şiirlik ve şairlikte mutlak bir üstat ya da ozanlardan ilham alınır, ama şiir ve şairin nihayetinde varacağı bilinçli gidişat kendi tarızını oluşturması ve kopyalamak değil ürtmesidir. 8. Şiir, şair ve ozanlık hayat boyu süren bir yaşam üniversitesidir. 9. Yurdumuzda: “Bu ne kadar da çok şair var bu yüzden kalite çok düşük.” şeklindeki yaklaşımlar basit düşüncelerdir. Kökten/toplumdan gelmeyen ve verileri herhangi bir sağlam/araştırmaya, bilimsel bazlara dayanmayan sadece içi boş denecek ölçümde söylemlerdir. 10. Şiir yazan/şair ya da ozanın temelinden biride toplumsal boyut ve sorumluluk olduğudur. Şiir yazmak aynı zamanda bir boşalımdır/yansıtmadır. Yurdumuz genelinde milyonlarca insan sosyal ve ekonomik yoksunlukta devamlı gerginlik içinde olmasından (kimi gençlerin patlamaya hazır bomba potansiyeli olurcasına) bedenlerin gerğinliğini giderecek ve kanalize edecek içten gelen uğraşısı, olanağı ve teşvik edilmesi gerekmektedir. Ve eger bu şiirle olacaksa büyük bir erdemliktir; o genci bilinçlenme sürecine sokar, tek başına patlamaz, düzeni bilinçli olarak değiştirmek için kollektifleşir ve ortak paydalarda buluşur halkıyla…Yani nerdeyse isterse genç nesil Türkiyemizde şiirle başlayan süreçte bir devrim yapabilir, kimbilir… Evet şimdi konuya dönüp detaya inelim.. Şiire bakış akışını netleştirmek için önce bir alt yapı oluşturmak gerekiyor. Kişinin dünya görüşü onun şiire bakışını etkileyen en belirgin bir etken olduğunu düşünüyorum. Sanat, inanç, bireysel ve toplumsal yaşam, kültür, gelenek ve görenekler, ırk ve saire etkenlerin ve kavramlarında şiire bakışı etkilediğini yadsıyamayız tabi. Hümanistliği = insanları sevme ülküsü, bir dünya görüşü olarak ele alırsak ve bunun kavramını ozanlık ve şiirsel evrensel boyuta çektiğimizde aklımıza ilk gelen Yunus Emre olur. Yunus Emre’nin şiirlerinin özünden onun gerçek bir hümanist dünya görüşülü olduğunu söylersek yanılır mıyız? Yunus Emreden dinleyelim: 'İnsan sıfatı, Kendi Hak İnsandurur Hak, doğru Hak Bu insanın suretine Cümle alem hayran imiş * * * * ** * İnsan olan buldu Hakk’ı Meclis onun odur saki Hemen bu biçare Yunus Aşk ile bil ayan imiş * * * * * * * * Adımız miskindir bizim Düşmanımız kindir bizim Biz kimseye kin tutmayız Kamu alem birdir bizim' Yanılmıyorsak, yazdığı şiirleriden mi Yunus Emre hümanist olmuştur? Yoksa hümanist dünya görüşüne erişmesi/yetkinleşmesi ardından mı, insanı evrensel boyutlarda işleyen şiirler üretmiştir? Tabi ki ikincisi. İnsan belki okuduğu hümanist şiir ya da yapıtlardan, ilgilenme/etkilenmelerde, eğitim ve yetişme tarzlarından ve saire hümanist olabilir, ama hümanist olmadan, özü evrensel insan olan şiir üretilmesi mümkün değildir kanımca. Burada hümanistliği biraz açmak gerekiyor. Ersmus dünyaca ünlü bir Hollandalı filozfdur. Türkiye dahil diger bir çok ülkede Ersmus üniversiteleri vardır ve öğrenci değişim programlarında isim babalığı yapmıştır. Rönesansla ortaya çıkan hümanizim akımının yaratıcılarından biri olarak görülür. Ancak gelin görünki bu ünlü hümanist 1453 te Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethi aşamasında “Haçlı seferlerinin” olması gerektiğini savunanları desteklemiştir. Buradan çıkışla Erasmus’un evrensel hümanist olduğu söylenebilir mi? Hümanistlik, savaşta dâhi insan olan düşmanına saygı ve hoşgörü gerektirir. Ama bir Ömer Hayyam aynı Yunus Emre gibi zihni hür ve insanı öze kor yanıyla hem de tam köklemesine hümanistir, hoşgörülüdür tüm dünya insanlarına. Çok örneklemelere girerek konu dağılsın istemiyorum. Ancak yukarıdaki örneklerle vurgulamak istediğim öz, şiirin bir ‘amaç’ olarak ortaya konulamayacağını, şiirin bir başlanğıç ve sonuç olamayacağını, ama nihayeti itibariyle bir insan iletişimlerinde (kişinin kendi kendisiyle de olsa) bir ‘araç’ ve ‘neden’ olduğunu irdelemeye çalışıyorum. Tabi bir sözcük seçiminden tutunuz dil kullanımı, birikimler ve özellikle hayat okulunda tam pişmişliğe yüz tutmaya gidişat olmadan kişi: “Merhaba ben şair olarak geldim” der mi? Kişi hem bunu demez hemde örnek bir Orhan Veli gibi üstat ne anasından şair olarak doğmuştur, nede gök zimbille şair olarak yere inmiştir. Bana kalırsa ‘ozanlık’ mertepesine uluşmış şair dahi başkalarına şairin nasıl olunması gerektiğini, ya da neden şair olunamayacağını değil, kendisinin nasıl şair ve ozan olduğuna dair duygusunu/ilhamını ve görüşünü anlatmalıdır. Kanımca şairlikte ve ozanlıkta tek ölçüt budur. Bunu degerlendirip o fonksiyonu verecek tek ölçütte onun okuyucuları ve yaşadığı toplum veya evrendir. Bu ancak şairliğe meyilli olanları gerçek ‘şair’ olmaya ve kendi tarzını oluşturmaya teşvik eder ve etkili olur kanısındayım. Şiire benzer karalamalarıyla sadece kendi bünyesinde kalandan tutup ta şiiri duyumsama ve yansıtmada kendi bünyesini aşıp okurlara da onda kendilerini bulduran yetkinlik ölçütündeki şairlerden birşeyler öğrenmeye çalışanlar, şiire yönelik açıklamalarda kendi görüşünü belirtmesi, o kişinin gerçek bazda şairliğe soyunduğunun ve samimiyetinin belirtisidir. Bir diger anlatımla şiir yazdığı bilincinde olduğunu sanan kişi, şiire yönelik açıklamaları sadece kopyalıyarak, bunu başkalarına sunması onun, kendi tarzını oluşturamadığına bir işarettir. Yanılmıyorsam üstat şairlerinizden ve ozanlarımızdan hemen hemen hiç biri bir başka şairin nasıl şiir yazması gerektiğini söylememiştir. Kişi başkalarının gözünde ne derece çoşkulu şiir yazıyor olursa olsun, bir şairlik eğitimcisiymiş gibi, nasıl şiir yazılıp, şair olunacağından vurgulamalar yapması bir ahkam kesmeden öteye gitmez. Vurguladığım gibi şiir yazmak bir başlanğıç/sonuç değil, bir süreçtir. Aynı bir üniversite ögencisinin tez hazırlama yılında kendine verilen verilerle araştırmaya koyulup tezinin konusunu, işleyişini ve varacağı sunuçu üretmesidir. Bu süreci izleyen her kişi ‘tez’ i başarılı bulunursa ortaya has bir ürün çıkar. Bizlerin bu alandaki üniversitemiz ise hayat üniversitesidir ve tezimizi nihayetinde onaylayacaklarda okuyuculardır. Bizler her biriniz kendi farklı farklı seçtiği konularla, yetenek ve araştırmalarımızla sınıf arkadaşlarıyız. Kimimiz birinci sınıfta..kimimiz..üniversiteye girme hazırlığında ve kimimiz tez yılındadır, kimimiz ise diplomalıdır. Öğrencilerin sınıfını geçmesi/imtihanı başarıyla bitirmesi ve nihayetinde diploması öğrenci arkadaşları tarafından onaylanmaz. Öğrenciler yapsa yapsa ancak bir birini teşvik eder..yardım eder..paylaşır ürünlerini ve eleştiriler getirir. Bu alanda diploma halktan ve okuyucudan alınan onaydır. Ama siz bu gerçeği vurgulamaz ve teşviki yapmazda aynen falanca öğrencinin gibi ‘tez’ olması gerekliliğini devamlı kafalara işlerseniz, alın size 50 öğrenciden 40 tane kopyalanmış tezler.. ‘Dağlar seni delik deşik ederim..Dağlar seni delik deşik ederim.” Ya da biraz o ilhamla: 'Seni delik deşik ederim dağlar” veya “Delik deşik ederim seni dağlar” dön dur, kopyala vur bir üretilmişin etrafında. Yüz tane sesi güzel, cinsi güzel şarkıcı/türkücüden seksen tanesi aynı parçayı söyle babam söyle. Ve seyircileri ile dinleyicileri: “Ya şu adamın sesine bak yaaaa ne güzel hayret yaniii.' Öbüründen geri dönüm: “Sen ne diyorsun canım ya sen hiç o parçayı falanca hanımdan dinedin mi? Vallahi bitersin/ölürsün ya” Yüzden geri kalan on tanesi de bestesini başkasına yaptırsın. Nihayetinde kalan beşe gelelim o da tabi kısmet olabiliyorsa: “Ovalar seni keşfederim/bayırlar seni aşarım/tepeler sana koşarım.” gibi tap taze yeni ürtimlerle çıkıyor ortaya. Buna da şükretmek lazım. Yüzde yüz kopyacı olsaydık ‘üretimin’ ne kelime, ne de bir kavram olduğunu dahi bilemezdik ki! Her şiirin yazımında etkilenme olsa da nihayetinde bir kişiye has tarz üretimindeki önemi, kendimce vaz geçilmez bir kıstas olarak görüyorum. Mutlaka kitap çıkartmış olmak, A listesinin tepesinde bulunmak..yada bir grubun yöneticisi/kurucusu, günün şiirie seçilmis olamakla şiire/şaire dair görüşler ortaya sürülüyorda ve daha yeni yeni heycanla şiir yazmaya çalışan bir kalem dost, kendi şiir anlayışını anlatmıyorsa/anlatamıyorsa ya da bu ona anlattırılmıyorsa, o zaman, ortada bir kavram karğaşası vardır inancındayım. Burada tekarar bir diger konuya geçiş yapmak istiyorum. Türkiye’de sık sık duyduğum örnek Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında pek çok insanın şiir yazdığı ve ben şairim diyenlerin gittikçe arttığı söylenmektedir. Bunun şiir kalitesine olumsuz etkileri olduğu irdelemeleri her yerde karşınıza çıkmaktadır. Bunda gerçek payı yattığını yatsımamak gerekir belki. Ancak bundan önemlisi ‘neden’ sorusunu kendimize sormamızdır. Kendime bu soruyu sordum ve hâlâ cevabını bütün yönleriyle bulduğumu söyleyemem. Bulduğum ise şu, Avrupa ülklerinin genel toplumsal yaşamda daha çocuğun küçük yaşlarında ona oyuncak alınır, uyuma zamanında masal hikaye okunur, çocuk ve o daha üç-dört yaşlarından itibaren bir uğraşı (hobi) ye yönlendirilir. Çocuk ‘çocukluk’ devresini yaşar gidişatıyla artık en az bir tane kendine ait bir hobisi, ergenlik çağına geldiğinde belki iki tane uğraşısı vardır. Soporun hangi dalı olursa olsun onun külübüne sporunu yapar, müzikse mutlak birisinden müzik dersi alır ya da resim yapıyorsa onun da kursuna gider. Bizim toplulumuza dönersem birincil gereksinimlerin ekmeği taştan çıkartırsıya halk yığınları istese istemese de siyaset ve ekonomik boyularda bir dünya görüşüne yönelmesi kaçınılmazdır. İkincisi ise işin-aşın peşinde koşturan milyonlarca çocuğun bir ‘hobi’ edinmesi neredeyse olanaksızdır. Aynen bundan otuz sene öncesi bizim çağımızda bir lastik topla tarlalarda maç yapabiliyorsan ne mutlu sana. O zamandan bu zamana var olan toplumsal düzende pek köklü bir değişiklik olduğu söylenebilir mi? Sanmıyorum. Biyolojik, fiziksel ve psikolojik gereksinimler bedenin bünyesinde olduğu, günümüz insanında yüz yıldan beri yapılan bilimsel, tıbbi deneylerle ortadadır. İşle-aşla ve geçimle, sorunlarla mücadele eden beden hep gerginlikler içindedir. Gergin beden esneklik ister, gereksinimleri gidermek ister. Beden bünyesinde boşalmaya, enerjisini kanalize etmeye ve olumlu, hoşnut kaldığı boyutlara bunları haracamak ister.. Bu gereksinim yoksunluğu yaşayan ve bunalımlar girdabında bomba gibi patlamaya hazır bir gencin katil olmasındansa.. binlerce şiir yazan genç hoş gelsin aramıza diyorum. Bunları ürkütmek değil - kucaklamak, olumsuz değil- olumlu eleştirmek ve kovmak değil-teşvik etmek gerekir. Konuyu bu boyutlarıyla da irdelendiğinde işte ‘şiir’ yazma aynı zamanda bir boşalımdır. Belki içsel gergin sıkıntıları ama özlemeleri, sevgiyi ve umutları yansıtarak kanaliz etmektir. Buna teşvik ise bırakınız bu alanlardaki edebiyat dünyasını; kurum, kuruluşları ve saire, kendini bilinçli olarak toplumun bir ferdi sayan her insanın toplumsal sorumluluğudur. Diğer olabilecek tüm kıstasları bir kenara korsak bu, ‘şiir’e ve şair olunma girişimine toplumumuz bünyesinde sadece sevinilecek ve teşvik edilecek bir kavram olmalıdır. Şiir benim tekelimdedir, şiiri ve şairliği ben bilirim gibi görüşler ise bu açıdan dâhi bir kişinin, grubun, kurumun ya da bir üstatın olsa olsa özde ancak kendilerini tatmin etme veya sırf kendi çıklarını emme boyutunun göstergesidir düşüncesindeyim. Saygımla..

6 person liked.
10 person did not like.
Onur BİLGE: Ya şiir yazarsınız ya da kendiniz yazar kendiniz okursunuz. :) Şiir var mı şiir? Laf var laf... Laf!..

5 person liked.
8 person did not like.
Lara Açanba: kahramanlık yoktur...sadece bir şeyi isteyerek yerine getirmek veya bir şeye gönüllü talip olmak vardır..şiir hiçbir zaman araç değildir beyefendi..böyle düşünenler en başta kendi ilhamının içine ot tıkar..o dediğiniz kişilerin sizlerden hiçbir farkı yok..sizsiniz onları kahraman veya şair yapan..yoksa onlar sadece şiire ulaşmaya çalıştılar..ama doğru ama yanlış...bugün sadece inanarak bir şeyi yapıyorsanız bu kahramanlık diyorsunuz da...insanlıktır..ve insanlığın lügatında kahramanlık yoktur..sonradan eklenmiş korsan bir kelimedir..daha ayrıntılı yazmak hem sizi hem beni üzer...ahkam kesmeye gelince..o da korsan bir kelimedir..işine gelmeyenlerin uydurduğu..gerçekler yüzyıllık tozlu raflarından..artık aşağı indirilecek..ve abartılı yanlış şairlerin canını aldığı şiirler hesap sormaya başlayacaktır..tek derdimiz budur..eğer bu ahkam kesmek ise..devam arkadaşlar..doğru yapıyoruz demektir sevgilerimle

5 person liked.
9 person did not like.
Yanıltan Işıklar: Hakkında onlarca kitap yazılacak bir konu... Onurlu bir yaşam peşinde koşuşturan kahramanlar.. Kendi çıkarları için başkalarını ezmeyen kahramanlar... Egosunu tatmin etmek için şöhret aramayan;bu yolda acımasız ve bencil bir yaşamın kurbanı olmayan kahramanlar... Edindiği sosyal statü ne olursa olsun,insanlara eşitlik ,adalet ve hizmet vermekten başka şey düşünmeyen kahramanlar... Nefret ve kinin nefret ve kinden başka birşey doğurmayacağını bilerek sağduyulu yaşayan kahramanlar... İnsanların ,ölümcül,basit canlılar,toplumların;o veya bu farklı kültürün etkisi altında şekillenmiş, aslında aynı zavallı,ölümcül insanlardan oluştuğunu anlayacak kadar sağduylu yaşayarak;barış,dostluk ve dayanışmadan başka hiç bir şeye odaklanmamış kahramanlar... Ya da Bunların hiç birini anlayamacak kadar: Beyinleri paranoya ve nefretle doldurulmuş, Kendi ırklarının daha üstün bir ırk olduğunu ispatlamak için elinden geleni yapmaktan çekinmeyen,düşmanlık ,hırs ve nefret doğuran,tüm insanlığın yeryüzünden silinmesi için sadece bir astroidin yeterli olduğunu göremeyecek kadar cahil kalmış zavallı insanlar... Saygılar Fikret Şahin

3 person liked.
8 person did not like.
Onur BİLGE: Vasat bir şiir... Epik bir şiirde olması gereken coşku yok. Dizeler sendeleyerek koşmaya çalışıyor. Dili de sendeletiyor. Oysa aynı fikir, kahramanca işlenebilir, kitleleri ayağa kaldırabilirdi. Ondan da o beklenirdi. Demek ki nutuk atmak başka, şiir yazmak bambaşka! Çalakalem olacak iş değil yani... Kuralları var. Gönül de yetmez bir başına. Dili ustaca kullanmak, tam on ikiden vurmak lazım! Yüreği avuçlamak ve sıkarak yönlendirmek... Hissetmek derinliğine ve olanı olduğu gibi hatta en az bir kat fazlasıyla hissettirebilmek... Kolay gibi görünen çok zor bir iş... Kusma gibidir. Vakti saati vardır ve kendisi ayarlar; insan, ona tabi olmak zorunda kalır. Şiir, aniden ve çok güçlü bir debiyle fışkırır. Demek ki bu öyle güçlü bir şiir değil. Öyle... Hani ilk dizelerini okumaya başladığımızda tüylerimizin diken diken olduğu... Birer kahraman kesiliverdiğimiz, okudukça... Gözlerimizi yaşartan... Yanaklarımızı ıslatan... Şiir öyle olmalı, epik olacaksa. Şair öyle yazmalı, yazabilmeli, eğer yazacaksa... Çoklarının arasında yok olup gidecekse... Özenmemeli bile. Oysa eline kalemi alan şair geçinmekte, günümüzde… Şiir nedir? Ne değildir? Birkaç laf deyivermek midir, kalemin ucuyla? Şiir; sayfalar, defterler, raflar dolusu yazmak, yazmak, yazmaktır. Sonra özet çıkarmak, bir nevi... Sonra sözün özüne, özün gözüne inmek... Mermileştirmek, pamuk balyalarını... Cesaretle namluya sürmek ve tam hedefe nişan almak... Tek kurşunla işi bitirmek, kısaca... Ah! Şiir... Ardından koştuğum... Koşmaktan yorulduğum... Bir türlü yakalayamadığım hayal! Kaç kişi yazamadan can verdi, kim bilir! Kaç kişi ulaşamadan can verecek! Dört yapraklı yonca... Sabahın ilk ışıklarıyla gülümsemeye başlayan, şebnem dolu gonca... Onca çaba... Onca emek... Şiir demek, efsane demek... Şair, kahraman... Şiir... Şiir ama... Ne zaman? Mutluluklar... Onur BİLGE

4 person liked.
10 person did not like.
Lara Açanba: ….aynı gecenin sabahında…odasının kendine has kokusu yavaş yavaş dağılmaktadır …kıpırdamadan..öylece olduğu yerde…sabırla bekleyen…şiire döndü…nerdeyse konuşacakken…elindeki ağır şiirlerin yerine bırakılması gerektiğini düşünüyordu şimdi…yemeğine hiç dokunmayan kedisine mırıldanarak yeni şiirini okuyordu…gözlerini öylece üstüne bırakıp…tabağına uzanırken…ellerinin titremesi geçmiş…yağmur durmuştu…çalınan kapıya aldırış etmeden…sulara bıraktı yerini sevmeyen şiirlerini…hiç dönüp bakmadan dudaklarının yanındaki beyaz saç telini…yorganına sıkıca sarılmış arka odada uyuyan şiirin yastığına koydu… …Osmanlı saraylarının kız kurusu fasıllarından aşina olduğu …birkaç,kişilik yemek artığı yaşamından küçük bir ilhamı…mutfağın…taş yolluğuna..sinirli bir şekilde fırlatılmıştı ki…eğilip..toplamaya başladı…kahraman bir dönüş nasıl ve ne için erdemli olurdu..ve şiir ne vakit kahramanlık adına sıyrılırdı hedefinden…yoksa Adsız bir şaşırtmanın on ikiden sonra vurulan kapılarındaki …bekleyen amma velakin dönen…amma velakin ileriye atılıp dönen o mermileriniz ne ile takardı göğsüne şiire ait apoletlerini… …Anlamsız gelen bir iç sesiyle yaşadığı anlık sıçramanın dar nefes yollarına hiçbir faydası yoktu… çaydanlığı ağzına kadar doldurup… odasına giden sessizliğin adımlarını takip etmekte her zamankinden kararlıydı şimdi… ..uzun bir süredir ne uyuduğunun ne de ne vakit uyandığının farkında değildi ama şikayetçide değildi bu durumdan…odadaki geçmeyen soğukluğun ne ile bitebileceği yine aklına takılmış…şöminenin yanı başında gözleri açık uyuyan kedisine tuhaf tuhaf bakmaya başlamıştı…aynı ve değişmeyen çığlık yine başlıyordu..aşağıda tepenin arkasında ışıkları hiç yanmayan konak…onu korkutmak yerine kapısını çalmak için sabırsızlandırıyordu..üstelik gecenin bir yarısı yapmıştı…içerden kuru bir rüzgar kapı aralığından ışığını ona gönderirken …açılmamıştı… …hiçbir şeyin onu korkutmadığını hayretle fark etti… …arka odanın kapısında birinin durduğunu gördüyse de sesini çıkarmadan… elindeki deki şiirin şairine ait bir fotoğraf bulması gerektiğine inanıyordu… ve saate bakmak içinden gelmediği için… şöminenin yanması gerektiğine karar verdi… kapının arkasındaki(eski konağın kahramanlık günlerine ait) baltayı alarak… merdivenlerden inmeye başladı…(devam edecek)

4 person liked.
10 person did not like.
günçiçek: Hocam yeni şiiriniz çok güzel saygılarımla sevgilerimle. kaleminiz daim olsun kaleminiz hiç susmasın. si[zlerden örnek alıp yola çıkıyoruz. çünki yolun yolcosunuz sizlerden sonra geleceklerin ışığı olunuz şiirinize on 10 veriyorum daim kalınız

5 person liked.
9 person did not like.
uzağım: anladım...roman yazıyor laraaçanba...yanılıyorsam eğer kahrolayım!..:))))sana kolaylı gelsin Lara...bir plaja adını verdim Alanya kıyılarında...mavi mavi bakar denize...kum kum devinir rüzgarda...elleri susamlı simit...kırıklar martılara...:))) işte böyle Laraaçanba!..bunlar da senin hakkında düşündüklerim...affola!.. :)))))) sevgi ile dedikten sonra,geldim şiire: asıl kahramanlık,hayata kılıç sallamaktır bence...hem de kırmızı pelerin taşımadan..boğaları öldüren şişleri kuşanmadan...gözlerini kırpıp yıldızları izlemektir ve düşürmektir onları bahçendeki çukura...mesela durup dururken gülmektir aynı kol aynı bacak yürüyen bir adama:)))ne bileyim ben,nesela deyip sumak ve de dönmektir kendi içine...içindeki kırkpare mindere yayılıp uyumaktır belki de... kahraman olmak,yurduna yuvana sahip çıkmaktır...yuvadaki ateşi durmadan tutuşturmak,yurdundaki ateşi söndürmektir aksine... of ya.....:))) şaire rahmet diliyorum...herkese saygılarımla...

4 person liked.
8 person did not like.
Halide Müberra Kalkan: vaaaaaaaaaaaaaaaaav bu yorumlar ne böylee

4 person liked.
9 person did not like.
love and life/İbrahim EROĞLU: SERDE ERKEKLİK VARDI.... Yıl bindokuzyüzyetmişsekiz, Herkes vatanı kurtarıyor,ne demekse… Yoldaşlar da ülkücüler de aşka yabancı Gündüz çatışanlar gece sinemada aşk filmlerinde ağlardı Aşkın yitik kuşağıyız Bundandır suskunluğum,kızarmalarım… Siyah beyaz filmlerden çaldığım sözcükler vardı Gözlerinde lal oldum,söyleyemedim Fırtınalarım gamzelerinde yatıştı,sustum. Her soruna cevabım iyiyim’di Oysa anlatamadıklarım bağıramadıklarım, buradan kıyamete yol olur yeni öğreniyordum Türkçeyi radyolarda aşk sözcükleri arıyordum sadece sana söylemek için hatta arkadaşımdan ödünç kazak bile almıştım sadece senin görmen için anlatamadım, içimde kaldı düşlerim serde erkeklik vardı yazlık sinemaya beraber gidemedik, mahalle baskısı değil, param yoktu. film arası şarkılarda bakışırdık belki de ellerini tutamasam da… Sana koşarken Mahalle bakkalının camında saçlarımı tarardım, Yol boyu her su birikintisinde ayakkabımı temizler, Adını bilmediğim çiçekler aşırırdım tanımadığım bahçelerden Sol yanımda düğün vardı Gülüşüne koşarken tanıştım kalbimle Yaşamla tanıştım Dahası şair oldum Fırıncının camında son kez kıyafetimi düzeltirken Seni düşünürdüm en masum düşlerle Sana koşardım cennete koşar gibi. Ama sana hiçbirini anlatamadım Serde erkeklik vardı ne de olsa, Bir de vatan kurtarma sevdası…

4 person liked.
8 person did not like.
Bu şiir hakkında yazılmış 48 adet yorumu okumak için tıklayınız.
 
Bu şiir ile ilgili düşüncenizi paylaşın:

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
 Bu Şairlerimizi Okudunuz mu? (bu da ne?)
Belgin Berber
Mevlüt Oğuz
Beytullah Ulaş
Nesrin Erdoğmuş
Bilal Yalçın
Salim Kabasakal
Şükran Beşışık
İlhan Sağlam
 Bu Şiirimizi Okudunuz mu?
Gençliğim (Nihat Kuruyer)
 TOP 100 Şiirler
1  Beklenen  (Necip Fazıl Kısakürek)
2  Ben Sana Mecburum  (Attila İlhan)
3  Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?  (Victor Hugo)
4  Bence Şimdi Sen de Herkes Gibisin  (Nazım Hikmet Ran)
5  Anlatamıyorum  (Orhan Veli Kanık)
6  Hasretinden Prangalar Eskittim  (Ahmed Arif)
7  Ayrılık Sevdaya Dahil  (Attila İlhan)
8  Kaldırımlar 1  (Necip Fazıl Kısakürek)
9  Ben Senden Önce Ölmek İsterim...  (Nazım Hikmet Ran)
10  Sakarya Türküsü  (Necip Fazıl Kısakürek)
» Tüm Top 100 Şiirler
 Konularına Göre Şiirler
Aile
Barış
Kadın
Allah
Bebek
Mutluluk
Ankara
Doğum Günü
Ölüm
Anne
Dostluk
Özlem
Asker
Gurbet
Savaş
Aşk
Hasret
Sevgi
Atatürk
Hayat
Sitem
Ayrılık
İhanet
Vatan
Baba
İstanbul
Zaman
 Günün Şiiri
Babam İçin Bir Sonsuz (Nilay Özer)
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: Kahramanlık Şiiri - Hüseyin Nihal Atsız

Antoloji.com
19.12.2014 15:36:02  #.234#
[2755]
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]

#2755 ##922